Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1251
2026/217
9 Şubat 2026
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1251
KARAR NO : 2026/217
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26.04.2023
NUMARASI : 2022/645 E. - 2023/281 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 09.02.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 09.02.2026
Muğla 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.04.2023 tarih 2022/645 E. - 2023/281 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalının müvekkiline ait dairede işgalci konumunda olduğunu, müvekkili tarafından başlatılan Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2020/7136 Esas sayılı dosyasında tahliye talepli ödeme emrinin 09.10.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, ayrıca Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/512 Esas sayılı dosyasında müdahalenin men'i ve ecrimisil davası açıldığını, davalının bu nedenlerle müvekkiline kin beslediğini, 25.11.2020 tarihinde motorlu kurye kılığında birilerini müvekkilin adresine gönderdiğini, kurye kılığındaki şahısın kafasındaki kaskı çıkarmadan, müvekkiline kargo şirketinden geldiğini ve bir adet kargosunun olduğunu belirterek ... poşetini teslim ettiğini, kurye kılığındaki şahsın teslim evrakına da ad ve soyadını yazarak imzalaması gerektiğini söylediğini ve imza kısmını keserek, katlayarak ve altına senedin imza bölümü denk gelecek şekilde hazırladığı teslim tutanağına müvekkilinin imzasını aldığını, kargo poşetinden ... firmasına ait bir ürün kataloğunun çıktığını, olaydan şüphelenen müvekkilinin Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, 2021/3077 soruşturma sayılı dosyasında T.C. Emniyet Genel Müdürlüğü İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nden alınan 20.12.2021 tarihli uzmanlık raporunda senedin A-4 / A-5 kağıdı boyutundaki kağıt üzerine yazıcı yardımıyla oluşturulmasını müteakip kesilerek senet haline getirildiğinin tespit edildiğini, bononun sahte olduğunu, tahrifata uğradığını, davalının müvekkilinden 1.087.109,25 TL alacaklı olduğu iddiasının hayatın olağan akışına ve somut gerçeğe aykırı olduğunu iddia ederek, müvekkilinin Fethiye İcra Müdürlüğünün 2021/201 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin inşaat işi ile uğraştığını, tarafların davacıya ait arsada iki kat + çatı olmak üzere inşaat yapılması konusunda 2006 yılında anlaştıklarını, 2007 yılında müvekkilinin inşaatın yapımına başladığını, 2008 yılında inşaatı tamamladığını ve davacıya teslim ettiğini, taşınmazın davacının eşi ...adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazın yapımı sırasında müvekkilinin davacıya ait başka bir taşınmazda ikamet ettiğini, müvekkilinin işgalci olmadığını, sözlü kira akdinin kurulduğunu, müvekkilinin yaptığı inşaat karşılığında hak edişlerinin kendisine ödenmediğini, davacının bu borca karşılık kiracı olarak bulunduğu apartmandaki iki daireyi müvekkiline vermeyi taahhüt ettiğini, ancak bu taahhüdünü de yerine getirmediğini, bu süreçte ödemelerini gerçekleştirmekte zorlanan müvekkiline davacı tarafından 850.000-TL bedelli bononun teslim edildiğini ve süresinde ödenmemesi nedeniyle müvekkili tarafından icra takibine başlandığını, senedin sahte olduğu iddiasını kabul etmediklerini, icra takibine konu edilen bononun geçerlilik koşullarının tamamına sahip olduğunu, kriminal raporundaki hile ile oluşturulduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., 22.02.2023 tarihli duruşmada, oturduğu evin davacı adına kayıtlı olduğunu, davacıya Fethiye'de bir villa yaptığını, villa yaptıktan sonra kiracı olarak değil, yaptığı iş karşılığı kendisine vereceğini söylediği için eve geçtiğini, yazılı herhangi bir anlaşmalarının olmadığını, halen orada oturduğunu, kendisine dairenin tapusunu vermediğini, dava dışı (davalı tanığı) ...'nin ise iş yapılmadan önce kiracı olduğunu, davacıya villa işini beraber yaptıklarını, kendisinin oturduğu daireyi kendisine, ...'nin kiracı olduğu daireyi de ...'ye vereceğini, ancak bu daireleri vermediğini, 2008 ya da 2010 yılında ...'ye kendisiyle yaptığı iş karşılığı 65.000,00-TL ödediğini, davacının iş karşılığı vereceği daireyi kendi üzerine aldığını, davacının dava konusu senedi yapmış olduğu iş karşılığı tapuları devretmemesi halinde bunun teminatı olarak verdiğini, ancak daha sonra kira alacağı için kendisi aleyhine icra takibi başlattığını, 2021 yılında da davacının verdiği senedi icraya koyduğunu beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya ve takibe konu keşidecisi davacı ..., lehtarı davalı ... olan, 15.03.2018 keşide tarihli, 15.03.2019 vade tarihli, 850.000,00 TL bedelli bonoda keşideciye atfen atılan imzanın nasıl elde edildiği, kargo teslim tutanağı adı altında veya başka bir şekilde hile ile davacıya imzalatılıp imzalatılmadığı, elde edildiği iddia edilen bu imza ile davaya konu bononun oluşturulup oluşturulmadığı, oluşturulmuş ise nasıl oluşturulduğu, bono elde etmek amacıyla imzalatıldığı iddia edilen belge üzerinde davacının iddiasını doğrulayacak kesi, katlanma, yapıştırıcı izi vs. olup olmadığı hususunda rapor alınması için İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderildiği; 22/02/2023 tarihli Adli Tıp Raporunda, inceleme konusu senette bulunan ".... ..." isim yazısı ve adına atılı imza bir kalem, diğer yazıların farklı fiziki evsafta 2. bir kalemle atılmış ve yazılmış oldukları, mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından, söz konusu belgede yer alan yazıların ve imzanın yaşı ya da hangi bölümlerini önce hangi bölümlerinin sonra oluşturulmuş olduğu hakkında zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği, inceleme konusu senedin sol kenar uzunluğu ile sağ kenar uzunluklarının birbirinden farklı olduğu, inceleme konusu senedin bilgisayar ve ekipmanı ile oluşturulmuş matbu olmayan senet olduğu, tüm bulgular birlikte değerlendirildiğinde, senedin imzadan faydalanılarak oluşturulup oluşturulmadığı hususunda ileri bir tespite gidilemediği yönünde görüş bildirildiği; ancak davaya konu bonoda bedel kaydı bulunmadığı, davalının 22.02.2023 tarihli duruşmada bononun davacıya yapmış olduğu iş karşılığı tapuları devretmemesi halinde bunun teminatı olarak verdiğini, tapuların verilmediğini savunduğu ve böylece ispat külfetini üzerine aldığı, bu aşamadan sonra davacıya iş yaptığını, yapmış olduğu iş karşılığı davacının tapuları devretmesi gerektiğini HMK'nın 201. maddesi gereğince yazılı delille ispat etmesi gerektiği, miktar itibariyle tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle dinlenen davalı tanık beyanlarına itibar edilmediği, davacının iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanması nedeniyle 26.04.2023 tarihli duruşmada davalı vekilinin yemin deliline dayanmadıklarını beyan ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/201 E. sayılı dosyasında davaya ve takibe konu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, İİK'nın 72/5 maddesi gereğince yasal koşulları oluşmadığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davada ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, eldeki davanın konusunun kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davası olduğunu, maddi hukukta olduğu gibi kambiyo hukukunda borçlunun savunma araçlarının itiraz ve defi olarak ikiye ayrılmadığını, kambiyo hukukunda tüm bu savunma araçlarının defi çatısı altında toplandığını, uygulamada senetteki kambiyo taahhüdünün geçersizliğine ilişkin defilerin konu olduğu menfi tespit davaları, senedin geçersizliğinin tespiti olarak adlandırılırken, kişisel defilerden doğan davaların bedelsizliğin tespitine ilişkine davalar olarak adlandırıldığını, menfi tespit davaları genel hükümlere göre görülen bir dava olduğu için ispatın da genel hükümlere göre yapıldığını (HMK m.187 vd.), dolayısıyla