Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1019

Karar No

2025/41

Karar Tarihi

10 Ocak 2025

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1012
KARAR NO : 2025/75

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04.03.2022
NUMARASI : 2019/228 E. - 2022/115 K.
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil
KARAR TARİHİ : 15.01.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 15.01.2025

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.03.2022 tarih 2019/228 E. - 2022/115 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davacı kooperatifin ortağı olan davalı ...'ın 08.03.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında belirlenen parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3693 Esas sayılı dosyası ile 29.600,00 TL tutarındaki kooperatif alacağının tahsili için takip başlattıklarını, davalıların takibe itiraz etmesi üzerine Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde 2017/304 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtıklarını, dava sonunda 27.121,22 TL'lik kısmına yapılan itirazın iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini, yargılama aşamasında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını ancak bu taleplerinin reddedildiğini, akabinde talepleri üzerine ihtiyati haciz kararı verildiğini ancak bu aşamada ...'a ait taşınmazın 52.000,00 TL bedelle ...'a satıldığının ortaya çıktığını, bu nedenle haciz kararının uygulanamadığını, bunun üzerine açılan tapu iptali ve tescil davasında davalı ...'ın eşi ile diğer davalı davalı ...'ın ana/baba bir kardeş olduklarını, satıştan sonra ...'ın konutta oturmaya devam ettiğini, davalı ...'ın eşinin kardeşi olmasından dolayı davalı ...'ın borçlu olduğunu bilebileceğini, satışın gerçek bir satış olmadığını, sadece alacaklıdan mal kaçırma amaçlı yapıldığını, bu haliyle aralarındaki işlemin alacaklı konumundaki davacıyı bağlayacağını, açmış oldukları tasarrufun iptali davasında davalarının kabul edildiğini, davacı kooperatifin alacağının tahsili yönünde davalının kooperatif üyeliğinin ve üyelikten doğan yükümlülüklerinin devam etmesine rağmen hiçbir ödeme yapmadığını, ayrıca taşınmazın yeniden satılması veya üzerine hacizler koydurulması suretiyle, kooperatifin alacağını tahsil etmesinin engelleneceği yönünde duyumlar aldıklarını, ...'ın borcunun, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3693 sayılı dosyasında talep edilen 29.600,00 TL ile sınırlı olmadığını, 08.03.2015 tarihinden sonra yapılan genel kurul toplantılarında yeni parasal yükümlülükler belirlendiğini, 30.10.2016 tarihinde yapılan genel kurulda, ...'un alacağının ödenebilmesi için yapılan genel kurul toplantılarında ödemeler alınması yönünde kararlar alındığını, aidatlar başta olmak üzere ortaklıktan doğan hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalının, teorik olarak üyelikten çıkartılması mümkün ise de, geçmişte davalının da dahil olduğu bazı ortaklara, tapu kayıtları üzerine hiçbir takyidat konulmadan tapu devri yapıldığından, ortaklıktan çıkarılmasının kooperatife hiçbir yararının olmayacağını, bu nedenle üyelikten çıkarma yoluna gidilmediğini, sonuç olarak kooperatif alacağını faizleriyle birlikte tahsil edebilmek için böyle bir dava açmak zorunda kaldıklarını, davalı ... adına kayıtlı olan tek taşınmazın dava konusu bağımsız bölüm olduğunu ve bu taşınmazın da, tapuda satış gösterilerek davalı ...'a devredildiğini, yapılan işlemin muvazaalı olduğunu ve bu durumun, Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/612 Esas - 2019/293 Karar sayılı dosyası ile tespit edildiğini, gerçek değeri 155.205,43 TL olarak belirlenen konutun çok düşük bir bedelle satılmış gibi gösterildiğini, aslında satış bedelinin de ödenmediğini, tarafların çok yakın akraba olduklarını, taşınmazın üzerinde haciz kaydının bulunmasına rağmen satıldığını, adı geçenin yakın çevresine, satışın muvazaalı olduğunu açıkça beyan ettiğini, satış işleminin, itirazın iptali davası açılmasından hemen sonra gerçekleşmesinin, satışın muvazaalı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davalılar arasındaki muvazaalı satış işleminin, kooperatif açısından bağlayıcı olmadığını, alacağını tahsil etmek isteyen davacı kooperatifin böyle bir dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak öncelikle kötü niyetli davalıların davaya konu taşınmazı başkaca üçüncü kişilere satmasının önlenmesi için davaya konu taşınmazın yargılama esnasında satışının veya kaydı üzerine haciz konmasının önlenmesi bakımından davacının kesinleşmiş alacağının varlığı ve diğer zikrolunan nedenler dikkate alınarak ihtiyatı tedbir konulmasına ve tedbirin hüküm kesinleşene kadar devamına, tedbir talebinin reddi halinde taşınmaz kaydı üzerine “davalıdır” şerhi konulmasını, yargılama ile davalı ...'ın davacı kooperatif üyesi olması nedeniyle ile davacı kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak davacının Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğü'nün 2016/3693 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış olan 08.03.2015 tarihli genel kurulun 11. maddesi ile belirlenen seviye miktarında eksik ödemesi 23.650,00 TL ve 16. maddesi uyarınca 18.03.2015 ile 18.02.2016 dönemine ilişkin 12 aylık aidat bedeli 6.000,00 TL'nin toplamı olan 29.600,00 TL asıl alacak ve faizleri dışındaki ödenmemiş asıl ve ödenmesi gereken tarihlerden itibaren genel kurulca kabul edilen %18 oranından hesaplanacak faizleri toplamından oluşan toplam borç alacak miktarının tespiti ile davalı ...'den tahsiline ve tahsilini teminin dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parseldeki E Blok 18 nolu bağımsız bölüm taşınmazın 12.06.2012 tarihinde davalı ... tarafından diğer davalı ...'a devrine ilişkin tasarrufun TBK 19. maddesi uyarınca tespit edilerek, bu alacak toplamını tahsil edecek miktar ve oranda iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 30.09.2019 tarihli dilekçesiyle, mahkemenin 17.09.2019 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı gereğince açıklamada bulunarak davanın muvazaa tapu iptali ve tescil davası olup, bu konuda davacının hukuki yararının bulunduğunu beyan ettiği görülmüştür.
CEVAP : Davalılara usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere henüz maliyetler belirlenmeden, davalı ...'e tahsis edilen konutun mülkiyetinin kendisine devredilmesinin kooperatif ile ortak arasındaki bağı zayıflattığı ve kooperatif alacağının tahsilini güçleştirdiği, davacı vekilinin, kooperatif alacağını teminat altına almak amacıyla, ... ile ... arasındaki satış işlemini engellemek istediği, kooperatif adına kayıtlı olan konutun, ferdileşme yoluyla ... adına tescil edilmesinin, davalı ...'ın, davacı kooperatife ortak olduğunu gösterdiği, 03.06.2010 tarihinde kabul edilen 5983 sayılı Kanunun 2. maddesiyle, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81. maddesine, “Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri, çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz, ancak, bu eski ortaklar daha sonra olabilecek tasfiye masraflarına katılırlar” hükmünün eklendiği, bu hükme göre, taşınmazın mülkiyetini devir olan kooperatif ortakları, bundan sonra ortaklıktan çıksa veya çıkarılsa dahi, tasfiye sonuna kadar ortaklık borçlarını ödemek zorunda oldukları, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, ortaklık nedeniyle edinilen taşınmazın satılması, ortaklığın da devredildiği anlamına gelmeyeceğinden, ...'a ait taşınmazın ...'a satılmasının ...'ın ortaklık yükümlülüklerini sona erdirmeyeceği, dosyanın ve bilirkişi raporunun bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda davacı kooperatifin, davacının daha önce mahkeme kararları ile hüküm altına alınan alacakları bakımından, doğmuş ve doğacak olan ortaklık alacaklarının teminatı olarak gördüğü taşınmazın muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescilini talep edemeyeceği, dava tarihinden sonra doğmuş alacakların muaccel olmadığı için tahsilini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, karara esas alınan bilirkişi raporunda davacının alacağına dair hesaplamaların eksik ve hatalı olduğunu, raporda yer alıp kararın gerekçesinde de yer verilen dava tarihine kadar oluşan borca karşılık ne kadar ödeme yapıldığının hesaplanamadığı şeklindeki tespitin hukuksal olarak hatalı olduğunu, karara esas alınamayacağı halde ek rapor dahi alınmadan karar verildiğini, mahkemece hesaplanması gereken tüm dönemlere ait ödenmesi gereken asıl ve faiz borçları ek rapor alınarak hesaplatılabilecekken somut verilere dayalı itirazlarının dikkate alınmayarak ek veya yeniden rapor alınmayarak eksik inceleme yapıldığını, raporda faiz hesabı yapılmadığı gibi yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin dikkate de alınmadığını, öncelikle aidat ödemelerine genel kurul kararlarında yıllık %18 faiz uygulanacağı belirtilmesine rağmen, faiz hesaplaması yapılmamakla raporun karara esas alınamayacağını, davacının Kooperatifler Kanunu 18. maddesi gereğince daire tapusunun iadesini isteyemeyeceğine dair kısmının da hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davalı ...'