mahkeme 2023/1461 E. 2023/1509 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1461

Karar No

2023/1509

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1461
KARAR NO : 2023/1509

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/349
KARAR NO : 2023/448
DAVA TARİHİ : 12.04.2021
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 14.01.2022
BİRLEŞEN DOSYA : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2022/323
ESAS - 2022/334 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA : İtirazın iptali
KARAR TARİHİ : 19.10.2023
KARARIN YAZ. TARİH : 19.10.2023

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.05.2023 tarihli 2023/349 Esas, 2023/448 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin Müdahil ... Şirketi vekili tarafından istenilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Asıl davada Davacı ... Şirketi vekili tarafından verilen 14.01.2022 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Şti. ile alım satım sözleşmesinden doğan alacağının bulunduğunu, davalıya 30.09.2021 tarihli faturadan 38.442,50 Euro karşılığı takip başlattıklarını ödeme emrine itiraz ettiklerini, müvekkilinin satım konusu malları eksiksiz ve tam teslim ettiğini, belirterek İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2021/13762 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali takibin devamı %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada Davacı ... Şirketi [Eski Ünvan: ... Şirketi] vekili 12.04.2022 tarihli dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin davalı ile aralarında ticari ilişkisine istinaden sipariş ettiği ürünlere karşılık takip konusu yaptığı ve ön ödeme için davalıya verdiği, 10.000,00 Euro’nun sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle iadesi için İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2022/704 E sayılı dosyasıyla takip yaptıklarını ancak davacının itirazı ile takibin durduğunu, müvekkili firmaya davalının 2021 yılı ortalarında Almanya'da faaliyette bulunan ... firmasının ihtiyacını karşılamak üzere teknik makine tedariki konusunda anlaşma yaptıklarını müvekkilinin doğrudan üreticiden değil bu ürünleri mühendislik işlemlerinden de anlayan bir firmadan almak istemesi nedeniyle davalıyla anlaştıklarını müvekkilinin davalıya ürünlerin spektlerini gösterir çok sayıda teknik destek içeren malzeme verdiğini, buna rağmen üretilen ve müvekkiline tedarik edilen malzemelerin teknik desteğin belirlediği, hassaslıkta olmadığı ve spektlere uygun olmadığını, TTK m. 18/2 gereğince, tacirin basiretli davranması gerektiğini, sözleşme konusu edimi yerine getirmediği, hatta müvekkili aleyhine İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2021/13762 E sayılı dosyasıyla icra takibi yaptığını itiraz üzerine karşılığında İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2022/46 Esas sayılı dosya ile dava açtığını, derdest dosyanın da bu dosya ile birleştirilmesini istediğini belirterek ödenen bedelin iadesine ilişkin yapılan takibe itirazın iptali takibin devamı %20 İcra inkâr tazimatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Asıl davada Davalı ... Şirketi [Eski Ünvan: ... Şirketi] vekili tarafından verilen 23.02.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13762 Esas sayılı dosyasında yapılan takibe itiraz ettiklerini, davacının davasını ve haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin %100 yabancı sermayeli Alman Firması ... olan firma olduğunu, 2021 yılı ortalarında Türkiye'de teknik makine tedariki konusunda davacı ile anlaştıklarını, işin Mühendislik firması kontrolünde yapılması için davacı firma ile anlaştıklarını anlaşma gereği faturanın müvekkili şirkete kesilerek ödemenin müvekkil şirket tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin davacı tarafa iş başında 10.000,00 Euro ödeme yaptığını, ancak aralardaki anlaşmazlık nedeniyle paranın iadesini istendiğini, bu amaçla İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2022/704 Esas sayılı dosyasıyla takip yaptığını davacının bu takibe itiraz ederek durduğunu, müvekkilinin siparişi nedeniyle davacının imalatçı bir firma ile anlaşarak müvekkiline imalat konusu olan malları kontrol ederek teslim etmeyi kabul ettiğini, bu malların eksiksiz sağlanması halinde alacağı hak kazanacağının kararlaştırıldığını, teknik konularda kendisine birçok referans ve doküman gönderildiğini, davacının her şeyi kontrol altında aldığını belirterek taahhütte bulunduğunu, ancak teslim edilen ürünlerin hiçbirisinin spektlere uygun olmadığını tespit edildiğini, kendisinden teknik bir kalite kontrol yapılmasının istendiğinde ... makine firmasına davacı tarafından yaptırılan incelemede ürünlerin hatalı olduğunun tespit edildiğini, bu konuda alınan teknik raporun dosya arasına konulduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesinde de ortaya çıkacağını davacı tarafın edimi gereği yerine ifa etmediği, kötü niyetli olarak hakkı olmayan bir bedelin tahsili için takip yaptığını, yapılan ön ödemenin iadesinin yerine getirilmediğini ve buna rağmen takip yaptığını, belirterek davanın reddine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada Davalı .... Şirketi vekili 23.05.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkilinin yapmış olduğu takibe itiraz nedeniyle ayrıca bu davayı açtığını, müvekkili ile aralarında ticari alım satım sözleşmesi yapıldığını ve müvekkiline 10.000 Euro peşinat ödemesi yapıldığını, müvekkilinin ürünleri eksiksiz teslim ettiğini, davacının ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin malları eksiksiz teslim ettiğini, karşı tarafın ayıp ihbarında bulunmadığını, ayıplı mal iddiasının ispatlanması gerektiğini bu nedenle açılan derdest davanın reddine karar verilmesini kötü niyet tazminatına hükmedilmesine talep ettiğini belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 14.12.2022 tarih ve 2022/46 Esas, 2022/1188 Karar sayılı kararı ile özetle; "..Asıl dava yönünden; Davacı ... AŞ.’nin davalı ... Şti. aleyhine yapmış olduğu İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2021/13162 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine itiraz talebinin reddine, Birleşen dava yönünden; Davacının davasının kısmen kabulü ile; Davacı .... Şti.’nin davalı ... AŞ aleyhine yapmış olduğu, İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2022/704 E sayılı dosyasındaki takibe itirazın iptaline, takibin 10.000 Euro üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca Euro cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden -.TL karşılığının davalıdan tahsiline," dair karar verilmiştir.
Dairemiz tarafından verilen 13.04.2023 tarih ve 2023/548 Esas, 2023/588 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Yargılama sırasında müdahale isteğinde bulunan şirket vekili tarafından önce 07/12/2022 tarihinde verilen dilekçe ile "...A.Ş. tarafından ayıplı iş bildiriminde bulunulduğu, davanın tarafları arasındaki eser sözleşmesine konu makine parçalarını adı geçen şirkete kendilerinin temin ettiği ve ürünlerde herhangi bir ayıp bulunmadığı, davada lehe ya da aleyhe verilecek kararın doğrudan kendilerini ilgilendirdiği" ifade edilerek, davaya müdahale isteğinde bulunulmuştur. Mahkemece, iş bu dilekçenin öncelikle taraf vekillerine tebliğ edilerek, gerekirse istek sahibini de çağırmak suretiyle müdahale isteği konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, dilekçenin taraflara tebliğinin sağlanmadığı, müdahale isteğinin herhangi bir karara bağlanmadığı ve 14/12/2022 tarihinde taraflar hakkındaki esasa dair kararın verilerek dosyada işten el çekildiği anlaşılmıştır. Daha sonra ise yine müdahale isteyen vekilinin aynı konudaki başvurusu üzerine mahkemece "isteğin reddi" yönünde 07/02/2023 tarihli ek kararın verildiği görülmüştür.
Öncelikle; mahkemece, yukarıda anılan HMK.'nın 67. Maddesi hükmündeki usule riayet edilmediği görülmektedir. Bu madde hükmü gereğince, dilekçe taraflara tebliğ edilmemiş ve müdahale isteği hakkında karar verilmemiştir.
İkinci olarak ise esasen; müdahale isteğinde bulunanın, yüklenici şirkete malzemeleri temin eden ve kendisine ayıp ihbarında bulunulan şirket olarak, dava sonunda yüklenici leh ya da aleyhine verilecek kararın doğrudan kendisini etkilemesi nedeniyle, yüklenici şirket yanında fer'i müdahil olarak davada yer almasında hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece usule aykırı davranılarak müdahale isteğinin karara bağlanmaması nedeniyle, esasa dair bu hususun değerlendirilmemesi de usule ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Bu nedenlerle; istek sahibi vekilinin istinaf itirazları haklı olup, taraflar arasındaki esasa dair kararın, yargılama sırasındaki "müdahale isteğinin değerlendirilmesi konusunda usul ve yasaya aykırı davranılması" nedeniyle kaldırılması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş: İstek sahibi vekilinin müdahale dilekçesi taraf vekillerine tebliğ edilerek ve hem taraf vekillerinin, hem de müdahale isteği sahibi vekilinin duruşmaya davet edilerek, yüklenici şirket ... A.Ş. yanında davada fer'i müdahil olarak yer alması gereken ... Şti.'nin müdahilliğine karar verilerek, taraf vekillerinin ve müdahil vekilinin esasa dair beyan ve savunmaları alınmak suretiyle yapılacak değerlendirme sonucunda yeniden karar verilmesi olmalıdır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle; ... Şti. vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, HMK'nın 353/(1)-a/4.maddesi gereğince kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, " dair karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk derece mahkemesinin 30.05.2023 tarih ve 2023/349 Esas, 2023/448 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Asıl Dava Yönünden; Davacı ... AŞ.’nin davalı ... Şti. aleyhine yapmış olduğu İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2021/13162 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine itiraz talebinin reddine, Birleşen Dava Yönünden; Davacının davasının kısmen kabulü ile; Davacı ... Şti.’nin davalı ... AŞ aleyhine yapmış olduğu, İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2022/704 E sayılı dosyasındaki takibe itirazın iptaline, takibin 10.000 Euro üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca Euro cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden -.TL karşılığının davalıdan tahsiline, " dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Müdahil ... Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Müdahil ... Şirketi vekili tarafından verilen 26.07.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Dava itirazın iptali davası olduğunu, ... A.Ş firması teslim ettiği malların bedelini alamadığını iddia ettiğini, Hauni firması ise malları teslim aldığını kabul ettiğini, ayıplı olduğunu iddia ettiğini, ancak geçerli bir ayıp ihbarına bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu madde 23 gereği malın teslim alındığı tarihten itibaren 2 ve 8 günlük ihbar süreleri içinde herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, bu halde Hauni firmasının ayıp iddiasının dikkate alınmasının mümkün olmadığını, dolayısı ile ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasının yeterli olduğunu, dava konusu dışına çıkılarak ayıp incelemesinin yapılması hatalı olduğunu, tüm üretim aşamalarında kontrol yapan ... firmasının ayıp iddiasında bulunması kötü niyetli olduğunu, üretilen ürünlerin üretim aşamasından paketlenme aşamasına kadar her safhasında ... A.Ş'nin mühendisi ... ile ... firma görevlisi ... hazır bulunduğunu, ürünlerin her türlü kontrolü iki firma tarafından da sağlandığını, tanıkların mevcut olduğu mahkemeye bildirilmesine rağmen bu tanıkların dinlenmediğini, ürünlerin ayıpsız, kusursuz, hatasız, tam ve sağlam şekilde üretildiğini, istinaf başvurularının kabulünü, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, ... şirketi adına açılan birleşen davanın reddini, ... firması tarafından açılan asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
YANIT:
Davalı-Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 14.08.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesine yanıt ile özetle; Dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıkladıkları üzere; ağır kusurlu davacı yanında davaya feri müdahil olan şirketin, müvekkilinin zamanında bir ayıp ihbarında bulunmadığından ibaret esasa dair kötü niyetli beyanlarını da kabul etmediklerini, feri müdahilin usul ve yasaya uygun olarak tesis olunan yerel mahkeme kararına karşı bir takım haksız beyanlarla yapmış oldukları istinaf başvurusunun böyle bir yasal hakkı olmaması nedeniyle usulen dosya kapsamına ilişkin dayanaksız beyanları sebebi ile esastan reddini talep etmişlerdir.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Asıl dava, eser sözleşmesi nedeniyle bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, eser sözleşmesi kapsamında ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, müdahil vekilince yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır.
Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın 477/3. maddesi ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; asıl ve birleşen davalar; taraflar arasındaki ticari ilişki ve makine parçası tedariki ile ilgili eser sözleşmesi çerçevesinde alacak ile ayıplı iş iddialarına dayalı itirazın iptali davalarıdır. Mahkemece dosyada yer alan rapor ve keşfen yapılan incelemeye göre dava konusu ürünlerde gizli ayıp bulunduğu tespit edilmiştir. Ayıbın gizli ayıp olması nedeniyle bildirimin süresinde yapıldığı hem dosya kapsamında yer alan e – posta kayıtlarında ve hemde bilirkişi raporunda belirlenmiş olan süresi içerisinde ihbar yapıldığı, davacı yüklenicinin alacağını hak edecek işi yapmadığı ve geri kalan alacağını talep etme hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalının sözleşmeden dönmesi için gerekli şartların oluştuğu , birleşen davada da davalı karşı davacının asıl davada işi yapmayı yüklenen ... AŞ’nin işi yapmaması nedeniyle sözleşmeden dönmesi ve ödediği bedelin iadesi talebinde haklı olduğu anlaşıldığından mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, Müdahil ... Şirketi vekili istinaf kanun yoluna başvurularının HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.05.2023 tarihli 2023/349 Esas, 2023/448 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, Müdahil ... Şirketi vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Müdahil ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 269,85 TL peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Müdahil ... Şirketi tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim