mahkeme 2020/712 E. 2023/2249 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/712
2023/2249
5 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/712
KARAR NO : 2023/2249
KARAR TARİHİ : 05/12/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/01/2020
NUMARASI : 2016/1299 Esas 2020/48 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
BİRLEŞEN 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2016/1345 E. SAYILI DOSYASI
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
BAM KARAR TARİHİ : 05/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 05/12/2023
Asıl davada davalı- birleşen davada davacı ... vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kara taşımacılığı işlerini üstlendiğini ve taraflar arasında bu taşımacılık işlemlerinden kaynaklı cari hesap şeklinde işleyen bakiye bulunduğunu, son olarak yapılan 17/07/2016 tarihindeki taşıma işleminden sonra davalının bu taşımada geç teslim olduğunu ileri sürüp müvekkiline gerekli ödemeyi yapmadığını, akabinde taraflarınca davalı aleyhine İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11958 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın ise takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğinden bahisle; davanın kabulü ile davalının İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11958 e. Sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile takibin 930-Euro üzerinden devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin müvekkiline ait Almanya, İsviçre ve Avusturya ya özgü Bavyera tipi kıyafetleri davacı firmanın maillerle bildirdiği kardarıyla ... isimli bir ihracatçının malları ile birlikte taşıdığını, bu mallarda çıkan sorunlar sebebiyle geç teslimat yapıldığının taraflarına bildirildiğini, yine aynı maillerde uğranılan zararların bir reklamasyon faturasına dökülmesi halinde zararın karşılanacağını belirtilmesine rağmen zararının karşılanmadığını, davacı tarafın bu mevsuf ikrarından dilekçesinde hiç söz etmediğini, müvekillinin TTK 874. Ve 875. Maddesi uyarınca uğradığı zararların tazmini için icra takibi başlattığını, reklamasyon faturasına dayanan işbu takibe davacı tarafça haksız bir şekilde itiraz edildiğini bunun üzerine İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2016/1345 E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davasının ikame edildiğini, işbu davada müddeabihin değerinin 12.839,78-TL'nin bu niteliği ile davacının alacağının çok üstünde olduğunu, takas defilerinin konusu olan zararın taraflarınca değil davacı tarafça bizzat belirlenen ve kabul edilen bir rakam olduğunu belirterek; takas defi nedeniyle davanın reddine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12377 Esas sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, davalının itirazları üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu, bu nedenle itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş olup, davalı vekili 08/12/2016 havale tarihli dilekçesiyle tarafları ve dava konusu aynı olan İzmir 2. Asliye ticaret Mahkemesi'nin 2016/1299 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, her ne kadar teslim edilen malların geç teslim edildiğini ve bu sebeple zarara uğradığı iddiasında bulunmuş ise de, bu zararın miktarını, niteliğini, niceliğini tereddüte yer vermeyecek ölçüde ortaya koyan yeterli delil ibraz edemediğini, tek taraflı soyut ve belgesiz hasar iddialarının ve buna istinaden tek taraflı düzenlenen faturaların kabulünün mümkün olmadığı, müvekkiline iletilen bir tutanak, delil tespiti, resmi makamlarca tutturulmuş ve hasarı belirleyen bir rapor mevcut olmadığını, davacı taraf geç teslim sebebiyle zarara uğradığını iddia ediyor ise de, CMR 23/5 uyarınca davacının talebi 500 euro olan navlun bedelinden fazla olamayacağını kaldı ki bu tutarın taraflarınca ikame edilen davada alacaklarından mahsup edildiğini, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, CMR Konvansiyonu hükümleri gereği taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan taşımacının sorumlu tutulamayacağını davanın reddini talep emiştir.
MAHKEMECE: "... Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; "davacı ile davalı tarafın davacının taşımış olduğu malı geç teslim edip etmediği, davacının işbu taşıma nedeniyle taşımadan kaynaklı alacağı olup olmadığı, var ise alacağının miktarı aynı zamanda birleşen davada davacının söz konusu taşıma sırasında malların ziyanı ve bu taşıma işinin geç teslim ile neticelenip neticelenmediği söz konusu olup olmadığı, bu nedenle herhangi bir zararın oluşup oluşmadığı hususlarında uyuşmadıkları" şeklinde tespit edilmiştir.
Taraf iddia ve savunmaları doğrultusunda mahkememiz 11/07/2017 tarihli celsesi ara kararı uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde uyuşmazlık konusu hakkında rapor düzenlenmek üzere inceleme yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti 04/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacı birleşen dosya davalısının defter kayıtlarına göre birleşen dosya davacısı ... A.Ş'den takip ve dava tarihine göre 1.430,00-Euro alacaklı olduğu ve bunun ... Bankası 31.12.2016 döviz alış kuru üzerinden TL karşılığı 5.305,16-TL olarak kaydının bulunduğunun tespit edildiğini, takibin 1.430,00-Euro üzerinden yapıldığı, davanın ise dava konusu edilen malın navlun (taşıma) bedeli olan 500-Euro düşüldükten sonra kalan 930,00-Euro olduğu göz önüne alındığında davacı birleşen dosya davalısının defter kayıtlarının iddiasını desteklediği, yine davacı birleşen dosya davalısı şirketin defter kayıtlarında davalı birleşen dosya davacısı şirketin kesmiş olduğu birleşen dosyada alacak konusu 06/09/2017 tarihli 12348 nolu 12.839,78-TL bedelli faturanın kaydının bulunmadığının tespit edildiğini, davalı birleşen dosya davacısının defter kayıtlarına göre davacı birleşen dosya davalısının defter kayıtlarında takip ve dava tarihine göre davacı birleşen dosya davalısı ... A.Ş'nin alacak konusu faturalarının hepsinin de defter kayıtlarında bulunduğunun tespit edildiğini, dava konusu taşıma işinin CMR'ye tabi olduğu ... şirketinin taşıyıcı ...'ın ise gönderen olduğu olayda teslimde gecikmenin aşikar olduğu, ancak taşıyıcının teslimde gecikmeden sorumluluğunun CMR md. 23/5 gereği taşıma ücretiyle sınırlandırıldığı, eşyanın hasar/zıyaına bağlı tazminat talep ediliyor ise gönderen tarafından hasarın zıyaın ortaya konulması gerektiği, ancak dosyada buna dair belge olmadığı, şayet ortaya konulduğu takdirde taşıyıcının sorumluluk sınırının bu sefer CMR md. 23/3 gereği özel olarak hesaplanması gerektiği, bunun da elbise başına yaklaşık 36,00-TL olduğu kanaatine vardığını bildirmiştir.
Mahkememiz 25/12/2018 tarihli ara kararı uyarınca dosya Tekstil Mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek dosyaya sunulu tüm deliller değerlendirilerek asıl dava ve birleşen dava yönünden rapor düzenlemesi istenilmiştir.
Tekstil Mühendisi bilirkişi 21/01/2019 tarihli raporunda; davaya konu emtianın alıcısına geç teslim edildiği, davaya konu emtianın zayi olmadığı, üzerlerinde herhangi bir kalıcı ayıbın olmadığı ve dava dosyasındaki tır fotoğrafları plakasının ... her iki gönderimde kullanılan bu tırların plakalarından farklı olduğu kanaatine vardığını bildirmiş olup, rapor içeriğinde biber paketlerinden sızan biber kokusunun askıdaki emtianın kılıfı üzerine yapışmış - bulaşmış olabileceğini bu tür geçici kokukların açık havada havalandırmayla giderilebileceğini belirtmiştir.
Davalı birleşen dava davacısı taşıma nedeniyle meydana gelen zararını ispata yarar somut bir delil dosyaya sunmamıştır. Taraflarca getirilme ilkesi, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporları dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-ASIL DAVA YÖNÜNDEN
1-Davanın kabulü ile davalının İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2016/11958Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine itirazının iptali ile, 930,00-Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak 1 yıllık euro mevduat hesabına devlet bankalrınca uygulanan değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
II-BİRLEŞEN İZMİR 3. ATM'NİN 2016/1345 E. SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
1-Davanın REDDİNE, '' şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmün bilirkişi raporları esas alınarak kurulduğunu ancak, aldırılan raporların özensiz hazırlandığını ve bilimsellikten uzak olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, karşı yanın açık ikrarını içeren yazılı belgesine rağmen yerel mahkemenin taşıma nedeni ile meydana gelen zararı ispata yarar somut bir delil sunulamadığından bahisle hüküm kurduğunu, asıl davanın kabulüne dair kararı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin dava konusu somut uyuşmazlıkta mümkün olmadığını, müvekkil şirketin delil niteliği taşıyan ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmeden hüküm tesis edildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, gerekirse yargılamanın yeniden yapılarak hüküm kurulmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava ve birleşen dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin asıl dosya yönünden yaptığı istinaf talebinin değerlendirilmesinde;
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2020 tarihinden itibaren ise, bu sınır 5.390,00 Türk Lirasıdır. Davalı tarafın istinafa konu ettiği alacak miktarının 3.178,089 TL olması nedeniyle 23/01/2020 tarihli gerekçeli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece asıl dosya yönünden verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının asıl dosya davalısından tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince asıl davada mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle asıl dosyada davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
Birleşen dosya yönünden davacı, asıl dosyada davalı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacı taraf, davalının taşıması nedeniyle zarara uğradığını, yurtdışındaki firmanın kendilerine iskonto faturası kestiğini, bu nedenle kendilerinin de reklamasyon faturası keserek davalıya bu bedeli yansıttıklarını belirterek reklamasyon fatura bedelini talep etmiştir.
Davalı taraf ise; davacının bir zarara uğramadığını, zarara uğradığına dair somut bir delil sunmadığını davanın reddini talep etmiştir.
Her ne kadar davalı taraf davacının zarara uğradığının somut olarak ortaya konulmadığını ileri sürmüş ise de; dosyada bulunan ve davalı tarafça da inkar edilmeyen 02/08/2016 tarihli mail yazışmasında davalı firmaca ;davacıya yansıtılacak olan ütüleme/işçilik bedelinin bildirilmesini, yine davacıya yansıtılacak %15 iskonto bedelinin bildirilmesini talep ettikleri, yani davalının artık burda davacının zararını kabul etmiş olduğu ve dava dışı firma tarafından yansıtılacak %15 iskontonun da bildirilmesini kabul ederek bu bedeli ödemeyi kabul etmiş sayıldığı, artık burada davacının zararını ispatlamasına gerek olmadığı zaten davalının mailde zararı kabul ettiği, ilk derece mahkemesince aldırılan 04/12/2017 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açık olduğu, bu raporda taraf defterlerinin incelendiği, birleşen dosya davacısının defterlerine göre davalıdan 8.146,53 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesince 8.146,53 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile kararın kaldırılarak, asıl dosyadaki hüküm aynen korunmak suretiyle, birleşen dosyadaki davanın kısmen kabulüne, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafın istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,
2-Asıl davada davalı birleşen davada davacının yatırmış olduğu 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 54,27 TL istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-Asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/01/2020 tarihli, 2016/1299 Esas 2020/48 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
I-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davanın KABULÜ ile; davalının İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2016/11958 Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine itirazının iptali ile, 930,00 Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak 1 yıllık euro mevduat hesabına devlet bankalarınca uygulanan değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki ... Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2- İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacağın %20 'si oranında hesaplanan 634,60-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 217,09-TL harçtan peşin alınan 30,69-TL 'nin mahsubu ile 186,40-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 64,19-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 3.178,08-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.650,00-TL bilirkişi ücreti ve 167,00-TL tebliğat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.817,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
II-BİRLEŞEN İZMİR 3. ATM'NİN 2016/1345 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı borçlunun İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2016/12377 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin; 8.146,53 TL asıl alacak üzerinden devamına fazlaya ilişkin istemin reddine,
Alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
2-Birleşen dava yönünden alınması gereken 269,85 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Birleşen dava yönünden davacı vekili için kabul edilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 8.146,53 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Birleşen dava yönünden davalı vekili için reddedilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 4.693,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Birleşen dava yönünden davacı tarafından yapılan 1.256,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesap edilen 796,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Birleşen dava yönünden davalı tarafından yapılan 886,00 TL yargılama giderinin davanın red oranına göre hesap edilen 323,85 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İstinaf yargılama giderleri:
1-Birleşen davada davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama gideri 5,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
3-Kullanılmayan istinaf gider avansının istek halinde ilgilisine ödenmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.