mahkeme 2023/2289 E. 2023/2434 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/2289
2023/2434
29 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2289
KARAR NO : 2023/2434
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/296
KARAR NO : 2023/270
KARAR TARİHİ : 28/04/2023
DAVANIN KONUSU : Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAİRE KARAR TARİHİ : 29/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/01/2024
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2023 Tarih ve 2023/296 E.2023/270 K. sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in 2018-2019 üretim sezonunda yetiştirdiği 173.200 KG - 41 renk ve 40 randıman pamuk ürününü davalı şirkete teslim ettiğini, müvekkili ürünlerinin davalı şirkete emanet işleminden belli bir süre sonra ürünlerinin bedellerini davalı şirketten talep ettiğinde davalı şirket geçici bir ödeme sıkıntısı içerisinde olduğunu ve en kısa sürede ödeme yapacaklarını müvekkiline belirttiğini ve oyaladığını, Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/03/2023 tarih 2022/503 esas 2023/108 kararı ile davalı şirketin konkordato teklifinde İİK'nun 305. maddesinde b ve c bendinde öngörülen tasdik koşulları oluşmadığından ve şirketin kendi ticari faaliyetini yürütmeyip konkordato projesine aykırı olarak ana faaliyet konusu olan işletme binasını kiraya verdiğini ve izinsiz olarak durak varlık satışı gerçekleştirdiğini, bu nedenle konkordato talebinin reddine karar verildiğini 12/04/2023 tarihinde kesinleştiğini, bu süreçte müvekkilinin maddi ve manevi sıkıntıya uğradığını davalı şirketin aktifindeki malların enflasyon karşısında olağanüstü değerlenmesini borçlarının ise azalmasını akabinde müvekkiline 24/11/2022 tarihinde o gün ki pamuk değerinin kat ve kat altında 585.571,98-TL ödeme yapılmasıyla ikinci darbenin vurulduğunu, davalı şirket konkordato sürecinde hileli hareketlerde bulunduğunu, Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesini yanılttıklarını mahkemeye davalı şirket tarafından mal varlığının eksik bildirildiği, şirket aktifinde bulunmayan farklı plaka bir makineyi mahkemeye getirdiklerini, Söke Ziraat Odasına yanlış müzekkere yazılmasını sağladıklarını, dolayısıyla gerçekte şirket aktifinde bulunan 2007 model 09.14.15.004 plakalı sayılı ... marka pamuk toplama makinesine tedbir şerhi konulmasını önlendiğini, 27/09/2022 tarihinde söke ziraat odasında talep edilen izin neticesinde söke'de ki bir noterlikte 3. bir kişiye anılı makinenin satış işlemi gerçekleştiğini, haricen öğrendikleri üzere suça konu makineyi satın alan kişi, borçlu şirket yetkilisinin akrabası olduğunu, noter satış sözleşmesinde gösterilen satış rakamı da makinenin değerinin çok altında olduğunu, bu nedenlerle davalı şirketin kötü niyeti, mevcudunu azaltma teşebbüsünde bulunma ihtimalleri olduğunu, ve yine müvekkilerinin uzun yıllar yaşamış olduğu mağduriyetin göz önüne alındığında dava değeri kadar ve mümkünse teminatsız olarak davalı şirketin tüm banka mevduat hesaplarına, taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati haciz şerhi konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi 28/04/2023 Tarih ve 2023/296 Esas, 2023/270 Karar sayılı kararında özetle;"...davanın görev dava şartı yokluğundan HMK md 114/1-c ve 115/2 uyarınca usulden reddine, görevli mahkemenin Söke Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine..." ifadelerini içeren gerekçelerle görevsizlik kararı verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı avukatı tarafından verilen 02/05/2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu olayda davacının söz konusu tarım ürünlerini davalı fabrikaya emanet usulü ile teslim etmiş olup taraflar arasında vedia akdi kurulduğundan ve tarafımızca talep edilen alacağın da davalının ticari işletmesi ile ilgili olduğu ve bu nedenle davacı müvekkil yönünden de ticari iş niteliği taşıdığından iş bu davanın ticaret mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, davalı işletme tacir olduğundan vedia akdinden kaynaklı uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava pamuk ürün bedelinin ödenmesine ilişkin alacak davasıdır.
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, açılmıştır. Her ne kadar mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın esası yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmiş ise de, öncelikli olarak asliye ticaret mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi, davanın ticarî niteliğinin ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu iş, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
İlk derece mahkemesi davacının vergi dairesinden gelen yazı cevabı ile tacir olmayıp gerçek kişi olduğunu açılan davanın mutlak ya da nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceğini asliye hukuk mahkemesinin görevli mahkeme olduğunu İzmir Bam 21.HD.sinin 2021/186 Esas 2021/803 Karar sayılı kararının da aynı doğrultuda olduğunu belirterek görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından davanın ticari dava olduğu herhangi bir tarafın ticari işletmesi ile ilgili olan vediaya ilişkin haklardan doğan davaların ticari dava olduğunu tarım ürünlerini davalının fabrikaya emanet usulü teslim edildiğini taraflar arasında vedia akdi kurulduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Somut olayda davacı gerçek kişi tacir niteliğine haiz değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık da satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkindir. Davacı tarafın tacir sıfatının bulunmamasından dolayı her iki taraf için mutlak veya nispi ticari dava niteliğine haiz olmayan davada davaya bakmaya görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu sebeple Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu görevsizlik kararı usul ve yasaya uygun niteliktedir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
(İzmir Bam 21HD'sinin 2023/1476 Esas 2023/1487 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.)
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2023 Tarih ve 2023/296 E.2023/270 K. sayılı kararı usul ve yasaya uygun olmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan 89,95 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 29/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.