Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/589
2024/1955
20 Kasım 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/589
KARAR NO : 2024/1955
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/11/2023
NUMARASI : 2022/247 E. 2023/893 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 20.11.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 20.11.2024
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.11.2023 tarih 2022/247 E. 2023/893 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davacı asil ile davalılardan ... evli olup bu evlilikleri Kemalpaşa Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2017/204 E.–2017/213 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, davalılardan ...'un davacı ile arasındaki evlilik birliğinin devamı sırasında, davacı asile uyguladığı maddi cebir, psikolojik baskı, şantaj ve iftira sonucu zorla imzalattığı senetle bu ilişkinin içine sokan, dava konusu senet ile ilgili olarak hakkında tehdit, şantaj, iftira suçlarından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/60181 sayılı dosyasından yapılan soruşturma sonrasında hakkında İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinde 2017/1045 E. sayılı dosyasında hakkında şantaj ve iftira suçlarından sanık sıfatıyla yargılanan, dava açılan ve Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/4529 nolu dosyasında hakkında soruşturma yapılan kişi olduğunu, diğer davalı ...'nun, ...’un emir ve talimatları ile hareket eden, icra takibi açılmadan önce dava konusu senet ile ilgili soruşturma başlatıldığını bilen ve buna rağmen dava konusu senede ilişkin başlatılan icra takibini kötü niyetli olarak açan ve böylece ceza soruşturması sonucu iptale konu olacak senedin tahsilini sağlamak amacıyla hareket eden kişi olduğunu , davacı asil ile davalılardan ... arasında 2010 yılında daha evlilik birliği kurulmadı önce davalılardan ...'un yapmış olduğu asılsız ithamları ve iftiraları nedeniyle İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/533 Esas ceza davası açılmış olup açılan davada davacı asil hakkında beraat kararı verildiğini, daha sonra davalılardan ..., davacı asil ve annesinden özür dilediğini, taraflar 03.08.2014 tarihinde evlendiklerini, evlendikten sonra İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/533 E. 2012/212 K. sayılı dosyasında verilen beraat kararı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2015/9545 K. nolu ilamı bozma olarak döndüğünü, davalılardan ... evlilik birliğinin sürdüğü 2015 yılı içerisinde, asılsız ithamlar ve iftiralar ile yapmış olduğu şikayet sonrasında davacı asil hakkında İzmir 20. Asliye Ceza mahkemesi 2015/482 E. sayılı dosyasından ceza davası açıldığını, davalılardan ... " İzmir 20. Asliye Ceza mahkemesinin 2010/533 E. 2012/212 K. sayılı dosyasında verilen bozma kararı ve yargılaması devam etmekte olan İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/482 E. sayılı dava dosyası ile her iki davanın herhangi birinden ceza alması durumunda diğerinde sabıkalı görüneceği ve hapse gireceğini " söyleyerek davacı asille görüşmek amacıyla 13.01.2016 tarihinde İzmir Adliyesine çağırdığını, yapılan bu görüşmede davalılardan ... 'un “ kendisine 30.000,00 TL vermez ise gerçekleri asla anlatmayacağını, bu nedenle de sabıkası olacağını, ceza alarak hapse düşmesi için elinden gelen her şeyi yapacağını “ beyan ettiğini, yapılan bu görüşme sonrasında davacı asilin, banka müdürü olması nedeni ile sicilinde böyle bir suçtan dolayı mahkumiyet hükmünün olumsuz sonuçlar oluşturacağı ve bunun sadece davalılardan ...’un gerçek olmayan ithamları nedeniyle gerçekleşeceği yönünde ciddi bir endişe duyduğunu, diğer taraftan davalılardan ...’un tarafından gerçekleri söylemesi karşılığında istenen paranın ödenmemesi halinde “ sonuçlarına katlanırsın ” şeklindeki kişi hürriyetine yönelik tehdidi ve uygulanan psikolojik baskı sonucunda davacı asilin iradesi sakatlanarak dava konusu