ın taşınmazını satmasına rağmen üyeliği devretmemesi nedeniyle diğer üyeler gibi aidat ödemelerine devam etmesi gerektiğinin belirtildiğini, akabinde raporda Kooperatifler Kanununun 81. maddesinde yer alan düzenleme gereği konutun geri alınamayacağının belirtildiğini, her ne kadar davanın konusu taşınmazın davacı kooperatif adına tescili olmadığı, aksine diğer davalı ve kooperatifin halihazırda üyesi olan ... adına tescilinin sağlanması, daha sonra ayrı bir davanın konusu olacak şekilde yeniden bu kez de davalı ... adına olan kaydın iptaliyle davacı adına kaydedilmesinin talep edilmesi gerekmekte ise de, bu iki tapu iptali tek bir davada talep edilemeyeceğinden işbu davanın konusunu oluşturmadığını, davanın konusunun; kooperatif üyesinin aidat borçlarından kurtulma amacıyla muvazaalı olduğu Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/612 E. - 2019/293 K.sayılı kararı ile kesinleşmiş ve kabul edilmiş bulunan muvazaalı olarak sıhri hısımı olan diğer davalıya satış olarak gösterilen işlemle devrine ilişkin işlemin iptali ile gerçek maliki olan davalı ... adına kaydedilmesi olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, davalılardan ... tarafından diğer davalı ...'a muvazaalı satış yapıldığından bahisle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dosyaya getirtilen tapu kayıtlarına göre, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 1 parselde yer alan E bloktaki 18 nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmazın, 26.08.2004 tarihinde, kat irtifakı tesis edilmek suretiyle ... Kooperatifi adına tescil edildikten sonra, 06.12.2007 tarihinde ferdileşme yoluyla ... adına tescil edildiği, işbu taşınmazın 12.06.2017 tarihinde ise davalı ... isimli şahısa satışının yapılmış olduğu görülmüştür. Kooperatif adına kayıtlı olan konutun, ferdileşme yoluyla ... adına tescil edilmesinden, davalı ...'ın, davacı kooperatife ortak olduğunun anlaşıldığı, 03.03.2016 tarihinde Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3693 sayılı dosyası üzerinden, ... aleyhine icra takibi başlatılarak 29.600,00 TL asıl alacak yönünden takibe girişildiği, işbu alacağın, 08.03.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gündemin 11. maddesinde alınan seviye farkı kararı ile gündemin 16. maddesinde alınan aidat kararına dayandığı görülmüştür.
Karşıyaka 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/612 E. 2019/293 K. sayılı kararı ile davacı ... (...) Konut Yapı Kooperatifi tarafından davalılar ... ve ... aleyhine tapu iptali ve tescili istemine dayalı olarak 10.03.2018 tarihinde açılan davada 16.04.2019 tarihinde verilen karar ile davacı yanın davalılar aleyhine açtığı muvazaa hukuki sebebine dayalı tasarrufun iptali talebini içerir davanın kabulüne, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parseldeki E Blok 18 nolu bağımsız bölüm taşınmazın 12/06/2012 tarihinde davalı ... tarafından diğer davalı ...'a devrine ilişkin tasarrufun TBK 19. maddesi uyarınca davacı Kooperatifin Karşıyaka 2. İcra Dairesinin 2016/3693 esas sayılı takip dosyasındaki alacaklarını tahsil edecek miktar ve oranda iptaline karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ortaklık nedeniyle edinilen taşınmazların satılmasının, ortaklığın da devredildiği anlamına gelmeyeceği, 5983 Sayılı Kanunun 2.maddesi ile 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu 81.maddesi dikkate alındığında, davalı ...'a ait taşınmazın davalı ...'a satılmış olmasının davalı ...'ın ortaklık yükümlülüklerini sona erdirmeyeceği, davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu 30.09.2019 tarihli beyan dilekçesi ile davanın muvazaa nedeniyle tapu iptaline ilişkin olduğunu bildirdiği, davanın alacak talebine ilişkin olmadığı davacı yanca açıklanmış olmakla, davacı vekilinin alacağın miktar ve hesaplanma yöntemi ile bu hususlarda bilirkişi raporunun eksik hesaplama içerdiğine dair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 15.01.2025 oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim