mahkeme 2023/102 E. 2025/1164 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/102
2025/1164
11 Eylül 2025
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/102
KARAR NO : 2025/1164
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25.10.2022
NUMARASI : 2015/1215 E. - 2022/869 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 11.09.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 11.09.2025
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.10.2022 tarih 2015/1215 E. - 2022/869 K.sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni, ZMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını, olay nedeni ile davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, kusurun karşı tarafta olduğunu, davalıların oluşan zararı karşılaması gerektiğini, yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00-TL maddi 30.000,00-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili, kazaya karışan aracın davalı nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olduğu, davacının kusur ve zararı ispat etmesi gerektiğini, dava tarihinden faiz talep edilebileceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılar .... ve .... vekili, davalıların sürücüsü ve maliki olduğu aracın ...'nin, sevk ve idaresinde iken davacı ...'e çarpması neticesinde adı geçen davacının yaralandığı, kaza tespil tutanağında davacının asli kusurlu. Davalı sürücünün ise tali kusurlu olduğunun belirtildiği, ceza soruşturmasının halihazırda devam ettiği kaza tutanağında belirtilen kusur oranlarını kabul etmedikleri, kazanın oluşunda davacının kusurlu olduğu, maddi tazminat taleplerinin davalı ... A.Ş., manevi tazminat taleplerinin ihbar olunan ... A.Ş. tarafından karşılanması gerektiğini belirterek, davanın reddine reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sürücü ... yönetimindeki vasıta ile davacı yayaya çarpması şeklinde meydana gelen kazada davalı sürücünün % 25 oranında tali davacı yayanın ise % 75 oranında asli kusurlu olduğu, davalının kusurlu eylemi ile davacının maruz kaldığı cismani zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, olay nedeniyle davacının maluliyetine ilişkin gerekli incelemenin kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri çerçevesinde değerlendirildiği, sonrasında davacının iş göremezlik tazminatlarının hesaplandığının, ilk hesap raporundan sonra davacının ıslah dilekçesi sunduğu, ancak yargılama giderken davacının vefat etmesi üzerine ek rapor alındığı, ek rapordan sonra da davacı vekilince ıslah yapıldığı, ek rapordan sonra ikinci kez ıslah yapıldığı, ancak kanunun emredici hükmü gereği ıslahın kural olarak bir defa yapılabileceği belirtilerek; davanın ek hesap raporunda yazılı olan miktar yönünden kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve davalılar tarafından vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı mirasçılar vekili, davalı ...’nin sevk ve idaresindeki müteveffa davacı ...’e çarpması neticesinde davacının yaralandığını, kaza nedeniyle davacının çok mağdur olduğunu, kazadan dolayı oluşan kırıklar sebebi ile kendi işlerini yapamadığını, yardım almak zorunda kaldığını, kaza nedeni ile 11 gün boyunca hastanede yattığını, yargılamanın devamı sırasında, 20.08.2021 tarihinde vefat ettiğini, miraçılarının davaya dail edildiğini, 03.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi 4.879.40.TL geçici işgöremezlik tazminatı ile 17.393.88-TL kalıcı işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 22.273,28-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, kaza sonucu uğramış olduğu manevi zararlardan dolayı manevi tazminat olarak 30.000.00.TL talep edildiğini, 16.06.2022 tarihli ıslah dilekçesinin 03.01.2022 tarihli bilirkişi raporunu göre düzenlendiğini, davacının vefat etmiş olmasının dikkate alınmadığından dolayı bilirkişinin kusuru ile oluşan maddi hataya dayalı olarak dosyaya sunduğu 13.01.2022 tarihli ıslah dilekçesindeki maddi hatayı düzeltildiğini, davalılar lehine vekalet ücreti takdir edildiğini, manevi tazminat hakkında karar verilmediğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve .....vekili, olayın oluşumunda davalıların kusurunun bulunmadığını, davacı hakkında Ege Üniversitesi Hastanesi’nden alınan, 09.09.2019 tarihli Adli Sağlık Kurulu raporunda tespit edilen maluliyetin yerinde olmadığını, davacı hakkındaki anksiyete bozukluğu tespitinin tamamen davacının, soyut ve hiçbir somut maddi delil ile desteklenmediğini, davacı, tedaviden fayda gördüğünü de belirtmiş olmakla bu durumun, işlevselliğine olan etkisinin tamamen ortadan kalktığını, anksiyete bozukluğu tanısı koyabilmek için bu rahatsızlığa ilişkin, kazadan önce var olmayan belirtilerin süreklilik kazanması ve hayat işleyişinin engellenmesi gerektiğini, geçen süre zarfında hastalığın iyileşme ihtimali de gözönünde bulundurularak takdiri iyileşme indirimi yapılması gerektiğini, anksiyete bozukluğu rahatsızlığının, maluliyete sebep olup olmadığı ve kazayla illiyet bağının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu’ndan rapor aldırılması gerektiğini, raporlar arasında çelişki bulunduğunu kaza tarihinde 61 yaşında olup, diyabet ve hipertansiyon hastası olan bir kişinin, geçirdiği trafik kazası sonucunda özür oranı belirlenirken, kaza öncesinde kendisinde mevcut bulunan hastalıklarının, yaşının ve kaza sonucundaki yaralanmalarının niteliğinin de dikkte alınması gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekili, Adli sağlık kurulu raporu'nda anksiyete bozukluğu tanısının konulmasına ilişkin eksik ve yanlış incelemeler yapıldığını, rapora yönelik yönelik itirazların karşılanmadığını, itiraz doğrultusunda yeni bir rapor alınması amacıyla dosyanın ATK İhtisas Dairesi'ne gönderilmesine karar verilmiş ise de davacı, yeniden değerlendirme yapılıp rapor alınması için randevu gününde kuruma gitmediğini, bir sene sonra 20.08.2021 tarihinde de davacının vefat ettiğini, akabinde davacının mirasçıları dosyaya eklendiğini, hesaplamaya davacının psikolojik rahatsızlığı da dahil edildiğini, itiraz doğrultusunda alınan yeni rapor kapsamında hesaplama yapılması gerektiğini, davacının, ATK randevusuna katılmayarak rapor alınmamasına kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS kapsamında trafik kazası nedeni ile davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri gereğince trafik kazası neticesinde davacıların oluşan manevi zararından işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumludur.
3.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Yargıtay 4.HD'nın 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K.) Ancak, Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin yaptığı atıf ve adı geçen Yönetmelik'in % 60 ve üstü maluliyet için belirleme yapma esasını kabul etmesi nedeniyle, 11/10/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetvellerin kullanılması suretiyle düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nın 29/06/2022 tarih ve 2021/15362 E. - 2022/9643 K. ) Yine davacının ileri sürdüğü psikiyatrik rahatsızlığın maluliyete esas alınabilmesi için kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının, sürekli olup olmadığının ve davacının bakiye ömrü boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceğinin tespiti gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nın 02/11/2022 tarih ve 2022/7946 E. - 2022/13622 ) Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan tazminat hesabında hükme esas alınan 09.09.2019 tarihli maluliyet raporunda kabul edilen maluliyet oranına göre uygulanması gerekli yönetmelik doğru olarak belirlenmiş ise de maluliyete esas teşkil eden travma sonrası stres bozukluğunun tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, belirlenen oranın davacının bakiye ömrü boyunca devam edip etmeyeceği ve kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağına ilişkin ayrıntılara yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, söz konusu rapor maluliyet oranı tespitine elverişli olmadığından, maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersizdir. (Yargıtay 4. HD'nin 06.11.2014 tarih ve 2022/10773 E. - 2024/10556 K., 07.11.2014 tarih ve 2022/12278 E. - 2024/10662 K.) Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
4. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından mütevefa davacnın kaza sonrası kaza nedeniyle gördüğü tüm tedavi kayıt ve belgeleri eksiksiz şekilde toplanıp, mevcut tedavi kayıtları üzerinden rapor düzenlenmesi gerektiği belirtilerek dosya kapsamında yer alan belgeler muvacehesinde dosya üzerinden inceleme yapılması suretiyle, maluliyete esas teşkil eden travma sonrası stres bozukluğunun tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, belirlenen oranın davacının bakiye ömrü boyunca devam edip etmeyeceği ve kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığı gösterir şekilde olay tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine ancak adı geçen yönetmeliğinin yaptığı atıf ve yönetmelik'in % 60 ve üstü maluliyet için belirleme yapma esasını kabul etmesi nedeniyle, tespit edilecek maluliyetin % 60 'ın altına kalması halinde ise 11/10/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetvellerin kullanılması suretiyle Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp ADB Başkanlığı'ndan içerisinde psikiyatrik değerlendirmeleri yapacak uzman doktorun yer adlığı kurul halinde düzenlenecek açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli maluliyet raporu dosyaya kazandırılmasını müteakip, dosyanın aktüerya hesap bilirkişine yeniden tevdi ile ( davacının gelirinin tespitinine yönelik bir isitnaf nedeni ileri sürülmemesi ve dairemizce bu hususun bir kaldırma nedeni yapılmamış olması gözetilerek kaldırma kararı öncesinde hükme esas alınan aktüer rapor tarihindeki veriler dikkate alınmak suretiyle ) tazminat hesabını etkileyecek varsa bilenen gerçek durumlar da gözetilerek, yaralanan kişinin aylık geliri, TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yönteminin uygulanmak suretiyle muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi, teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen / işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yöntemi ( progresiv rant usulü ) yöntemi esaslınmak suretiyle davacının hak kazanacağı tazminatı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre, usulü kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde davalı sigorta şitketini sorumlu olduğu poliçe limiti de açıkça belirtilerek tazminat talebi hakkında karar verilmesi, gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5.Kabule göre de; davacı tarafından trafik kazasından kayaklı olarak cismani zara uğradığından bahsiyle maddi ve manevi tazminata karar verilmesi istemini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, bu duruma objektif dava birleşmesi denilmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
6. 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesine göre Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Az yukarıda ifade edildiği gibi davalıların tamamının maddi tazminattan sorumlu tutulması yanında davalı işletenlerden de ayrıca manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de davacının bu talebi yönünden mahkemece değerlendirmede bulunulmamış, olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Söz konusu manevi tazminat talebi hakkında mahkeme kararın gerekçesinde her hangi bir değerlendirme yapılmaması ve bu talep yönünden bir karar verilmemesi de isabetli değildir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-Davacı ile davalılar ...,.. ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.10.2022 tarih 2015/1215 E. - 2022/869 K.sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.