mahkeme 2022/91 E. 2023/1592 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/91
2023/1592
27 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/91
KARAR NO : 2023/1592
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/621
KARAR NO : 2021/307
DAVA TARİHİ : 21.09.2015
KARAR TARİHİ : 17.03.2021
DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 27.10.2023
KARARIN YAZ. TARİH : 27.10.2023
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.03.2021 tarih ve 2018/621 Esas, 2021/307 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden, davacı müvekkili şirketin, yapımını üstlendiği işleri ifa edip teslim ettiğini, sözleşme kapsamında davalıların ödemesi gereken bakiye 31.000,00 TL imalat bedeli alacağının tahsili amacıyla, davalılar aleyhine başlatmış oldukları icra takibine yönelik, davalıların itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
YANIT :
Davalılar vekili tarafından verilen yanıt dilekçesi ile özetle; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca işin bedeli olan 142.000,00 TL bedelden, 111.000,00 TL iş bedelinin yüklenici şirkete ödendiğini, bakiye 31.000,00 TL bedelin ise, davacı yüklenici şirketin eksik ve yanlış imalatları nedeniyle ödenmediğini, bu nedenle başlatılan takibe itiraz ettiklerini, haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi 26/04/2017 tarih ve 2015/1125 Esas, 2017/420 Karar sayılı kararı ile özetle; "Davanın kabulü ile İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2015/9252 sayılı takip dosyasına itirazın iptali ile icra takibinin aynen devamına, takdiren %20 oran üzerinden hesap edilerek belirlenen 6.200 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemizin 16.04.2018 tarih ve 2017/1071 Esas, 2018/456 Karar sayılı kaldırma kararı ile özetle;" Mahkemece yapılması gereken iş, davacı yüklenicinin, sözleşme kapsamında yapımını üstlendiği işi, eksik ve ayıpsız imal edildiğinin, yüklenici davacı tarafın ispatlaması gerektiği gözetilerek, konusunda uzman bilirkişi/bilirkişi kurulu katılımı ile mahallinde keşif yapılarak, taraflar arasındaki sözleşmenin götürü bedelli sözleşme olduğu gözetilerek, davacı yüklenicinin hakettiği imalât bedeli, fiziki oran yöntemi ile, başka bir ifadeyle sözleşme kapsamında gerçekleştirilen imalâtın eksik ve ayıplar da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranı (% kaçının yapıldığı) tespit edilerek bulunacak bu oran, götürü iş bedeline uygulanarak saptanmalı ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler (111.000,00 TL) düşülmek suretiyle, davacı yüklenicinin, takibe ve davaya konu yaptığı alacağının bulunup bulunmadığının, istinaf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, sonucuna göre bulunacak tutar üzerinden hüküm kurmaktan ibarettir" değerlendirmesi yapılarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin 17.03.2021 tarih ve 2018/621 Esas, 2021/307 Karar sayılı kararı ile özetle; ''... taraflar arasındaki sözleşmede bina giriş kapılarında ısı cam kullanılacağına ilişkin herhangi anlaşma olmadığı, bu sebeple davacı tarafından bu hususta yapılan imalatın eksik olduğundan bahsedilemeyeceği, mahkememizin bu kabulüne göre davacı tarafından yapılan imalatın eksik ve ayıpları gözetilerek %96 seviyesinde gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, iş bedelinin götürü olarak ve 142.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, davacının yaptığı imalata göre davalıdan talep edebileceği alacağın 136.320,00TL (142.000,00 TL X 0.96) olduğu, davalı tarafından davacıya 111.000,00 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında davacının bakiye 25.320,00TL alacağının bulunduğu, dosya kapsamı itibariyle davacının taraflar arasındaki temel ilişkiyi ve eseri davalıya teslim etme borcunu yerine getirdiğini ve bakiye alacağının bulunduğunu ispat ettiği, bu halde davalının eser bedelini ödeme yükümlülüğünü tamamen yerine getirdiğini ispatlaması gerektiği, davalının bu yönde herhangi bir delil sunmadığı, davalının takibe itirazının 25.320,00 TL yönünden yerinde olmadığı ve itirazında kısmen haksız olduğu, mahkememizce alınan 30/07/2019 tarihli bilirkişi kök ile 01/12/2020 tarihli ek raporunun yapılan açıklamalar kapsamında usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olmadığından ve uyuşmazlığın niteliği yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 30.04.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Yerel mahkemece eksik inceleme ile kısmen kabul kısmen red yönünde hukuka aykırı karar verildiğini, davaya konu somut olayda icra inkar tazminatının yasal koşullarının oluştuğunu, davalı yanca her ne kadar işin bitirilmediği iddia olunmuşsa da müvekkiline karşı bu doğrultuda yapılan bir ayıp bildiriminin bulunmadığını, 6102 S. TTK Md. 23/1-c'de; ''Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür." denildiği, yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474 ve 477. maddelerinde bu hususun düzenlendiğini, müvekkilince eserin tesliminin ardından davalı yanca ayıp ihbarında bulunulmaması, dosyada mübrez 07/04/2015 tarihli cari hesap mutabakat yazısı ile de borcun kabul edildiğinin aşikar olması sebebiyle icra takibine yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunun açık olduğunu, taraflar arasında akdedilen dosyada mübrez sözleşmenin 7/1-j ve 9. maddeleri gereğince davalı yanın ayıp ihbarında bulunması halinde müeyyidelerin düzenlendiğini, davalı yanca sözleşmedeki bu maddelerin varlığına rağmen müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bu haliyle müvekkilince yapılan iş davalı yanca kabul edildiğini, yine müvekkili tarafından düzenlenen 24.11.2014 tarihli ve A-228961 no.lu fatura davalı yanca 6102 S. TTK M. 21/2 (Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.) uyarınca kabul edildiğini, davalılardan ...’un faturayı teslim aldığına dair imzası da fatura üzerinde mevcut olduğunu, buna göre ayıp ihbarında bulunulmaksızın kabul edilen esere dair alacağın tam kabulünün gerektiğini, iş sözleşmeye uygun eksiksiz ve ayıpsız şekilde yapıldığını, müvekkilince sözleşme gereğince yükümlü olunan imalatların yerine getirildiğini, bilirkişice mahalinde yapılan keşifler ile de bu durumun sabit olduğunu, dosyada mübrez 30.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda imalatların %99 tamamlandığının belirtildiğini, 01.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise işin %94 tamamlanmış olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmişse de rapor tanzim olunurken davalının iddialarının baz alındığını, sözleşmede ve cevap dilekçesinde adı geçmeyen imalatların müvekkiline yüklendiğini, bu hususa ilişkin itirazlarının yerel mahkemece re'sen dikkate alındığını, bina giriş kapılarında ısı cam kullanılacağı yönünde anlaşma sağlanmadığından %2 ekleme yapılarak işin %96 seviyesinde tamamlandığına hükmolunduğunu, bu doğrultuda bilirkişi raporları incelendiğini, bilirkişilerin üçüncü kişilerin beyanlarına göre rapor tanzim ettiği ve bu hususu tespit için gerekli olan rüzgarlı bir günde belirlemediklerinin görüldüğünü, oysaki bilirkişi raporunun teknik verilere dayanmasının gerektiğini, hükme esas alınan raporda açıkça '' ...Taşınmazları kullanan ve halihazırda davaya taraf olmayan kullanıcılardan şikayet ettikleri hususlar dinlenmiş bu şikayetler PVC bilirkişisi tarafından da dinlenerek yerindeki imalat incelenerek karar kılınmıştır.Bu şikayetlerin daha belirgin olarak değerlendirilebilmesi için kış aylarında yüksek rüzgarlı bir dönemde keşif yapılması kanaatindeyiz. '' şeklinde görüş bildirilip %2 ayıplı imalat bedelinin tanzim olunduğunu, bilirkişice üçüncü kişilerin bu beyanlarını doğrulayacak somut ve teknik hiçbir veri olmamasına rağmen müvekkilinin eksik/ayıplı iş yaptığı yönünde rapor tanzimi ve bu raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, panjur motorlarının, kök Raporun 4/e bendinde iki dairede panjur sistemlerinde sıfır durumda iken motor ve sistem arızası olduğu, sonradan müdahale edildiği, bu müdahalenin 900,00 TL'ye mal olacağının belirtildiğini, raporun 3. maddesinde D Blok 2 nolu meskene ilişkin açıklamalarda, taşınmazda oturan malikin beyanına göre panjur sisteminin sıfır halde iken çalışmadığı için usta çağırarak tesisatı bağlattığının ifade edildiğini, bilirkişilerin bizzat gözlemlerine ve teknik tespitlerine dayanarak sonuca ulaşmaları gerektiğini, dava dışı üçüncü kişinin beyanı esas alınarak sonuca ulaşılmasının mümkün olmadığını, mutfak balkonlarındaki mastik işleminde, kök raporun 4/c bendinde mutfak balkonlarındaki topal pencere birleşim yerlerinin mastik işinin eksik ve hatalı olduğunu, 15x100=1.500 TL ayıp giderim bedeli olduğunun tespit edildiğini, halbuki raporun 3. maddesinde tek tek dairelerdeki eksikliklerin tespitinde sadece B Blok 3 nolu, B Blok 4 Nolu, C Blok 1 nolu, C Blok 3 Nolu, C Blok 4 Nolu, D Blok 3 nolu, D Blok 4 Nolu, E Blok 2 Nolu olmak üzere 8 adet dairede bu eksikliğin tespit edildiğini, bu halde ilgili ayıbın kabulü halinde dahi 8x100=800 TL'lik bir ayıp giderim bedelinin söz konusu olacağını, ayar ve mastik eksikliğinde, ek raporda mastik işlemleri nedeniyle 1.500 TL (kök raporda 2.400 TL) ayıp giderim bedeli olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin son derece belirsiz ve muğlak olduğunu, ek ve kök raporda neyin ne ayarının yapılacağı belirtilmediğini, 3. maddede dairelerle ilgili tek tek yapılan tespitlerde C Blok 4 nolu meskende mutfak penceresinde ayarsızlık olduğunun belirtildiğini, yani kabule göre sadece 50 TL ayıp giderim tespitinde bulunulabileceğini, başka dairelerde ayar sorunu tespit edilemediği gibi birçok dairenin sorunsuz olduğunun tespit edildiğini, ayrıca mastik işleminin eksikliği için 4/c bendinde ayıp giderim bedeli tayin edilmekle mükerrer olarak 4/c bendinde de mastik işlemi için bedel tayininin hatalı olduğunu, orta dikmeler hakkında, bilirkişilerin orta dikmelerin zamanla ısıdan etkilenmesi sebebiyle bazı panjurlarda takılma olduğunu, alüminyum dikme kullanılırsa bu sorunun çözülebileceğini ancak sözleşmede alüminyum dikme öngörülmediğinden bu hususun ayıp olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığının belirttiğini, sözleşme gereği ... ... profil ve monoblok (...) sistemi kullanıldığını, panjur sistemi bir bütün olup ... ... monoblok kataloğunda 12453 nolu orta ray profil kullanıldığından sözleşmeye ve standartlara uygun bir imalat yapıldığını, (18.11.2019 tarihli dilekçe eki:Katalog sayfası) ayıplı ve eksik imalat tespitleri ile bedel tayinlerine ilişkin itirazlarında, kabul anlamına gelmemek kaydı ile rapordaki ayıp onarım bedellerinin günümüz bedelleri üzerinden tespit edildiğini, halbuki sözleşme tarihi (01.09.2014) itibariyle ayıp onarım bedellerinin tespitinin gerektiğini, zira dava konusu talep edilen bedelin de sözleşme tarihinde tayin edilen imalat bedeli olduğunu, şayet imalatta ayıp iddiası var ise bu ayıba isabet eden bedelin de sözleşme tarihine uyarlanması gerektiğini, arz ve izah edilen tüm bu nedenler ile yerel mahkeme kararını istinaf zorunluluğu hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle, istinaf itirazlarının kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın tam kabulü ile inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Taraflar arasında Ayvalık'ta 16 daire konut inşaatındaki PVC kapı ve pencerelerinin imalat, nakliyesi ve montajı konusunda eser sözleşmesi yapıldığı, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu, sözleşmede iş bedelinin KDV dahil 142.000,00 TL olarak belirlendiği, davalının toplam 111.000,00 TL ödemede bulunduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı; davalı iş sahibi eksik ve ayıplı iş bulunduğu savunmasında bulunduğundan eksik ve ayıplı imalâtlar da nazara alınarak davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında iş bedelinden bakiye alacağının bulunup bulunmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda ilk derece mahkemesi tarafından mahallinde yeniden keşif yapılmasına, denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporlara göre eksik ve ayıplı işlerin tespit edilmesine; davacı tanıkları ... ve ...'nın anlatımlarına göre ayıp ihbarının yapıldığının anlaşılmasına, taraflar arasındaki sözleşmede bina giriş kapılarında ısı cam kullanılacağına ilişkin herhangi anlaşma olmaması nedeniyle davacı tarafından yapılan imalatın eksik ve ayıpları gözetilerek %96 seviyesinde gerçekleşmesine, iş bedelinin götürü olarak ve 142.000,00 TL olarak kararlaştırılmasına, davacının yaptığı imalata göre davalıdan talep edebileceği alacağın 136.320,00TL olmasına, davalı tarafından davacıya 111.000,00 TL ödeme yaptığından davacının bakiye 25.320,00TL alacağının bulunması nedeniyle bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve uyuşmazlığa konu alacağın miktarı likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluşmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararında usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.03.2021 tarih ve 2018/621 Esas, 2021/307 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 269,85 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 210,55 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 27.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.