mahkeme 2025/921 E. 2025/886 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/921
2025/886
17 Haziran 2025
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/920
KARAR NO : 2025/910
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1057
DAVA TARİHİ : 13/12/2024
ARA KARAR TARİHİ : 11/04/2025
DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTEM : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 19.06.2025
KARARIN YAZ. TARİH İ 19.06.2025
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1057 Esas sayılı dosyasından verilen 11.04.2025 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen 09.04.2025 tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçede özetle; Dava dosyasında talep ettikleri ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararın istinaf incelemesi sonunda kesinleşmesinden sonra davaya konu ayıplı ve eksik imalatlar ile bedelinin tespiti için Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/4 değişik iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda onaylı mimari projelere göre yapılacak işlerin imalat bedelinin 382.497,82 TL ve 2.282,11 USD olup, makine dairesindeki ekipmanların çalışıp, çalışmadığı hususlarında tespit yapılamadığını, bilirkişi raporunda hesap edilen bedellerin yaklaşık beş altı katı kadar eksik imalatların bedellerinin elde olmayan nedenlerle tespit edilemediğini, fore kazık imalatının, taraflar arasında akdedilen sözleşmede kararlaştırılmış olmasına rağmen sonradan tehlikeden bahsedilip müvekkili şirketten herhangi bir yazılı onay alınmaksızın yapılmamasının taraflar arasında akdedilen sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, davalının takip bedelini tahsil etmesi halinde üzerine kayıtlı herhangi bir mal varlığı bulunmadığı ve bilirkişi raporundaki eksik imalatlar dikkate alındığında müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı bedeli sonradan tahsil edemeyeceğinin yüksek bir ihtimal olduğunu, verilecek tedbir kararının hem müvekkilini koruyacağını, hem de davalıyı zarara uğratmayacağını bildirmiş, HMK'nun 390 ve İİK'nun 72.maddeleri hükümleri dikkate alınarak, teminat mukabilinde, yahut teminatsız olarak icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi 11.04.2025 tarihli ara kararı ile özetle; ''...Talep; İİK'nun 72.maddesi hükümleri uyarınca takibin durdurulması ve icra veznesine yatırılacak paranın davalıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Davacı tarafça, dava dilekçesi ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilmiş, 13/12/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş, davacı tarafın istinaf yoluna başvurmasından sonra İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 20/02/2025 günlü, 2025/267 esas ve 2025/256 karar sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine ilişkin verilen kararla ihtiyati tedbir kararı kesinleşmiştir. Talep dilekçesine ekli olarak sunulan rapor örneğinden davacı tarafın, davadan sonra HMK'nun 401(4).maddesi hükmüne aykırı olarak Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinde delil tespiti talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte bilirkişi raporunda HMK'nun 400(1).maddesi uyarınca ancak bir vakıanın tespitinin yapılabilmesi mümkünken bilirkişilerin yasal görevi aşar biçimde eksik ve ayıplı imalatların bedeli konusunda değerlendirme yaptıkları görülmektedir. Hesaplanmayan bir takım eksik imalatlar dışında 382.497,82 TL ve 2.282,11 Usd eksik imalat olduğu belirlenmiştir. Davaya konu ilamsız takip tarihinin 19/07/2024 olup, takibin yasal itiraz süresinden sonra kesinleşmesine rağmen menfi tespit istemli bu davanın 13/12/2024 tarihinde açıldığı, davacı tarafın İİK'nun 73(3).maddesi uyarınca talep ettiği ihtiyati tedbir isteminin kararda gösterilen gerekçelerle reddine ilişkin verilen kararın, davacı tarafça istinaf edilmesinden sonra İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 20/02/2025 günlü, 2025/267 esas ve 2025/256 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, dava dosyasında ön inceleme duruşmasının 26/03/2025 tarihinde yapıldığı, 14/05/2025 tarihli duruşmada tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilip muhtemelen davaya konu taşınmaz üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınması aşamasında bulunulmasına