mahkeme 2021/1143 E. 2024/395 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1143
2024/395
23 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1143
KARAR NO : 2024/395
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18.03.2021
NUMARASI : 2019/189 E. - 2021/319 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 23.02.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23.02.2024
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.03.2021 tarih 2019/189 E. - 2021/319 K.sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:Davacı vekili, davalının davacı şirkette 05/09/2011 tarihinde sözleşme imzaladığını ve sözleşmesinin 21/09/2012 tarihinde ek sözleşme ile değiştirilerek davacının şirkette işçi olarak çalışmaya başladığını, daha sonra statü değiştirerek yönetim kurulu üyesi olduğunu ve 03/02/2015-06/12/2017 tarihleri arasında ... Kolejlerinin imza yetkili yönetim kurulu başkanı sıfatı ile görev yaptığı dönemde prim adı altında kendisine yaptığı hukuka aykırı ödemeler ile şirketi zarara uğrattığını, 06/12/2017 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyeliğinden azledildiğini, davalının daha 2017 yılına ait şirket bilançosu dahi ortaya çıkmamış iken kendisine banka havalesi yoluyla prim adı altında 20/04/2017 tarihinde 154.259,00-TL ve 28/09/2017 tarihinde 170.000,00-TL olmak üzere toplam net 324.259,00-TL pirim ödemesi gerçekleştirdiğini, TTK nun 408. Maddesine aykırı olarak şirket genel kurulunun devir ve terk edemeyeceği yetkileri kullanarak genel kurulun bilgisi ve onayı olmadan davalının yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu başkanı olduğu dönemlerde kendisine yapılmış olan toplam 324.259,00-TL geçersiz ödemenin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili, davacının davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığını, davalıya 05/09/2011 tarihli sözleşme gereği ödenmeyen prim, ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, cezai şart ve diğer alacakları için İzmir 5 ATM'nin 2018/157 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, dosyanın gönderildiği İzmir 13. İş Mahkemesinin de 2018/444 sayılı dosya üzerinden görevsizlik kararı verdiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiğini, BAM kararının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı ile davacı şirketin eski ünvanı olan ... Şti arasında 05/09/2011 tarihinde ... Kolejiini hayata geçirmek için iş akdi başlığı altında 10 yıl süreli yönetici iş tanımlı bir sözleşme düzenlendiğini, akde göre şirket tarafından işletilmesi düşünülen 2012-2013 öğretim yılında faaliyete geçmek üzere özel ilk öğretim okulunun açılması ve yürütülmesi işlerinin yönetici sıfatı ile davalı tarafından yapılması karşılığında davalıya ödenecek ücret ile prim şeklinin sözleşmede gösterildiğini, davalının sözleşme doğrultusunda gerekli çalışmaları azli tarihine kadar devam ettiğini, 05/09/2011 tarihli iş akdinin varlığını koruduğunu, davalıya 20/05/2013 tarihinden itibaren şirket müdürlüğü görevinin de verildiğini, davalının davacı şirkette hiçbir zaman tek başına temsil ve yönetme yetkisine sahip olmadığını, istisnasız tüm işlemlerde en azından yetkili ikinci bir imza sahibi ile birlikte hareket ettiğini, davacının son 2 yıla kadar yani ilk 4 yıl kısmen ve geç zamanlarda prim ödemelerini yaptığını, 05/09/2011 tarihli iş akdi gereği davalıya yapılan bu yıllara ait prim ödemelerinden hiç bahsetmeyerek bunları kabul ettiğini ve fakat son 2 yılda prim miktarının fazla olması nedeniyle bu döneme ait primleri ödememek amacıyla davalının yönetim kurulu üyeliğine son verilip ödenen primlerin iadesini isteme yoluna gittiğini, hiçbir ödemenin şirketin kurucu ortağı tek imza ile temsile yetkili ... ve davalı ... ile müşterek imza ile temsile yetkili olan eş ve çocuklarının yani genel kurulu oluşturanların bilgisi haricinde yapılmadığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ile davalı arasında 05/09/2011 tarihinde davacı şirket tarafından işletilecek ilköğretim okulunun açılması ve yürütülmesi işlerinin yönetici sıfatı ile davalı tarafından yapılmasına ilişkin sözleşmenin imza altına alındığı, sözleşmede davalıya ödenecek ücret ile prim şeklinin de kararlaştırıldığı, yine taraflar arasında aynı konuda 21/09/2012 tarihinde ek sözleşmenin imza altına alındığı, davalının söz konusu sözleşmeler doğrultusunda davacı şirkette işçi statüsüyle çalıştığı, davalının daha sonra statü değiştirerek 03/02/2015 - 06/12/2017 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı, davalının davacı şirketin 06/12/2017 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyeliğinden azledildiği, tüm dosya kapsamı ve aldırılan bilirkişi raporuna göre geçerli bir sözleşme ve yine geçerli bir yönetim kurulu kararıyla davalı tarafa yapılan ödemenin hukuka aykırı olmadığı, ancak davalı tarafa ciro primi olarak ödenmesi gereken toplam tutarın net 400.144,04 TL hesaplanmasına karşın, davalıya 624.259,00 TL ödeme gerçekleştirildiğinden, davacı şirket aleyhine 224.114,56 TL fazla ödeme yapıldığı, yapılan söz konusu fazla ödemenin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 224.114,56-TL nin dava tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirket genel kuruluna teklif edilmek üzere hazırlanmış olan prim tutarlarını genel kurulun onayı alınmadan kendisine ödetmiş olduğunun dikkate alınarak Ticaret Kanunu'nda hükmolunan emredici hüküm gereği davanın tümden kabulü gerekirken kısmen reddedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında yapılan 05.09.2011 tarihli sözleşme gereği davacının müvekkil şirkete borcunun bulunduğu, bu nedenle davacı aleyhine açılmış bulunan ve halen derdest olan bir davanın olduğu, konusu ve tarafları aynı olan davacı aleyhine açılan diğer davada olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince İş Mahkemesinin görevli olduğu yönünde kesin kararının bulunduğu söz konusu davada Ticaret Mahkemesinin görevsiz olduğunu, bilirkişi raporunda ödemenin taraflar arasında imzalanan iş akdine istinaden yapıldığı ve davalıya yapılan ödemelerin davacı şirketin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğinin belirtildiği, müvekkili tarafından aynı konuda, aynı sözleşmeye dayanılarak İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/157 E. dosyasından açılan davada mahkemenin görevsizlik kararı vermesi ve dosyanın gönderildiği İzmir 13.İş Mahkemesinin 2018/444 sayılı dosyasında da görevsizlik kararı verilmesiyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi 2019/196E., 2019/267K. sayılı kararııyl aradaki iş ilişkinin işçi-işveren ilişkisi kapsamında olup, çekişmenin iş mahkemelerinin görev alanına girdiği belirtilerek davanın İzmir 13. İş Mahkemesince bakılmasına karar verildiği, bilirkişi heyetinin prim hesaplamasında üç temel hata bulunduğunu, birinci hatanın net olarak hesaplanması gereken primlerin brüt hesaplanması, ikinci hatanın akdin feshi tarihinden önce tahsil edilmesine rağmen 2017-2018 dönemi ücretlerinin hesaplanmamış olması, üçüncü hatanın ise Güzelbahçe, Çiğli kampuslerinin cirolarının hesaba dahil edilmemesi olduğunu, bilirkişiden itirazlarını karşılar nitelikte ek rapor alınması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
GEREKÇE :Dava, yöneticinin eylemleri dolayısıyla uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise, sorumluluktan kurtulabilmek için yöneticiler veya denetçilerin kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir. Kusursuzluğun ispatı da genel hükümlere tabidir. Yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi, genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır.
Somut olayda davacının, davalı yöneticinin neden olduğu zarar karşılığını talep ettiği, davalı gerçek kişinin davacı şirkette yöneticilik yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmamakla birlikte davalı aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulu tarafından bu yönde alınan bir karar bulunup bulunmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, mahkemece bu hususun resen araştırılması gerekmesine karşın, yerel mahkemece bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan aynı konuya ilişkin olarak İzmir 13.İş Mahkemesinin 2018/444 sayılı dosyasında devam eden yargılama sırasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi'nin 2019/196 E- 2019/267 K sayılı kararıyla İş Mahkemesinin görevli olduğunun tespit edildiği, iş bu dosyada dava konusu olan prim ödemelerinin İş Mahkemesi dosyasında da dava konusu olup, bu davada yöneticinin kusur sorumluluğunun belirlenmesinde belirtilen dosyanın önemli delil sayılacağında kuşku bulunmadığı, öte yandan hukuki güvenilirlik ve aynı konuya ilişkin olarak yapılan yargılamalarda birbiriyle çelişik kararlar çıkmasının önüne geçilmesi amacıyla, HMK'nun 165. Maddesi gereğince iş bu dosyanın sonucu beklenip, dosyanın kesinleşmesi halinde celbi ile bilirkişiden yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmasında isabet bulunmadığı, bu yönüyle tarafların istinaf itirazlarının yerinde olduğu değerlendirilerek, HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.03.2021 tarih 2019/189 E. - 2021/319 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 23.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.