senet davacı asil tarafından keşide edilmek zorunda kalındığını, tarafların görüşmek için bir araya geldikleri İzmir Adliyesinde bulunan kafeteryada, davalılardan ...’un çantasından çıkardığı senedi davacı asilin önüne koyarak “ imzala ” , “ imzalamassan mahkemeye gerçeği anlatmam hapse attırırım ” şeklindeki tehdidi ile önüne konulan senedi imzalaması için baskı yaptığını, davacı asil önüne konulan boş senedi sadece ödeyecek kişi kısmındaki yazı ve imzayı attığını, senet metnindeki diğer kısımların davalılardan ...’un tarafından doldurulduğunu, senedin düzenlenmesi sırasında olayın görgü tanıklarının ifadesi İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyasında yer aldığını, görgü tanıklarından ...'ın vermiş olduğu yazılı ifadesinde davacı asil ve davalılardan ...’un bir arada oturdukları masadaki konuşmalarına tanık olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, izmir 9. İcra Müdürlüğünün 2016/11547 Esas sayılı dosyası ile takibe konulmuş olan senedinin davacının iradesi sakatlanarak ( maddi cebir, tehdit ve baskı sonucu ) alınmış olduğundan, senedin bedelsizliği nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ve senedin hükümsüzlüğüne takibe konu senedin davacının elinden maddi cebir ve şantaj sonrasında alınmış olması nedeniyle ileride telafisi imkansız zararlara uğramaması için; Savcılık makamı huzurunda görgü tanıklarının vermiş oldukları ifadeler kesin delil olduğundan öncelikle HMK 392 maddesi uyarınca teminatsız olarak aksi halde uygun görülecek teminata karşılık ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin yargılama sonuna kadar durdurulmasına, takibin haksız ve kötü niyetli olarak yapılmış olması ve temlik alan kişi tarafından ihtara rağmen haksız ve kötü niyetli olarak devam edildiğinden, davalıların ayrı ayrı haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20 den aşağı olmamak koşuluyla tazminata mahkum edilmelerine, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, 6100 s.HMK,6102 s.TTK ve 6098 s.TBK gereğince senetler sebepten mücerret olup senedin aksinin yazılı delil ile ispatının yasa ve yerleşik yargıtay içtihatları gereği olduğunu, şayet takine konu senedin iradesinin sakatlanarak alındığı yönünde bir iddası var ise(hata/hile/ihrah vs..) iptal hakkının kullanılmasının 1 senelik hak düşürücü süreye tabi olduğunu, takibe konu senet tanzim tarihi 01.03.2016 dava tarihi ise 30.01.2018 olmakla dava 1 senelik hak düşürücü süreden çok sonra ikame edildiğinden davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, bonolar sebepten mücerret olup herhangi bir borç ilişkisine dayanmadığının ispat yükünün ancak yazılı delil ile iddia eden tarafta olduğunu, 6102 S.TTK gereğince bonodan kaynaklı kendsine başvurulan kişi, bile bile zararına hareket etmediği sürece düzenyelen yada önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremeyeceğini, def'i öne süren tarafından bu iddiası ancak ve ancak yazılı,somut deliller ile mümkün olduğunu, müvekkilinin karı-koca arasında yaşandığı iddia edilen ve bu nedenle de özel hayata ilişkin, mahrem olan konular hakkında herhangi bir bilgisinin olmadğını, bu senet diğer davalı tarafından baskı, şantaj tehdit ile mi yoksa taraflar arasında yapılan bir anlaşma gereğince midir, davalının herhangi bir bilgisi olmadığını, esasen bu konu davalıyı da ilgilendirmediğini, davalının takibe konu senet ile ilgili olarak iyiniyetli 3.kişi konumunda olduğunu, aksinin ispatının ancak somut yazılı delil ile mümkün olduğunu, davacının tanık dinlenmesine muvafakatinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... (...) cevaplarında, davacı ...'ın tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, (şantaj,korkutma,iftira,maddi cebir,psikolojik baskı,tehdit ve diğer) şeklindeki iddialarına bakıldığında, herhangi bir kadının herhangi bir adama karşı bu kadar suçu birden işlemiş olmasının mümkün olamayacağı gibi ...