Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/139

Karar No

2025/117

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/139
KARAR NO : 2025/117
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/04/2022
KARAR TARİHİ : 11/02/2025
Kınık Asliye Hukuk Mahkemesinin... Karar sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararı nedeni ile mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememizin... Esas sırasına kayıt edilmiş olan dosya kapsamında yapılan yargılama neticesinde dosyanın davalı ... Sigorta ve Resürans Şirketleri Birliği-Güvence Hesabı yönünden tefrikine karar verilmiş olmakla, dosya ele alındı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.08.2017 tarihinde Soma-Bergama Karayolunda Kınık kavşağından yaklaşık 600 metre ilerisinde davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı traktör ile seyir halinde iken davacıların murisi oğulları ...'nun sevk ve idaresindeki tescilsiz ve plakasız motosikleti ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıların oğlu Hamza Yılmazoğlu'nun olay yerinde hayatını kaybettiğini, geride mirasçları olarak babası ... ve annesi ...'nun nun kaldığını, davalı ...'nın kullandığı ... Plakalı traktörün davalı... adına kayıtlı olduğunu, bu aracın zorunlu mali sigortasının bulunmadığından iş bu davanın Güvence Hesabına da yöneltildiğini, olay sonrasında sürücü...nın taksirle ölüme neden olma suçundan dolayı Kınık Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyasındaki istemi ile Kınık Sulh Ceza Mahkemesinin ...Sorgu sayılı dosyası ile adli kontrol altına alınmasına dair karar verildiğini ve Kınık Asliye Ceza Mahkemesinin...Karar sayılı ilamı ile hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan dava açıldığını bu suçtan dolayı 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiğini ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini ve bu kararın 05.06.2019 tarihinde kesinleştiğini, olay sonrasında tutulan kaza tutanağında maktül ...nun kusurlu, sürücü...ın kusurlu olmadığının tespit edildiğini ancak soruşturma dosyasında alınan 18.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda maktül...ücünün ise tali kusurlu bulunduğunu, Kınık Asliye Ceza Mahkemesinin... Karar dosyasında da maktül ...nun asli, sürücü...'nın da tali kusurlu bulunduğunu, müteveffanın bu kazada hayatını kaybetmesi nedeniyle ... ve ...'nun müteveffanın desteğinden mahrum kaldıklarını beyan etmekle, her bir davacı için ayrı ayrı 2.000.00-TL olmak üzere toplamda 4.000,00-TL maddi tazminat ile her bir davacı için ayrı ayrı 20.000,00-TL olmak üzere toplamda 40.000,00-TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 03.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeniyle görevsizlik usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda davaya konu kazanın meydana gelmesinde müteveffa sürücü ...nun asli ve tam kusurlu olduğunu, kazanın ve zararın meydana gelmesine kendi kusuru ile neden olduğu hususunun kabulünün gerektiğini, destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında kalan haller arasında düzenlenmiş olduğundan, davacıların desteği bulunan müteveffa sürücü kazanın oluşumuna kendi kusuruyla sebebiyet verdiğinden davacıların haksız ve mesnetsiz tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla araç maliki ve sürücüsü tarafından davacı yana herhangi bir ödeme yapılmış ise bu durumun tespit edilmesinin gerektiğini, hesaplanan tazminat miktarı üzerinden müterafik kusur indirimine gidilmesi gerektiğini, davacılar tarafından talep edilen tazminat miktarlarının konusunda uzman bilirkişiler tarafından hazırlanacak raporlarla tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafın kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine yönelik talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili kurum aleyhine bir değerlendirilme yapılması ihtimalinde ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, davanın kabulü ihtimalinde davanın açılmasında müvekkili kurumun kusuru olmadığından aleyhe vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini beyan etmekle davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-Mahkememizin... Esas sayılı dosyası,
2-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 03/08/2017 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazası neticesinde davacılar desteği ...nun vefatı nedeniyle davacıların muris ...'nun desteğinden mahrum kalıp kalmadıkları, yoksun kalmışlar ise murisin vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan davacılar açısından destekten yoksun kalma tazminat bedellerinin belirlenmesi ve davacılar açısından belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı bedellerinin, mahkememizin... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Güvence Hesabından tahsili ile davacılara verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları ; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1.maddesinde ise; ''Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. (Ek cümle:6/12/2018-7155/22 md.) Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş, bu madde kapsamında dava şartı olan arabuluculuğa ilişkin hükümleri düzenleyen aynı Kanun'un 18/A. maddesine atıf yapılmıştır.
6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesinde de; ''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' şeklindeki hükümler ile arabulucuğa başvurma dava şartının içeriği düzenlenmiştir.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası üzerinde resen yapılan inceleme neticesinde; davanın Güvence Hesabı yönünden ticari mahiyette bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde zorunlu arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir sureti ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, dosyada yer alan talepler dikkate alındığında, davalı Güvence Hesabı yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın Güvence Hesabı yönünden ticari mahiyette bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde zorunlu arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir sureti ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, bu sebeple davalı Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen davalı Güvence Hesabına yöneltilen taleplerin mahkememizin...Esas sayılı dosyasından TEFRİKİ ile mahkememizin son sıra esas numarasına kaydının yapılmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, dosya mahkememizi... Esas sırasına kayıt edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü düzenlenmiş, arabulucuya başvuru dava şartı olarak nitelendirilmiştir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde düzenlenen arabulucuya başvuru dava şartı bu madde kapsamına girmektedir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı ile mahkememizin... Esas sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 03/08/2017 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazası neticesinde davacılar desteği ...nun vefatı nedeniyle davacıların muris ...un desteğinden mahrum kalıp kalmadıkları, yoksun kalmışlar ise murisin vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan davacılar açısından destekten yoksun kalma tazminat bedellerinin belirlenmesi ve davacılar açısından belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı bedellerinin, mahkememizin... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Güvence Hesabından tahsili ile davacılara verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davanın Güvence Hesabı yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması çerçevesinde mutlak ticari dava mahiyetinde olduğu, ticari nitelikte bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde ve dahi görevsizlik kararı verilmesi akabinde ön inceleme duruşmasının tamamlanmasına kadar arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir suretinin mahkememize ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde ve görevsizlik kararı verilmesinden sonra Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, davalı Güvence Hesabı yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibarıyla arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde ve dahi görevsizlik kararı verilmesi akabinde ön inceleme duruşmasının tamamlanmasına kadar arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir suretinin mahkememize ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde ve görevsizlik kararı verilmesinden sonra Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, bu sebeple davalı Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen davalı Güvence Hesabına yöneltilen taleplerin mahkememizin... Esas sayılı dosyasından tefriki ile tefrik edilen dosyanın mahkememizin son sıra esas numarasına kaydedilmesine karar verildiği, dava şartlarının bulunup bulunmadığının mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı olmasına rağmen davacı tarafça arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın doğrudan dava açılmış olduğu, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı Güvence Hesabına karşı açılan davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A. maddesi ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'na eklenen 18/A-2. maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddeleri atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken ancak dosyanın tefrik sonucu oluşması nedeniyle alınamayan 615,40-TL karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı...sigorta ve Resürans Şirketleri Birliği- Güvence Hesabı kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca 2.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı Güvence Hesabına verilmesine,
5-Davalı ...Sigorta ve Resürans Şirketleri Birliği- Güvence Hesabı kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca 2.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı Güvence Hesabına verilmesine,
Dair, tarafların yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/02/2025

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim