Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/780
2025/118
11 Şubat 2025
T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/780
KARAR NO : 2025/118
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/04/2022
KARAR TARİHİ : 11/02/2025
Kınık Asliye Hukuk Mahkemesinin... Karar sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararı nedeni ile mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememizin ...esas sırasına kayıt edilmiş olmakla, dosya ele alındı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.08.2017 tarihinde Soma-Bergama Karayolunda Kınık kavşağından yaklaşık 600 metre ilerisinde davalı ...'nın sevk ve idaresindeki... plakalı traktör ile seyir halinde iken davacıların murisi oğulları ...n sevk ve idaresindeki tescilsiz ve plakasız motosikleti ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıların oğlu ...n olay yerinde hayatını kaybettiğini, geride mirasçları olarak babası ... ve annesi ...'nun nun kaldığını, davalı ...rı'nın kullandığı... Plakalı traktörün davalı ... adına kayıtlı olduğunu, bu aracın zorunlu mali sigortasının bulunmadığından iş bu davanın Güvence Hesabına da yöneltildiğini, olay sonrasında sürücü ...'nın taksirle ölüme neden olma suçundan dolayı Kınık Cumhuriyet Başsavcılığının... Soruşturma dosyasındaki istemi ile Kınık Sulh Ceza Mahkemesinin... Sorgu sayılı dosyası ile adli kontrol altına alınmasına dair karar verildiğini ve Kınık Asliye Ceza Mahkemesinin ...Karar sayılı ilamı ile hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan dava açıldığını bu suçtan dolayı 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiğini ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini ve bu kararın 05.06.2019 tarihinde kesinleştiğini, olay sonrasında tutulan kaza tutanağında maktül ...'nun kusurlu, sürücü ...'nın kusurlu olmadığının tespit edildiğini ancak soruşturma dosyasında alınan 18.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda maktül ...'nun asli kusurlu, sürücünün ise tali kusurlu bulunduğunu, Kınık Asliye Ceza Mahkemesinin ... Karar dosyasında da maktül ...'nun asli, sürücü ...'nın da tali kusurlu bulunduğunu, müteveffanın bu kazada hayatını kaybetmesi nedeniyle ... ve ...'nun müteveffanın desteğinden mahrum kaldıklarını beyan etmekle, her bir davacı için ayrı ayrı 2.000.00-TL olmak üzere toplamda 4.000,00-TL maddi tazminat ile her bir davacı için ayrı ayrı 20.000,00-TL olmak üzere toplamda 40.000,00-TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 03.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen davalı ... ile dahili davalıların cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmaktadır.
DELİLLER :
1-03/08/2017 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı,
2-Kınık Asliye Ceza Mahkemesinin ...Karar sayılı dosyası,
3-Güvence Hesabı nezdinde 03/08/2017 tarihli trafik kazası neticesinde davacılar tarafından yapılan başvuruya ilişkin olarak bulunan başvuru evrakları ile başvurunun kuruma tebliğini gösterir tebligat evrakları, hasar dosyasının, davacılara ödeme yapılıp yapılmadığını ilişkin evrak ve kayıtlar,
4-Kaza tarihi olan 03/08/2017 tarihi ve mevcut durum itibarıyla ... plaka sayılı aracın trafik tescil ve ruhsat belgeleri,
5-İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde müteveffa ...'na ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli, 03/08/2017 tarihindeki trafik kazası nedeniyle müteveffa ... adına davacılara ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin kayıtlar,
6-Davacılara ait sosyal ve ekonomik durum tespit tutanakları,
7-Davacılar desteği ...'ya ait veraset ilamı,
8-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 03/08/2017 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazası neticesinde davacılar desteği ...'nun vefatı nedeniyle davacıların muris ...'nun desteğinden mahrum kalıp kalmadıkları, yoksun kalmışlar ise murisin vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan davacılar açısından destekten yoksun kalma tazminat bedellerinin belirlenmesi ve davacılar açısından belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı bedelleri ile her bir davacı yönünden ayrı ayrı 20.000,00-TL manevi tazminat bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kazanın meydana geldiği sırada...plakalı araç sürücüsü davalı ... ile maliki olan müteveffa ...'nın mirasçıları dahili davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tazmini ile davacılara verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır.
İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır.
Kınık Asliye Hukuk Mahkemesinin...Karar sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararı nedeni ile mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememizin... Esas sırasına kayıt edilmiştir.
Davanın Güvence Hesabı yönünden ticari mahiyette bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde zorunlu arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir sureti ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı anlaşılmakla; iş bu davada yer alan talepler dikkate alındığında, davalı Güvence Hesabı yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın Güvence Hesabı yönünden ticari mahiyette bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde zorunlu arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir sureti ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, bu sebeple davalı Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği kanaatiyle, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen davalı Güvence Hesabına yöneltilen taleplerin iş bu dosyadan tefrik edilmesine karar verildiği sabittir.