ın psikolojisi hakkında da kesin bir fikir verdiğini, aldatma, korkutma, şantaj gibi irade bozukluğuna sebep olacak nedenlerden dolayı kendisine vermiş olduğu senedin iptalini istediğini, dava konusu senedin verildiği tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık 2 sene bulunduğunu, 1 yıl geçmiş olduğundan davacının sözleşmenin yani senedin geçerli olduğunu onamış olduğunun kabulünün gerektiğini, davacı ...'ın aynı gerekçeler ile İzmir 8.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/712 Esas sayılı davasını açmış olup bu dava 19.09.2016 tarihinde açıldığını, bu dava, davacı ... tarafından takip edilmeyerek müracaata bırakıldığı ve açılmamış sayıldığını, etkilerinin bu tarihte (yani 19.09.2016 tarihinde) ortadan kalkmış sayılması durumunda bile 1 yıl geçmiş olduğundan bu davanın ikame edileceğini, davacının 1 yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmemesi ve verdiği şeyi geri istememesi nedeniyle sözleşmeyi yani senedi onamış sayılacağından, bu davanın reddinin gerektiğini, ayrıca iş bu davanın zamanaşımı/hakdüşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, bu nedenlerle işbu davanın zamanaşımı/hakdüşürücü süre yönünden reddine, işbu davanın "davacının 1 yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığmı bildirmemesi ve verdiği şeyi geri istememesi nedeniyle sözleşmeyi yani senedi onamış sayılacağından" reddine, işbu davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı iddialarının ikrah sebebine dayandığı, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 37-39 maddesi gereğince davanın korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı günden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılabileceği, davalı ... tarafından, davacı hakkında tehdit, kişiyi hürriyetin yoksun kılma suçlarından açılan kamu davalarında verilen beraat kararlarının 02.06.2016 ve 26.02.2016 tarihlerinde kesinleştiği, eldeki davada korkunun ortadan kalktığı gün olarak davacı vekilinin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na dava konusu olay ile ilgili olarak intikal ettirdiği 30.06.2016 havale tarihli şikayet dilekçesinin tarihinin esas alınması gerektiği, bu tarihden itibaren iş bu menfi tespit davasının açıldığı 30.01.2018 tarihine kadar 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle davacının menfi tespit davasının, TBK.nun 39. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içinde açılmadığı anlaşıldığından reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İZMİR BAM 17.H.D'NİN 2019/464 ESAS VE 2022/386 KARAR SAYILI DOSYASINDA KALDIRMA KARARI ÖNCESİNDEKİ İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, menfi tespit davalarının niteliği itibariyle belli bir süre içerisinde açılma zorunluluğu olmadığını, İİK'nun 72. maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davasında, istirdat davası hükümleri ayrık olmak üzere zamanaşımı için herhangi bir düzenleme öngörülmediğini, 6098 sayılı TBK'nun 39/1. maddesine göre sözleşmesi ile 1 yıllık süre içerisinde bağlı olmadığını bildirmesi için illa dava açılmasının gerekmediği gibi beyana ilişkin bir şekil şartı da öngörülmediğini, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da bu hakkın kullanabileceğini, davacının olayın meydana geldiği 2016 yılı içerisinde zorla senet imzalatıldığı iddiası ile Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulunduğu ve yapılan soruşturma sonrasında İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/1045 Esas sayılı ceza davası açıldığını ve yine İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/712 Esas sayılı dosyasında şikayet yoluyla takibin iptalini talep ettiğinden TBK'nun 39. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre içerisinde hiçbir şekle bağlı olmayan iptal beyanında bulunduğunun kabulü gerektiğini ayrıca davalılardan ... hakkında tehdit ve hakaretten dolayı Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/4529 Esas sayılı soruşturma dosyasında soruşturmanın devam ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
İZMİR BAM 17. H.D'NİN 2019/464 E. 2022/386 K. SAYILI DOSYASINDA KALDIRMA KARARI : Dairece, somut uyuşmazlıkta, icra takibine dayanak 01.03.2016 tanzim tarihli 30.000.00.TL bedelli senedin davalılardan ...'un tehdit ve şantajı ile imzalanıp verildiği iddiası ile ilgili davacı hakkında tehdit ve kişi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından açılan ceza kamu davalarında verilen beraat kararlarının 26.02.2016 ve 02.06.2016 tarihinde kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalılardan ... hakkında davaya dayanak olay ile ilgili tehdit, şantaj ve iftira suçlarından 30.06.2016 tarihinde suç duyurusunda bulunduğu ve dayanak takibin iptali için 2016 yılı içinde İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/712 Esas sayılı dava dosyasında dava açtığı, böylece davacının korkutma sonucunda korkutmanın etkisinin azalmasından sonra 1 yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığı yönündeki yenilik doğurucu hakkını kullanarak bildirdiği ayrıca davacının bedelsizlik iddiası yönünden TBK'nun 39. maddesindeki hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün olmadığı dikkate alınarak işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece TBK'nun 39. maddesi gereğince hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).a.4.ve 6. maddeleri gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İZMİR BAM 17. H.D'NİN 2019/464 E. 2022/386 K. SAYILI DOSYASINDA VERİLEN KALDIRMA KARARINDAN SONRA VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacının İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2016/11547 Esas sayılı dosyasında takibe konulan senet altına keşideci sıfatıyla atmış olduğu imzayı inkar etmediği, senedin şantaj ve tehditle imzalatıldığını, davalı tarafından sonradan doldurularak takibe konulduğunu iddia ettiği, ispat yükü kendisinde olan davacının tehdidin ve şantajın varlığını tanık dahil her türlü delille ispat edebileceği, davacı tanıklarının senedin korkutma ile alınıp alınmadığı hususunda görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı gibi ifadelerinin de çelişkili olduğu, davacı tanığı ...'in mahkeme huzurunda 15.12.2022 tarihli duruşmada verdiği yeminli ifadesinde 20.07.2016 tarihinde kollukta verdiği ifadeyi inkar ederek, davacı tarafın kendisinden yalancı tanıklık yapmasını istemesi üzerine kollukta, “davacının senedi tehdit ve şantaj sonucu düzenlendiği şeklinde ifade verdiğini” beyan ettiği, bu beyanının doğru olmadığını söylediği, davacının şikayeti üzerine davalı ... hakkında eldeki davaya konu senede ilişkin senet almak suretiyle şantaj ve iftira suçlarından cezalandırılması istemiyle İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/1045 dosyasında açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde 2017/1045 esas, 2020/170 karar sayılı 27.02.2020 tarihli kararı ile davalı ... ’un atılı suçları işlediğine dair yeterli delil bulunmadığından beraatine karar verildiği, beraat kararının istinaf incelemesinden geçerek 08.02.2021 tarihinde kesinleştiği, davacının iradesinin korkutma ile ortadan kaldırılarak dava konusu senedin imzalatıldığı yönündeki iddiasını ispat edemediği, davacı tarafça sunulan ses kaydı hukuka aykırı şekilde ele geçirildiğinden HMK’nun 189/2. fıkrası uyarınca hükme esas alınamayacağı gibi aksi kabul edilse dahi yazılı delil başlangıcı niteliğindeki ses kaydını doğrulayan ve destekleyen başkaca delilin de bulunmadığı, imzası ikrar edilmiş senet karşısında borçlu olunmadığının ve senedin bedelsiz olduğunun HMK. 200.maddesi de nazara alındığında yazılı delille kanıtlanması gerekip, davacı tarafça yazılı delil sunulmadığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığından davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış olup, davacı taraf 18.07.2023 tarihli dilekçesi ile yemin teklif hakkını kullandığı, davacı vekilinin 18.07.2023 tarihli yemin teklif dilekçesinde dava konusu senedin “tehdit ve şantajla, taraflar arasındaki ceza dosyalarındaki şikayet haklarından feragat edilmesi karşığılında verilip verilmediği hususlarındaki yemin teklif isteği, konusu suç teşkil eden eylemlere yönelik olduğundan HMK’nun 226/3. fıkrası uyarınca yemin teklifi yasak olan vakıalar arasında sayıldığından mahkemece bu hususlardaki yemin teklif isteğinin reddedildiği, davacı taraf davalı ...’ya, diğer davalı ile aralarında gerçek bir alacak borç ilişkisi bulunmadığı hususlarında yemin teklif isteğinde bulunmuş ise de; davalı ...’nun senette yetkili hamil olduğu, senedi kötüniyetle iktisap ettiği hususunda yemin teklifi mümkün olmadığı gibi davacı keşideciye karşı ileri sürülmesi mümkün olmayan, şahsi defi niteliğindeki davalı lehtar ile davalı ciranta arasındaki gerçek bir borç ilişkisi olup olmadığı hususu ispata muhtaç olmayıp, eldeki davanın da konusunu oluşturmadığından bu hususta yemin teklif edilemeyeceği, bu nedenle davacı tarafın davalı ...’ya yemin teklifi isteğinin de mahkemece reddedildiği, dava konusu senedin davalı ... tarafından boşanma konusunda anlaşma üzerine maddi ve manevi tazminat alacaklarına ilişkin olarak alındığı, bedelsiz olmadığı hususlarında davalı ... tarafından mahkeme huzurunda usulüne uygun şekilde yemini yaptırılmış olup, taraflar arasında takip konusu bonodan kaynaklanan borç ilişkinin mevcut olduğu ve senet bedelinin ödenmediği kesin delil niteliğindeki yeminin edası ile ispat olunduğu, ayrıca davacı ile davalı yetkili hamil ... arasında doğrudan ticari ilişki mevcut olmayıp, davacı keşideci ile davalı lehtar ciranta ... arasındaki kişisel ilişkiden kaynaklanan şahsi defi niteliğindeki bedelsizlik iddiasının davalı iyiniyetli yetkili hamil olan ...’ya karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi davalı ...’nun senedi ciro ile devraldığı sırada, davacı keşideci zararına hareket kastının bulunduğu da davacı keşideci tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacının, davalılar hakkındaki menfi tespit davasının şantaj, tehdit ve bedelsizlik iddiaları kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı ... ( ... ) davaya konu senedi boşanma davasındaki maddi ve manevi tazminatın bedeli olarak düzenlendiğini beyan ettiğini, davalı ... ( ... ), davacı ...'a karşı Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi sıfatıyla) 2017/204 E. sayılı dosyası boşanma davası 09.05.2017 tarihinde açtığını, 15.05.2017 tarihli celsede davanın kabulüne karar verildiğini, 23.05.2017 tarihinde boşanma ilamının kesinleştiğini, davaya konu senedin 01.03.2016 tarihinde düzenlendiğini, vade tarihi ise 30.06.2016 olduğunu, 2016 yılında taraflar arasında bir boşanma davası olmadığı gözetildiğinde senedin bedelsiz kaldığını, bu itibarla da davacının borçlu olmadığının sabit olduğunu, hayatın olağan akışında taraflar boşanmadaki tazminatlarına karşılık bir senet düzenliyorsa bu senet boşanma davasından sonraki bir vade veya tanzim tarihe havi olması gerektiğini, dava konusu senedin ne düzenlendiği tarihte ne de vade tarihinde taraflar arasında bir boşanma davası bulunmadığını, bu sebeple 2016 yılında tahsili için işleme konulan dava konusu senedin bedelsiz olduğun açıkça ikrar edildiğini, dava konusu senette, alacak borç ilişkisine dayandığı “nakten” kaydı ile yazılı olup davalı tarafından ortada bir boşanma davası yokken bu boşanma davasındaki tazminat alacaklarına karşılık senedin düzenlendiğin beyan etmekle senedi tadil ettiğini, talil edenin, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına gireceğini, kaldı ki ortada bir boşanma davası yokken senedin işleme konulmuş olmasının senetten dolayı davacının borçlu olmadığını da kanıtladığını, mahkemece ...'nun iyi niyetli hamil olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu senedin, İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2016/11547 E. sayılı dosyasında davalılardan ... tarafından işleme konulmuş olup senet borçlusu olarak sadece davacı ... aleyhine takibe geçildiğini, diğer davalı ...'iin (...) takip dosyasında borçlu olarak gösterilmediğini, herhangi bir işlem yapılmadığını, davalılardan ...'nun 2016 yılından beri dava konusu senedin tahsil edilmesini beklediğini, diğer davalı ...'in (...) takip dosyasına eklemediğini, bu kişi açısından hiçbir işlem yapmadığını, ...'nun asıl borçlusu ... (...) iken bu kişiye herhangi bir işlem yapmamış olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, senedin bedelsiz olduğu, temel bir borç ilişkisine dayanmadığının hususu kişisel defilerden olduğunu, kural olarak senet hamiline karşı keşideci tarafından ileri sürülemeyeceğini, ancak maddede belirtildiği üzere hamil, senedi iktisap ederken senedin bedelsiz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyor ve buna rağmen borçlunun zararına hareket etmiş ise senedin mücerretliği ve iyiniyetli hamil olduğu ilkesine dayanamayacağını, bu itibarla davalılardan ...'ya karşı yemin teklifinde bulunulduğunu, duruşma günü yemini edaya gelmediğini, yemin etmekten kaçındığını, buna rağmen ilk derece mahkemesince yemin için çağrıldığı duruşmaya gelmeyen, yemin etmekten kaçınan davalı ... açısından iyi niyetle hamil gerekçesiyle yemini edadan vazgeçilmesinin de hatalı olduğunu, dava dosyasına sundukları whatsapp yazışmaları incelendiğinde ...'nun iyi niyetli hamil olmadığının sabit olduğunu, kaldı ki bu davalının, 2016 yılından beri dava konusu senedi diğer davalıdan tahsiline yönelik herhangi bir işlem yapmamış olmasının iyi niyetle hareket ettiği düşüncesini ortadan kaldırdığını, İDM'ce "ses kaydı yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmadığı, ses kaydının içeriğinin diğer deliller ve belgeler ile kanıtlanması gerekir. Bu kanıtlanmadığı için ses kaydının dinlenemeyeceği" gerekçesinin de dosya kapsamındaki tanık beyanları, taraflar arasındaki hukuk ve ceza dava dosyaları, taraflar arasındaki yazışmalar dikkate alındığında usule uygun olmadığını, ses kaydının yapıldığı tarihte tarafların evli olduklarını, kişinin kendisine yönelik bir haksız fiili veya zarar verici davranışı ispat etmesinin başka türlü mümkün olmaması halinde ispat amaçlı olarak gizlide olsa ses kaydı alması hukuka uygundur. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/3848 E - 2020/156 K. sayılı içtihadı ) içtihadı gereği İDM'nin davanın yazılı delille ispat kuralana tabi olduğu yönündeki değerledirmenin de hatalı olduğunu, çünkü senendin düzenlendiği tarihte davacı ile davalı ...'nın evli olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, tehdit ve şantajla verildiği, bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2016/11547 esas sayılı takip dosyasına konu bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davanın kambiyo senedine dayalı takibe karşı açılan menfi tespit davası olması ve iddianın ileri sürülüş şekli nedeniyle ispat yükü davacı taraf üzerinde bulunmakla birlikte davacının dava konusu edilen bonoyu tehdit ve şantajla imzaladığı ve bedelsiz kaldığı iddiası karşısında; takip dayanağı senet kambiyo senedi niteliğinde, bono vasfında olup kayıtsız şartsız borç ikrarını içermektedir. Senedin ihdas nedeni olarak nakten kaydına yer verilmesi nedeni ile senedin bir para borcu için verildiğin kabulü gerekir. Senet nakten düzenlenmiş olup, her ne kadar davacı tarafça senedin tadil edildiği iddia olunmuş ise de, ihdas nedeninin değiştirilmediği görülmüştür.
Yerel mahkemece taraflarca gösterilen delillerin toplanıldığı, bu bağlamda ceza dosyaları ile taraflar arasındaki boşanmaya ilişkin dava dosyasının getirtilerek taraf tanıklarının ayrıntılı beyanlarının tespit olunduğu ve yukarıda belirtildiği şekilde yeminlerin icra kılınmakla tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, davalı ...'nun iyi niyetli hamil olmadığının davacı yanca kanıtlanamamış olmasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.