ispat yükünün (HMK m.190), kesin delille ispat zorunluluğu (HMK m.200 vd.), deliller (HMK m.187-293) gibi usul hukukuna ilişkin tüm hususlar bu davada olduğu gibi uygulanacağını, borçlunun hukuki görünüşe güven ve kamu güvenine mazhar olma ilkesi gereği üçüncü kişi alacaklının, senedi devralırken ya kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ya da kendisinin bile bile kendisinin zararına olarak hareket ettiğini ispat etmesi gerektiğini, kişisel defilerin temel ilişkiden veyahut kambiyo senedi dışındaki bir ilişkiden doğmasının, onun iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesi sonucunu doğurduğunu, kambiyo senetleri üzerine yazılan “malen”, “nakden”, “bedeli nakden/malen alınmıştır” gibi kayıtların kambiyo senedine içkin temel ilişkinin konusuna ilişkin olduğunu, bu gibi kayıtların senedin soyutluğuna etki etmediğini, bedel kaydı yer almayan bir bonoda talilin söz konusu olmayacağını, senette ihdas nedeninin bulunmaması nedeniyle senedin talilinden söz edilemeyeceğinden dolayı ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, dava konusu bonoda bedel kaydı olarak nakden veya malen ibaresinin yer almadığını, bononun ta’lil edilebilmesi için senet üzerinde düzenlenme sebebine ilişkin bir kaydın bulunmasının zorunlu olduğunu, akabinde bu kaydın aksi bir sebebin taraflarca ileri sürülmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde takibe konu edilen bononun hile ile elde ediliğini, sahte olarak oluşturulduğunu ve bedelsiz olduğunu iddia ettiğini, bu nedenle ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, davaya konu bononun teminat senedi olduğuna dair kanaatin hukuka aykırı olduğunu, senedin yapılan işin karşılığı olarak verildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE: Dava, İİK’nun 72. maddesi uyarınca icra takibine konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Bonoda bedelsizlik iddiası ileri sürüldüğünde kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır (Yargıtay HGK 05.02.2019 tarihli ve 2017/(19)11-821 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı).
Somut olayda dava konusu senedin düzenleme nedeninin gösterilmediği çekişmesizdir. Davacı, davaya konu senedin kendisine hile ile imzalatıldığını ileri sürmektedir. Bu hâliyle ispat yükü bedelsizlik iddiasında bulunan borçlu davacıdadır. Ne var ki yargılama süreci içerisinde tarafların ileri sürdükleri vakıa ve beyanlarına göre elbette ispat yükü yer değiştirebilecektir.
Nitekim davaya konu uyuşmazlıkta da davalının savunmasıyla ispat yükünü üzerine alıp almadığı tartışma konusudur. Davalı, davacıya ait arsa üzerine inşa ettiği villa karşılığında davacının kendisine bir adet daireyi devredeceğini, inşaatın soğuk demir işini yapan dava dışı ...'ye de iş karşılığı bir daire vereceğini, dava dışı ...'ye kendisinin ödeme yaptığını, onun alacağı dairenin de davacı tarafından kendisine devredilmesi gerektiğini, davacının tapu devirlerinin teminatı olarak dava konusu senedi düzenleyip kendisine verdiğini, davacının tapuları devretmemesi üzerine bonoyu takibe koyduğunu savunarak senedin bedelsiz kaldığı iddiasını inkâr etmiştir. Bu savunmayla davalı, senet metninden anlaşılanın aksine kambiyo senedinin inşaat işi karşılığında teminat olarak verildiğini savunarak usul hukuku anlamında bononun düzenleme sebebi ile ilgili ileri sürülen vakıayı açıklayıp ispat yükünü üzerine almıştır. Artık davalı savunmasının temelini teşkil eden bu yeni vakıayı ispat yükü altındadır. İspat yükünü üzerine alan davalının ise bu iddiasını ispatlayamadığı, bu gerekçeye dayalı ilk derece mahkemesi gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. (Yargıtay HGK 25.06.2025 tarihli 2024/11-121 E. 2025/390 K. Sayılı ilamı)
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 74.260,49 TL'den peşin alınan 18.565,13 TL'nin mahsubu ile bakiye 55.695,36 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.