mahkeme 2022/1257 E. 2025/490 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1257
2025/490
8 Nisan 2025
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1257
KARAR NO : 2025/490
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/300
KARAR NO : 2022/239
DAVA TARİHİ : 08.07.2020
KARAR TARİHİ : 14.03.2022
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 08.04.2025
KARARIN YAZ. TARİH : 08.04.2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.03.2022 tarih ve 2020/300 Esas, 2022/239 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin... olarak ... adresinde faaliyet gösterdiğini, .... olan müvekkilinin eğitim dönemleri içinde ve yaz dönemlerinde eğitim verdiğini, müvekkili şirket ile davalı taraf arasında Hizmet Taahhüt Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme gereği okul inşasında, spor salonunu, konferans salonlarının ısıtma ve soğutma, kanal projelerinin yapımı işini üstlendiğini, davalı tarafından yapılan ısıtma-soğutma ve kanal projelerinde teknik sorunların olduğunu, sistemlerden aktif olarak kullanılmadığını, bu problemlerin ....eğitim öğretimin aksamasına sebep olduğunu, davalının kendi sorumluluk alanlarına giren hususta çözüm üretme çabasına girmediğini, davalının vermiş olduğu hizmet sonucunda oluşan ayıpları 20.000-TL bedel karşılığında düzeltmeyi önerdiklerini ancak eksik ve hatalı vermiş oldukları hizmetten dolayı bedel teklif etmelerinin haksız ve kötü niyetli olduklarını gösterdiğini, davanın kabulünü, 15.850-TL ayıp ihbarı tarihinden itibaren işlemeye başlayacak ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yaşanan ticari itibar kaybına ilişkin tazminat taleplerinin saklı kalmak kaydı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacı yanca "..." ısıtma, soğutma ve kanal projelerine ilişkin yapılan işlerin ayıplı, hatalı ve eksik olması buna karşın şirketteki eğitim ve öğretim faaliyetlerinin de devam etmesi için sistemin bir an önce düzeltilmesi ihtiyacı dikkate alınarak delil tespitinde belirtilen bedel olan 15.850,00-TL'nin müvekkilinden alınması talep edildiğini, davacının taleplerinin kabulü mümkün olmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacı yanca yasal süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığından hak düşürücü sürelere tabi ayıba bağlı hakları da ortadan kalktığını, davacı yanca, bu davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, re'sen dikkate alınması gereken hak düşürücü süre yönünden itirazlarının kabulü ile dava şartlarından olan hak düşürücü süre yönünden davacı yanın davasının öncelikle usulden reddine karar verilmesini, davacı ile 27.04.2015 tarihinde Hizmet Taahhüt Sözleşmesi'nin imzalanmış olduğu beyan edildiğini ancak müvekkili şirketin davacı yan ile arasında davaya konu imzalı sözleşme bulunduğunu, müvekkili lehine re’sen dikkate alınacak nedenlerle, hak düşürücü süre ve husumet nedeniyle davanın usulden reddine, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde davacının açmış olduğu işbu haksız ve kötü niyetli davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 14.03.2022 tarih ve 2020/300 Esas, 2022/239 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlığın ısıtma soğutma ve kanal projelerinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığı, eksik ve ayıplı imalat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise eksik ve ayıplı imalat tutarının ne olduğu, davacının faiz talep edip edemeyeceği, hangi tarihten itibaren ne tür faiz talep edebileceği noktalarında toplandığı anlaşılmakla; mahkememizce yapılan yargılamada toplanan deliller ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi heyetinin mahkememize ibraz ettiği rapora göre dava dosyası içinde onaylı uygulama projeleri bulunmadığı, dava dosyası içeriği ve 5.7.2021 havale tarihli davacı vekili dilekçe eki mekanik tesisat fotokopisi şeklinde 5 sayfalık A4 kağıt boyutlarında onaysız projelerin incelenmesinden; Davacı vekilinin 15.03.2021 havale tarihli dilekçe ekindeki mekanik tesisat teklif listesinde; konferans salonu klima santrali için...1 14.000 m3/h 46,67 KW, spor salonu klima santrali için...1 26.250 m3/h 98,2 KW özelliklerinde olacağı belirtildiği, 02.07.2021 keşif tarihinde yerinde yapılan incelemede ...marka klima santrallerinin okulun çatı katında montajının yapılı ve çalışır durumda olduğu tespit edildiği, ancak konferans salonu klima santralinin iç tesisatında dava dosyası içindeki 22.02.2020 tarihinde yerinde inceleme şeklinde yapılan inceleme sonucu düzenlenmiş olan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/19 D.İş sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile uyumlu bir şekilde 22.02.2020 tarihinde yerinde tespit edilmiş olan ayıplı imalatların tümünün mahkememizce 02.07.2021 günü yapılan keşif tarihinde de aynen devam ettiği mahkememizce bilirkişi tespiti yapıldığından davacının davasının kabulü ile; 15.850,00TL.nin 24.09.2019 ayıp ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " dair davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 01.07.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ve davacı yan arasında davaya konu eserin yapımını içeren bir akit imzalanmadığını, davacı yan ile söz konusu eserin yapım işi için sözleşme akdedilen şirketin ... Anonim şirketi olduğunu, yüklenici müvekkili ile işvereni ...şirketi arasında 27.04.2015 tarihinde akdedilen ek sözleşmeye göre kalorifer, vrv, havalandırma ve yangın tesisatlarının yarım kalan işlerinin yapılacağı hususunda anlaştıklarını, müvekkili şirketin tarafından tüm bu edimlerin eksiksiz ve yapısız olarak yerine getirildiğini, aksi yöndeki beyanların kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporunda eserlerin ayıplı ve yahut kusurlu olduğundan söz edildiğini, ancak bu ayıbın ne zaman ve ne şekilde meydana geldiğinden bahsedilmediğini, raporun eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığını, yerel mahkemece rapordaki eksikliklerin giderilip yeni bir rapor alınmasına karar verilmediğini, söz konusu rapora dayanarak hüküm kurulduğunu, haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak kurulan hükmün bozulmasını talep ettiklerini, istinaf başvurularının kabulünü, hükmün bozulmasını ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini, hükmün bozulması yerine davanın dairemiz tarafından yeniden görülmesini, ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılarak ve duruşmalı yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
YANIT:
Davacı vekili tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesine yanıt ile özetle: Davalı yanın zaman aşımı taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararıyla müvekkili şirketin haklılığının ortaya çıktığını, yerel mahkeme kararı yasaya ve usule uygun olduğundan davalı tarafın istinaf başvurusunun reddini ve kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.
Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. TBK’nın 477/3. maddesi ile eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.
6098 sayılı TBK'nın 477/3. (818 sayılı BK'nın 362/3.) maddesi, 'Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır' hükmünü içermektedir. Öte yandan, YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 30.06.2021 gün ve 2020/1263 Esas, 2021/3148 Karar sayılı kararı)
6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Somut olayda; taraflar arasında 27/04/2015 tarihinde "Ek Sözleşme" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, davalının bu sözleşme uyarınca ....okul inşaatının kalan mekanik tesisat işlerinin yapımını üstlendiği, sözleşme bedelinin 762.259,00-TL + KDV olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, sözleşmeye konu imalatın ayıplı yapıldığı iddia edilerek tazminat talebinde bulunulmuş, davalı tarafça sözleşmeden kaynaklanan edimlerin eksiksiz ve ayıpsız şekilde ifa edildiği belirtilerek davanın reddi savunulmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmenin bedeli, 6098 sayılı TBK 480. maddesinde düzenlenen götürü bedel olarak kararlaştırılmıştır.
Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakkettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2020/2407 Esas, 2020/3033 Karar). Ancak götürü bedelli sözleşmelerde iş bedelinin tamamı ödenmiş ise, eksik ve ayıplar nedeniyle fiziki oran kurulması gerekmez; bu durumda iş sahibi, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelini isteyebilir (...: Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, 2019, s. 569).
Davacı tarafça, öncelikle ... 5. Noterliği aracılığı ile davalıya ayıplı işlere ilişkin ihtarname gönderildiği, ardından Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/19 Değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığı, delil tespiti sonrasında eldeki davayı açtığı dikkate alındığında davacının ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ve itirazları değerlendirilmeksizin ek rapor alınmadan karar verildiği belirtilmiş ise de davalının itiraz nedenlerinin hukuki değerlendirmeye ilişkin olduğu, bilirkişi raporunun tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamına alınan bilgi ve belgeler dikkate alınarak hazırlandığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı tarafça sunulan fatura bedelinin piyasa rayiçlerine göre uygun ve makul olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır Belirtilen nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.03.2022 tarih ve 2020/300 Esas, 2022/239 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.082,70-TL istinaf nispi karar harcından peşin olarak yatırılan 271,00-TL harcın mahsubu ile kalan 811,70-TL harç bedelinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı vekili tarafından yatırılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.