mahkeme 2021/1522 E. 2024/514 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1522
2024/514
2 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1522
KARAR NO : 2024/514
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/753
KARAR NO : 2021/407
DAVA TARİHİ : 01/06/2016
KARAR TARİHİ : 28/04/2021
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 02.04.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 03.04.2024
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.04.2021 tarih ve 2016/753 Esas, 2021/407 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile ... Şti ve ... (...) iş ortaklığı arasında 23/07/2013 tarihli inovasyon merkezi binası inşaatı ve çevre düzenlemesi yapım işi sözleşmesi ile Ek-2 ...Bölgesi içerisinde bulunan ve sözleşmede tarif edilen sahada sözleşme ekindeki teknik şartnamede projelere uygun bina inşaatlarının anahtar teslimi usulde yapım işi sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşme ile iş ortaklığının sözleşme kapsamındaki işi yapmayı üstlendiğini, sözleşme süresinin 23/07/2013 tarihinden başlamak üzere 11 ay olarak kararlaştırıldığını, ancak işin sözleşmede belirlenen sürede bitirilemeyeceğinin anlaşılması üzerine yüklenicinin talebi üzerine önce 03/06/2014 tarihli ek protokol ile işin bitirilmesi süresinin 8 ay uzatıldığını daha sonra bu sürede de bitirilemeyeceğini anlaşılması üzerine 06/02/2015 tarihli ek protokol ile işin bitirilmesi süresinin 4 ay daha uzatıldığını, yükleniciye verilen ek sürelere rağmen inşaat faaliyetlerinin öngörülen hızda devam etmediğinin tespit edilmesi üzerine yüklenicinin bir çok kez uyarıldığını, bu arada yüklenicinin piyasaya borçları nedeniyle birçok haciz ihbarnamesinin kendilerine tebliğ edildiğini, 2015 yılı Mayıs ayı başında yüklenici ekiplerinin inşaat sahasından çekildiğini, şantiyeyi terk ettiğini, yüklenicinin pilot ortağı konumundaki ... Şti'nin 12/05/2015 tarihinde dilekçe ile müvekkiline başvurarak "ekonomik zorluk sebebiyle inşaatı tamamlayamayacaklarını" bildirmiş kesin hesabın yapılması ve sözleşmenin feshedilmesini talep ettiğini, bu sebeple Urla ASHM'nin 2015/128 D.İş sayılı dosyasından yapılan ödemelerin iş ile karşılaştırılarak fazla ödeme yapılıp yapılmadığının miktarının işin tamamlanması için gereken bedelin tespitinin talep edildiğini, delil tespiti sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda tespit edilen 403.408,88-TL ödemenin tahsili için icra takibine girişildiğini, ...'nın itirazı üzerine İzmir 3.ATM'nin 2016/734 esas sayılı itirazın iptali davasının açıldığını, inşaatın yarım bırakılması neticesinde işin tamamlanması için müvekkilinin başka bir yüklenici ile 11/09/2015 tarihinde yeni bir sözleşme imzaladığını, bu sözleşme bedelinin davalılar ile olan sözleşme bedelinden yüksek olduğunu, ayrıca davalılar ile imzalanan sözleşmenin ifası kapsamında yapılan zamanla zarar gören yenilenmesi gereken inşaat imalatları nedeniyle müvekkilinin 173.070,96-TL zarara uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinde ifa edilmiş olması halinde inşaatın 06/06/2015 tarihinde tamamlanmış olacağı bu tarihten itibaren taşınmazın kiralanacağı dikkate alındığında bu sebeple doğmuş zararlarının bulunduğunu ileri sürerek, davalılarca işin tamamlanamamasından dolayı zamanla zarar gören ve yenilenmesi gereken inşaat imalat bedeli 173.070,96-TL'nin sözleşmenin feshi ile oluşan gecikme nedeniyle sözleşme süresinde ifa edilmiş olsa idi elde edilebilecek kira bedeli şimdilik 10.000-TL'nin sözleşmenin feshi nedeniyle inşaatın tamamlanması için yeni yüklenici ile yapılmış olan sözleşme nedeniyle fazladan ödenmiş olan şimdilik 10.000-TL'nin toplamda 193.070,96-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont avans oranı üzerinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili tarafından verilen 29.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile özetle; fazlaya dair hakları saklı kalarak dava tarihi itibari ile şimdilik 10.000 TL olarak talep edilen "Sözleşmenin feshi ile oluşan gecikme nedeni ile sözleşme süresinde ifa edilse idi inşaat bitiminde elde edilebilecek kira bedeli"ni 132.426,32 TL'ye artırdıklarını, fazlaya dair hakları saklı kalarak dava tarihi itibari ile şimdilik 10.000 TL olarak talep edilen "Sözleşmenin feshi nedeni ile inşaatın tamamlanması için yeni yüklenici ile yapılmış olan sözleşme nedeni ile fazladan ödenen bedel"i 49.765,67 TL'ye artırdıklarını, arasındaki ilişkinin ticari ilişki olması nedeni ile 3095 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca uygulanmış olan “reeskont avans” oranı üzerinden davalılardan aralarındaki 23.07.2013 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP:
Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkili ... ile 23/07/2013 tarihinde inovasyon merkezi binası inşaatı ve çevre düzenlemesi yapım işi hakkında bir sözleşme yaptığını, bu sözleşmede müvekkili ... İnşaatın yüklenici konumunda olduğunu, davacının iddialarında haksız olduğunu, müvekkilinin davada taraf sıfatının bulunmadığını zira pilot ortağın davalı şirket olduğunu bu sebeple davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davanın esası yönünden de davacı tarafın iddia ettiği üzere zamanla zarar gören ve yenilenmesi gereken inşaat imalatları nedeniyle 173.070,96-TL zarara uğrattıkları iddiasının gerçek dışı olduğunu böyle bir zarar olmasının mümkün olmadığını, bu hususun yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile açıklığa kavuşacağını, ayrıca sözleşmenin feshi nedeniyle fazladan ödendiği iddia edilen şimdilik 10.000,00-TL fazla ödemenin bulunmadığını, sözleşme ifa edilseydi kira bedeli geliri elde edileceği iddiasının gerçeği yansıtmadığını dava konusu inşaatın kiralama amacıyla yaptırıldığına dair hiçbir belge ve delil bulunmadığını, öncelikle husumet yönünden davanın usulden reddine esasa ilişkin incelemeye geçilirse davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili 11/12/2017 tarihli dilekçesi ile; davacı tarafın iş ortaklığına dair dosyaya delil olarak göstermiş olduğu 23/07/2013 tarihli adi ortaklık sözleşmesi başlıklı belgenin sahte olduğunu müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkili ile diğer davalı arasında hiçbir adi ortaklık sözleşmesi olmadığı gibi müvekkili ile davacı arasında hiçbir sözleşme akdedilmediğini bildirerek cevap dilekçesini ıslah etmiştir.
Davalı ... Şti.'nin ise, usulüne uygun yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermediği görülmüştü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 28.04.2021 tarih ve 2016/753 Esas, 2021/407 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davanın kısmen kabulüne, işin tamamlanmaması nedeniyle zarar gören ve yenilenmesi gereken inşaat imalatları nedeniyle 36.396,93-TL'nin ve işin başkasına tamamlattırılması nedeniyle iki sözleşme bedeli arasındaki fark nedeniyle 49.765,17-TL'nin ayrı ayrı dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
İşin başkasına tamamlattırılması nedeniyle iki sözleşme arasındaki fark nedeniyle davacının fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulmasına,
Zamanla zarar gören inşaat imalatları nedeniyle fazlaya ilişkin talebin ve kira kaybı nedeniyle tazminat talebinin reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 29.06.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Yerel Mahkemenin 28.04.2021 tarihli 2016/753 E. 2021/407 K. sayılı kararında davanın kısmen kabulü kararı verildiğini, işbu kararın kabulünün mümkün olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, davalıların fesih talebi doğrultusunda inşaatın yarım bırakılmış olması sebebi ile müvekkilinin; ilk zararının davalılar ile imzalanan sözleşmenin ifası için alınmış olan ve fakat zamanla zarar gören ve yenilenmesi gereken inşaat imalatları nedeni ile oluşan zarar olduğunu, dosyaya taraflarınca sunulu tüm belgeler incelendiğinde müvekkilinin bu konuda oluşan zararının toplamının 173.070,96 TL olduğunun anlaşılabileceğini, dosyaya bu konuda alınan bilirkişi raporlarınun eksik olduğunu, yeterli inceleme yapılmadan müvekkilinin bu konuda oluşan zararının 36.396,93-TL olarak tespit edildiğini,
-Sözleşmenin feshi ile oluşan gecikme nedeni ile sözleşme süresinde ifa edilse idi inşaat bitiminde elde edilebilecek kira bedelinin talep edildiğini, bilirkişiler tarafından tam ve fiili kapasiteye göre elde edilebilecek kira bedellerinin hesaplandığını, her ne kadar taraflarınca fiili kapasiteye göre bedel artırım dilekçesi sunularak talepleri artırılmış ise de, yerel mahkeme tarafından bu taleplerinin reddedildiğini, yerel mahkeme tarafından verilen ret kararının yerinde olmadığını, inşaat işinin süresinde tamamlansa idi müvekkilinin "İnovasyon Binası"nda girişimci şirketlere ofis alanları tahsis edecek ve bunun karşılığında kira bedelleri tahsil edeceğini, ancak, davalıların kusuru nedeni ile sözleşmenin süresinde tamamlanamadığını, bu sebeple inşaat işlerinin yarım kaldığını ve müvekkilinin binadaki ofis alanlarını kiraya veremediğini, müvekkilinin bu sebeple oluşan zararının davalılardan tahsilinin gerektiğini,
-İnşaat işinin süresinde tamamlanmaması sebebi ile müvekkilinin yeni yüklenici ile sözleşme akdetmek durumunda kaldığını ve bu sebeple fazladan ücret ödediğini, dosyadaki bilirkişi raporu ile her ne kadar bu miktar 49.765,67-TL olarak hesap edilmiş olsa da müvekkilinin zararının bu bedelden oldukça fazla olduğunu, dosyadaki beyanları ve delilleri doğrultusunda yeniden inceleme yapılarak müvekkilinin yeni yüklenici ile sözleşme akdetmesinden dolayı ödemiş olduğu fazladan bedelin gerçek tespitinin gerektiğini,
Belirterek davanın kısmen kabulüne yönelik hükmünün istinaf yolu ile kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı iş sahibi ile yüklenici davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasında ... ili, ... ilçesi, ...Bölgesinde uygulanacak "...Bölgesi İnovasyon Merkezi Binası İnşaatı ve Çevre Düzenlemesi Yapımı İşine" dair 23.07.2013 tarihli anahtar teslim götürü bedelli eser sözleşmesinin yapıldığı, iş ortaklığında pilot ortağın davalı ... Şti olduğu, işin bitim tarihinin sözleşmenin başlama tarihinden itibaren 11 ay olduğu ancak iki kez adi ortaklık adına pilot ortak davalı ... San ve Tic Ltd Şti'nin talebi ile sözleşme süresinin uzatıldığı halde işin bitirilemediği,pilot ortak davalı ... Şti tarafından sunulan 12/05/2015 tarihli dilekçe ile firmalarının ekonomik zorluk içine girmesi sebebiyle yüklenimlerinde bulunan inovasyon merkezi inşaatı işinin tamamlanamayacağı, kesin hesabın yapılarak sözleşmenin karşılıklı feshedilmesinin talep edilmesi üzerine davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı iş sahibi, eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenicilerin üstlendikleri işi tamamlamamalarından dolayı zamanla zarar gören ve yenilenmesi gereken bir kısım malzemelerin bedeli, sözleşmenin süresinde ifa edilmesi halinde elde edeceği kira bedeli ile sözleşmenin feshinden sonra işin tamamlanması için yeni yüklenici ile yapılan sözleşme nedeniyle fazladan ödenen bedelin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir.
Müspet zarar; sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla; sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Örneğin, kira geliri kaybı, geciken ifa sebebiyle ifaya bağlı ceza, seçimlik ceza, eksik işler bedeli, kâr kaybı müspet zarar kapsamındaki alacakları oluşturmaktadır. Menfi zarar ise; sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar. Bu husus 6098 sayılı TBK'nın 125/son maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Menfi zarara, dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb kalemler örnek olarak verilebilir.
(Yargıtay 6.HD'nin 2022/2093 Esas ve 2023/354 Karar sayılı kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen 31/01/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda davalı yüklenicilerin işin %80,72'sini tamamladığı, davacı iş sahibinin tamamlanamayan iş kapsamında kalan işlerin ve bir kısım ilave işlerin ikmal iadesiyle tamamlanması için dava dışı ... Şirketi ile 3.850.000-TL+KDV birim fiyatlı sözleşme imzaladığı, davacının eksik olan bir çok kalemin yapımından vazgeçtiği ikmal ihalesine konu etmediğini, bir kısmının miktarını azaltarak ihale konusu edildiğini, bir kısım işlerin ise feshedilen sözleşmenin konusu değil iken bu defa ikmal inşaatına konu edildiğini, bir başka ifade ile ikmal ihalesine konu işler için proje tadilatı yapıldığını, dökümü yapılan 15 kalem işin ilk sözleşmenin konusu iken tamamlanmadığını ve ikmal inşaatına konu edildiğinin anlaşıldığını, ilk sözleşmenin konusu iken tamamlanmayan iş kalemleri için eksik bırakılan kısmın ilk sözleşme bedeli ile ikmal inşaatındaki sözleşme bedeli arasındaki farkın 49.765,67-TL olduğu, sözleşmenin ifası için alınmış olan ve fakat zamanla zarar gören yenilenmesi gereken inşaat imalatları nedeniyle davacı zararının 30.844,86-TL olduğunun hesaplandığı; davacı vekilinin istinaf sebebi yaptığı bilirkişi raporuna itiraz sebeplerinin yargılama aşamasında alınan ek raporda değerlendirildiği ve kök rapordaki hesaplamaların değişmediği, düzenlenen kök ve ek raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere göre, ilk derece mahkemesince işi süresinde tamamlamayan ve kusurlu olan yüklenici davalılardan taraflar arasında yapılan sözleşmenin 36/4 ve 36/7 maddelerine göre işin başkasına tamamlattırılması nedeniyle iki sözleşme bedeli arasındaki fark nedeniyle 49.765,17-TL'nin tahsiline karar verilmesinde ve işin tamamlanmaması nedeniyle zarar gören ve yenilenmesi gereken inşaat imalatları bedeli olan 30.844,86TL +KDV= 36.396,93-TL 'nin tahsiline karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı; davacı iş sahibinin inşaatın süresinde bitirilmemiş olması nedeniyle talep ettiği kira kaybı bedeli ise müspet zarar niteliğinde olduğu ve sözleşmenin feshi halinde menfi zararın istenebileceği, müspet zararın istenemeyeceğinden Mahkemece kira kaybı isteminin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.04.2021 tarih ve 2016/753 Esas, 2021/407 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.