Kınık Asliye Hukuk Mahkemesini... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde her ne kadar ''...İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresinin İzmir ili mülki idare çevresi olarak belirlenmesi ile birlikte, İzmir ili mülki idare sınırları içinde bulunan işbu Mahkememiz dava konusu somut uyuşmazlık bakımından görevsiz hale geldiğinden işbu davada İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu sonuç ve kanaatiyle...'' gerekçeleri ile görevsizlik kararı verilmiş ise de, dosya kapsamında yapılması gereken ilk işlem, dava ön şartı mahiyetinde olan ve davalı Güvence Hesabı yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibarıyla arabulucuya başvurulmuş olmaması sebebiyle arabuluculuk dava şartı eksikliğinin tespiti akabinde dosyanın Güvence Hesabı yönünden tefrikine karar verilmesidir.
Dosyanın davalı Güvence Hesabına yöneltilen dava yönünden tefriki akabinde, temelinde haksız fiilden kaynaklanması, gerçek kişi tarafların tacir olmamaları ve yine talebin destekten yoksun kalma tazminatı olduğu gözetildiğinde, dosyada mevcut taraflar yönünden görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek, Kınık Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görev ve yetkisi dahilinde bulunan davanın yargılamasına devam edilmesi gerekmektedir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 03/08/2017 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Kınık Asliye Ceza Mahkemesinin ...Karar sayılı dosyası, Güvence Hesabı nezdinde 03/08/2017 tarihli trafik kazası neticesinde davacılar tarafından yapılan başvuruya ilişkin olarak bulunan başvuru evrakları ile başvurunun kuruma tebliğini gösterir tebligat evrakları, hasar dosyasının, davacılara ödeme yapılıp yapılmadığını ilişkin evrak ve kayıtlar, kaza tarihi olan 03/08/2017 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı aracın trafik tescil ve ruhsat belgeleri, İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde müteveffa ...'na ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli, 03/08/2017 tarihindeki trafik kazası nedeniyle müteveffa ... adına davacılara ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin kayıtlar, davacılara ait sosyal ve ekonomik durum tespit tutanakları, davacılar desteği ...'ya ait veraset ilamı ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, 03/08/2017 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazası neticesinde davacılar desteği ...'nun vefatı nedeniyle davacıların muris ...'nun desteğinden mahrum kalıp kalmadıkları, yoksun kalmışlar ise murisin vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan davacılar açısından destekten yoksun kalma tazminat bedellerinin belirlenmesi ve davacılar açısından belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı bedelleri ile her bir davacı yönünden ayrı ayrı 20.000,00-TL manevi tazminat bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kazanın meydana geldiği sırada... plakalı araç sürücüsü davalı ... ile maliki olan müteveffa ...'nın mirasçıları dahili davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tazmini ile davacılara verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davanın Güvence Hesabı yönünden ticari mahiyette bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde zorunlu arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir sureti ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı anlaşılmakla; iş bu davada yer alan talepler dikkate alındığında, davalı Güvence Hesabı yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın Güvence Hesabı yönünden ticari mahiyette bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde zorunlu arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir sureti ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, bu sebeple davalı Güvence Hesabı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği kanaatiyle, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen davalı Güvence Hesabına yöneltilen taleplerin iş bu dosyadan tefrik edilmesine karar verildiği, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri bir arada değerlendirildiğinde Kınık Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dava ön şartı mahiyetinde olan ve davalı Güvence Hesabı yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibarıyla arabulucuya başvurulmuş olmaması sebebiyle arabuluculuk dava şartı eksikliğinin tespiti akabinde dosyanın Güvence Hesabı yönünden tefrikine karar verilmesi akabinde, temelinde haksız fiilden kaynaklanması, gerçek kişi tarafların tacir olmamaları ve yine talebin destekten yoksun kalma tazminatı olması çerçevesinde, dosyada mevcut taraflar yönünden görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek Kınık Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görev ve yetkisi dahilinde bulunan davanın yargılamasına devam edilmesi gerektiği, dosyada mevcut taraflar yönünden davanın ticari mahiyette bulunmadığı, davanın ilk olarak mahkememiz nezdinde açılmadığı ve görevsizlik kararı veren mahkeme tarafından zorunlu arabuluculuk dava şartı yönünden gerekli usuli işlemler yerine getirilmeksizin direkt olarak görevsizlik kararı verildiği dikkate alındığında tabi hakim ilkesinin iş bu dosya yönünden söz konusu olmayacağı, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında Kınık Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-İş bu dosyanın Kınık Asliye Hukuk Mahkemesinin... Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiş olduğu anlaşıldığından, mahkememizce verilen iş bu karşı görevsizlik kararının istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi durumunda, dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 22. maddesi gereğince görevli Mahkemenin belirlenmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. veya 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
3-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
4-Gerekçeli kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, tarafların yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.