Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/772

Karar No

2025/119

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/772
KARAR NO : 2025/119
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/09/2024
KARAR TARİHİ : 11/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkils şirketsı, satın aldığı kumaşların ödemesi olan dava konusu çeki tedarikçisi olan ... Tekstil Boya San. Tic. A.Ş’ye teslim edilmek üzere paketlenmiş şekilde 26/04/2024 tarihinde ... Kargo isimli şirkete teslim ettiğini ancak ...ralı gönderinin teslim edilip edilmediğine ilişkin müvekkili firma çalışanlarınca kargo firması sisteminden takibi yapıldığında 30/04/2024 tarihinde saat 17:00 da paketin teslim edilmediğinin görüldüğü, kargo şirketine telefonla ulaşıldığında kargonun dağıtımda olduğunun söylendiğini, sistem üzerinden tekrar kontrol edildiğinde kargonon ...isimli bir kişiye teslim edilmiş olduğunun görüldüğü, müvekkilinin çeki kesmiş olduğu ... adlı şirketi arayıp çekin teslim edilip edilmediğini sorduğunda çekin aslında hiç kendilerine teslim edilmediğinin anlaşıldığını, müvekkili tarafından kargoya 3 adet çek teslim edildiğini, paket içeriğinde bulunan çeklerden... Kimya Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti adına kesilmiş 500.000,00-TL bedelli seri No: ...numaralı çek ve... Kimya Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti adına kesilmiş 260.000,00-TL bedelli seri no: ... numaralı çeklerin... isimli şirket tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, davaya konu çekin ise İzmir ...İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, çeklerin kaybolması ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın...ayılı dosyası ile şikayette bulunulduğunu ayrıca İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile zayi nedeniyle çek iptali davası açıldığını, müvekkilin davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, dava konusu çekin kargoda çalınmış ve kimliği belirsiz kişilerin eline geçtiğini beyan etmekle, davanın kabulüne, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı takibinden davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının takip konusu çekin keşidecisi olup, çekteki imzasına bir itirazının bulunmadığını, çeki keşide edip lehtara gönderilmek üzere kargıya verildiğini beyan ettiğine göre hem çekteki imzasını hem de çekteki borç ilişkisini kabul ettiğini, bu nedenle davacının çekteki sorumluluğunun devam ettiğini, müvekkili şirketin faktoring şirketi olduğunu, dava konu çeki 08/04/2024 tarihli faktoring sözleşmesine istinaden 30/04/2024 tarihinde dava dışı ... Organizasyon şirketinden temlik aldığını, müvekkilinin de temlik işlemi sırasında alacağı tevsik eden faturayı temin ederek çek bedeli ile faturanın uyumlu olup olmadığını kontrol ettiğini ve gerekli teyit işlemleri ile istihbarat çalışmalarını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bununla da yetinmeyerek aynı zamanda çekin keşidecisi olan davacı şirketten teyit aldığını, davacı tarafın çekin müvekkili tarafından temlik alınacağını bilmesine rağmen kötü niyetli hareket ederek çekin kargona kaybolduğunu müvekkiline söylemediğini, müvekkilinin çekin kargoda kaybolduğunu bilse çeki temlik almayacağını, müvekkilinin çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiğininin mümkün olmadığını, dava konusu çekin 30/04/2024 tarihinde temlik alındığını, çek iptal davasının 2706/2024 tarihinde açıldığını bu nedenle müvekkilinin kötüniyetli olmadığını beyan etmekle, davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir Cumhuriyet Başsavcılığını... Soruşturma sayılı dosyası,
3-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası,
4-İzmir .... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası,
5-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
6-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, davacı şirketin, satın aldığı kumaşların tedarikçisi dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine gönderilmek üzere... kargo takip num...ı ile ... Kargo ... Anonim Şirketine teslim ettiği çeklerin... isimli bir kişiye teslim edildiği, dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine teslim edilmediği, bu kapsamda İzmir.... İcra Dairesinin... Esas asyılı dosyası ve takibe dayanak... Anonim Şirketi MTK Çarşısı Şubesine ait, keşidecisi ... Tekstil Limited Şirketi, lehtarı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olan, 06/07/2024 tarihli, ... seri numaralı, 535.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerin ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar ...ındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davalı ...Anonim Şirketi olduğu, borçluların ... Tekstil Limited Şirketi, ... Tekstil Boya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Hırdavat İnşaat Demir Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... Organizasyon Hizmetleri Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğu, davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu ve dava dışı cirantalar olan borçlular aleyhine 535.000,00-TL asıl alacak, 29.582,57-TL, 53.500,00-TL tazminat, 1.605,00-TL komisyon olmak üzere toplam 619.687,57-TL üzerinden icra takibi başlattığı görülmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükü konusuna değinilmesinde yarar vardır.