rağmen davacı tarafın keşif ve bilirkişi incelemesinden önce bir aciliyet halinin varlığının bulunduğunu iddia ederek HMK'nun 400(1).maddesi uyarınca mahkememizden delil tespiti talebinde bulunmaksızın HMK'nun 401(4).maddesi hükmüne aykırı olarak görev ve yetkisi bulunmayan sulh hukuk mahkemesinde yaptığı delil tespiti talebinin yok hükmünde olup, bu dosyada alınan bilirkişi raporuna ve yapılan tespitlere dayanmasının mümkün bulunmadığı gibi mahkememizce de dikkate alınmasının mümkün olmadığı, buna göre davacı tarafça yapılan ilk ihtiyati tedbir talebinden sonra bu talebe kadar geçen süre içinde yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde delil durumunda bir değişikliğin bulunmadığı, ilk karardaki gerekçelerin varlığını koruduğu gibi davalının icra takibine konu alacağı tahsil etmesi halinde ileride davanın kabulü halinde alacağın geri iadesinin mümkün olmadığına ilişkin iddiasının soyut nitelikte dile getirilip, bu iddiayı kanıtlar nitelikte hiçbir delil ve belge örneğinin dosyaya sunulmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davacının ihtiyati tedbir istemine ilişkin yasal koşullarının varlığının bulunmadığı, iddialarının yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak, ihtiyati tedbir isteminin bir kez daha reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 06.05.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Taraflarınca İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda esas bilgileri yazılı dosyasında; dava dilekçelerinde dile getirdikleri iddialara dayalı olarak davaya konu icra takibi nedeniyle müvekkilinin, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmekle birlikte teminatsız veya teminat karşılığı icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesi ve davaya konu icra takibinin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, yerel mahkemenin ise dava dilekçeleri üzerine verdiğini 13.12.2024 tarihli ara kararı ile yaklaşık ispat kuralı doğrultusunda kanaat uyandıracak delillerin sunulmadığı, eksik işlerin bedelinin düşük olduğu iddiası ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verdiğini, bunun üzerine taraflarınca işbu ara karar doğrultusunda Torbalı İcra Dairesi Müdürlüğünün 2024/5145 sayılı icra dosyasında işbu davaya konu alacak hakkında müvekkilinin haczolunan taşınmazının satışı için işlemlere başlanılmış olması, müvekkilinin hak kaybına uğrama olasılığının çok yüksek olması ve bu zararın telafisinin mümkün olmaması nedenleri ile ve tedbir taleplerinin reddi gerekçesinde eksik olduğu belirtilen hususların tespiti için yerel mahkemeye sundukları 26.12.2024 tarihli dilekçeleri ile delil tespiti talebinde bulunduklarını,
-Yerel mahkemenin 26.12.2024 tarihli ara kararı ile delil tespiti taleplerinin de reddine karar verildiğini, davalının yapmış olduğu imalatlarda ciddi oranda ayıp ve eksik bulunduğundan, davaya konu icra takibi kesinleşmiş olduğundan ve müvekkiline ait malvarlığının icra takibi yolu ile satışına gidildiğinden, icra dosyası bedelinin alacaklıya ödenmesi halinde telafisi güç zararlar doğacağından, yerel mahkemenin ilk başta ihtiyati tedbir talepleri akabinde delil tespiti taleplerini reddettiğini, HMK madde 198 de esas alınarak dava konusu taşınmazdaki ayıplı ve eksik imalatlar ile işbu ayıplı ve eksik imalatların bedelinin tespiti için Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/4 D.İş sayılı dosyası sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunma zorunluluğu hasıl olduğunu, talepleri üzerine Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/4 D.İş sayılı dosyasından yapılan keşif neticesinde bilirkişi raporu tanzim edildiğini, işbu bilirkişi raporunun 09.04.2025 tarihli delil dilekçeleri ekinde yerel mahkeme dosyasına sunulduğunu,
-Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan bilirkişi raporunun iddialarının doğruluğunu açıkça ortaya koyduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerekçelerini ortadan kaldırdığını, Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/4 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde işbu bilirkişi raporunda yer alan ve dilekçelerinde yer alan tespitlerin dava dilekçelerinde ileri sürdükleri iddiaları açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu, bilirkişi raporunda hesap edilen bedellerin yaklaşık beş altı katı kadar eksik imalatların bedelleri elde olmayan nedenlerle tespit edilemediğini, (fore kazık uygulamasının yapılmaması ( ki bu imalat tek başına tespit edilen bedelin beş altı katı kadar olduğunu), yağmur sızıntılarına ilişkin ayıplar, makina ekipmanların çalışmaması v.b)
-Buna göre davalı yanın sayın mahkemeye sunduğu 15.01.2025 tarihli cevap dilekçesinde yer alan; ''...Bu nedenle sözleşmede yazılı fore kazık uygulamasına davacı şirketin mimar ve proje mühendisleri ile ...yetkilileri tarafından vazgeçilmiştir.'' şeklindeki ve diğer açıklamalar ile fore kazık imalatı yapılmadığı ve bu konuda müvekkili şirkete herhangi bir bildirim yapılmadığının açıkça belirtildiğini, bugünkü imalat bedeli milyonlarca lira olan ve inşaat sektörünün en pahalı imalatı olan fore kazık imalatının, taraflar arasında akdedilen sözleşmede kararlaştırılmış olmasına rağmen sonradan tehlikeden bahsedilip müvekkili şirketten herhangi bir yazılı onay alınmaksızın yapılmamasının taraflar arasında akdedilen sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, ayrıca fore kazık imalatının işin neredeyse %50'si olduğu ve yapılmasının son derece önemli olduğunun açıkça ortada olduğunu, nitekim akdedilen sözleşmede davalının hak ettiği ücret bu imalat bedeli de hesaba katılarak kararlaştırıldığını, bu durumda davalının kararlaştırılan bedelde herhangi bir indirim de yapmadığı dikkate alındığında haksız kazanç sağlamak amacı ile hareket ettiğinin açık ve net bir şekilde ortada olduğunu,
-Taraflarınca yukarıda içeriğini açıkladıkları Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınan bilirkişi raporuna dayanarak yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmişse de yerel mahkemece usul ekonomisi, adil yargılanma ilkesi gibi önemli ilkeleri de göz ardı ederek usul ve yasaya aykırı bir karar ile tekrar ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, buna göre haklı iddialarını ispatlamak amacı ile mücadele eden müvekkili şirket için taraflarınca Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/4 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu yerel mahkeme dosyasına sunulduğunu ve işbu rapor da esas alınarak 09.04.2025 tarihli dilekçeleri ile yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunulduğunu, ancak yerel mahkemenin 11.04.2025 tarihli kararı ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, detaylı olarak izah ettikleri üzere müvekkili şirketin hak kaybına uğramaması adına ciddi bir emek sarf edildiğini, tüm taleplerinin reddi nedeni ile taşınmazın bulunduğu yer olan Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nden delil tespiti yapıldığını, yetkili bilirkişiler tarafından davalının ciddi oranda ayıplı ve eksik imalatta bulunduğunun açık ve net bir şekilde ortaya konduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerekçelerinin ortadan kaldırıldığını ve yaklaşık ispat ölçüsü yakalanmış olmasına rağmen ihtiyati tedbir taleplerinin ısrarla reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Taleplerinin ret gerekçesinde her ne kadar HMK 401 maddesi doğrultusunda Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki delil tespitinin yok hükmünde olduğundan bahsedilmişse de bu gerekçenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ne HMK 401-4 maddesinde ne de HMK'nın diğer maddelerinde söz konusu delil despitinin geçersiz olacağına yahut yok hükmünde olacağına dair bir ibare olmadığını, HMK madde 198 doğrultusunda hakimin tespit edilen delili serbestçe değerlendireceğinin belirtildiğini, önceki taleplerinin reddi gerekçeleri dikkate alındığında hakimin usul ekonomisi ilkesi ve adil yargılanma ilkelerini de baz alarak HMK 198 doğrultusunda ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar vermesinin gerektiğini,
-Yerel mahkemeye sundukları ihtiyati tedbir talep dilekçesinde ayrıntılı olarak izah ettikleri üzere davalının takip bedelini tahsil etmesi halinde üzerine kayıtlı herhangi bir mal varlığı bulunmadığı hususu ve yerel mahkemeye sundukları bilirkişi raporundaki eksik imalatlar dikkate alındığında müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı bedeli sonradan tahsil edemeyeceği yüksek bir ihtimal olduğunu, nitekim müvekkili şirketin uğramış olduğu haksızlık karşısında yerel mahkemenizde dava ikame etmesinin, Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nde delil tespiti talebinde bulunması bu konuda ciddi masraflar yapması, davalının hakketmediği bir bedeli ödeyip daha sonradan tahsil edemeyeceği hususunun açık ve net bir şekilde ortada olduğunu, halbuki icraya ödenen paranın davalıya ödenmemesi yönünde verilecek bir tedbir kararının hem müvekkilini koruyacağını hem de davalıyı zarara uğratmayacağını, ancak buna rağmen usul ve yasaya aykırı bir karar ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini,
-Mahkemenin 11.04.2025 tarihli ara kararında eksik değerlendirme, yetersiz gerekçelendirme ve hukuka aykırı olduğunun açık ve net olduğunu, ihtiyati tedbir kararının amacının, dava sonuçlanmadan önce hak kayıplarını önlemek olduğunu, mahkemenin sunulan delilleri Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinden temin edilen bilirkişi raporuna rağmen yetersiz görmesinin, karar gerekçesinin somut dayanaklardan yoksun olması ve ihtiyati tedbirin temel işlevini göz ardı etmesinin, bu kararın istinaf mahkemesi tarafından kaldırılmasını gerektirdiğini,
Belirterek 11.04.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili, davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 08.09.2022 tarihinde yapılan sözleşme ile davalının davacıya ait binanın keşif özeti başlığı altında belirtilen işlerin yapımını üstlendiğini, bu sözleşmenin akabinde aynı taşınmazda yapılacak başka işler için davalıyla 24.05.2023 tarihli ikinci sözleşmenin yapıldığını, davacının ödemelerini gerçekleştirdiğini, ancak davalı tarafından taahhüt edilen işlerin sözleşmeye uygun olarak tamamlanıp zamanında teslim edilemediğini, eksik ve ayıplı iş bulunduğunu, davalı yüklenici tarafından haksız olarak icra takibi başlatıldığını belirterek açtığı menfi tespit davasında dava dilekçesinde icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, Mahkemece 13/12/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiği, bu karara yönelik davacı tarafın istinaf yoluna başvurması üzerine Dairemizin 20/02/2025 tarih 2025/267 Esas ve 2025/256 karar sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine karar verildiği; davacı tarafın 26.12.2024 tarihinde Mahkemeden delil tespiti talebinde bulunması üzerine Mahkemece 26.12.2024 tarihli ara kararla delil tespiti talebinin reddine karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafça Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinden delil tespiti talebinde bulunduğu ve bu dosyada alınan bilirkişi raporuna ve yapılan tespitlere dayanarak Mahkemeden yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu; Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin 11.04.2025 tarihli ara kararla reddine karar verildiği ve bu ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 389/1. Maddesinde; " mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklinde,
HMK'nın 390/3. maddesinde; "tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
İİK 72/3. maddesine göre, "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararı karşılamak ve alacağın alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
6100 sayılı HMK'nın 401/4 maddesine göre, "dava açıldıktan sonra yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir" düzenlemesinin bulunduğu; somut olayda davacı tarafın dava açıldıktan sonra asıl davanın görüldüğü mahkemenin delil tespiti talebini reddetmesi üzerine yetkili ve görevli olmayan Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nde yaptırdığı delil tespiti ve bu dosyada alınan bilirkişi raporuna dayanarak ihtiyati tedbir talebinde bulunamayacağı, davacı tarafça yapılan ilk ihtiyati tedbir talebinden sonra dosya kapsamındaki delil durumunda bir değişikliğin bulunmadığı ve dosya kapsamındaki delillerin yaklaşık ispat ölçüsünde ihtiyati tedbir talebinin haklılığını ispat etmeye yeterli olmadığı, talebin yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararda usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1057 Esas sayılı dosyasından verilen 11.04.2025 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.013,90 TL istinaf tedbir karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile kalan 398,50 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.