mahkeme 2025/1108 E. 2025/1115 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1108
2025/1115
9 Eylül 2025
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1108
KARAR NO : 2025/1115
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/840
KARAR NO : 2025/319
DAVA TARİHİ : 10.12.2024
KARAR TARİHİ : 30.04.2025
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 09.09.2025
KARARIN YAZ. TARİH : 10.09.2025
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.04.2025 tarih ve 2024/840 Esas, 2025/319 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'e vekaleten .... ile yüklenici mimar müteahhit ... arasında 18.01.2023 tarihinde inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, davalı yüklenici 4.800.000-TL bedel karşılığında 24 adet apart inşa ederek 18.02.2024 tarihinde tamamlanmış bir şekilde müvekkiline devir teslimini yapacağını ancak parsellerin birleştirilip devri dahi inşaatın bitirilmesi gereken tarihe 3 aylık bir zaman kala sağlandığını, müvekkilinin bu apartları ticari amaçla 3. şahıslara kiralamak maksadıyla yaptırmak istediğini, davalı yüklenicinin 18.01.2023 tarihli sözleşmeden doğan yükümlülüklerini sözleşmeyle belirlenen sürede yerine getirmemesi nedeniyle tüm alacak kalemleri yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve bilirkişilerce hesaplandıktan sonra artırılmak kaydıyla ve teslim tarihi olan 18.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; müvekkili tarafından davalıya bugüne kadar sözleşme bedeli olarak ödenmiş olan toplam 2.435.000-TL'nin, mahrum kalınan kira bedeli olarak şimdilik 1.000-TL'nin inşaatın günümüz ekonomik şartlarında 3. kişiye yaptırılacak olması halinde bundan doğacak olan masraf olarak bilirkişilerce hesaplandıktan sonra artırılmak kaydıyla şimdilik 500-TL'nin ve yine hali hazırda ayıplı olarak inşa edilmiş olan gro betonun da yıkılması gerekeceğinden bunun yıkım ve yeniden yapım bedelinin de bilirkişilerce hesaplandıktan sonra artırılmak üzere buna dair şimdilik 500-TL'nin, davalının temerrüdünden doğan gecikme tazminatı olarak bilirkişilerce hesaplandıktan sonra artırılmak üzere şimdilik 1.000-TL'nin davalıdan tahsili ile, müvekkilin daha fazla telafisi imkansız zarara uğramaması adına öncelikle davalı adına kayıtlı taşınır taşınmaz mal varlığı üzerine ihtiyati-i tedbir, bu mümkün değilse davalının mal kaçırma kastı ihtimali de göz önünde tutularak ihtiyat-i haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan noter onaylı olmayan 18.01.2023 tarihli inşaat yapım sözleşmesinin ilk maddesinde ..., Merkez, ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazların birleştirilip inşaat yapılacağı hususunda anlaşmaya varıldığını, müvekkiline sözleşmede öngörülen sürelerde ödeme yapılmadığını, müvekkili kendisine gecikmeli de olsa yapılan ödemeler üzerine derhal inşaat malzemeleri almaya başladığını, davacının ödemeleri aksatmasından ve tevhit işleminde işin yapımına başlayamaması ve hatta işin bitirilmesinin imkansız hale gelmesi nedeniyle davacıdan ek ücret talep etmesinin hukuki ve hakkaniyete uygun bir yaklaşım olduğunu, müvekkilinin kusurlu olduğunu belirtmenin iyiniyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını, yapılan yazışmalar sırasında müvekkilinin sürekli olarak işin yapımı hususunda geciktiğini, söz konusu yazışmaların celbini talep ettiklerini, müvekkilinin söz konusu işin yapım bedelinin tamamını elden ve nakit olarak aldığı yolunda sözleşme imzalattırmaya çalıştığını, hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 30.04.2025 tarih ve 2024/840 Esas, 2025/319 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; eser sözleşmesine dayalı tazminat davasının 6102 sayılı TTK'da sayılan ticari dava türlerinden olmadığı, davacının tacir olmadığı, uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, mahkememizin davaya bakmaya görevli olmadığı, davaya bakmaya, Nazilli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılmakla HMK'nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine, " dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 02.06.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davacı tarafından müvekkiline karşı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle açılan davada Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince HMK'nun 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine, dair karar verildiğini, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılması ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki inşaat yapım sözleşmesinin niteliği itibariyle tevhit işlemleri gibi yükümlülüklerin de yer aldığı karma nitelikli bir sözleşme olduğunu, eser teslim sözleşmesi niteliğinin ağır bastığını, tarafların ikisinin de tacir olmamasından kaynaklı olarak davanın ticaret mahkemesinde görülmesinin hukuken olanak bulunmadığını, Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın görev yönünden reddini, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasını, yapılacak yargılama sonunda Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu yönüyle davanın usulden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olup hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar: "(1) Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;, a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. Maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. Maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012 - 6335 s. K. 1. m.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" şeklinde düzenlenmiştir.
Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 - 462 ve vedia hakkındaki 463 - 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispî nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu Kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara, ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında sözleşmeye konu nakit bedel karşılığı inşaat yapımına ilişkin eser sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından eser sözleşmesine dayalı tazminat davasının TTK 4 ve 5. maddesi uyarınca sayılan davalardan olmadığı açıktır. Diğer yandan davanın nispi ticari dava olması için her iki tarafın tacir olup hizmetin ve işin tarafların ticari işletmeyle ilgisinin bulunması zorunludur. Dosya içerisinde davacının tacir olup olmadığına yönelik getirtilen ticaret sicil kaydında tacir kaydı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacı arsa sahibi olup, eldeki dava bakımından tüketici sıfatı da bulunmadığından Mahkemece Nazilli Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.04.2025 tarih ve 2024/840 Esas, 2025/319 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 615,40-TL istinaf maktu karar harcı peşin olarak yatırıldığından başka harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.