mahkeme 2021/1908 E. 2024/792 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1908
2024/792
21 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1908
KARAR NO : 2024/792
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/143
KARAR NO : 2021/890
DAVA TARİHİ : 09/05/2019
KARAR TARİHİ : 09/11/2021
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 21.05.2024
KARARIN YAZ. TARİHİ : 22.05.2024
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2021 tarih ve 2019/143 Esas, 2021/890 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Rusya'da yapımını üstlendiği Holding binası projesinde kullanılmak üzere cam bölme sistemleri hizmeti ihtiyacı için davalı şirketle iletişime geçildiğini, davalı şirket ile yapılan görüşmeler sonucunda 03/05/2018 tarihinde sözleşme tanzim edildiğini, sözleşme ile listedeki ürünlerin imalatı, imalat için malzeme sağlamayı, imalatların nakliyesini, imalatların montajını, işçilik ücretlerini karşılamayı davalı şirketin kabul ve taahhüt ettiğini, 03/05/2018 tarihinde imzalanan sözleşmede ifanın 14/06/2018 tarihinde yerine getirileceği taahhüt edilmiş olsa da imalatların geç teslim edildiğini, müvekkiline taahhüt edilen diğer edim olan montaj işinin yerine getirilmediğini, montajın yerine getirilmemesine bağlı olarak müvekkilinin montajı kendisinin gerçekleştirdiğini ve bunun için ayrıca ödeme yapıldığını, yapılan geç teslimat sonrası davalı şirketin üstlenmiş olduğu nakliye işlemini de gereği gibi ifa etmemesine bağlı olarak gönderilen malzemelerin zarar gördüğünü ve bir çoğunun montajı yapılamayacak derecede hasarlı olduğu için inşaatta kullanılamadığını, diğer yandan gönderilen malzemelerin bir çoğunun yanlış gönderildiğini ve inşa sırasında söz konusu malzemelerin kullanılamadığını, müvekkili şirketin montajın yerine getirilmemesi, yanlış ve hatalı ürünlerin gönderilmesi, hatalı kasalama nedeni ile nakliye sırasında ürünlerin zarar görmesi ve kullanılamaz hale gelmesi nedeni ile uğramış olduğu zararların giderilmesi adına Karşıyaka 5. Noterliğinin 30298 yev. Numaralı 08/10/2018 tarihli ihtarnamesinin çektiğini, davalı tarafın herhangi bir tazmin teklifinde bulunmadığını, İzmir 4. Noterliğinin 06836 yev. Numaralı 12/10/2018 tarihli ihtarnamesi ile tüm ifa yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, tam ve eksiksiz olarak yapılan ifaya rağmen müvekkilinin haksız ve kötü niyetli olarak talepte bulunduğunu iddia ettiklerini, tarafların kendi aralarında yaptığı telefon ve e-posta yazışmalarından da görüleceği üzere kendilerine süresinde ayıp ihbarı yapıldığı ve çekilip gönderilen fotoğraflar ile sözleşme ihlalindeki kusurlarının açıkça ortaya konulduğunu, taraflar arasında tanzim edilen imalat ve montaj içerikli siparişe dayalı sözleşme eser sözleşmesi niteliğinde haiz olduğunu, 6098 sayılı TBK hükümleri gereğince davalının üstlendiği edimleri özen ve sadakatle ifa etme yükümlülüğü olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmiş olduğu, davalının herhangi bir hak veya alacağı olmamakla birlikte tazminatta indirim hakkı da bulunmadığını, müvekkilin uğradığı mağduriyetin giderilmesi gerektiğini beyan ederek dava değeri üzerinden davalının malvarlığı üzerinde ihtiyati haciz uygulamasına karar verilmesine, davanın kabulü ile tespiti yapılan ayıplı ürün bedellerinin ve icra edilmeyen montaj bedelinin ticari faizi ile birlikte hesaplanarak müvekkiline iadesine karar verilmesine, buna bağlı olarak müvekkilinin uğramış olduğu 10.000,00 TL zararın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 03/05/2018 tarihli sözleşme konusu imalatların tamamını taahhüt edilen süreden önce 05/06/2018 tarihinde davacı şirkete teslim ettiğini, buna ilişkin olarak 05/06/2018 tarihli 103327 nolu ihraç kayıtlı fatura tanzim edilerek imalatların teslimi ile aynı anda davacı tarafa verildiğini, davacı tarafın fatura içeriğine 8 günlük süre içerisinde itiraz etmediğini, dolayısı ile fatura içeriği malın teslim ve faturaya konu sözleşmedeki işin yapıldığının açık olduğunu, süresinde faturaya itiraz edilmediğinden davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, sözleşme konusu imalata ilişkin ayıp varsa bile bu konuda davacı tarafın TTK hükümleri çerçevesinde hak düşürücü süreler içerisinde ayıp ihtarında bulunulmadığını, İhraç kayıtlı olarak davacı şirkete satışı ve teslimi yapılan imalat konusu mallar davacı şirket tarafından 18/06/2018 tarihinde İzmir Gümrük kapısından çıkışının yapıldığını, bu hususun ... Şti tarafından düzenlenen hareket tarihi 18/06/2018 ve hareket idaresi İzmir Gümrük Müdürlüğü olan GE 0047701 seri numaralı Gümrük beyannamesi ve tescil tarihi 18/06/2018 tescil numarası 18350300EX103870 olan gümrük beyannamesi ile müvekkili şirket tarafından düzenlenen fatura ve fatura içeriği malların davacı şirket tarafından yurt dışı gümrük çıkış işleminin yapıldığının net bir şekilde görüldüğünü, davalı müvekkili şirket tarafından yapılan imalatların müvekkili şirketin iş yerinden davacı şirket yetkililerinin gözetiminde uygun bir şekilde ambalajlanarak davacı şirketin adresindeki iş yerine nakil ve teslim edildiğini, müvekkili şirketin imalata konu mallar üzerinde yarar bakımından hakkı, zarar bakımından ise sorumluluğu bulunmadığını, yararında zararında davacı şirkete geçtiğini, davacı tarafça delil olarak sunulan mail yazışmalarında, müvekkili şirkete atfedilen kusuru kabul anlamına gelmemekle birlikte nakliye kaynaklı olduğu iddia edilen sadece bir adet 1,5 metre uzunluğundaki profilin köşesine ezilme olduğunun belirtildiğini, başkaca bir hasardan söz edilmediğini, dava dilekçesinde ise "....Gönderilen malzemeler zarar görmüş ve bir çoğu montajı yapılamayacak derecede hasarlı olduğu için inşaatta kullanılamamıştır." Şeklinde soyut ve doğru olmayan bir iddiada bulunulduğunu, karşı tarafın iddialarının tamamen gerçek dışı, iyi niyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan ispatı gereken iddialar olduğunu, hiçbir hasar varlığını kabul etmediklerini, dava konusu sözleşme kapsamında sipariş verilen imalatların malzeme cins ve evsafı ile bunlara ait tüm ölçüler davacı şirket tarafından davalı müvekkili şirkete verildiğini, müvekkili şirket tarafından yerinde herhangi bir ölçü alınmadığını, ölçülerin 02/05/2018 tarihinde davacı şirket yetkilisi tarafından DWG Autocad formatında davalı müvekkili şirket yetkilisine gönderildiğini, sözleşme konusu imalatların tamamen davacı şirketin verdiği sipariş kapsamındaki ölçü ve talimatlar doğrultusunda yapıldığını, davacı şirket yetkilileri kendilerinin bir mimarlık şirketi olduğunu, kendileri tarafından gerekli ölçülerin alındığını, bu ölçü ve evsaflar doğrultusunda imalatların yapıldığını ve davacı şirket yetkililerince kontrolü yapıldıktan sonra yine davacı şirket yetkilileri nezaretinde paketlenerek ihraç kayıtlı teslim faturası ile birlikte teslim edildiğini, montaj işi hususunda sözleşmenin 4.2. maddesinde de anlaşılacağı üzere kendi elemanları tarafından ve kendi iş ekipmanları ile yapılacağının belirtildiğini davacı şirket tarafından müvekkili şirketten sadece yerinde yapılacak montaj işinde yol gösterici tecrübeli ve pasaportlu olan bir kişinin gönderilmesi ve yerinde montaj ücreti bakımından bir kişilik işçilik ücreti kadar fiyatlandırma yapılmasının istendiğini, davacı şirketin inşaat yerinde yapılacak montaj tarihini kendisinin belirlediğini, belirlediği tarihte ... 'un arandığını, ve Rusya'ya giderek montaj işlemini davacı firma çalışanları ile birlikte gerçekleştirdiğini beyan ederek haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun, kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 09.11.2021 tarih ve 2019/143 Esas, 2021/890 Karar sayılı kararı ile özetle; ''... somut olayımızda taraflar arasındaki sözleşmeye konu ödemeler ve faturalar her iki taraf defterinde de kayıtlı olup, davacı taraf bu faturaları kaydedip davalı tarafa iade etmemekle ispat yükünü üzerine almıştır. Davacının iddialarını ispat etmesi gerekmektedir. Davacı taraf her ne kadar davalının montaj işini yerine getirmediğini iddia etmiş ise de; mahkememizce yeminli olarak beyanı alınan tanık ...'un davalı çalışanı olarak bizzat eserin montajının yapılacağı Rusya'ya giderek 1 hafta içerisinde montajı tamamladığını beyan etmesi karşısında davacının bu tanık beyanının aksine bir delil sunamadığı, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmenin 3-7)maddesinde; çalıştırılacak bir işçinin 7 günlük yevmiyesinin işverence karşılanacağının belirtildiği, davalı tarafça başkaca çalıştırılacak işçi ücretinin karşılanacağının belirtilmediği, 1işçi çalıştırılacak gibi sözleşmeye hüküm konulduğu, ...'un 31/08/2018 tarihinde Rusya'ya giriş yaptığı ve 11/09/2018 tarihinde de Türkiye'ye giriş yaptığının davalı tarafça sunulan pasaport ve vize belgelerinden anlaşıldığı, dolayısıyla tanık ...'un beyanlarına mahkememizce davacının aksine sunduğu bir delil bulunmadığından itibar edildiği, davacının montaj işini davalının yerine getirmediği iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davacının yanlış ve hatalı ürün gönderildiğine ilişkin iddiasına ilişkin olarak da bilirkişi heyeti asıl raporunda karşılaştırmalı olarak belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmeye göre belirtilen ürünlerin gerek faturalarda gerekse Gümrük beyannamesinde tam beyan edilerek gümrük çıkışlarının yapıldığı, ürünlerin ihraç kaydı ile davacı tarafça davalıdan teslim alındığı, davacının teslim alınan ürünlerin yanlış ve hatalı olduğuna dair bir delil sunamadığı, palet ölçülerini davalının yanlış verdiğine ilişkin davacı tanığının soyut beyanları dışında somut bir delilin davacı tarafça sunulmadığı, dolayısıyla davacının yanlış ve hatalı ürün gönderildiğine ilişkin iddiasını da ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Davacının bir diğer iddiası ise nakliye sırasında ürünlerin zarar görerek kullanılamaz hale geldiği iddiasıdır. Davacı şirket, sözleşmeye konu imal edilen malları davalı şirketin düzenlemiş olduğu 05/06/2018 tarih seri A 103327 nolu ihraç kayıtlı fatura ile 05/06/2018 tarihinde teslim almış ve 18/06/2018 tarihinde de gümrükleme işlemlerini bizzat kendisi yaparak Rusya'ya göndermiştir. Bu husus sunulan Gümrük belgelerinden açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısıyla malların Gümrükten yükleninceye kadar sorumluluğun davalıya ait olduğu, yüklemeden sonra da davacıya ait olduğu Gümrük beyannamelerinden anlaşılmaktadır. Yani mallar gümrükten yükleninceye kadar bir hasar oluşmuşsa bundan davalı sorumludur. Ancak malların gümrükten yükleninceye kadar bir hasara uğradığı, yanlış paketleme yapıldığı davacı tarafça sunulan delillerle ispatlanamamıştır. Davacı vekilince mahkememize sunulan 06/05/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporuna karşı itiraz dilekçesinde de eserin Rusya da bulunması ve davaya konu uyuşmazlık tutarının düşük olması sebebiyle eser üzerinde ayıplı teslime bağlı olarak hasarlı malzemelerin neden olduğu zarar ve bedel tespitinin mümkün olmadığını beyan etmesi karşısında; mahkememizce de gerek sunulan deliller gerekse de eser üzerinde bir delil tespiti yapılmamış olması nedeniyle davacının ürünlerdeki hasarı ispatlayamadığı, tek başına fotoğrafların (hangi aşamada oluştuğu belli olmayan hasarın) da ispata yeterli olamayacağı kanaatine varılmıştır.Tüm bu bilgiler ışığında; davacının iş bu davada ileri sürdüğü iddialarını ispatlayamadığı vicdani kanaatine varılarak davanın reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 13.12.2021 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Fatura bedellerinin ödenmesi işin sözleşmeye uygun yapıldığının kanıtı olamayacağını, fatura içeriğine itiraz edilmemesi veya fatura verilmesi, faturaların ödenmesi hizmetlerin veya işin gereği gibi yapıldığının ispatı olamayacağını, ödemelerin ancak ve ancak müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğunu yerine getirdiğinin sabit bir kanıtı olabileceğini,
-Davalı tanığı ...'un davalının çalışanı olmadığını, davalı ile aralarında SGK hizmet döküm cetveli, maaş ödemesi veya davaya konu iş nedeniyle her hangi bir ödemesinin mevcut olmadığını, ...'un tüm vize, uçak, yol, işçilik masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, tanık hakkında suç duyurusunda bulunma hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili ile ...'un whasapp yazışma dökümlerini iş bu dilekçeleri ekinde sunduklarını, izah olunan nedenlerle ...'un ödemelerinin dahi müvekkili tarafından yapılmış olması da dikkate alındığında davalının eser sözleşmesini gereği gibi ifa etmediği hususunun sabit olduğunu,
-Ürünlerin zarar gördüğü iddiaları yönünden ise, dosya içerisindeki hasarlı malzemelere ilişkin fotoğrafların ve hasar bildirimlerine ilişkin e-posta ve cep telefonu yazışmalarının açık bir şekilde sabit olmasına rağmen; yüklenicinin malzemeleri ayıplı teslim ettiğini kanıtlamadığı ve ayıplı malzemeler sebebiyle eser üzerinde oluşan zarar ve bedeli açıkça gösterir nitelikte olmadığının kabul edilemeyeceğini, dosya içerisindeki fotoğrafların, malzemelerin ayıplı teslim edildiğini açıkça ortaya koyduğunu, dosyada bulunan fotoğraflarda ürünlerin yanlış kasalandığını da gösterdiğini, ürünlerin kasalanması işinin davalının sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle de nakliye sırasında ürünlerin zarar görmesinden de davalınun sorumlu olduğunu, bu sebeple söz konusu fotoğrafların hangi açıdan ayıplı teslimi ve ayıp miktarını ortaya koymadığının açıklanmaya muhtaç olduğunu, ayrıca dosyada bulunan bilirkişi heyetinin 09.04.2021 tarihli ek raporunda, malzemelerin tıra istiflenmesinin davalı şirket çalışanları tarafından yapıldığına ilişkin bir kuşku olmadığını, ancak hasarın gemide mi, tır ile nakliye sırasında mı, yoksa indirilirken mi meydana geldiği hususunun tespit edilemediğini, hasarın sadece tıra istifleme sırasında meydana gelmesi halinde davalı şirketin sorumlu olacağını, diğer hallerde ise nakliye ve malların indirilmesi davalı şirketçe yapılmış olmadığı için davalı şirketin hasara ilişkin sorumluluğunun ancak illiyet bağı kurularak ortaya çıkacağının belirtildiğini, hasarın sadece tıra istifleme sırasında meydana gelmesi halinde davalı şirketin sorumlu olacağının kabul edilemeyeceğini, öncelikle, tanıkları ...’in ifadesinde belirtildiği üzere taşımada kullanılacak paletlerin davalı şirketin verdiği hatalı ölçülere göre imal edildiğini ve malzemelerin zarar görmesine sebep olduğunu, malzemelere uygun ölçülerde olmayan paletler ile istifleme ve taşıma yapılmasının malzemelere zarar vereceği oldukça açık olduğu halde, bu durumun davalı şirket görevlilerince dikkate alınmaksızın yüklemeye devam edildiğini, istifleme dışında doğan hasar sebebiyle davalı şirketin sorumluluğunun sadece illiyet bağı ile doğacağı kabul edilse dahi; davalı şirketin hatalı ölçüler vererek malzemelerin taşınmasına uygun olmayan paletler hazırlanmasına sebep olması ve bu durumun yükleme sırasında tır şoförünün uyarılarına rağmen davalı şirket sorumluları tarafından dikkate alınmaksızın yükleme yapılmasının, davalı şirketin hukuka ve sözleşmeye aykırı hasara sebep eylemi ile ortaya çıkan hasar arasındaki illiyet bağını kanıtlar nitelikte olduğunu, aslında taraflar arasında akdedilen taahhüt sözleşmesi uyarınca davalı şirketin malzemelerin nakliyesini de taahhüt ettiğini, ancak davalı şirketin nakliye edimini gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin ifa ettiğinden malzemeler üzerinde meydana gelen hasarın ne zaman ortaya çıkarsa çıksın hasarın sorumluluğunun davalı şirkete ait olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan “Her türlü malzeme, işçilik, nakliyeler, doğrultusunda genel giderle ve kar yüklenicinin fiyatına dahildir.” maddesi uyarınca nakliye sorumluluğunun davalı şirket üzerinde olduğunun sabit olduğunu, nakliye sorumluluğunun müvekkili şirkete ait olduğuna yönelik değerlendirmelerin kabulünün mümkün olmadığını, aynı şekilde TTK madde 850, “ (1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir. Eşya her türlü yükü de kapsar. (2) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya taşıma ücreti ödemeyi borçlanır.” denildiğini, TTK madde 875’te ise taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğunun norm altına alındığını, dosya içeriğinde mevcut olan yazışmalardan da görüleceği üzere ürünler teslim edilir edilmez davalı şirket durumdan haberdar edildiğini ve zararların giderilmesinin talep edildiğini,
- Ayıp ihbarının varlığının iş sahibi tarafından her türlü yasal delille ispatlanabileceğini, dolayısıyla müvekkili şirket tarafından söz konusu ürünlere ilişkin ayıp ihbarının ürünler teslim alınır alınmaz yapıldığını, dosyaya sundukları telefon ve e-mail çıktıları ile bu hususun ispatlandığını, dava dosyasında beyanları ve delilleri incelendiğinde görüleceği üzere, müvekkili tarafından yapılan ayıp ihbarının geçerli olduğunu, yazışmalardan da görüleceği üzere ürünlerin teslim edilir edilmez davalı şirkete bildirildiğini ve zararın tazmini talep edildiğini, kanunun öngördüğü şekilde imkan bulunur bulunmaz gözden geçirilen ürünlerin davalıya bildirildiğini,
Belirterek kararın kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davalarının kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ve eksik ifası nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 03.05.2018 tarihli "Taahhüt Sözleşmesi" başlıklı eser sözleşmesinin yapıldığı, sözleşmeye göre davalı yüklenicinin davacının Rusya'da yapımını üstlendiği Holding Binası projesinin minisko bölme, cam kapı, opak kapı, çift taraflı camlı bölme ve fotoselli kapı işlerinin, ekli projelere uygun olarak imalat ve montajını üstlendiği, teslim süresinin 14.06.2018 olarak belirlendiği, sözleşmenin toplam bedelinin ise KDV dahil 74.192,85 TL olduğu hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı iş sahibi vekili, davalı yüklenicinin imalatları geç teslim ettiğini, montajı yerine getirmediğini, nakliyenin gereği gibi ifa edilmemesine bağlı olarak gönderilen malzemelerin zarar gördüğünü ve bir çoğunun montajı yapılamayacak derecede hasarlandığı, malzemelerin bir çoğunun yanlış gönderildiğini ve inşa sırasında söz konusu malzemelerin kullanılamadığını iddia ederek ayıplı ürünler ve icra edilmeyen montaj bedelleri nedeniyle uğranılan zararın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00TL'nin tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı yüklenici vekili ise, sözleşmeye konu imalatların tamamının süresinden önce 05.06.2018 tarihli fatura ile teslim edildiğini, davacının faturaya itiraz etmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 08.10.2018 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunulmuş ise de gizli ayıp olmadığından ayıp ihbarının süresinde olmadığını, davacıya imalata konu malların yurt içinde teslim edildiği ve malların gümrük çıkışı ve yurt dışına naklinin davacı tarafından yapıldığından davalının sorumluluğu bulunmadığını, imalatların cins ve evsafı ile bunlara ait tüm ölçülerin davacı tarafından verdiği ölçüler ve talimatlar doğrultusunda imal edildiğini, davacının yerinde yapılacak montaj işinde yol gösterici bir kişinin gönderilmesini istediğinden ...'un davacı firma çalışanları ile birlikte Rusya'ya giderek montajı gerçekleştirdiğini, davacının soyut zarar iddiasında bulunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Somut olayda uyuşmazlığın eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenicinin edimlerini yerine getirip getirmediği, davalı yüklenici tarafından imal edilen malların sözleşmeye uygun imal edilip edilmediği, ayıplı ifa olup olmadığı, ayıp varsa niteliği, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı bu kapsamda davacının ayıplı ve eksik ifa nedeniyle uğradığı zarar olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından alanında uzman bilirkişi heyetinden alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporlarda dava konusu işin Rusya'da olması dolayısıyla davacının iddia ettiği ayıpların durumunun ve bedellerinin dosya içeriğinden tespitinin mümkün olmadığı, dosyadaki sınırlı sayıda resim ve yazışmanın bu hususları ortaya koymak için soyut ve yetersiz olduğu, sözleşmeye konu ürünlerin gerek faturalarda gerekse gümrük beyannamesinde tam beyan edilerek gümrük çıkışlarının yapıldığının belirtildiği; tanık ...'un yeminli anlatımında montajın yapılacağı Rusya'ya giderek 1 hafta içinde montajı tamamladığına yönelik beyanda bulunduğu, bu beyanın aksini gösterir delil bulunmadığı, davacı iş sahibinin fatura ile imal edilen malları teslim alarak gümrükleme işlemlerini yapıp Rusya'ya gönderdiği, imal edilen malların davalı sorumluluğunda iken hasara uğradığını gösterir delil bulunmadığı, davacı iş sahibi tarafından yaptırılan delil tespiti de olmadığı bu kapsamda davacı iş sahibinin ayıplı ve eksik ifa olduğuna dair iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2021 tarih ve 2019/143 Esas, 2021/890 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.