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar ...ında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir
Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.
İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir.
Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar ...ında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).
Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar ...ındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Davaya ve takibe dayanak belgenin,... Anonim Şirketi MTK Çarşısı Şubesine ait, keşidecisi ... Tekstil Limited Şirketi, lehtarı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olan, 06/07/2024 tarihli, ...seri numaralı, 535.000,00-TL bedelli çek olduğu, çekin arka yüzü incelendiğinde ilk cirantanın lehtar olan ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olduğu, çekin sonradan... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi,... Hırdavat İnşaat Demir Orman Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, ... Organizasyon Hizmetleri Gıda İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ve son olarak davalı ...Anonim Şirketi tarafından cirolandığı görülmektedir.
Davacı tarafça satın aldığı kumaşların tedarikçisi dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine gönderilmek üzere... kargo takip num...ı ile ... Kargo ... Anonim Şirketine teslim ettiği çeklerin dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine teslim edilmediğinin iddia edildiği, ancak icra dosyasında yer alan belgeden görüleceği üzere çekin ilk olarak lehtar dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından cirolandığı, ciro işleminde dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine ait kaşe ve üzerinde imzanın bulunduğu, bu durumun çekin dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine ulaştığına delalet teşkil ettiği, ciro silsilesinde bozukluk olmadığı, çekin illetten mücerret mahiyette kıymetli evrak vasfında bir ödeme aracı olduğu, bu kapsamda dava konusu çekin kaybolduğu, hak sahibi olmayan üçüncü kişiler tarafından davalı şirkete verildiği, belirtilen hususlar çerçevesinde davalı şirketin dava konusu çeki kötü niyetli olarak edindiği iddiaları açısından ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu değerlendirilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve beyanları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının... Soruşturma sayılı dosyası, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, İzmir ... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, davacı şirketin, satın aldığı kumaşların tedarikçisi dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine gönderilmek üzere...kargo takip num...ı ile ... Kargo ... Anonim Şirketine teslim ettiği çeklerin ... isimli bir kişiye teslim edildiği, dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine teslim edilmediği, bu kapsamda İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas asyılı dosyası ve takibe dayanak... Anonim Şirketi ... Çarşısı Şubesine ait, keşidecisi ... Tekstil Limited Şirketi, lehtarı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olan, 06/07/2024 tarihli, ...seri numaralı, 535.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerin ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu ve dava dışı borçlular aleyhinde 535.000,00-TL asıl alacak, 29.582,57-TL, 53.500,00-TL tazminat, 1.605,00-TL komisyon olmak üzere toplam 619.687,57-TL üzerinden icra takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, takibe dayanak çekin... Anonim Şirketi... Çarşısı Şubesine ait, keşidecisi ... Tekstil Limited Şirketi, lehtarı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olan, 06/07/2024 tarihli,... seri numaralı, 535.000,00-TL bedelli çek olduğu, çekin arka yüzü incelendiğinde ilk cirantanın lehtar olan ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olduğu, çekin sonradan... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi,... Hırdavat İnşaat Demir Orman Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, ... Organizasyon Hizmetleri Gıda İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ve son olarak davalı ...Anonim Şirketi tarafından cirolandığı, davacı tarafça satın aldığı kumaşların tedarikçisi dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine gönderilmek üzere ... kargo takip num...ı ile ... Kargo ... Anonim Şirketine teslim ettiği çeklerin dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine teslim edilmediğinin iddia edildiği, ancak icra dosyasında yer alan belgeden görüleceği üzere çekin ilk olarak lehtar dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından cirolandığı, ciro işleminde dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine ait kaşe ve üzerinde imzanın bulunduğu, bu durumun çekin dava dışı ... Tekstil Boya Sanayi Ticaret Anonim Şirketine ulaştığına delalet teşkil ettiği, ciro silsilesinde bozukluk olmadığı, çekin illetten mücerret mahiyette kıymetli evrak vasfında bir ödeme aracı olduğu, bu kapsamda dava konusu çekin kaybolduğu, hak sahibi olmayan üçüncü kişiler tarafından davalı şirkete verildiği, belirtilen hususlar çerçevesinde davalı şirketin dava konusu çeki kötü niyetli olarak edindiği, dava konusu çeklerin rızası hilafına elinden çıktığını ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, imzaların istiklali prensibine göre geçerli bir ciro silsilesi ile çeki elinde bulunduran hamil davalı şirketin kötü niyeti veya iktisapta ağır kusurlu olduğu kanıtlanmadığı sürece yetkili hamil sayılacağı, dava konusu çeklerin arkasında yer alan cirantaların tamamının aynı olması, yine taraflar ...ında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı veya cirantaların ticari defter ve belgelerinde birbirleri ...ında ticari ilişki bulunduğuna dair herhangi bir emareye rastlanılması veya rastlanılmamasının cirantanın veya yetkili hamilin kötüniyetini ya da iktisapta ağır kusurlu olduğunu ispatlamayacağı, aksi bir düşüncesinin çekin illetten mücerretlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği, ayrıca çeklerin ticari defter ve belgelere işlenmesinin zorunluluk olmadığı, davalı şirketin çeki iktisabı sırasında üzerine düşen yükümlülüğünün çek üzerinde bulunan ciro silsilesinde kopukluk bulunup bulunmadığına yönelik bir incelemeden ibaret olduğu, ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk bulunmadığı, ayrıca davalı vekili tarafından sunulan ses kayıtlarından anlaşıldığı üzere davalı şirket tarafından davacı şirket yetkilisi ile görüşme yapıldığı, davacı şirket yetkilisinin çek karşılığında mal teslim aldıklarını beyan ettiği, çekin davalı şirket tarafından fatura ile tevsik edildiği, çekin ciro yoluyla alındığı ... Organizasyon Hizmetleri Gıda İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile... Hırdavat İnşaat Demir Orman Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ...ındaki ticari ilişkinin tespit edildiği, bu ilişkiye dair faturanın bulunduğu, açıklanan hususlar çerçevesinde davacı tarafça, dava dilekçesine konu edilen kötü niyet iddiasının ispat edilebilmesinin mümkün olmadığı ve de dava konusu iddiaların ispat edilebildiğinin kabulü mümkün görülmemiş, davanın, ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafça usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı, aksinin ise davalı tarafça sunulan deliller vasıtasıyla ispatlandığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine, dava dilekçesinde talep edilmesi üzerine çek üzerine tedbir konulması çerçevesinde şartları oluşan 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 72/4. maddesi uyarınca belirlenen tazminatın davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-2004 sayılı İcra İflas Kanununun 72/4. maddesi uyarınca dava değeri olan 535.000,00-TL'nin %20'si oranında hesaplanan 107.000,00-TL tazminatın davacı ... Tekstil Limited Şirketinden alınarak davalı ...Anonim Şirketine verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcının, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 9.136,47-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 8.521,07-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 84.250,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/02/2025

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim