mahkeme 2023/578 E. 2026/126 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/578

Karar No

2026/126

Karar Tarihi

3 Şubat 2026

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/578
KARAR NO : 2026/126

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/935
KARAR NO : 2022/961
DAVA TARİHİ : 10.08.2015
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
BİRLEŞEN DOSYA: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2016/360
ESAS, 2020/628 KARAR SAYILI DOSYASI;
DAVA TARİHİ : 22.03.2016
BİRLEŞTİRME TARİHİ : 10.12.2020
DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
BİRLEŞEN DOSYA: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2016/1089
ESAS, 2022/44 KARAR SAYILI DOSYASI:
DAVA TARİHİ : 09.09.2016
BİRLEŞTİRME TARİHİ: 18.01.2022
DAVA : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 03.02.2026
KARARIN YAZ. TARİH: 03.02.2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.11.2022 tarih ve 2015/935 Esas, 2022/961 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl dosyada davacı - birleşen dosyalarda davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 21.03.2023 tarih ve 2023/667 Esas, 2023/587 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DOSYADA:
İSTEM:
Davacı vekili 10.08.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... İli, ... İlçesi,... Mahallesi, ... Ada, .... Parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde beş katlı bina altı dükkan yapmak üzere, bu inşaatın kaba inşaatının davalı ... tarafından yapılması karşılığında 3-5-9 Numaralı daireleri beheri 130.000,00-TL den toplam 390.000,00-TL karşılığında yapılması konusunda anlaşma yapıldığını, ancak zemin kat kolon betonlarının dökümünden sonra kalıplar söküldüğünde betonun Yapı denetim tarafından yapılan kontrollerde uygunsuzluğu tespit edilerek 19 Adet kolonun yıkıldığını, .... Firmasının betonu, diğer davalı ... Şti'nden aldığını, davalının da betonu davanın diğer davalısı ... aldığını belirterek tazminat kapsamında 120.000,00 TL manevi tazminat, inşaatın yıkılan kolonların yeniden yapımı için malzeme fiyat farkı 50.000,00 TL, tespit raporunda belirtilen yıkılan kolonların bedeline tekabül eden 36.000,00 TL bedel karşılığı olmak üzere toplam 206.000,00 TL alacağın yıkım tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... A.Ş. vekili 02.09.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili ile .... Şti.'nin bu eser sözleşmesinin tarafı olmadığını, davacı ile ... arasında imzalanmış eser sözleşmesinin 8. maddesinde, 12. Maddesinde açıkça, imalatta ayıp olması halinde sorumluluğun ...'da olduğunun düzenlendiğini, davacının dayandığı tespit raporunun gerçeği yansıtmadığını, tespit raporunda hukuki ilişki tespitinin hatalı olduğunu, hata ile ... yerine sözleşmede taraf olmayan ....'un yüklenici olarak gösterildiğini, raporda ...'un tedarikçisi olarak müvekkilinin anıldığını, müvekkiline herhangi bir sorumluluk tespitinin yapılmadığını, yerinde yapılan tespitte icmalin fahiş olduğunu, davacının hazır betonun ayıplı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, açıkladığı nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....Şti. vekili 08.09.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile yapılan sözleşmede bir tarih olmadığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu, dava dilekçesi ekinde yer alan faturalar incelendiğinde davacı ile diğer davalı ... arasında eser sözleşmesi olduğunu, tespit raporunda da bu hususun tespit edildiğini, sözleşmenin geçersizliği bir yana bir an için geçerli olduğunun kabulü halinde davacının Beton satın almak için ....Betonla sözleşme yaptığını, aralarında sözleşmesel hukuki sorumluluk bulunduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin istemlerinin gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesi ekindeki Satış Sözleşmesinin Kanunda aranan şekil şartını sağlamadığını geçersiz olduğunu, açıkladığı nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı .... Şti vekili 09.09.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin eser sözleşmesinin tarafı olmadığını, davacının iddia ettiği gibi ayıp bulunmadığını, davacının yaptırdığı tespitte müvekkilinin yüklenici olarak gösterildiğini, .. ..Firmasının Yüklenici konumunda olduğunu, raporda müvekkiline herhangi bir sorumluluk yüklenmediğini, raporda belirtilen masrafların fahiş olduğunu, müvekkilinin yüklenici olmadığını, tahsisi istenilen betonun imalini de yapmadığını, sadece hazır beton imal eden yerden siparişe dayalı olarak gerekli yere gönderen aracı konumunda olduğunu, bu suretle malın imalinden sorumlu olmadığını, dava dışı 3. Kişilerin satıştan caymalarından müvekkili şirketin sorumlu tutulmayacağını, sözleşmeden caymaya ilişkin davacının sunduğu delillerin ve satıştan vazgeçtiği iddia edilen şahısların varlığı meçhul olup, her zaman hazırlanabilecek nitelikte evraklar olup delil niteliği taşımadığını, ayrıca satış sözleşmesinden kendi istekleri ile de vazgeçmelerinin mümkün olabileceğini, söz konusu masrafların dökümünün de davacı tarafından yapılmadığını, mal varlığına ilişkin zarar ve ticari işlerde manevi tazminat istenemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2016/360 ESAS SAYILI DOSYASINDA:
İSTEM:
Davacı vekili 22.03.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının dava dışı .... Şti'nden, davalıdan olan alacağını temlik aldığını, dava dışı şirketin sözleşme kapsamında davalıya iş yapmış olduğunu, alacağın tahsili için İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3480 Esas sayılı icra takip dosyası ile takip başlatıldığı, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili 26.04.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı ile dava dışı ... Şti arasında tarihsiz sözleşme yapıldığını, husumet yönünden davanın reddini talep edildiğini, sözleşme kapsamında ... şirketinin başka yerde çalışan işçilerin müvekkilinin işyerinde çalışmış gibi gösterdiğini, alacağın temlikinin tarihinin bulunmadığını, sözleşmeye göre alacağın temlik edilemeyeceğini, İzmir 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/935 Esas sayılı dosya ile bağlantılı olması sebebiyle birleştirilmesini, takas mahsup taleplerinin olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
BİRLEŞEN İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2016/1089 ESAS SAYILI DOSYASINDA:
İSTEM:
Davacı vekili 09.09.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; Borçlu davalı hakkında 29.04.2016 tarihinde İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6037 Esas sayılı dosyası ile takip açıldığını, Davalı - borçlu ...'a 7 örnek ödeme emrinin 02.05.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, Davalı - borçlu 06.05.2016 tarihinde takibe itiraz ettiğini, davalının takip konusu cari hesap dökümünde de belirtildiği üzere .... Şti'den mal alışverişi yaptığını, buna ilişkin faturanın düzenlendiğini,.... Şirketi'nin, davalıdan olan alacağını temlik ettiğini (İzmir 30. Noterliği 099902 yevmiye 08.04.2016 tarihli temlik sözleşmesi) bilindiği üzere bir alacağın temlik edildiğinde asıl alacağın, asıl alacağa bağlı feri hakları, rüçhan hakları ve alacağa bağlı yenilik doğan haklar temlik edene geçtiğini, karşı tarafın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/935 Esas sayılı dosyasında açtığı davada .... Şti'nden davaya konu faturaya dayalı malı aldığını kabul ettiğini, yapılan iş nedeniyle ödediği parayı iade edilmesini istediğini, bu davada sadece .... Şti'nin değil dava konusu beton içeren şirketin de davalı olduğunu, dava konusu olayın da ayıplı malın faturaya ilişkin borcunu ödemekle mükellef olduğunu, aksi durum davaya mükerrer ödeme yapılamasına sebebiyet vereceğini, ayrıca müvekkilinin temlik alanı betonu üretmediğini, alım satıma aracılık ettiğini, davalı-borçluya çeşitli zamanlarda beton sattığını ve bu konuda alacaklı olduğunu, davalının 31.05.2015 tarihinde açtığı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/935 Esas sayılı davasının yargılaması sonunda daha fazla hakkı var ise zaten iade olmasına karar verileceğini, görüleceği üzere taraflar arasındaki alışveriş gereği davalı tarafından edimlerin yerine getirilmediğini, ... Şirketi'nin ediminin betonu tedarik etmek iken bu edimini yerine getirdiğini, ancak davalı yanın para borcunu ödeme edinimini yerine getirmediğini, bu suretle ticari defter ve kayıtlarda davalı cari hesapta ....'a alacağı temlik alan sıfatıyla müvekkiline borçlu olduğunu, davalı yanca müvekkiline ödenmesi gerekli bakiye 70.516,88 TL'yi ödemediğini, davalı borçlunun, olmadığından bahisle borca, takibe ve ferilerine itiraz ettiğini, ancak takip konusu cari hesap ve faturalar incelendiğinde .... Şti. ile ... arasındaki mal ve hizmet alışverişi olduğunun net bir biçimde görüleceğini, keza fatura içeriklerine davalı yanca itiraz da edilmediğini, bu nedenle borçlu-davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olup müvekkillerinin alacağının takibe konu faturalar dökümüyle sabit olduğunu, yukarıda izah ettikleri nedenlerden ötürü fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine, takibe borca ve ferilerine ilişkin haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile, davalı-borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, usul ve yasaya uygun takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili 04.10.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dayanak kaba inşaat sözleşmesine göre, temlikname konusunda sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinin muvafakati ve onayının alınmadığını, alacağın temliki sözleşmesinin adı yazılı ve tarihsiz olmakla beraber her zaman yapılabilir ve geçerlilik şartını taşımadığı, geçersiz olduğunu, bu açıdan davayı kabul etmediklerini, yine dayanak faturanın içerik olarak yapılan işin nitelik ve nicelik özelliklerini (ne kadar beton, tuğla, işçilik vs. harcadığı gibi) taşımadığı, yekünden oluştuğu, nasıl bir hesaplama yapıldığının belirlenmediği, fiziki olarak inşaata ve yapılan işe uymadığı, fahiş fiyat gösterildiği ve müvekkile zamanında tebliğ edilmediği sabit olunduğundan, bu yönden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mümkün olmuyorsa da alacağı devir temlik eden dava dışı ... . Şti. ile ... ve diğer davalılar .... Şti. ve ... A.Ş. arasında iş bu davaya dayanak yapılan sözleşmeden kaynaklanan ve 19 adet beton sütunun hatalı dökümü eylemi sebebiyle tarafların müştereken ve müteselsilen uğranılan maddi ve manevi zararların ki 206.000,00 TL tazminine yönelik davanın da halen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/935 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, iş bu huzurdaki dosyanın aralarındaki bağlantı sebebiyle konu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki davanın konusu olan 206.000,00 TL tazminat ve alacak miktarı yanında inşaatında çalışmadıkları halde yasal inşaat tatil süresi içinde başka yerlerde çalıştırılıp prim borcunun müvekkiline yükletildiği işçiler hakkındaki yekün primlerin varlığı da nazara alınarak, kaba inşaat işçiliğin (beton tuğla, işçilik miktarları) detayı belirlendiği gibi olamadığı, zeminde yapılan işin halen aynen duruyor olduğunu, işçilik bedeli yanında beton ücretinin hesaplanabilir olduğu gözetilerek, müvekkilinin derdest olan davadan olan alacağı yanında inşaatında çalışmayan işçilerin çalışıyor gibi gösterilmesi suretiyle tahakkuk ettirilen prim borçlarının toplamları takas ve mahsup edilmek sureti ile varsa ortaya çıkacak rakamın belirlenmesi ve ona göre mahkemenin bir karar ittihazında bulunması gerektiğini, keza istenilen %20 icra tazminatının da koşulları olmadığından yasal olmadığını, yine taraf ehliyeti yönünden de davanın reddi gerektiğini, yukarıdaki her iki dosyanın birleştirilmesi taleplerinin delillerin bir anda değerlendirilmesi ve takas mahsup işlemlerinin ifası açısından mahkemece nazara alınmasını istediklerini, yukarıdaki iş bu beyanın davaya cevap dilekçesi olarak kabulü şeklinde verdikleri cevap lahiyası, ile ilgili dosyada diğer delileri ile birlikte mevcut olduğunu, 2016/1089 esasına kayıtlı dosyaya ait söyleyeceklerinin, diğer halen ön inceleme aşamasında olan 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/360 Esasına kayıtlı dosya için söylediklerinin tekrarından ibaret olduğunu, bunda gerek .... gerekse .... Şti. haklarında iş bu mahkemenin 2015/935 Esas kayıtlı davanın açılmasından sonra üçüncü şahıslara varsa alacaklarını kaçırmamak için temlik ettiklerinin açıkça ortada olduğunu, dava konusu edilmiş davası devam eden böylesi bir alacağın davadan bahsedilmeksizin temlikinin geçerli olmadığını, gerek temlik veren ....Şirketi, gerekse .... Şirketi'nin ancak iş bu mahkemenin 2015/935 Esasta kayıtlı davadaki haklarını temlik edebileceklerini, burada tek amacın müvekkilinin esastaki dava sonucunda müvekkili ... lehine çıkma ihtimali olabilecek kararın infazını engellemek olduğunu, bu nedenle açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili adına icra dosyasına verilen itiraz dilekçesini ve içeriğini tekrar ettiklerini, temlik veren .... Şirketi'nin karıştığı apartman inşaatında kullanılacak ... ile oluşturulan sütunların apartmanı taşımayacak şekilde oldukları belediyece ve bu konudaki görevli yapı-denetim firmasınca belirlendiğini, burada bir haksız fiil olduğunu ve bu haksız fiilden, fiilen ve dolaylı ilgisi olan herkesin sorumlu olduğunu, Hukuk genel kuralına göre davacı tarafın iş bu davasının şartları olmadığını, reddedilmesi gerektiğini, nitekim zamanında fark edilerek taşıyıcı 19 sütunun yıkıldığını, yeniden vasıfları standartlara uygun beton kullanılarak bitirildiğini, bundan temlik verenlerin tamamının sorumlu olduklarının açık olduğunu, bu konudaki dava devam ederken tek taraflı, neye göre hesap edildiği bilinmeyen rakamlarla temlik vermenin geçerli olmadığını düşündüklerini, nitekim ekte sundukları, mimar mühendisi ...'ın hazırladığı beton metrajı çizelgesine göre dökülen betonun tamamının 291.043 metre olduğunun belirlendiğini, kaldı ki diğer konularla birlikte toplam beton metrajının da gösterildiği gibi olmadığında da değinildiğini, olay inceliğinde tazminat şartlarının gerçekleştiğini, tazminat istendiği de kabul ettiklerini, yukarıda anılan iş bu mahkemenin 2015/935 Esasta kayıtlı dosyasında delilerin toplandığı, tanıkları dinlendiği, davacıya dava açılmasından sonra temlik veren ... Şirketi'nin de diğerleri gibi taraf olduğu, temsil edildiği dosya tutanaklarında bu hususların göründüğünün anlaşıldığını, bu açıdan davanın yersiz olduğunu, reddi gerektiği inancında olduklarını, takdir mahkemeye ait olmakla birlikte iş bu davayla öncü ana dosya olan iş bu mahkemenin 2015/935 Esas sayılı dosyasının delillerini takdiri, doğacak duruma göre takas mahsup işlemlerinin yapılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise, ekte sunulan belgelere, iş bu mahkemenin 2015/935 ve 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/360 Esaslı dosya içeriğine, bu dosyada toplanan delillere, anılan dosyanın açılış tarihi ile temliknamenin tanzim tarihine göre müvekkilinin anılan dosyanın açılış tarihi ile temliknamenin tanzim tarihine müvekkil ...'ın davacıya gönderdiği ihtarnameye, 25. İcra Müdürlüğü'ne verdiği itiraz dilekçesinde ve mimar ...'ın tanzim ettiği beton metrajına göre iyi niyetten uzak açılmış davanın reddine ve dilekçe ekinde sundukları delillerin toplanmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi 20.12.2022 tarih ve 2015/935 Esas, 2022/961 Karar sayılı kararında özetle; "...Asıl Davada; Davacı davalısı ... ile davalılardan ... arasında ...'ın iş sahibi ... Yapının yüklenici konumunda olduğu bir eser sözleşmesi bulunduğu, diğer davalı .... ile davacı ... arasında eser sözleşmesi bulunmadığı, ne davacı ...'a ne de davalılardan .... Yapıya karşı herhangi bir iş görme borcu altına girmediğinden davalı ....Betonun alt yüklenici olarak nitelendirilemeyeceği ancak davacı ile davalı ... arasında konusu hazır beton alım satımı olan bir satış sözleşmesi bulunduğu, diğer davalı ....'un ....'un tedarikçisi olduğu davacı ... ile aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2015/71 D. İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda; taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklanan ilişki bulunduğu yüklenici ....'un istenilen özellikte karışıma sahip hazır beton üretip teslim yerine kurduğu pompalama düzeneği ile kolon kalıplarına usulüne uygun olarak pompalamayı iş sahibi ...'ın ise bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği davacının 18 adet kolonun hazır betonunun yapımı ve kolon kalıplarına doldurulması işi için .... ile anlaştığı...'un hazır beton karışımını ....'dan tedarik ettiği tespit konusu parsel üzerindeki binanın yapılan imalat seviyesine tekrar gelinmesi aşamasına kadar toplam 36.206,00-TL masraf yapılması gerektiğinin tespit edildiği,
25/10/2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu olan inşaata beton dökme işinin ... işçileri tarafından yapıldığı meydana gelen zararda davalı yüklenici ...'nın sorumlu tutulabileceği kolonların yıkılması ve yeniden yapılması masrafının 36.206,00-TL olacağı, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/71 talimat sayılı dosyasında aldırılan 02/09/2019 tarihli ek raporda; yıkıma sebep olan ayıbın imalattan kaynaklanmadığı beton malzemesinin dökümü sırasındaki işlemlerden kaynaklanabileceği davalının zararının ....dan talep edilebileceği TBK'nın eser sözleşmesini düzenleyen 470.md hükümlerine göre yüklenici ...'nın zarardan sorumlu olacağı tespitleri yapılmıştır.
Davaya konu satılan hazır betonda herhangi bir üretim hatası ve ayıp bulunmadığının alınan bilirkişi raporuna göre sabit olduğu davalı üretici ... ile davalı satıcı ...'un Haksız fiil veya satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin hükümler çerçevesinde sorumlu tutulamayacağı buna karşılık davalı yüklenici ....Yapının eserin ayıplı olmasından dolayı TBK 274 vd. Hükümleri uyarınca davacı iş sahibine karşı sorumlu olduğu ve zararın tazmini ile yükümlü olduğu, her ne kadar talimat mahkemesince düzenlenen 24/10/2018 tarihli kök rapor 02/09/2019 tarihli ek rapora göre kolonlardan yalnızca birinin ayıplı olduğu tespiti yapılsa da bu ayıp nedeniyle tüm kolonların yıkımına karar verildiği bu nedenle yüklenici ... ...Yapının davacının uğradığı zarardan sorumlu tutulacağı, uğranılan zarar toplamının 36.206,00-TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacının, kolonların yıkım kararı alınması ile 2 alıcının daire almaktan vazgeçtiği ve ödedikleri parayı geri aldıklarını iddia etmiş ve buna ilişkin adi yazılı satış sözleşmesi ile ödenen paranın iadesine ilişkin adi yazılı belge sunmuş ise de; taşınmaz satış sözleşmesinin geçerliliğinin TBK 237/1 uyarınca resmi yazılı şekilde yapılması gerektiğinden geçersiz satış sözleşmesine dayanarak alınan bedelleri zaten iade etmek zorunda olduğundan davacının bu nedenle zarara uğramadığı aynı zamanda inşaatta gecikme ve malzeme fiyat farkı nedeniyle uğranılan zarara ilişkin de herhangi bir delil sunmadığı bu nedenle davalı yüklenici .... Yapının davacının bedel iadesi inşaattaki gecikme ve malzeme fiyat farkı nedeniyle talep ettiği 50.000,00-TL'den sorumlu olmayacağı kanaatine varılmıştır.
Birleşen mahkememizin 2016/1089 Esas sayılı dosyasında; bu davada dava dışı ....ile davalı ... arasında konusu hazır beton alımı olan satış sözleşmesi bulunduğu....'un kanuna uygun olarak tutulan ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu ....'un davalı ....dan 70.516,58-TL tutarında alacaklı bulunduğu davalı ... ise mahkemece verilen yasal süre içerisinde ticari defterlerini ve belgelerini incelemeye sunmadığı anlaşılmıştır.
...'un 08/04/2016 tarihli geçerli temlik sözleşmesi ile ...dan olan 70.516,58-TL alacağını ....'a temlik ettiği görülmüştür.
TBK 188.md göre borçlu devri öğrendiği sırada devredene karşı ileri sürebileceği savunmaların devralana da sürebileceğinin düzenlendiği ancak; ... Betonun beton tarafından satılan hazır betonda herhangi bir ayıp olmadığı bu nedenle ...ın ayıp nedeni ile talep edebileceği herhangi bir alacağı veya defin hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
21/01/2019 tarihli alacağın temliki ile ....ın İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2016/6037 Esas sayılı dosya alacağının dava dışı ...'e devretmiş ve icra takibinin alacaklı tarafında taraf değişikliği meydana gelmiştir.
Birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/360 Esas sayılı dosyasında; bu davada dava dışı ... Yapının (...) ile davalı ... arasında eser sözleşmesi bulunduğu bu sözleşmeye göre yüklenici ... sözleşmede belirlenen adreste inşa edilecek kaba inşaat ve duvar imalatını yapacak davalı ... ise 15.md göre hesaplanacak bedeli ödeyecektir. Sözleşme bedeli "işçilik, tel, çivi, kalıp, direk, playmut ve tüm kalıp ve imalat ekipmanları dahil kaba inşaatın tamamı ve duvar imalatı için metrekare başına 49,00-TL+KDV olarak hesaplanacak ayrıca işin sonunda metreküpü KDV dahil 129,00-TL hesaplanan beton tutarı da bu bedele ilave edilecektir.
Dosya kapsamında yapılan keşifle .... Yapının Eser meydana getirme borcunu yerine getirdiği tespit edilmiş ancak ...ın Bedel borcunu ödeyip ödemediğine ilişkin delile rastlanmamıştır. Bedel ödeme borcunu ispat yükü davalı iş sahibi ... üzerinde olduğundan davalının eser sözleşmesinden doğan bedel ödeme borcunu yerine getirmediğini sözleşmenin 15.md uyarınca hesaplanacak bedeli dava dışı yüklenici ....Yapıya ödemekle yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Dosyadaki mevcut bilirkişi raporlarından iş bedelinin 206.329,00-TL olduğu tespit edilmiş.... yapının ...dan bu tutarda alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Bu dosyada ... alacağını davacı ....'e temlik etmiş, temlik konusunun ... ile aralarındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak olduğu görülmüştür. Temlik sözleşmesi geçerlilik koşullarını taşımaktadır. Davalı ... her ne kadar sözleşmenin 13.md temlik yasağı ön görüldüğünü öne sürmüş olsa da bu hüküm eseri meydana getirme borcunun bizzat yüklenici tarafça yerine getireceğine ilişkin olduğu iş sahibinin bedel ödeme borcuna ilişkin temlik yasağı olmadığı anlaşılmıştır.
....vekilinin 10/01/2023 tarihli dilekçesi ile ....'ün soy ismini değiştirerek ... soy ismini aldığını beyan etmiş, uyap sisteminde çıkarılan nüfus kayıt örneğinde soy ismi değişikliğinin bu şekilde yapıldığı görülmüştür.
Dava konusu olmayan dava dışı ....'ın da aynı alacak için İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2016/7499 Esas sayılı dosyası ile ...a icra takibi başlattığı aynı alacağın farklı kişiye temlik edilmiş olduğu ancak celb edilen takip dosya örneğinde ... ...a yapılan temlik ile ilgili bir belge yer almadığı ve bu takip dosyasına açılan bir dava olmadığı anlaşılmıştır. Davalı ... ...ın eserdeki ayıptan kaynaklı olarak ... Yapıdan olan 36.206,00-TL tazminat alacağının def'i olarak yeni alacaklılara karşı da ileri sürebileceği ve bu alacağını 206.329,00-TL borcu ile takas edebileceği anlaşılmıştır.
Takas ve mahsup işlemi uygulandığında; Asıl dava davacısı ...ın talep edebileceği maddi tazminat kalmadığı,Birleşen İzmir 5. ATM 2016/360 E. Sayılı davada; bu dosya davacısının İzmir 8. İcra Müdürlüğü' nün 2016/ 3480 Esas sayılı takip dosyasına konu alacağının 170.329,00-TL olacağı,
Asıl davada davacının manevi tazminat isteğinde de bulunduğu, ancak asıl dava davalılarına karşı manevi zararını ispatlayacak bir delil sunmadığından manevi zararının oluşmayacağı kanaatine ulaşılmış,
Asıl davada; Manevi tazminat davasının reddine, maddi tazminat davasının, davalı ... Ve ...A.Ş. Yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden diğer davalılar yönünden esastan reddine,
Birleşen İzmir 4. ATM 2016-1089 E. Sayılı Davada; Davanın kabulüne
İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6037 Esas sayılı dosyasında davalının ; 70.516,58-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptali ile, Takip talebindeki şartlarla takibin devamına, Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Birleşen İzmir 5. ATM 2016/360 E. Sayılı Davada; Davanın kısmen kabulüne İzmir 8. İcra Müdürlüğü' nün 2016/ 3480 Esas sayılı dosyasında davalının; 170.329,00-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptali ile, Takip talebindeki şartlarla takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin Reddine, Alacak likit ve hesaplanabilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin Reddine karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle;
Asıl dava yönünden; manevi tazminat davasının reddine maddi tazminat davasının, davalı ... Ve ... A.Ş yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, Davalılar ... Şti. ve.... Şti yönünden davanın reddine,
Birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1089 Esas sayılı dosyası yönünden; Davanın kabulüne

İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6037 Esas sayılı dosyasında davalının; 70.516,58 TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptali ile,
takip talebindeki şartlarla takibin devamına, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Birleşen İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/360 Esas sayılı dosyası yönünden; Davanın kısmen kabulüne, İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3480 Esas sayılı dosyasında davalının; 170.329,00 TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptali ile, takip talebindeki şartlarla takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit ve hesaplanabilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Asıl dosyada davacı - birleşen dosyalarda davalı vekili 30.01.2023 tarihli asıl ve birleşen dosyalar yönünden istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;
Asıl ve Birleşen Dosyalar Hakkında Açıklamalarında: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/935 E.sayılı asıl davasında; Asıl davada mahkemeye sunmuş oldukları dava dilekçesiyle davacı müvekkili ... adına açılan davada davalı ... Şti arasında müvekkiline ait ... İli, ....İlçesi, .... Mahallesi, ... Sokak No: ... adresinde bulunan ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerine Buca Belediyesi'nce onaylanan projeye göre bir apartman inşaatı yapılmasının planlandığını ve bu inşaatın kaba inşaat ve duvar imalatının adı geçen ... şirketince yerine getirilmesi için müvekkili ... ile ... şirketi arasında eser sözleşmesi imzalandığını,
Yapılan bu inşaatta beton dökümü yapılıp bekleme süresi geçtikten sonra kalıpların söküldüğü ve gelen Yapı Denetim görevlilerince dökülen betonun aranılan vasıfta olmadığı ve vasıfsız olduğu tespit edilerek bu sebeple zemin kattaki 19 adet kolon kırılarak yıktırıldığı, bu sebeple inşaatın tamamen durduğu ve müvekkilin zarara uğradığı, hatta inşaatın durduğu Şubat-Temmuz 2015 döneminde müvekkile ait inşaatta çalışmamasına ve başka yerlerde çalışmasına rağmen ... şirketince çalıştırılan işçilerin SGK primlerinin haksız bir şekilde müvekkiline tahakkuk ettirildiği beyan edilerek
Müvekkili ...'ın, kalitesiz olarak yapılan kolonların yıkılmasının ardından uğradığı maddi zararın ve bu sebeple zedelenen itibarı için manevi zararın tazmini için; Yüklenici ...Şti., dökülen betonların üreticisi ... AŞ ve betonu tedarik eden dökümünü sağlayan.... Şti olmak üzere bu üç şirkete karşı yerel mahkemenin 2015/935 Esas sayılı asıl davanın açıldığını, açılan bu davada dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde; "Davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 36.000,00 TL yıkılan kolon bedeli + 120.000,00 TL manevi tazminat + 50.000,00 TL gecikme, bedel iadesi ve malzeme fiyat farkından kaynaklanan ki toplam 206.000,00 TL alacağın yıkım tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline" şeklinde talep ve davada bulunulduğunu,
... şirketinin isim değişikliği ve alacağın temliki hakkında; icra takibine konu edilen alacağın kaynaklandığı iddia edilen 01.12.2015 tarihli 88070 sayılı faturanın ... . şirketi tarafından müvekkili adına düzenlendiğini, şirketin 22.12.2015 tarihli genel kurul kararı ve İzmir 6.Noterliği'nin 28.12.2015 tarihli 13631 yevmiyeli değişiklikle şirketin adını değiştirerek ... Şti olarak değiştirdiğini ve bu isim değişikliğinin 05.01.2016 tarihli 8982 sayılı ticaret sicil gazetesinin 709 sayılı sayfasında ilan edildiğini, bahsi geçen faturadaki alacağın temliki sözleşmesinin ise asıl dava açıldıktan sonra tarihsiz ve adi yazılı olarak ... şirketi ile davacı ... (....) arasında düzenlendiğini,
İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3480 Esas sayılı dosyası ve birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/360 Esas sayılı (... - .... (....)) dosyada davacı ... (....) vekilince Karşıyaka 5. Noterliği'nin 23.02.2016 tarihli 05793 yevmiyeli ihtarnamenin müvekkiline tebliğ edildiğini, iş bu ihtarnamede .... Şti'nin müvekkili ...'dan alacağının 211.220,00 TL'nin kendisine temlik edildiğinden bahisle ödemenin kendilerine yapılmasının ihtar edildiğini,
Müvekkilinin iş bu ihtarnameye karşı itiraz ederek isim değişikliği konusunda herhangi bir evrak gönderilmemiş olması sebebiyle ....Şirketi'ni tanımadığını, böyle bir borcu bulunmadığını beyan ettiğini, bunun üzerine davacı tarafça İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3480 Esas sayılı icra takibi başlatıldığını ve tebliğ edilen ödeme emrine karşı müvekkilce aynı gerekçeyle itiraz edildiğini, bunun üzerine huzurdaki 2016/360 Esas sayılı itirazın iptali davasının açıldığını,
İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6037 Esas sayılı dosyası ve Birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1089 Esas sayılı dosyası (... - ...) aynı olayla ilgili benzer durum bir başka dosyada yine müvekkili ... aleyhine gerçekleştiğini, söz konusu inşaatın beton tedarik ve döküm işini yapan .... Şti'nin iddia edilen 70.516,58 TL miktarındaki ...'dan olan alacağını İzmir 30. Noterliği'nin 08.04.2016 tarihli 09902 yevmiyeli temlik sözleşmesiyle dava dışı ... isimli kişiye temlik ettiğini, bu kişinin yine müvekkil ...'a ihtarname gönderdiğini, ardından İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6037 Esas sayılı icra takibini açtığını ve müvekkili ...'ın itirazları üzerine İzmir 4.A sliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1089 Esas sayılı itirazın iptali davasını açtığını,
İzmir 15.İcra Müdürlüğü'nün 2016/2050 E.sayılı dosyasına ilişkin (....- ....) yapılan incelemede bu dosyanın alacaklısının dava dışı ..., borçlusunun dava dışı ... Şti'nin borç miktarının 210.000,00 TL olduğu ve takip dayanağının ... ile ... şirketi arasında imzalanan 10.03.2014 tarihli taşeron sözleşmesi olduğunun anlaşıldığını, işbu takip dosyasından müvekkili ...'a 12.03.2016 tarihli 89/1 Haciz İhbarnamesinin gönderildiğini, müvekkilinin iş bu haciz ihbarnamesine itiraz ettiğini,
İzmir 5.İcra Müdürlüğü'nün 2016/7499 Esas sayılı dosyasında alacaklı ... adına 31.05.2016 tarihinde açılan icra takibinde müvekkil ...'ın borçlu gösterildiğini, takibin dayanağı olarak ise davacı ...'ün temlik aldığını iddia ettiği ve ... Şirketi'nce düzenlenen faturayı sunduğunu ve 211.220,00 TL alacaktan bahisle müvekkiline ödeme emri 01.06.2016 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini,
İşbu ödeme emrine karşı müvekkili ... adına takibe dayanak yapılan faturanın temlik edildiğinden bahisle .... tarafından takibe konulduğunu ve buna ilişkin davanın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/360 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu beyan edilerek itiraz edildiğini,
Görüldüğü gibi aynı alacağın birden fazla kişi tarafından temlik alındığı veya temlik alınmış gibi işleme konulduğu birden fazla dosya bulunduğunun açıkça ortada olduğunu, nitekim bu alacağın hem mahkeme davasına konu İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3480 Esas sayılı dosyasına, hem de İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7499 Esas sayılı dosyasına olmak üzere birden fazla dosyaya dayanak kılındığı yönündeki beyanlarının mahkeme dosyalarına yargılama esnasında sunulduğunu, dava devam ederken dahi alacağın bir kez daha temlik edildiğini, burada asıl davada davalı olan şirketlerin borçtan kaçınmak ve sorumluluktan kurtulmak için kötü niyetli bir şekilde hareket ettiklerini,
Dosyalarda Yer Alan Bilirkişi Raporları ....Şirketinin Faturasına Konu Alacağa İlişkin Açıklamalarında;
Gerek asıl davada gerekse de birleşen davalarda alınan bilirkişi raporlarıyla alacakların takas mahsup yapılabileceği bildirilmişse de bilirkişi raporlarında bir husus esas davada davalı şirketin beyanlarıyla çelişir nitelikte bulunduğundan hükme esas kılınmasının mümkün olmadığını,
Bilirkişi . .... tarafından hazırlanmış olan ek raporda taraflarınca yapılan itirazların yerinde görülmediğini,
Gerek birleşen İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/360 Esas, gerekse de birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1089 Esas sayılı her iki dosyadaki alacak kalemleri içerisinde "beton alacağı" kaleminin bulunmadığını, yapılan tek bir inşaat olduğunu, müvekkilinin sadece ... şirketi ile eser sözleşmesi imzaladığı, başka hiç kimseyle sözleşme imzalamadığı, eser sözleşmesinin içeriğinde ise betonun yüklenici firma tarafından karşılanacağı bir gerçek olup bu noktada bilirkişinin tespitlerine katılmalarının mümkün olmadığını, her ne kadar bilirkişi.... şirketi ile müvekkili arasında beton alım satımına ilişkin satış sözleşmesi olduğu belirtilmişse de bunun nereden ne şekilde elde edildiğinin anlaşılamadığını,
Kaldı ki asıl davada davalı olan ....şirketinin cevap dilekçesinde açıkça; "Davacı ile yapılan eser sözleşmesinin tarafı olmadığı, .... şirketinin ... şirketine beton satan şirket olduğu" belirtildiğini,... Şirketi'nin dahi bu durumu kabul etmesine rağmen ve ortada ... beton şirketi ile müvekkili ... arasında herhangi bir sözleşme mevcut değilken bilirkişinin neye göre bir satış sözleşmesinin varlığından bahsettiğini anlamanın mümkün olmadığını,
Söz konusu inşaatta yüklenici firmanın ... Şirketi olup yazılı eser sözleşmesinde yüklenicinin üstlendiği işin içeriğinde ve ücretlendirmesinde betonun da yükleniciye ait olduğunun yazılı olduğunu, .... Şirketi'nin dahi yüklenici firmaya beton tedarik ettiğini ikrar ettiğini, ancak ....Şirketi'nin kötü niyetli olarak faturayı müvekkili adına düzenlediğini, müvekkiline faturayı göndermediğini, müvekkiline daha sonra gönderilen ihtarla durumdan haberdar olunması üzerine müvekkilinin ihtara cevaben durumu kabul etmediğini, .... ile arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını itirazen bildirdiğini, faturaya itiraz edildiği ve .... Şirketi'nin müvekkiline beton satışı yaptığına dair başkaca belge sunmadığı mahkemece gözetilmeden sırf faturanın varlığı esas alınarak müvekkilinin borçlu olduğu kanaatine varıldığını, oysa müvekkilinin faturayı kabul etmediği gibi ....'un da müvekkille herhangi bir sözleşmeleri bulunmadığını açıkça beyan ettiğini,
Mahkemece bilirkişinin bu hatalı tespitine itibar edilmesi halinde müvekkilinin hem ... Şirketi ile arasında olan eser sözleşmesi sebebiyle hem de arasında hiçbir sözleşme mevcut olmamasına rağmen sırf tek taraflı olarak müvekkil adına fatura düzenleyen.... Beton 'un bu kötü niyetli faturası sebebiyle iki kez beton ücreti ödemek durumunda kalınacağının yerel mahkemeye beyan edilmesine rağmen yerel mahkemece bu husustaki itirazlarına itibar edilmediğini, bunun açıkça hatalı bulunan raporlarının hükme esas kabul ettiğini,
Kendilerine göre birleşen 2016/1089 Esas sayılı dosyada .... Firması'nın faturasını temlik alan ....'ın ve en son ...'ün, asıl davada .... Firması tarafından verilen cevap dilekçesindeki beyanlarla bağlı olduğunu, zira temlik alanın asıl borç ilişkisindeki defilerin de muhatabı olduğunu, bu nedenle birleşen davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin dosya içeriğine, yasaya ve usule açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle mahkeme ilamının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle istinaf kanun yoluna başvurduklarını, ... Şirketi İle Müvekkili Arasındaki Borç İlişkine İlişkin Açıklamalarında;
Davacı müvekkili ile asıl davada davalı olan ... (....) firması arasında imzalanan eser sözleşmesine göre müvekkiline ait inşaatta kaba inşaatı ... Şirketi'nin yapacağını, bununla ilgili müvekkilinin sadece sözleşmeden kaynaklı ödemeyi ... Şirketi'ne yapacağını, bunu haricinde SGK primleri, beton masrafı vesaire ödemeyeceğini, ancak buna rağmen; yukarıda bahsedildiği gibi müvekkilinin ödememesi gereken ve müvekkilinin inşaatında çalışmadığı halde ... Şirketi'nin çalışanlarının SGK primlerinin müvekkiline tahakkuk ettirildiğini, inşaatın uzaması sebebiyle müvekkilinin maddi zararının doğduğunu, müvekkilce malzeme fiyat farkından ötürü maddi zarar görüldüğünü, müvekkilinin ticari itibarı zedelendiğinden manevi zarar meydana geldiğini,
Mahkemece asıl dava devam ederken, davalılar ... ve .... firmalarının bu davanın olası sonuçlarından kaçınmak için faturalarını temlik ettiklerini, hatta yukarıda açıklandığı gibi aynı alacağın birden fazla kez kötü niyetli olarak temlik edildiğini, temlik edenlerin vekillerinin temlik alanlar adına da dosyalarda temsile devam ettiklerini,
Yukarıda müvekkili ...'ın...'a herhangi bir borcu bulunmadığından birleşen 2016/1089 Esas sayılı dosyada da .... firmasının faturasını temlik alan .... (....)'nun davasının reddedilmesi gerektiğinin açıklandığını, bu kez ... (....) firması ile ilgili kısmı aşağıda açıkladıklarını,
Bilirkişi tespitlerinde: "İzmir 5.İcra Müdürlüğünün 2016/7499 sayılı dosyasında temlik sözleşmesi yer almadığı, birleşen dava davacısı....'ün geçerli bir yazılı temlik sözleşmesi sunduğu, temlik doğrultusunda ....'ün ...'dan alacaklı olduğu," tespitine yer vermiş ise de bu tespitin de hatalı olduğunu, çünkü, ortada şüpheli bir alacak olduğunu, icra dosyasına sunulmamış olması bu temlik sözleşmesinin olmadığı anlamına gelmediği gibi, diğer alacak iddiasında bulunan kişinin bu belirsizliği ....'ün alacaklı olduğu anlamına da gelmediğini, bu noktada ...'ün alacağının ispat edilemediğini, bu yönden açmış olduğu davanın reddi gerektiğini,
Bununla birlikte, mahkemenin hatalı hüküm kurduğunu, kurulan hükümde asıl davaya ilişkin; .... şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, ... ve ....firmaları yönünden reddine şeklinde hüküm kurulmuşsa da kararın gerekçe kısmındaki; "Davalı ... ın eserdeki ayıptan kaynaklı olarak ... Yapıdan olan 36.206,00-TL tazminat alacağının def'i olarak yeni alacaklılara karşı da ileri sürebileceği ve bu alacağını 206.329,00-TL borcu ile takas edebileceği anlaşılmıştır. Takas ve mahsup işlemi uygulandığında; Asıl dava davacısı ...ın talep edebileceği maddi tazminat kalmadığı,Birleşen İzmir 5. ATM 2016/360 E. Sayılı davada; bu dosya davacısının İzmir 8. İcra Müdürlüğü' nün 2016/ 3480 Esas sayılı takip dosyasına konu alacağının 170.329,00-TL olacağı," açıklamada esasında asıl davadaki taleplerinin 36.206,00 TL'lik kısmının kabul edildiği ve bunun birleşen dosya alacağından takas mahsup işlemi uygulanarak düşüldüğünün görüldüğünü, hal böyle iken hüküm kısmında asıl davanın reddine şeklinde hüküm kurup yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin buna göre belirlenmesi ancak fiili olarak davanın kısmen kabul edilerek birleşen davada mahsup yapılmasının açıkça hatalı olduğunu,
Burada yapılması gerekenin asıl dava yönünden kabul edilen kısma ilişkin hüküm kurup, buna ilişkin ferileri buna göre düzenleyip, takas mahsup işlemini daha sonra yapmak olup mahkemenin bu konuda hatalı hüküm kurarak haksız bir sonuç ortaya çıkmasına sebep olduğunu,
Bununla birlikte dava dilekçelerinde açıklanan SGK primlerinin haksız olarak müvekkilce ödenmesine dair herhangi bir inceleme, açıklama, olumlu/olumsuz değerlendirme yer almadığın, bu hususun yargılamanın eksik ve hatalı olarak yapıldığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davadaki taleple karardaki hükmün birbirini karşılamaya yeterli olmadığını göstermekte olup karar bu yönüyle de kaldırılması kanaatinde olduklarını,
İstinafa İlişkin Genel Değerlendirmelerinde; Yukarıda dosyaların özüne, yargılama süreçlerine ve verilen karardaki hatalara dair açıklamalarını yaptıklarını, buna göre mahkeme ilamı dosya içeriğine, yasaya ve usule uygun olmadığından kaldırılması gerektiği kanaatiyle istinaf başvurusunda bulunduklarını, istinaf incelemesinde özetle aşağıdaki başlıkların değerlendirilmesini talep ettiklerini,
Birleşen her iki dosyada mükerrer alacak bulunduğunu, Birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1089 Esas sayılı dosyasına konu .... firmasının faturasındaki 70.516,58 TL beton bedeli ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/360 Esas sayılı dosyasına konu olan ... firmasınca yapılan inşaatta yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda hesaplanan 65.841,00 TL beton bedelinin aynı betona ilişkin olduğunu, kaldı ki asıl davada davalı olan ... firmasının verdiği cevabında ... ile aralarında sözleşme olmadığını, betonu ... müteahhit firmasına sattıklarını beyan ettiklerini, dolayısıyla müvekkilinin .... firması ve diğer temlik alanlara borcu bulunmadığını, müvekkilinin beton dahil olarak müteahhit firma ... ile anlaştığını,
Zarar hesaplamasının eksik yapıldığını, dava dilekçelerindeki iddialarının tam olarak incelenmediğini dava dilekçesinde müvekkilinin zararı olarak bahsedilen hususlarda mahkemece eksik inceleme yapıldığını, müvekkilinin haksız olarak inşaatın durduğu süreçte ... firması çalışanlarının başka yerde çalışmasına rağmen müvekkilinin yanında çalışıyormuş gibi SGK primi tahakkuk ettirilmesi karşısında haksız ve yersiz olarak ödeme yaparak zarara uğradığını, mahkemece bu hususta inceleme yapılmadığını ve zarar hesabına dahil edilmediğini, ayrıca inşaatın Yapı Denetim Müdürlüğü'nün kararıyla durdurulmuş olup buna ilişkin tutanaklar da dosyada mevcut olmasına rağmen bu konudaki zararın tazmininin mahkemece sağlanmadığını,
Müvekkilinin belirtilen miktarda beton olmadığına ilişkin itirazlarının denetlenmediğini, müteahhit firma ile yapılan anlaşma neticesinde müvekkili tarafından kullanılan beton miktarı kadar ödeme yapılacağı kararlaştırılmışsa da müvekkili tarafından müteahhit firmaca çıkarılan beton hesabının fazla olduğu, inşaatta bu miktarda beton kullanılmadığının belirtildiğini, bu hususta inceleme yapılmasını, keşif yapılmasını talep etmiş olmalarına rağmen mahkemece bu itirazlarının incelenmediğini, asıl davada davalılardan ... şirketiyle müvekkili arasındaki anlaşmanın zaten beton temini ve kaba inşaat yapımına ilişkin eser sözleşmesi olup müvekkilinin hem müteahhit firmaya hem beton şirketine beton bedeli ödemesinin hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere uygun olmadığının da bir gerçek olduğunu,
Mahkemenin vermiş olduğu kararda hatalı hüküm kurulduğunu, mahkemece kararın gerekçe kısmında asıl davada 36.206,00 TL'lik talebin kabul edilebileceği belirtilmişse de bu konuda kurduğu hükümde davanın tümüyle reddine karar verildiğini, ancak bu kez birleşen 2016/360 Esas sayılı dosyadaki alacağa ilişkin verilen kararda bu bedelin mahsup edildiğini ve kısmi itirazın iptali hükmü kurulduğunu, bu doğrultuda verilen kararın ferilerinin de hatalı olarak verildiğini ortaya haksız yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemeleri çıktığını,
Sorumluluğun hatalı olarak değerlendirildiğini, mahkemenin yapmış olduğu yargılamada eksik ve hatalı, hatta yetkisini aşan bilirkişi raporlarına itibar ederek, adeta yargı yetkisinin devriyle hüküm kurduğunu, meydana gelen olayda betonun kalitesiz oluşu, yeniden yapılması gerektiği hususlarında meydana gelen zarardan beton firması...., tedarikçi firma .... ve müteahhit firma ... firmasının müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, kendi aralarındaki sorumluluk dağılımının davacı müvekkilinin dışında olup mahkemece bu şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
Aynı alacak için birden fazla temlik yapılması ve adi yazılı tarihsiz temlikin kabul edilebilir olmaması gerektiğini, her ne kadar dosyada alınan hukuki görüşte birleşen 2016/360 Esas sayılı dosya davacısı ... (....) tarafından dayanak gösterilen temlik belgesinin hukuken geçerli olduğu belirtilmişse de bu temliğin geçerli kabul edilememesi gerektiğini, kural olarak adi yazılı ve tarihsiz bir temlik belgesi geçerli olsa da ortada şüpheli bir alacak ve şüpheli bir temlik işlemi mevcut olduğu nazara alındığında davacı ... (....)'nun bu alacağı ispatla mükellef olduğundan mevcut temliknamenin kabul edilmemesi gerektiğini, zira İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7499 Esas sayılı dosyasında alacakl ... adına 31.05.2016 tarihinde açılan icra takibinde bir başka alacaklının müvekkiline aynı alacaktan bahisle ödeme emri göndermesi ve bu ödeme emrinin dayanağında aynı alacağın temliknamesi yazılı olup bu hususta takip itiraz sebebiyle durmuş olsa da durumun açıklığa kavuşmadığını, davacı tarafından sunulan temliknamenin tarihsiz ve adi yazılı olduğunu, bu konudaki itirazlarının aksi ispatlanamadığından davanın bu yönüyle reddedilmesi gerektiğini belirterek;
Yukarıdaki açıklamaları ve resen tespit edilecek diğer hususlar doğrultusunda; istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, öncelikle yapılacak yeniden yargılama neticesinde asıl davanın kabulü ile birleşen her iki davanın reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin asıl davada davalılar, birleşen davalarda davacılar üzerinde bırakılmasına aksi kanaat olması halinde ise dosyanın eksikliklerinin giderilmesi bakımından yerel mahkemesine iadesine, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Asıl dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, birleşen davalar itirazın iptali istemlerine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen 2016/1089 Esas sayılı davanın kabulüne, birleşen 2016/360 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı asıl davanın davacısı- birleşen davaların davalısı vekilince asıl ve birleşen davalar yönünden yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır.
Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478. maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması halinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 184. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanununun 163. maddesi) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.
Somut olayda; Asıl davanın davacısı ... ile asıl davanın davalısı ... Şti arasında .... ili ... ilçesi ... Mahallesi... ada ...parsel sayılı taşınmazda kaba inşaat ve duvar imalatının yapılmasına ilişkin, bila tarihli sözleşme akdedilmiş olup, sözleşmede metrekare başına 49,00 TL+ KDV ödeme yapılacağı, betonun metreküpünün KDV dahil 129,00 TL olup, işin sonunda betonun tutarının hesaplanacağı kararlaştırılmıştır.
Dosya içerisinde ayrıca ... ada .... parselde bulunan 3-5-9 no'lu bağımsız bölümlerin her birinin 130.000 TL bedelle, yapılan inşaat ödemesine karşılık ....'a satıldığı, inşaat bitim tarihinde dairelerin teslim edileceğine dair 03.03.2015 tarihli "Daire satış sözleşmesi" başlıklı belge bulunduğu, sözleşmede alıcı olarak ... İnşaat , satıcı olarak ... isimlerinin yazılı olduğu, alıcının altında bir adet imza bulunduğu, satıcının altında ...'a ait kaşenin bulunduğu görülmektedir.
Asıl davanın davalısı ... Şti tarafından, asıl davanın davacısı- birleşen davaların davalısı ... adına ... ada ... parseldeki inşaatın kaba inşaat yapımı işçiliği ve malzemelerine ilişkin toplam 211.220 TL bedelli 01.12.2015 tarihli fatura düzenlenmiştir.
Asıl davanın davalısı ... Şti.'nin ticaret unvanının, .... Şti. olarak değiştiği dosyada mevcut ticaret sicil gazetesi örneğinden anlaşılmaktadır .
Asıl davanın davalısı ... (Eski ...).... Şti. ile Birleşen 2016/ 360 esas sayılı dosyanın davacısı .... arasında bila tarihli alacağın temliki sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ile... Şti.'nin, ...' dan olan 211.220 TL tutarındaki alacağının birleşen dosyanın davacısı ....'e temlik edildiği, Temlik alan .... vekilinin, ...'a gönderdiği 23.02.2016 tarihli ihtarname ile müvekkilinin alacağın temliki sözleşmesiyle alacaklı konumuna geldiğini belirterek 5 gün içinde borcun ödenmesi gerektiğini ihtar ettiği görülmektedir .
Birleşen dosyanın davacısı .... vekili tarafından, asıl davanın davacısı- birleşen davanın davalısı ... aleyhine İzmir 8.İcra Müdürlüğü'nün 2016/ 3480 sayılı dosyası ile 211.220 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 01.12.2015 tarihli fatura ve alacağın temliki sözleşmesi olduğu, takibe ... vekili tarafından itiraz edildiği anlaşılmaktadır .
Asıl davanın davalısı ... Şti. ile Birleşen 2016/1089 Esas sayılı dosyanın davacısı .... arasında 08.04.2016 tarihli alacağın devri sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmeyle, devreden şirketin, ...'dan hazır beton dökümünden kaynaklı olarak 70.516,58 TL alacağı bulunduğu, alacağın tamamen devredildiği, sözleşmenin bir örneğinin ...'a tebliğ edilmesinin kabul ve beyan edildiği anlaşılmaktadır .
... kendisine tebliğ edilen alacağın devri bildirimine karşılık olarak....'a ve .... Şirketi'ne 15.04.2016 tarihli ihtarnameyi göndererek....Şirketi'nin doğrudan kendisinden bir alacağı olmadığını, aralarında yapılmış bir sözleşme de bulunmadığını, kesinleşmiş bir alacağın mevcut olmadığını beyan etmiştir .
Birleşen 2016/1089 Esas sayılı dosyanın davacısı .... tarafından, ... aleyhine İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2016/6037 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının ... Şti. ile ... arasında yapılan 08.04.2016 tarihli alacağın devri sözleşmesi olduğu, takibe ... tarafından itiraz edildiği anlaşılmaktadır.
Asıl davanın davacısı ... vekilinin, asıl davanın açılmasından önce ... Şti. ve .... A.Ş.'ye karşı İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/71 Esas sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunduğu ve bilirkişi kurulu raporu alındığı görülmektedir
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin kendisine ait taşınmaz üzerine inşaat yapmak üzere ruhsat aldığını, kaba inşaat ve duvar imalatı işlerinin yapılması için Davalı ... Şti. İle sözleşme yaptıklarını, sözleşme karşılığı olarak 3,5,9 numaralı bağımsız bölümlerin her biri 130.000 TL'den toplam 390.000 TL bedel karşılığında Davalı ... Şti.'ye satıldığını, anılan şirketin temel sütunlarının betonunun temini için Davalı .... Şti.ile anlaştığını, bu şirketin de diğer davalı ... A.Ş. ile anlaştığını, betonun dökülmesi ve bekleme süresinin geçmesinden sonra kalıp sökümünde yapı denetim elemanlarınca dökülen betonun aranılan vasıfta olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle zemin kattaki 19 adet kolonun kırılarak yıktırıldığını, yıkımdan sonra inşaatın tamamiyle durduğunu, müvekkili tarafından delil tespiti yaptırılarak vasıfsız beton kullanılmasından dolayı yıkılan kolonlar nedeniyle oluşan zararın 36.200 TL olarak belirlendiğini , yıkım işleminden sonra inşaat alanının müvekkilinin imkanları ile temizlenip enkazın kaldırıldığını ve yeniden projesine uygun bir şekilde inşaatın devamı için gerekli işlemlerin başlatıldığını, bu durumun müvekkilinin zaman kaybına sebep olduğunu , bu süreçte müvekkiline ait inşaat yönünden menfi yönde kamu oyu oluştuğu ve müvekkilinin ticari itibarının sarsıldığını, inşaattan daire satın alanlardan satıştan cayanlar olduğunu, verdikleri parayı davacıdan geri aldıklarını, kalan dairelerin satımına engel bir pozisyon yaratıldığını, Davalı ... Şti.'nin, beton temin etme işini Davalı ... Şti.'ye yaptırdığını, Davalı ... Şti.'nin yaptığı işe karşılık davacı adına faturalar kestiğini, kesilen faturalara dayanak yapılan diğer davalı ... . A.Ş.'ye ait sevk irsaliyeleri ile dökülen betonların davalı ....A.Ş'den geldiğinin belirlendiğini, davacının her üç davalının zincirleme eyleminden dolayı zarara uğradığını ileri sürerek yıkılan kolon bedeli, gecikmeden, malzeme fiyat farkından ve satılan iki daire için ödenen paranın iadesinden kaynaklanan zararlar için maddi tazminat ve manevi tazminat istemektedir.
Asıl davada Davalı ... Şti. Vekili, müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmenin hangi tarihte imzalandığı anlaşılamadığı için sözleşmenin geçerli olmadığını, dava dilekçesi ekindeki faturalara göre davacı ile Davalı ....arasında eser sözleşmesi olduğunun anlaşıldığını, tespit dosyasında müvekkilinin taraf olarak gösterilmediğini, davacının faturalara itiraz etmediğini, davacı ile müvekkili arasında inşaat yapım sözleşmesi olduğu varsayılsa bile davacının beton dökülmesi konusunda ...ile anlaştığını, beton dökme işinin kendisine bırakılmasını istediğini, beton satışı ve dökümü konusunda davacı ile Davalı ... arasında sözleşme bulunduğundan, müvekkilinin hiç bir sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini savunmaktadır.
Asıl davada Davalı .... Şti. Vekili, davacı ile Davalı ... Şti. arasındaki sözleşmeye müvekkilinin taraf olmadığını, müvekkilinin, aracı olarak Davalı ... Şti.'ne beton satan şirket olduğunu, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin sadece, hazır betonu imal edilen yerden spariş vererek gerekli yere gönderilmesini isteyen aracı olduğunu, malın imalinden sorumlu olmadığını, delil tespiti dosyasında teslimat yapılmadan ayıp tespiti yapıldığını, dava dışı kişilerin satıştan caymalarından müvekkilinin sorumlu olmadığını, manevi tazminat da istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmaktadır.
Asıl davada Davalı... A.Ş. Vekili, davacı ile Davalı ... arasında eser sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirketin bu eser sözleşmesinin tarafı olmadığını, davacı ile Davalı ... arasındaki sözleşme hükümlerine göre imalatta ayıp olması halinde sorumluluğun Davalı ...'ya ait olduğunu, TBK'nın 472. Maddesine göre , malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa, yüklenicinin, malzemenin ayıplı olmasından iş sahibine karşı satıcı gibi sorumlu olduğunu, davacı ile hiç bir sözleşmesel ilişkisi bulunmayan müvekkili açısından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, tespit raporunun gerçekleri yansıtmadığını, hazırbetonun ayıplı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, mesnedi olmayan fahiş talepleri kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmaktadır.
Birleşen 2016/360 Esas sayılı davada davacı vekili, ... (Eski ...) ...Şirketi'nin, müvekkiline olan borçları nedeniyle anılan şirketle müvekkili arasında alacağın temliki sözleşmesi imzalandığını, anılan şirketin, Davalı ...'dan olan alacağını müvekkiline devrettiğini, durumun davalıya ihtarname ile bildirildiğini, ihtara rağmen ödeme yapılmadığı için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, .... Şirketi'nin, Davalı ... arasında kaba inşaat ve imalat sözleşmesi imzaladığını, yapılan işle ilgili fatura kesildiğini, şirketin edimini yerine getirdiğini, borçlunun takibe itirazında haksız olduğunu belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini istemektedir.
Birleşen 2016/360 Esas sayılı davada davalı vekili, davacı tarafından gönderilen ihtarname ve içeriğinin kabul edilmediğinin cevabi ihtarla davacıya bildirildiğini, davacı ile alacağın temliki sözleşmesi yapan yüklenici ... Şirketi ile müvekkili ... arasında imzalanan sözleşmenin 13. maddesinde, sözleşme ile taahhüt edilen işlerin, işverenin yazılı onayı alınmaksızın kısmen ya da tamamen başka birine devir ve temlik edilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, temliğe müvekkilinin onayının olmadığını, ... şirketi tarafından hazırlanan fatura içeriğinden ne kadar beton, tuğla, işçilik vs harcandığının açıkça anlaşılmadığını, adi yazılı ve tarihsiz temlik sözleşmesinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmaktadır.
Birleşen 2016/1089 Esas sayılı davada davacı vekili, davalının,.... Şti.'den mal alış verişi yaptığını, buna ilişkin fatura düzenlendiğini, davalının fatura içeriklerine itiraz etmediğini, ...Şti.'nin davalıdan olan alacağını müvekkiline temlik ettiğini, davalının faturaya dayalı borcunu ödemediğini, ödenmeyen bakiye 70.516,58 TL borç bulunduğunu , bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, borçlunun takibe itirazında haksız olduğunu belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini istemektedir.
Birleşen 2016/1089 Esas sayılı davada davalı vekili, müvekkili adına 2015/935 Esas sayılı dosyada açtıkları davadan sonra, anılan dosyanın davalılarının, alacaklarını kaçırmak için üçüncü kişilere temlik ettiklerini, dava konusu inşaattaki taşıyıcı 19 sütunun yıkıldığını, bundan temlik verenlerin tamamının sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmaktadır.
Asıl davanan davacısı iş sahibi ... ile Davalı .... arasındaki eser sözleşmesinin 8.3 maddesinde; " Yüklenicinin iş yerine getirdiği inşaat ve tesisat malzemesi ile makine ve diğer tüm ekipmanların korunması sorumluluğu kendisine aittir .", 12. Maddesinde; "...İş veren bu gibi kusurlu malzeme ve imalattan mütevellit maruz kalacağı ziyanı ayrıca yükleniciden talep etme hakkına haizdir ." düzenlemeleri mevcuttur .
Davalı .... Şti. tarafından, ... adına düzenlenen 211.220 TL bedelli faturada; "... ada...parselde inşaatın kaba inşaatı yapımı işçilikli ve malzemeli" açıklaması yer almaktadır .
Dava dilekçesi ekinde, Davalı ....Şti. tarafından ... adına hazır beton alımına ilişkin düzenlenen faturaların sunulduğu görülmektedir. Asıl davada davacı vekili, inşaatta kullanılacak betonun temini için davalı yüklenici ... İnşaat'ın, Davalı ... ile anlaştığını fakat ....'un faturaları müvekkili adına kestiğini beyan etmektedir.
İlk derece mahkemesince asıl davanın davacısı birleşen davaların davalısı ... ile asıl davadaki davalı ... Şti. arasında satış sözleşmesi bulunduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de, bu hususta yapılan inceleme ve değerlendirmelerin yeterli olmadığı görülmektedir. Zira, asıl davada Davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin, aracı olarak Davalı ... Şti.'ne beton satan şirket olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece, 20.01.2016 tarihli ilk celsede, Davalı ... vekiline beton faturalarının hangi nedenle davacı adına düzenlendiğine ilişkin beyanda bulunulması için süre verilmesi üzerine Davalı ... vekili ibraz ettiği dilekçesiyle, müvekkilinin ... firmasının beton ürünlerini satan bir işletme olduğunu, davalı ... tarafından müvekkilinin arandığı ve davacı adına beton siparişi verildiğini, müvekkili şirketin de.... firmasını arayarak betonun davacıya ait inşaata ... tarafından dökülmesini sağladığını, faturalar her zaman düzenlenebilen mahiyette belgeler olduğundan siparişi veren şirketin talimatı doğrultusunda fatura kesildiğini, davacı ile davalı ... arasındaki eser sözleşmesinin 8.3 maddesine göre davalı ... yapının malzemeyi tedarik eden taraf olduğunu beyan etmiştir .
Mahkemece, yine 20.01.2016 tarihli ilk celsede, Davalı ... Şti. vekiline, beton temini dışında sözleşmede belirtilen diğer işlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda beyanda bulunulması için süre verilmesi üzerine davalı vekili tarafından ibraz edilen dilekçede, müvekkili şirketin betonun satışı ve uygulanması nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı taraflar arasında işin uygulanmasına ilişkin sözleşme mevcut ise de davacının bu işi kendisinin üstlendiği ve betonu kendisinin temin ederek uyguladığı, davacının beton dökümü konusunda.... ile anlaştığını beyan etmiştir . Oysa ki hem davacı vekilinin, hem de Davalı .... vekilinin beyanları ve tüm dosya kapsamından beton dökümü işine dair davacı ile davalı .... arasında yapılan bir eser sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmaktadır .
Diğer yandan Davalı ... Şti. vekili, davacının betonu kendisi temin ederek uyguladığını beyan etmekte ise de ,anılan şirket tarafından ... adına düzenlenen 01.12. 2015 tarihli 211.220 TL bedelli faturadaki tutarın, kaba inşaat yapımı işçilik bedeli yanında ve malzeme bedelini de içerdiği görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan, Davalı Yüklenici ... tarafından yapılan iş bedelinin 206.329 TL olarak hesaplandığı 28.08.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporundaki 206.329 TL' lik iş bedelinin içerisine 65.841 TL tutarındaki beton bedelinin de dahil edildiği görülmektedir .
Asıl davanın davacısı, birleşen davaların davalısı ... vekilinin, müvekkilinin, hem 206.329 TL olarak hesaplanan iş bedeli kapsamındaki 65.841 TL beton bedelinden , hem de Davalı (Temlik Eden) ... beton tarafından düzenlenen faturalardaki beton bedelinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığına dair istinaf itirazları bulunmaktadır. Bu hususun ... vekilince yargılama sırasında da ileri sürüldüğü, mahkemece, inşaatta kullanılan betonun, iş sahibi ... tarafından Davalı ....'dan satın alındığı kabul edildiği halde, bir taraftan da davalı yüklenici ... tarafından yapılan iş bedeline, beton bedelinin de dahil olduğu kabul edilerek sonuca gidildiği, bu hususta gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılmadığı kanaatine varılmaktadır.
Davalı .... tarafında imal edilen, Davalı .... tarafından temin edilen hazır betonda herhangi bir üretim hatası ve ayıp bulunmadığı, davalı yüklenici ...'nın uygulama hatasından ötürü, eser sözleşmesinin ayıplı ifa edildiği dosya kapsamıyla sabit olmuştur.

Dosyada mevcut İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 19.08.2015 tarihli yazısına göre, ...'ın ticaret sicil kaydının bulunduğu, Şirinyer Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 19.08.2015 tarihli yazısına göre, ...'ın gelir vergisi mükellefi olup birinci sınıf bilanço usulüne göre defter tuttuğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında davacıya ait ve Davalı .... Şti.'ye ait ticari defter ve belgelerin incelenmediği, yalnızca birleşen 2016/1089 Esas sayılı dosya kapsamında, birleşme öncesi...Şti'ye ait ticari defter ve belgelerin incelendiği, birleşme öncesi anılan dosyada davacı vekiline ticari defter ve belgelerin sunulması için hukuki sonuçları hatırlatılarak usulüne uygun süre de verilmediği görülmektedir.
Asıl davada, davacının kendisine ait taşınmaz üzerine 5 katlı apartman inşaatı yapmak üzere ruhsat aldığı ve yapılacak olan inşaattan üçüncü kişilere satışlar yapıldığı, kolonların vasıfsız bulunarak yıkılmasından ötürü temelden daire satın alan kişilerin satıştan caydıkları ve verdikleri parayı geri aldıkları, davacının bundan ötürü zarara uğradığı ileri sürülmekte olup, arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması halinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 184. maddesi gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir. Bu nedenle mahkemenin bu talebe ilişkin olarak, üçüncü kişilerle yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğu ve davacının aldığı bedelleri zaten iade etmek zorunda olduğuna ilişkin gerekçesi yerinde değildir .
Mahkemece, asıl davada davacının inşaattaki gecikme ve malzeme fiyat farkı nedeniyle uğranılan zarara ilişkin herhangi bir delil sunmadığı gerekçesiyle bu talep reddedilmiş ise de, davacı ile Davalı ... arasındaki eser sözleşmesinin ve sözleşmeye konu işlerin hangi tarihte yapıldığı, kolonların yıkılmasından dolayı, inşaat alanının temizlenmesi, enkazın kaldırılması ve işin yeniden devam edebilmesi için ne kadar süre gerektiği, bu sürede malzeme fiyatlarında değişiklik olup olmadığı hususlarında herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmektedir .
Kabule göre de; asıl davada davacının yıkılan kolon bedeline ilişkin talebi yerinde görüldüğü halde, asıl davadaki bu talebin, birleşen 2016/ 360 Esas sayılı dosyaya konu icra takibindeki alacaktan mahsup edilmesi nedeniyle asıl davanın reddine karar verilmesi ve davacı lehine asıl davada alacaklı olunduğu belirtilen miktar yönünden yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
Bu nedenlerle mahkemece yapılması gereken iş;
- Dava konusu inşaatın yapıldığı.... ili ... ilçesi ...Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı, inşaata ilişkin yapı ruhsatı, yapı denetim şirketince düzenlenen tüm belge örnekleri, varsa yapı kullanım izin belgesi dosya arasına alınmalı, inşaattaki kolonların yıkılmasından sonra ruhsat iptali yapılıp yapılmadığı, yeniden ruhsat alınıp alınmadığı, alınmış ise ne zaman alındığı araştırılmalıdır.
- Asıl davanın davacısı ... ile asıl davanın davalısı ... (Eski ...) .... Şti. arasındaki eser sözleşmesinin ve sözleşmeye konu işlerin hangi tarihte yapıldığı taraf vekillerinden de sorularak araştırılmalıdır.
-Asıl davanın davacısı vekiline ve asıl davanın davalısı .... (Eski ...) .... Şti. vekiline uyuşmazlık konusu dönemdeki tüm ticari defter ve belgelerini sunmak üzere usulüne uygun süre verilmelidir.
- Alanında uzman 2 inşaat mühendisi ve 1 serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişiden oluşan heyetten, asıl davanın davacısı ... ve asıl davanın davalısı ... (Eski ...) .... Şti.'ne ait ticari defter ve belgeler incelenerek, Davalı (Temlik Eden) ... Şti.'ye ait ticari defterler yönünden birleşen 2016/1089 Esas sayılı dosyada alınan 24.05.2018 tarihli SMMM Bilirkişi raporu da gözetilerek, gerektiğinde Davalı (Temlik Eden) .... Şti.'nin defterlerinin tekrar ibrazı sağlanarak, Davalı ... Şti. tarafından Davacı ... adına düzenlenen faturalara konu betonun tamamının dava konusu inşaatta kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise tamamının yıkılan kolonlar için mi kullanıldığı, yoksa bir kısmının yıkım sonrası yeniden istenilen vasıfta kolonların yapılması için mi kullanıldığı, kolonların yıkılmasından sonra Davalı Yüklenici .... Şti.'nin davacı ile arasındaki eser sözleşmesi kapsamındaki edimini yerine getirip getirmediği, getirdiyse, davalı yüklenicinin yıkılan kolonların yerine yeniden beton temin edip etmediği, Davalı Yüklenici .... Şti.'nin yaptığı iş bedelinin içerisinde beton bedelinin de olup olmadığı, bu bağlamda Davalı Yüklenici ... . Şti.'nin ve Davalı .... Şti.'nin ayrı ayrı ...'dan alacaklı olup olmadıkları, varsa alacak miktarı, asıl davaya konu kolonların yıkılması nedeniyle işin ne kadar süre geciktiği, gecikme ve malzeme fiyat artışı nedeniyle davacının bir zararının doğup doğmadığı, varsa miktarı hususlarında yeterli teknik incelemeyi içeren denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınmalıdır.
- Asıl davada, davacının, daire satışı yapılan üçüncü kişilerin satıştan caymaları ve verdikleri parayı geri almalarından ötürü uğranılan zarara ilişkin talebi yönünden, üçüncü kişilerin satıştan niçin caydıkları, davacının bu sebeple oluşan bir zararının olup olmadığı, varsa zarardan davalının sorumlu olup olmadığı hususları değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre ; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan asıl davanın davacısı- birleşen davaların davalısı vekilinin asıl ve birleşen davalara ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davanın davacısı- birleşen davaların davalısı vekilinin asıl ve birleşen davalara ilişkin istinaf başvurularının KABULÜ ile,
2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.11.2022 tarih ve 2015/935 Esas, 2022/961 Karar sayılı kararının asıl ve birleşen davalar yönünden, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Asıl davanın davacısı- birleşen davaların davalısı tarafından asıl ve birleşen dosyalar için yatırılan toplam 4.293,69 TL istinaf karar harcının istek halinde yatırana ilk derece mahkemesince geri verilmesine,
6-Asıl davanın davacısı- birleşen davaların davalısı tarafından asıl ve birleşen dosyalar için yatırılan (492,00 TL + 492,00 TL + 492,00 TL) toplam 1.476,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim