Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/347
2024/1345
1 Ekim 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/347
KARAR NO : 2024/1345
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/566
KARAR NO : 2020/312
DAVA TARİHİ : 02/10/2019
KARAR TARİHİ : 17/09/2020
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 01.10.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 01.10.2024
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.09.2020 tarih ve 2019/566 Esas, 2020/312 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tüm edimlerini 16/01/2019 tarihli sözleşmeye istinaden gerçekleştirdiğini, kullanılan malzemelerin 01/02/2019 tarihli sevk irsaliyesi ile mahalline teslim edildiğini, 03/02/2019 tarihli 40.739,50-TL bedelli fatura ile 02/04/2019 tarihli 8.260.00-TL bedelli faturaların kesilerek davalı yana teslim edildiğini, davalı yanın toplam 25.000,00-TL ödeme yaptığını, davalının icra takip tarihine kadar işin gerektiği gibi yapılmadığı yahut eksik yapıldığını ileri sürmediği halde takibe itirazında bunları haksız ve yersiz olarak ileri sürdüğünü, müvekkilinin 23.999,50-TL alacağı bulunduğunu belirterek İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12652 E.sayılı dosyası ile yapılan takibe yönelik davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 23.999,50 TL üzerinden ve takip talebinde belirtilen şartlarla devamına, %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin inşaat alanında faaliyet gösterdiğini ve davalı ile Örnekköy Mahallesinde bulunan bir binanın inşaatında taşeron olarak iş yapmak için anlaştıklarını, davalı tarafın icra dosyasında tahsil ettiği alacaklarını bile işleme koyduğunu, asıl alacağın likit olmadığını, yargılama gerektiğinden davacı tarafın icra inkar tazminatı talebi yasaya aykırı olduğunu, eksik ve hatalı iş yaptığının kendisine bildirildiği halde işi tamamlamayan ve düzeltmeyen davacının kendisi olduğunu, davacıya borcun bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 17.09.2020 tarih ve 2019/566 Esas, 2020/312 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davalı vekilinin savunmalarının soyut iddia olarak kaldığı, taraflar arasında TTK hükümleri kapsamında eksik ya da ayıplı yapıldığı iddia edilen iş/işlere ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı, karşı tarafa gönderilen bir ihtarname bulunmadığı, dosya içerisinde buna dair başkaca delil olmadığı gözetilerek, 2019-2020 yılları açılış kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak muntazam yaptırılmış, sahibi lehine delil kabul edilebilecek ticari defter tespitlerine dayalı, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu esas alınarak; davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle faturalara dayalı açık cari hesap bakiyesinden kaynaklanan 23.999,50-TL asıl alacaklı durumda olduğu, davanın kabulü ile İzmir 13.İcra Müdürlüğünün 2019/12652 Esas sayılı takip dosyada vaki itirazın iptali ile takibin 23.999,50-TL asıl alacak üzerinden takip tarihi itibariyle asıl alacağa ilişkin ferileri yönünden de devamına, asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından verilen 17.12.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Mahkemece dava konusu delillerın hatalı değerlendirildiğini, maddi gerçeğe ulaşılamadığını,
-Mahkeme davalının eksik ve hatalı işlere ilişkin savunması yönünden yerinde keşif yapılmadığını,
-Faturaya itirazları açık olduğu halde mahkemece faturanın yasaya uygun olup olmadığı, müvekkili tarafından ödenen faturalar ile faturanın tebliği ve teslimi konularını hiç araştırmadığını, davacı ve davalı taraf arasında 16.01.2019 tarihli ...a ait Örnekköy'de bulunan şantiyenin mermer işlerinin yapılması sözleşmesinin imzalanmış olduğunun sabit olduğunu, yapılan ödemelerin tespit edilmediği gibi dava konusu iş ile ilgili belediye evrakları (eksiklik ve hatalı imalatın tespiti için) celp edilmediğini, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı hususunun her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu halde sadece bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin, davacının sözleşmeye uygun yaptığı işin bedelini ödediğini ancak ayıplı olanı ödemediğini,
-Dava konusu uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını,
-Müvekkilinin dosyaya sunduğu delillerin incelenmediğini ticari uyuşmazlığın giderilmesinde eser yerinde görülerek uzman kişilerden rapor alınmadığını,
-Müvekkilinin, üstüne düşen edimi yerine getirmiş olduğundan mahkeme davanın reddine karar vermesi gerekirken hukuka ve yasaya aykırı bir biçimde kabul ettiğini,
Belirterek kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf edildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arsında 16.01.2019 tarihli eser sözleşmesinin yapıldığı, sözleşmeye göre davacı yüklenicinin davalı iş sahibine ait Örnekköy'de bulunan şantiyenin mermer yapım işini üstlendiği, davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye 25.000,00TL ödendiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı yüklenici vekili, eser sözleşmesi kapsamında davacı yüklenicinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, davalı iş sahibinin iş bedeli olarak düzenlenen 2 adet fatura bedelinin bakiyesi olan 23.999,50 TL'yi ödemediğini iddia ettiği; davalı iş sahibi vekili ise eksik ve ayıplı iş bulunduğunu ve yapılan ödeme ile borcun bulunmadığını savunduğu görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturaya tebliğinden itibaren 6102 sayılı TTK'nın 21/2. Maddesine 8 gün içinde itiraz edilmemesi fatura içeriğinin kesinleşmesi sonucunu doğurup, borcu kesinleştirmeyeceğinden davalı alacağın talep edilmesi üzerine işin eksik yapıldığını ileri sürebileceği gibi, ayıplarla ilgili süresinde ihbar yapılmış olması koşuluyla, işin ayıplı yapıldığını ve bedele hak kazanılmadığını ileri sürebilir. (Yargıtay 15.HD 2016/5256 Esas ve 2017/3755Karar sayılı kararı)
Ayıp ihbarının yapıldığı savunması tanık dahil hür türlü delil ile ispata elverişlidir. (Yargıtay 15.H.D.2015/4566 Esas ve 2016/2604 Karar sayılı karar)
Davalı iş sahibinin takibe itirazında ve cevap dilekçesinde davacı yüklenicinin edimlerini gereği gibi yapmadığını, ayıplı ve eksik iş bulunduğunu savunduğu; Mahkemece tanık deliline dayanan davalı taraf tanıklarının dinlenip, davalı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı tespit edilerek ayıp ihbarında bulunulmuş ise ayıplı iş bulunup bulunmadığı, ayrıca eksik iş olup olmadığının tespiti açısından mahallinde uzman bilirkişilerle birlikte keşif yapılması gerekirken davalı savunması değerlendirilmeksizin sadece tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle eksik inceleme ile hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Somut olayda Mahkemece mahallinde keşif yapılarak uzman bilirkişiden yukarıda açıklanan araştırma ve inceleme yapılarak alınacak bilirkişi raporuna göre davanın sonuçlandırılacağı, bu halde alacağın varlığı ile miktarı yapılacak yargılamada alınacak bilirkişi raporuyla saptanmış olunacağı ve likid olmayacağından İİK'nın 67/II. maddesindeki icra inkâr tazminatı isteminin koşulları oluşmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, mahkemece yapılması gereken iş; taraflar arasındaki sözleşme götürü bedelli sözleşme olup, götürü bedelli işlerde yerleşik Yargıtay içtihat ve uygulamalarında kararlaştırılan işin eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle yapılan imalâtın, işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilip bu oranın götürü bedele uygulanarak hak edilen bedelin hesaplanması ve bunun kanıtlanan ödemelerle karşılaştırılarak yüklenici alacağının ya da fazla ödemenin olup olmadığının belirlemesi gerektiğinden mahallinde inşaat mühendisi bilirkişi refakatinde keşif yapılıp, davalı tanıkları keşif mahallinde dinlenip, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen rapordaki tespitler de değelendirilmek suretiyle davalı tarafın dile getirdiği ayıplı iş savunması yerinde ise ayıplı işler ile eksik işler dikkate alınmak suretiyle yapılan işin fiziki oranı bulunup bu fiziki oranın götürü bedele uygulanması (takibe konu 2 adet faturaya davalı tarafın itiraz etmeyip ticari defterlerine kaydetmesi nedeniyle içeriği ve bu arada fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden faturalarda yazılı iş ve imalâtlardan keşifte yapıldığı tesbit edilenlerin malzeme ve montaj dahil faturalarda yazılı miktarları üzerinden hak edilen iş bedelinin hesaplanması gerektiğine dikkat edilerek götürü bedelin hesaplanmasının gerektiği) ve hak edilen bedelin hesaplanıp bundan davalı iş sahibi tarafından yapılan ödemeler mahsup edilerek davacı yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığı tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunu kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.09.2020 tarih ve 2019/566 Esas, 2020/312 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davalı vekili tarafından yatırılan toplam (59,30 TL + 350,55 TL) 409,85 TL istinaf peşin karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine,
6-Davalı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.