Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/906
2026/221
9 Şubat 2026
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/906
KARAR NO : 2026/221
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03.01.2025
NUMARASI : 2023/424 Esas 2025/2 Karar
BİRLEŞEN İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAH'NİN 2024/784 E. 2024/923 K. SAYILI DOSYASINDA
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 09.02.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 09.02.2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.01.2025 tarih 2023/424 Esas 2025/2 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... A.Ş vekili, davalı ... vekili ve davalı ...A.Ş vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye.... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
ASIL DAVA : Davacı vekili, 28.04.2020 tarihinde davalı .... Şti.'ne ait, davalı ... A.Ş. tarafından ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalanan, davalı ...'un sürücüsü olduğu.... plakalı aracın müteveffa ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı motosiklet ile çarpıştığını, kazada ağır yaralanan ...'ın 14.05.2020 tarihinde vefat ettiğini, İzmir C.Başsavcılığınca soruşturma aşamasında alınan iki ayrı trafik bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde müteveffanın asli kusurlu, davalı sürücünün ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak bu kusur oranlarını kabul etmediklerini, kavşağa kontrolsüz ve süratli giren davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, karşı tarafa ait aracın davalı .... A.Ş.'ye uzun süreli kiraya verilmiş olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde ödeme yapılmadığını, bu davalı yönünden temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle birlikte maddi tazminatın tamamından, teminat limiti aşılmamak üzere sorumlu tutularak hüküm kurulmasını, müteveffa ... ile davacı ...'ın ölüm olayından kısa bir süre önce borçlar ve cebri icra tehdidi sebebiyle hacizlerden kurtulmak amacıyla boşandıklarını, müteveffanın davacılar ... ile ....'ın babası, davacı ....'in oğlu ve davacı ....'un erkek kardeşi olduğunu, müteveffanın kaza tarihinde dava dışı ... firması bünyesinde kurye olarak çalıştığını, aylık ücretinin 4.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılar ..., ...., .... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan (davalı ... A.Ş.'den poliçedeki limiti ile sorumlu olması kaydıyla) olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline; ayrıca davacılar ..., .... ve ...için ayrı ayrı 40.000,00'er TL; davacı ... için 30.000,00 TL ve davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ..., ....A.Ş. ve ... Şti.'den kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 28.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, maddi tazminat taleplerini davacı.... için 44.170,00 TL'ye, davacı .... için 37.976,00 TL'ye, davacı ... için 28.800,00 TL'ye yükseltmiştir.
ASIL DAVAYA CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, teminat limitlerinin 360.000,00 TL olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, öncelikle davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıklarının ve davacılar haricinde destekten yoksun kimseler olup olmadığının mahkeme tarafından re'sen tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Şti. vekili, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, ... plakalı aracın 01.06.2018 tarihli uzun süreli araç kiralama sözleşmesi uyarınca 12 ay süreyle davalı ...... A.Ş.'ye kiralanmış olduğunu, sözleşmenin süresinin bitmesine yakın 31.05.2019 tarihinde, imzalanan ek protokol ile kira süresinin 12 ay süreyle uzatıldığını, işleten sıfatına haiz olmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacı ... ile müteveffanın kaza tarihinden önce boşanmış olmaları sebebiyle, bu davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... . A.Ş. vekili, müvekkili şirket çalışanı olan davalı sürücü ...'a atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, davacı ... ve müteveffa ...'ın kazadan önce boşandıklarını, .... plakalı aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortası yapılmış ise ilgili sigorta şirketine davanın ihbar edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, kazanın müteveffanın kusuru ve trafik kurallarına uymaması sebebiyle meydana geldiğini, savcılık dosyasına yansıyan kaza tespit tutanağında müvekkilinin kusursuz olduğunun belirtildiğini, davacı ... ile müteveffanın boşandıklarını, boşanmanın muvazaalı olması sebebiyle muvazaa iddiasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talep edilmeyeceğini, davacılar ... ve ....'ın lehlerine bir nafakaya hükmedilmediğinden davacıların müteveffanın desteklerinden yoksun kalmayacaklarını, müteveffanın davacı annesi....'e desteğinin olmadığını, talep edilen manevi tazminatın davacıların ekonomik ve sosyal durumları ile çelişki arz ettiğini, ceza dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA TALEP: Davacılar vekili tarafından Dairemizin kaldırma kararından sonra açılan ve eldeki asıl dava ile birleştirilmesine karar verilen dosyadaki dava dilekçesinde; kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesine 28.03.2024 tarihli değer artırım dilekçesi sunulduğunu, devamında ilk derece mahkemesince aktüerya bilirkişisinden 08.10.2024 tarihli rapor alındığını, bu nedenle ek dava açılmasının zorunlu hale geldiğini iddia ederek, her bir davacı açısından ayrı ayrı fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00'er TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP : Davalı ....A.Ş. vekili, kesin hüküm ve derdestlik itirazında bulunduklarını, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, kaza tespit tutanağında müvekkili şirket sürücüsüne kusur izafe edilmediğini, davacı ... ile müteveffanın boşandıklarını, ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacağı, önceki adres araştırmasının yeterli olduğunu, adres araştırması tutanaklarının birbirleriyle çelişkili olduğunu, davacı anne .... yönünden verilen destekten yoksun kalma tazminatının hukuka aykırı olduğunu, destek paylarının hatalı hesaplandığını savunarak birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacı ....'ye müteveffanın desteğinin olmadığını, bunun boşanma dosyasında da sabit olduğunu, davacı anne ...ile müteveffa arasında destekte bulunacak kadar iletişim olmadığını, manevi tazminat talebinin de yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, birleştirme kararının yerinde olmadığını, birleşen dosya yönünden KTK 97 md gereğince başvuru yapılmadığını, müvekkilinin poliçe kapsamında ve limitle sorumlu olduğunu, müteveffanın davacı eski eşe destek olmadığını, anne ... yönünden de destek durumunun mevcut olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tazminatın genel şartlar kapsamında değerlendirmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE ASIL DAVA YÖNÜNDEN İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARARIN ÖZETİ : Mahkemece, dava konusu kaza ile ilgili olarak İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/349 E. sayılı dosyasında yargılamaya başlandığı, kaza tarihinin 28.04.2020, dava tarihinin ise 12.01.2021 olduğu, olayın vefat ile sonuçlanması ve davacılarca destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep edilmesi nedeniyle zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı; kusur raporuna itirazlarda bulunulmuş ise de, itirazların ATK kanun ve yönetmeliği göz önüne alındığında söz konusu uyuşmazlık yönünden oluşan durumun genel kurulca değerlendirilebilecek nitelikte bir durum olmadığı, ceza dosyasında sunulan rapor ile eldeki dava dosyasından alınan raporlar arasında bir çelişki görülmediği, durumun ilgili dairenin genişletilmiş uzmanlar heyetince de değerlendirilmesini gerektirir bir durum olmadığı, davalı ...Şti.'nin kayıtlarda .... plakalı aracın maliki olarak gözükmesine rağmen, aracı kaza tarihini kapsar biçimde diğer davalı ...... A.Ş.'ye kiraladığı, ek protokol ile kira süresinin 12 ay süre ile uzatıldığı, işletenin artık .. .. A.Ş. olduğu, gerek maddi gerekse manevi tazminatlar bakımından ... Şti.'nin bir sorumluluğunun bulunmadığı; Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda davalı sürücü ...'un kazanın meydana gelmesinde %25 oranında tali kusurlu, müteveffa sürücü ...'ın ise %75 oranında asli kusurlu olduğu, davacı....'in destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden mutlaka fiili bir birliktelik aranmadığı, aktüerya raporunda .... yönünden belirlenen tutarın yerinde olduğu, davacı ... ile ...'un müteveffanın öz çocukları olduğu, her ne kadar aktüerya raporunda davacı ... yönünden müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı belirtilmiş ise de ...ile müteveffanın yaklaşık olaydan 1 yıl önce anlaşmalı şekilde boşandıkları, muvazaalı işlemin tarafı olan davacı ... yönünden bu muvazaanın kendisine herhangi bir hak veremeyeceği, davacı ....'nin müteveffa ....'in desteğinden yoksun kalmadığı sonucuna varılarak, Maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; Davacı .... yönünden 28.800,00 TL, davacı .... yönünden 37.976,00 TL, davacı ... yönünden 44.170,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 18/12/2020 tarihinden, diğer davalılar ... ve .. .. A.Ş. yönünden vefat tarihi olan 14/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine; Davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddine, davalı..... Şti. aleyhine açılan destekten yoksun kalma tazminatı talebinin husumet nedeniyle reddine; Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davacı .... için 10.000,00 TL, .... için 10.000,00 TL, .... için 5.000,00 TL ve .... için 5.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 14/05/2020 tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılar ... ve ... .. A.Ş.'den müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine; Davacı ...'ın manevi tazminat davasının reddine, davalı .... Şti. yönünden manevi tazminat talebinin husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı .. ..A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 12.05.2023 tarihli 2022/1591 E. 2023/724 K. sayılı ilamı ile, destek ve eski eşi davacı ...'ın kaza tarihinden önce 10.04.2019 tarihinde boşandıkları, davacı tarafça boşanma kararından sonra da davacı eski eş ile müteveffanın birlikte yaşamaya devam ettiklerinin iddia edildiği, müteveffa ile davacı eski eşin müşterek küçük çocuklarının da bulunduğu, davacı tarafça gösterilen tanıklardan bir tanesinin dinlenmesinden vazgeçildiği, davacı tanığı ....'in müteveffa ile davacı ...'ın boşandıktan sonra birlikte yaşadıklarını beyan ettiği, davacı tanığı ...'in ise bu konuda bilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, belirsizliğin giderilmesi için kolluk yoluyla yapılacak araştırma ile müteveffa ve davacı eski eşin boşanmadan sonra birlikte yaşayıp yaşamadıkları tespit edilerek, sonucuna göre davacı eski eş ... tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davaları yönünden bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hatalı olduğu; 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. Fıkrasına göre iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edileceği, bu nedenle davacılara meydana gelen trafik kazası nedeniyle SGK Başkanlığı tarafından bir gelir bağlanıp bağlanmadığı, bağlandı ise kurumun söz konusu bağlanan gelir için rücu hakkı bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiği sonucuna varılarak HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İstinaf bozma öncesi ve sonrası olmak üzere; 28.04.2020 tarihinde davalı ...'un sürücüsü olduğu .... plakalı araç ile müteveffa ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı motosikletin trafik kazasına karıştıkları, müteveffanın 14.05.2020 tarihinde vefat ettiği, İzmir 36 ASCM'nin 2020/349 E. sayılı dosyası üzerinden yargılamaya başlandığı, gerek kaldırma kararı öncesi ve gerekse kaldırma kararı sonrası yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılarda müteveffa yönünden hak sahiplerine rücuya tabi herhangi bir gelir bağlanmadığı gibi yardım da yapılmadığı; trafik kazasının vefat ile sonuçlanması nedeniyle davalıların zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığı; ceza dosyasında sunulan rapor ile eldeki dava dosyasında alınan raporlar arasında kusur oranları yönünden bir çelişki bulunmadığı, dosyaya kazandırılan ATK raporunun yeterli teknik inceleme ile oluşturulduğu ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu; asıl davada davalı..... Şti.'ne husumet yöneltilmiş ise de davalı ... tarafından sevk ve idare edilen .... plakalı aracın kayıtlarda davalı .... adına kayıtlı olmakla birlikte kaza tarihini kapsar biçimde diğer davalı......A.Ş.'ye kiraladığı, ek protokol ile 12 ay süre ile uzatıldığı, davalı .... Şti.'ne husumet yöneltilmesinin yerinde olmadığı; kazanın oluşumunda davalı ...'ın %25 oranında, müteveffanın ise %75 oranda kusurlu olduğu, müteveffanın davacı ...'in öz oğlu olduğu, destekten yoksun kalma tazminatı bakımından fiili birliktelik aranmadığı, davacı ... ile müteveffanın boşanmalarından sonra da birlikte yaşamaya devam ettikleri, davacı ... yönünden bu sebeple ....'in vefatından kaynaklı destekten yoksunluk durumunun oluştuğu, davacı ... yönünden kaldırma kararından sonra yaptırılan aktüerya hesabı neticesi destekten yoksun kalma tazminatı tutarının 829.659,64 TL olduğu, 28.03.2024 tarihli değer artırım dilekçesi ile 214.080,00 TL tazminat talebinde bulunulduğu, bu miktar bakımından isteminin yerinde olduğu, aktüerya raporunda güncel değerler üzerinden davacılar ..., .... ve .... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılmış ise de, adı geçenlerin önceden verilen hükümdeki maddi tazminata yönelik istinaf başvurularının olmadığı, bu nedenle önceki hükümdeki tutarlara hükmedilmesi gerektiği; müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, her ne kadar davacı ... yönünden önceki hüküm istinaf edilmekle birlikte kesin nitelikteki istinaf ilamı kapsamında yapılan araştırma neticesinde davacı ... ile müteveffanın birlikte yaşadıkları anlaşılmakla birlikte hak kaybı yaratmamak açısından kaldırma ilamı öncesi alınan aktüer raporuna ... yönünden herhangi bir itirazda bulunulmadığının tespiti suretiyle oluşan durumdan kaynaklı adı geçen davacı yan yönünden HMK'nın 107. maddesi kapsamında süre verilmesi gerektiği değerlendirilerek bu kapsamda işlem yapılmış ve ayrıca hak kaybı yaratmamak açısından ise istinaf sonrası güncel değerler üzerinden aktüer raporu kazandırılmış ise de, istinaf kaldırma ilamı öncesi alınan aktüer raporuna herhangi bir itirazda bulunulmadığı göz önüne alındığında 24.04.2022 tarihli rapordaki ... yönünden hesaplanan miktarın yine Yargıtay 4 HD'nin 2023/4354 esas ve 2023/7237 karar sayılı ilamı karşısında miktar yönünden davalılar lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu kanaatiyle birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki gerekçe ile, asıl davada davacıların maddi tazminat davalarının kısmen kabulü ile davacı .... için 28.800,00 TL, davacı ... için 37.976,00 TL, davacı ..... için 44.170,00 TL ve davacı ... için 214.080,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 18.12.2020 tarihinden, diğer davalılar ... ve ..... A.Ş. yönünden ise vefat tarihi olan 14.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davalı ..... Şti. aleyhine açılan destekten yoksun kalma tazminatı talebinin husumet nedeni ile reddine; Davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile davacılar .... ve .... için ayrı ayrı 25.000,00'er TL, davacılar ... .. ve ... için ayrı ayrı 20.000,00'er TL, davacı .... için 15.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve.. .. A.Ş.'den müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı .... Şti. aleyhine açılan manevi tazminat davanın husumet nedeniyle reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar, davalı ... A.Ş., davalı ... ve davalı ...A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, asıl dava yönünden davacı ... yönünden kaldırma üzerine yaptırılan aktüerya hesabında talep edilebilecek destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin 829.659,64 TL olarak hesaplandığını, mahkemece 28.03.2024 tarihli değer artırım dilekçesi ile 214.080,00 TL tazminat talebinde bulunulduğu gerekçesiyle bu miktar bakımından hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, rapora itiraz edilmediği gerekçesi ile usuli müktesep hak oluştuğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ... yönünden kararın tamamen kaldırıldığını, ikinci alınan rapor kapsamında davacı ...'nin DYK alacağının 829.659,64 TL olarak belirlendiğini, 24.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda, o tarihteki müteveffanın maaşının asgari ücrete oranlanması ile TRH 2010 tablosu ve teknik faiz uygulamasına ile %10 arttırım ve iskontoya göre belirlenen ücretler göz önünde bulundurularak hesaplama yapıldığını, kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan tahkikat sonrasında 2023 yılı ve 2024 yıllarında asgari ücrette meydana gelen fevkalade artış üzerine müteveffanın aldığı maaşın asgari ücrete oranlanması ile ortaya çıkan bilinmeyen dönem gelirlerinin de arttığını ve önceki rapordan daha fazla destekten yoksun kalma tazminatı ortaya çıktığını, yargılama sürecinin uzaması ve bu süreçte asgari ücretin artması nedeniyle sonradan ortaya çıkacan DYK tazminatlarının önceki rapordan daha yüksek çıkmasının hesaplama tekniği ile ilgili ve olağan olduğunu, davacılar için takdir edilen manevi tazminat istemlerinin tamamının hüküm altına alınması gerektiğini, davalı ..... ... Şti. lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu her bir davalı vekili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.3. ve C.4. maddeleri gereğince sigortalının değişmesi nedeniyle davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, sigortalı aracın uzun süreli kiralandığını, işleten sıfatının değiştiğini, müvekkili şirket sigortalısı olan diğer davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiğini, zarar iddialarının müvekkili şirkete karşı da yöneltilemeyeceğini, davacı taraf, müvekkil şirkete eksik evrak ile başvuru yaptığını, KTK 97 md uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığının gerektiğini, somut olayda düzenli ve eylemli bir yardımın olup olmadığının araştırılmadığını, mütevaffanın eski eşi davacı... lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı ....'nin 14.05.2020 tarihinde kollukta alınan ifadesinde müteveffa ile 3 haftadır görüşmediğini beyan ettiğini, ilk derece mahkemesince bu ifadeye önem verilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı ...'nin boşanma sonrası da birlikte yaşamın devam ettiğine dair beyanlarının doğru olduğu kabul edilse dahi hükmedilecek tazminattan TBK 51- 52. maddeleri gereğince indirim yapılması gerektiğini, davacı anne ...'in mütevaffa ile 6 aydır görüşmediğini ifade ettiğini, sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazada kusursuz olduğunu, ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetinden rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müteveffanın kazadaki kusur oranının %100 olduğunu, hesaplamanın ZMMS Sigortası Genel Şartlarına göre, TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, müteveffanın koruyucu ekipmanları kullanmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilen tazminat yönünden faiz başlangıç tarihinin ancak güncel aktüer hesabının yapıldığı tarih olarak belirlenebileceğini, SGK tarafından müteveffanın hak sahiplerine rücuya tabi peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının SGK'ya sorulduğunu, ancak cevap beklenmeksizin karar verildiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın tam kusurlu olduğunu, davacı ...'ın müteveffanın boşandığı eşi olduğunu, kendi muvazaasına dayalı olarak hak talep edemeyeceğini, davanın bu davacı yönünden tamamen reddi gerektiğini, davacı çocuklar ... ve .....'in zaten babalarından bir desteklerinin söz konusu olmaması nedeniyle onlar yönünden de maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini, mütevaffanın çalıştığı işyerinden iş kazası nedeniyle bir ödeme yapılıp yapılmadığı, bir dava açılıp açılmadığı, SGK'dan ya da bir başka kurumdan bir tazminat ya da ödenek alınıp alınmadığının da araştırılmadığını, müteveffanın annesi davacı ....'in oğlu ile görüşmediğini beyan ettiğini, destek aldığının kabul edilemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğunu, tazminat hesaplamalarında %1,8 teknik faiz ve TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, tanık deliline dayanmalarına rağmen mahkemenin ön inceleme duruşmasında tanık isim ve adreslerini bildirmelerine yönelik talebinin öncesinde gönderilen ihtarat gerekçe gösterilerek reddinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...A.Ş. vekili, kaza tespit tutanağında müvekkili şirket sürücüsüne kusur izafe edilmediğini, hazırlık soruşturmasında alınan 01.07.2020 ve 22.06.2020 tarihli bilirkişi raporlarında ise, müteveffanın asli, sürücü ...'un ise tali kusurlu olarak tespit edildiğini, kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, müteveffanın kaskının bağlanmaması nedeniyle başından çıkması nedeniyle sonucu ağırlaştırıcı etki yapmasına rağmen, bu konuda araştırma yapılmadığını, davacı ... ve müteveffanın kazadan önce boşandıklarını, icra dosyalarında boşanmayı gerektirecek miktarda borç bulunmadığını, boşanmanın bu borçlardan kaçmak için yapıldığının söylenemeyeceğini, davacı ... ve müteveffanın adreslerinin farklı olduğunu, hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak da bir hak talep edemeyeceğini, müteveffanın çocuklara maddi desteğinin bulunmadığını, tazminat hesaplamalarında %1,8 teknik faiz ve TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması gerektiğini, davalı .....Şti.'nin kazaya karışan araca ihtiyari mali mesuliyet sigortası yaptırmadığını, bu nedenle hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat tutarının yüksek olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davalı ... A.Ş. vekili, davacı tarafça eksik evrak ile başvuru yapıldığını, KTK'nın 97. maddesi uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, davacıların başvuru evrağının 07.12.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine ulaştığı anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. Davalı ... A.Ş. vekilinin bu istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay 4. HD 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı).
Davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili kusur oranlarının hatalı belirlendiğini, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Kaza tespit tutanağında kazanın meydana gelmesinde müteveffanın tam kusurlu, davalı ...'un kusursuz olduğunun kabul edildiği, ancak savcılık dosyasında alınan iki tane raporda davalı ...'un tali kusurlu, müteveffanın ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, eldeki dosyada alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 16.12.2021 tarihli raporda soruşturma dosyasındaki raporlarla uyumlu şekilde davalı sürücü ...'un %25, müteveffanın %75 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği anlaşılmıştır. Aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge olan kaza tespit tutanağının her zaman aksinin ispatı mümkün olup, dosya kapsamı, soruşturma dosyasında alınan kusur raporları, ATK raporu ve olay yeri krokisi birlikte değerlendirildiğinde, sigortalı araç sürücüsünün tali, müteveffanın ise asli kusurlu olduğu anlaşılmakla, kaza tespit tutanağının aksinin ispatlanmış olmasına göre, davalıların kusur oranlarına istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı .... A.Ş. vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. Vekili, davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceğin istinaf sebebi olarak ileri sürmüşler ise de, Dairemizin kaldırma kararı uyarınca ilk derece mahkemesince yapılan kolluk araştırması sonucunda düzenlenen 16.01.2024 tarihli araştırma raporunda müteveffa ile davacı ...'ın 2.019 yılında boşandıktan sonra müteveffanın ölüm tarihine kadar aynı adreste birlikte yaşadıkları tespit edilmiş olup, davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığına dair ilk derece mahkemesi gerekçesi yerinde görülmüş olup, davalıların bu istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Davalı ...A.Ş. vekili ve davalı ... vekili müteveffanın davacı çocuklara maddi desteğinin bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüşler ise de, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre, çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Müteveffa babalarının ölüm tarihinde 3 yaşında olan davacı çocuklar için az yukarıda belirtilen esaslara göre belirlenen süreler için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davalıların bu istinaf sebepleri yerinde değildir.
Davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili, davacı anne ....ile müteveffanın görüşmediklerini, bu davacı yönünden destekliğin kanıtlanamadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüşler ise de, destek, hukuk sistemimizde bir başkasının geçimini sağlayan veya ileride sağlayacak olan kişidir. Destek tazminatı isteyebilmek için; ölenin kanuni ve akdi bakım yükümlülüğünün bulunması veya fiilen veya düzenli olarak bakması veya ileride bakması kuvvetle muhtemel olması yeterlidir. Desteğin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler de desteğin sağlığında herhangi bir yardım görmeseler bile tazminat talep edebilirler. Ölenin ölüm tarihine kadar bakma mükellefiyetini yerine getirmemiş olması destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesine engel değildir. Diğer yandan destek tazminatı miras ilişkisinden doğmaz. Açıklanan nedenlerle davalıların bu istinaf sebebi de yerinde değildir. (Yargıtay 17. HD 2019/5930 E. 2020/8010 K.)
Davalı ... A.Ş. vekili, müteveffanın koruyucu ekipmanları kullanmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, kaza sırasında müteveffanın kaskının takılı olduğu anlaşıldığından bu istinaf sebebi reddedilmiştir.
Davalı .... A.Ş. vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili, tazminat hesaplamalarında %1,8 teknik faiz ve TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüşler ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. Açıklanan nedenlerle davalıların bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. HD 22.06.2021 tarih 2021/3089 E., 2021/3441 K.)
Davalı ... A.Ş. vekili faiz başlangıç tarihinin güncel aktüer hesabının yapıldığı tarih olarak belirlenmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, 2918 sayılı KTK'nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Eldeki davada ilk derece mahkemesince davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin bu esaslara göre belirlenmiş olmasına göre davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı ... A.Ş. vekilinin, davalı sigortalı ... Şti. hakkındaki davanın uzun süreli kira sözleşmesi uyarınca işleten sıfatının bulunmadığından bahisle reddine karar verildiğine göre müvekkilinin de sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki istinaf sebebinin incelenmesinde; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören, 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereğince motorlu aracın işletenine, TTK'nın 1402. ve devamı maddeleri uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortacısı şirkete karşı dava açabileceğinden ve sigorta şirketi ve işleten de sürücü ile birlikte zarar görene karşı müteselsilen sorumlu olduklarından, davalı sigorta vekilinin bu istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir.
Davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... vekili ve davalı ...A.Ş. vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarına gelince; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuştur. Bu nedenle taraf vekillerinin manevi tazminata ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacılar vekili davalı ....Şti. lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, bu davalının yanısıra dava konusu aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralayan .... .. A.Ş.'ne de husumet yöneltilmesine ve davalı .... Şti.'ne karşı açılan davanın işleten sıfatının bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesine göre, davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmuştur. Davacılar vekilinin bu istinaf sebebi yerinde değildir.
Davacılar vekili her bir davalı vekili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, AAÜT 3/2. maddesindeki "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, red sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her red sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmüne uygun şekilde red sebebi ortak olan davalılar yararına tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi, davalı..... Şti.'ne karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddedilmesi nedeniyle bu davalı yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olup, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
Davacılar vekilinin, davacı ... yönünden birleşen davanın kabulü gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; Davacı ... yönünden Dairemizin kaldırma kararından önce 24.04.2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda 214.080,77 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, davacılar vekilinin davacı ... dışındaki davacılar yönünden davayı ıslah ettiği, davacı ... yönünden ise davayı ıslah etmeyip ek dava açma haklarını ya da ileride ıslah etme haklarını saklı tuttuklarını bildirdiği, Dairemizin kaldırma kararından sonra davacılar vekilinin önceki aktüerya bilirkişi raporuna göre davacı ... yönünden davayı 214.080,33 TL üzerinden ıslah ettiği, akabinde mahkemece alınan 08.10.2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporundaki hesaplamalar üzerine davacılar vekilince yine kısmi dava niteliğinde olmak üzere birleşen (ek) davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Asıl davada davacı ... yönünden ilk aktüerya bilirkişi raporuna itiraz edilmediği, davacılar vekilinin davacı ...'ın davasının reddine dair kararı istinaf ettiği ancak, tazminat tutarına yönelik bir istinaf itiraz ileri sürmediği anlaşılmakla, Dairemizin kaldırma kararının şekil ve sebebine göre davalılar yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu kanaatine varılarak, ilk derece mahkemesinin birleşen davanın reddine dair kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davacılar vekilinin bu istinaf sebebinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 4. HD 30.10.2023 tarihli 2021/21562 E. 2023/11475 K. sayılı ilamı)
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar, davalı ... A.Ş., davalı ... ve davalı ...A.Ş.'nin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan (732,00x2) 1.464,00-TL'den peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 848,60-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 22.162,90-TL'den peşin alınan 5.550,19-TL'nin mahsubu ile bakiye 16.612,71-TL harcın davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 29.375,07-TL'den peşin alınan 7.344,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 22.031,07-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı ...A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 29.375,07-TL'den peşin alınan 5.550,19-TL'nin mahsubu ile bakiye 23.824,88-TL harcın davalı ...A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,
6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.