mahkeme 2024/387 E. 2025/319 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/387

Karar No

2025/319

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/387
KARAR NO : 2025/319
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 10/10/2016
KARAR TARİHİ : 08/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı...'in sevk ve idaresindeki...plaka sayılı aracı ile...üzerinde seyretmekte iken 19.05.2016 tarihinde dava dışı (müteveffa)...'e çarparak ölümüne neden olduğunu, bu olaya ilişkin İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile... hakkında kovuşturma başlatıldığını sözü edilen kovuşturmanın halihazırda devam ettiğini, kaza tarihinde tanzim edilen Kaza Tespit Tutanağın'dan anlaşılacağı üzere davalı ...'in kaza sebebiyet vermekte asli kusurlu bulunduğunu, davalı ...'in kaza tarihinde alkollü olduğunu, hız sınırlarına riayet etmediğini, davalı yanın müteveffaya çarptıktan sonra fren dahi yapmaksızın yoluna devam ettiğini, olay yerinden kaçarak müteveffayı ölümle baş başa bıraktığını, açıklanan nedenler ile müvekkili ...in cenaze masrafları, defin giderleri ile bundan böyle oğlu olan müteveffanın desteğinden yoksun kalmış olması nedeniyle uğradığı zarara karşılık şimdilik 600,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işlemiş/ işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile oğlunun mahrum olması nedeniyle uğradığı büyük elem ve ıstıraba karşılık 75.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işlemiş/ işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, Yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kullanmakta olduğu...plakalı araç ile ...'ün kardeşi, ...'in oğlu...'ün karıştığı maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası nedeniyle davalı müvekkilinde aralarında bulunduğu davalılara karşı destekten yoksun kalmaya yönelik maddi tazminat ile davacıların yaşamış oldukları acı ve eleme karşılık manevi tazminat talebiyle iş bu davanın açıldığını, aslı kusurun müteveffa...'te olduğu İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında Trafik Kazası İnceleme ve Araştırma Bilirkişisi... tarafından hazırlanan 27.07.2016 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, açıklanan nedenler ile İzmir.... Asliye Ceza Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasının iş bu dava dosyası için H.M.K m. 165/1 gereği bekletici mesele yapılmasına, neticeten işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen davalı ... Anonim Şirketi tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER:
1-İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesini... Karar sayılı dosyası,
2-19/05/2016 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı,
3-Davalı ... Anonim Şirketi nezdinde...plakalı araca ait olarak düzenlenen...numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, 19/05/2016 tarihli trafik kazası nedeniyle davacı tarafından yapılan başvuruya ilişkin dilekçesi ve dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakı, hasar dosyası ve başvuru neticesinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar,
4-...plakalı araca ait trafik tescil kayıtları,
5-Davacılar ile muris...'e ait nüfus kayıtları,
6-İzmir... Noterliğinin 21/07/2016 tarih ve...yevmiye numaralı mirasçılık belgesi,
7-İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan soruşturma dosyası ile içeriklerinde yer alan kusur raporları,
8-Desteğin vefatı nedeniyle davacılara ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin SGK kayıtları,
9-Taraflara ait sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanakları,
10-İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Şube Müdürlüğü müzekkere cevabında yer alan 2016 yılı cenaze ve defin giderlerine ilişkin kayıtlar,
11-İzmir İl Müftülüğü müzekkere cevabında yer alan 2016 yılı cenaze ve defin giderlerine ilişkin kayıtlar,
12-Aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 02/03/2021 havale tarihli raporu,
13-İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 17/04/2024 tarihli ... Karar sayılı ilamı,
14-Aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 04/11/2024 havale tarihli raporu,
15-Davacı vekili tarafından sunulan 28/02/2025 havale tarihli kısmi feragat dilekçesi,
16-Sair deliller.
DAVA KONUSU:
Açılan dava, 19/05/2016 tarihinde meydana gelen ölümlü ve yaralamalı trafik kazası neticesinde davacılar desteği...'ün vefatı nedeniyle davacıların muris...'ün desteğinden mahrum kalıp kalmadığı, murisin vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan davacılar için destekten yoksun kalma tazminat bedelinin ayrı ayrı belirlenmesi ve belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı bedellerinin davalılardan müştereken ve mütelsilen tahsili ve davacıların...'ün vefatı nedeniyle yaşadıkları manevi zorluklar nedeniyle talep ettikleri manevi tazminat bedellerinin davalı ...'den tahsili taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları ; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu'nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ''Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar'' başlıklı 92. maddesinde:
''Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler'' hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/b. maddesinde yer alan "İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna'' ilişkin hükümdür.
Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır.
Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.
Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.
Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır.
14/04/2016 günü yapılan ve 26/04/2016 tarihinde 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile;
6704 Sayılı Kanunun üçüncü maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesi değiştirilmiş olup, değişik maddede; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanun'un 4.maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmek suretiyle madde kapsamında;
''g) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
h) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,
i) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler''in de teminat dışı olduğu düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın ise 16/04/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat kapsamı dışında bırakılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup, ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradıkları zararlar şeklinde hükme bağlanmıştır.
Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanmunu'nun 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 1979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu'' hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 gün ve 2005/4-648 Esas 2005/691 Karar sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu'nun 45/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. 2011/ 411 K. sayılı ilamı).
Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; desteğin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte destek üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın desteğin kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan destek zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. Desteğin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.
Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan destek üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları ile benimsenen ilkeleri uyarınca, sağ kalan eşin evlenme ihtimalinin belirlenmesinde AYİM tarafından hazırlanan tablolara itibar edilmekte ve uygulamada yeknesaklık sağlanmaktadır.
Davacı vekiline 17/12/2019 tarihli duruşmanın 1 numaralı ara kararı gereğince dava dilekçesinin netice-i talep kısmında belirttiği maddi tazminat talebi kısmında yer verdiği tazminat kalemlerine binaen talep edilen tazminat miktarlarını ayrı ayrı ve açık bir şekilde mahkememize bildirmek üzere iki haftalık kesin süre verilmişi, davacı vekilinin ilgili hususları içerir dilekçesini kendisine verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmediği anlaşılmakla, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında cenaze ve defin giderleri için 300,00-TL ve destekten yoksun kalma tazminatı için 300,00-TL maddi tazminat talep edildiği kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
İzmir... Noterliğinin 21/07/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesinin incelenmesinde,...'ün 19/05/2016 tarihindeki vefatı neticesinde terekesinin 2 pay kabul edilerek 1 payının ...'e, 1 payının ...'e ait olduğunun tespit edildiği görülmektedir.
İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, trafik kazası tespit tutanağında yer alan tespitler kapsamında dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde sanık ...'in tali, müteveffa...'ün aslı kusurlu olduğunun kabulü neticesinde sanık ...'in sabit olan bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesi neticesinde kesinleştiği görülmektedir.
Görevsiz İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesinin... Karar sayılı dosyasında alınan trafik alanında uzman bilirkişi raporunda, dava konusu trafik kazasının ...'in %25 oranında tali, müteveffa...'ün %75 oranında asli kusuru neticesinde meydana geldiği mütalaa olunmuştur.
İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin... Karar sayılı dosyası bulunan kusur raporları ve trafik alanında uzman bilirkişinin 24/12/2018 havale tarihli raporu çerçevesinde müteveffa yaya...'ün %75, araç sürücüsü ...'in %25 olduğu yönündeki kusur tespitinin dikkate alınmış, bu kusur oranları doğrultusunda yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizin 25/05/2021 tarihli...Karar sayılı kararının, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 17/04/2024 tarihli... Karar sayılı ilamı; "...dosya kapsamında kusur bakımından oluşan çelişki giderilmeksizin karar tesisi doğru olmadığından, öncelikle mahkemece İTÜ veya Karayolları Fen Heyetinden kusura dair çelişkileri ve taraf itirazlarını giderecek şekilde yeniden rapor alınması için kararın kaldırılması gerekmiştir. Yine, davacı tarafça, hesaplamada TRH 2010-progresif rant usulünce hesap yapılması yönünde itirazlarda bulunulup, bu hususun istinafa da getirildiği görülmektedir. Mahkemece alınan aktüer bilirkişi ilk raporunda TRH 1,8 teknik faiz, son raporda ise PMF progresif rant usulünce hesap yapılmış olup, yaşam süreleri bakımından raporlar arasında davacı aleyhine büyük fark olması da dikkate alınarak, kusur durumunun netleştirilmesinin akabinde TRH 2010-progresif rant usulünce davacı anneye yapılan ödemenin yeterliliğinin denetlenmesi gerekmekte olduğundan, bu husus bakımından da kararın eksik inceleme nedeniyle kaldırılması gerekmiştir. ...Manevi tazminata dair her iki taraf itirazlarının ise, kusur durumu belirlendikten sonra değerlendirilebilecek olmasından dolayı, bu aşamada bu itirazların incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiş olup, kaldırma kararı akabinde dosya mahkememizin... Esas sayılı sırasına kaydı yapılarak devam olunmuştur.
İstanbul Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazılarak dosyanın 15/07/2018 tarihli Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16/2. maddesinde yer alan ''Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır, eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış olur.'' hükmü uyarınca Trafik İhtisas Dairesi nezdinde görev yapan en az 7 uzmanın katılımı ile oluşturulacak genişletilmiş uzmanlar heyetine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 19/05/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı sigorta şirketi nezdinde...plakalı araca ait olarak düzenlenen sigorta poliçesi, hasar dosyası, ödeme evrakları, İzmir.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan soruşturma dosyası ile içeriklerinde yer alan kusur raporları, trafik alanında uzman bilirkişinin 24/12/2018 havale tarihli raporu ve sair deliller göz önünde bulundurularak; dava konusu trafik kazasına karışan...plakalı araç sürücüsü ile yaya...'ün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hangi maddelerini ihlal etmek suretiyle dava konusu olan ve 19/05/2016 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına sebebiyet verdikleri hususu belirlenerek, özellikle dosyada mübrez kusur raporları arasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin 17/04/2024 tarih ve...Karar sayılı kararında olduğu belirtildiği üzere mevcut çelişkilerin kati şekilde giderilerek, gerekçeli ve bilimsel olarak taraflar, mahkememize ve bölge adliye mahkemesi ile yargıtay'ın denetimine uygun ve elverişli şekilde düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi nezdinde görevli genişletilmiş uzmanlar heyeti tarafından düzenlenen 14/08/2024 havale tarihli raporda sonuç olarak; davalı sürücü ...'in %25 oranında kusurlu olduğuna, müteveffa yaya...'ün %75 oranında kusurlu olduğuna dair mütalaada bulunulmuştur.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi nezdinde görev yapan en az 7 uzmanın katılımı ile oluşturulan genişletilmiş uzmanlar heyetinin 14/08/2024 havale tarihli raporlarında tespit edildiği üzere; dava konusu trafik kazasının müteveffa yaya...'ün %75 oranında asli, araç sürücüsü ...'in %25 oranında tali kusuru neticesinde meydana geldiği kabul olunarak yargılamaya devam olunmuştur.
İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde kayıtlarda 19/05/2016 tarihli ölümlü ve yaralamalı trafik kazasında davacılar desteği...'ün vefatı nedeniyle davacılara herhangi bir ödeme yapılmadığının Mahkememize bildirildiği görülmektedir.
Davalı ... Anonim Şirketi nezdinde davacılar tarafından yapılan başvuru sonucunda dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak açılan hasar dosyası kapsamında yapılan incelemeler neticesinde, davalı sigorta şirketi tarafından 08/08/2016 tarihinde davacı ... yönünden 36.017,27-TL tutarında ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Görevsiz İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesinin...Karar sayılı dosyasında alınan aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisi raporunda, anne ...'in destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 94.056,74-TL olduğunu, cenaze giderinden kaynaklı olarak alacağın ise 1.500,00-TL olduğunu, toplam talep edilebilecek tazminat miktarının kusur oranlarının uygulanması ile 23.889,18-TL olacağını, dava açılmadan önce ödenen ve güncelleştirilen bedel 44.715,44-TL'nin mahsubu neticesinde destekten yoksun kalma tazminatı alacağının bulunmadığını mütalaa etmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin 1. fıkrasına 09.06.2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile eklenen hüküm ile, "b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,
c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,...” hesaplanacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.
Danıştay tarafından da ölüm veya bedensel zarardan kaynaklanan maddi tazminat hesaplamalarında TRH 2010 yaşam tablosunun kullanıldığı görülmektedir. Nitekim Danıştay 10. Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve 2019/6828 E., 2021/3429 K. sayılı kararında; “..Öncelikle, söz konusu raporda bakiye ömür belirlenmesinde PMF 1931 Hayat Tablosunun esas alındığı görülmektedir.
Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması…” gerektiği belirtilmiştir.
Bu noktada vurgulanmalıdır ki, yaşam sürelerinin tespitinde kullanılan tablolar arasında farklılık bulunması tazminat miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Şöyle ki; PMF 1931 yaşam tablosu cinsiyet ayırımı gözetmeyen bir tablo olup, kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu tabloda yeni doğan bir insanın ömrü ortalama 56,64 olarak kabul edilmiştir. Oysa TRH 2010 yaşam tablosunda çok yerinde olarak kadın ve erkekler için ikili bir ayrıma gidilmiştir. TRH 2010 yaşam tablosunda yeni doğan bir insanın ömrü kadınlarda 78,02, erkeklerde ise 71,93 olarak belirlenmiştir. Her iki tablo karşılaştırıldığında başlangıçta yaşam süreleri arasında 15 ilâ 22 yıl arasında değişen sürelerde farklar doğmakta, orta yaşlarda yaşam süreleri birbirine yaklaşmakla birlikte sonuç olarak muhtemel yaşam ve bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 tablosunda daha az, TRH 2010 tablosunda daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/02/2021 tarih ve 2020/344 Esas 2021/1850 Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Gerçek zarar miktarı; hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü,... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile ve Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de gözönüne alındığında Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.....'' ibarelerine yer verilmiş ve ölüm veya cismani zarara yönelik olarak tazminat talebi ile ikame edilen davalarda yapılan yargılamalar sırasında desteğin veya hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin TRH-2010 yaşam tablosu esas alınarak belirlenmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10/03/2021 tarih ve 2020/2628 Esas 2021/2552 Karar sayılı ilamında aynen; ''.....destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zarar da bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanmalıdır (YHGK., 28.06.1995 tarih, 1994/9-628 Esas, 1995/694 Karar). Ayrıca; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre 60 yaşına kadar aktif devre kabul edilmekte olup, 60 yaşını tamamladıktan sonra pasif devre zararı hesaplanması gerekmektedir.
Eldeki dosyada ise, yerel mahkemece hükme esas alınan 03.07.2019 tarihli ek aktüer raporunda; kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, aktif devre 65 yaşına kadar kabul edilerek tazminatın belirlendiği, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken de, rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zarar da bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanmadığı görülmüş olup, bilirkişi raporu yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamasına uygun ve hüküm tesisine elverişli değildir.....'' ibarelerine yer verilerek destekten yoksun kalma tazminatı hesabında kullanılması gereken iskonto oranları belirtilmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın 01/04/2019 havale tarihli raporu tanzim eden aktüerya hesap bilirkişisine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacılar ile muris...'e ait nüfus kayıtları, İzmir...Noterliğinin 21/07/2016 tarih ve... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi, trafik kazası tespit tutanağı, İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Karar sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan soruşturma dosyası ile içeriklerinde yer alan kusur raporları, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak açılan hasar dosyası, desteğin vefatı nedeniyle davacılara ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin SGK kayıtları ve sair hususlar göz önünde bulundurularak; yerleşik Yargıtay içtihatları ve Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı göz önünde bulundurulduğunda PMF-1931 yaşam tablosunun ve müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değerinin uygulanması suretiyle, İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin... kusur raporları ve trafik alanında uzman bilirkişinin 24/12/2018 havale tarihli raporu çerçevesinde müteveffa yaya...'ün %75, araç sürücüsü ...'in %25 olduğu yönündeki kusur tespitinin dikkate alınmasıyla, davacılar desteği...'ün 19/05/2016 tarihinde gerçekleşen ölümlü ve yaralamalı trafik kazasında vefatından dolayı mahrum kaldığı destekten yoksun kalma tazminatı alacağının varsa davacılar desteği...'ün vefatı nedeniyle dava açılmadan önce SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödeme ve davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda yapılan ödemenin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, ödeme günü ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi ile birlikte hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilmesiyle hesaplanarak düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, aktüerya hesap bilirkişisi 28/02/2021 tarihli raporunda sonuç olarak, anne ...'in destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 159.451,65-TL olduğunu, kusur oranlarının uygulanması ile destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 39.862,91-TL olacağını, dava açılmadan önce ödenen ve güncelleştirilen bedel 51.009,45-TL'nin mahsubu neticesinde destekten yoksun kalma tazminatı alacağının bulunmadığını, cenaze giderinden kaynaklı olarak alacağın ise kusur oranları dahilinde 375,00-TL olduğunu mütalaa etmiştir.
Dosyanın 01/04/2019 havale tarihli raporu ve 28/02/2021 havale tarihli ek raporu tanzim eden aktüerya hesap bilirkişisine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacılar ile muris...'e ait nüfus kayıtları, İzmir.. Noterliğinin 21/07/2016 tarih ve...yevmiye numaralı mirasçılık belgesi, trafik kazası tespit tutanağı, İzmir... Asliye Ceza Mahkemesi'nin...Karar sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan soruşturma dosyası ile içeriklerinde yer alan kusur raporları, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak açılan hasar dosyası, desteğin vefatı nedeniyle davacılara ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin SGK kayıtları, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi nezdinde görevli genişletilmiş uzmanlar heyeti tarafından düzenlenecek kusur raporu ve sair hususlar göz önünde bulundurularak; yerleşik Yargıtay içtihatları ve Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı göz önünde bulundurulduğunda PMF-1931 yaşam tablosunun ve müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değerinin uygulanması suretiyle, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi nezdinde görevli genişletilmiş uzmanlar heyeti tarafından düzenlenen 14/08/2024 havale tarihli kusur raporunda tespit edildiği üzere dava konusu trafik kazasının müteveffa yaya...'ün %75 oranında asli, araç sürücüsü ...'in %25 oranında tali kusuru neticesinde meydana geldiği yönündeki mahkememiz kabulünün dikkate alınmasıyla, davacılar desteği...'ün 19/05/2016 tarihinde gerçekleşen ölümlü ve yaralamalı trafik kazasında vefatından dolayı mahrum kaldığı destekten yoksun kalma tazminatı alacağının varsa davacılar desteği...'ün vefatı nedeniyle dava açılmadan önce SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödeme ve davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda yapılan ödemenin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, ödeme günü ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi ile birlikte hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilmesiyle hesaplanarak düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, aktüerya hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen 04/11/2024 havale tarihli raporda sonuç olarak; 19.05.2016 tarihinde meydana gelen olay sonucu hayatını kaybeden...’ün annesi ...’in DYK tazminatı alacağının 1.123.944,97-TL olduğu, müteveffanın
olaydaki kusurunun (%75) indirilmesi sonrası alacağı 280.986,24-TL olup, önceden ödenen ve güncelleştirilen bedelin (63.111,26-TL) mahsubu sonrası bakiye DYK tazminatı alacağının 217.874,98-TL olacağı,
kök raporda tespit edildiği üzere cenaze giderinden kaynaklı zararının 1.500,00-TL olduğu, müteveffanın kusurunun indirilmesi halinde 375,00-TL olacağı, manevi tazminatın takdirinin mahkemeye ait olduğu hususunda mütalaada bulunulmuştur.
Vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat etmeye yönelik olarak özel yetkisi bulunan davacı vekili 28/02/2025 havale tarihli dilekçesi ile sadece maddi tazminat talepleri yönünden davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili 27/02/2025 havale tarihli dilekçesi ile davacı yapılan dilekçeye ekli protokol uyarınca maddi tazminat uyarınca sulh olunduğunu, ödeme yapıldığını, feragati kabul ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.
Feragat, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde; ''Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.
Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.
Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesinde, davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır, hükmü yer almaktadır.
Maddi ve manevi tazminat davalarında, gerçek kişi olan tarafların tazminat bedelleri açısından sorumluluklarının haksız fiil tarihi itibariyle vuku bulduğu dikkate alındığında, davalı ...'in maddi ve manevi tazminat talepleri açısından sorumluluğunun haksız fiil tarihi olan 19/05/2016 tarihinden itibaren başlayacağı izahtan varestedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi (818 sayılı BK'nun 47. md.) hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Dava konusu trafik kazasının oluşumundaki kusur durumu, olayın vahameti, davacıların müteveffa ile yakınlıkları, müteveffanın vefatı sebebiyle duydukları elem ve acı, davacıların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarına ilişkin olarak tanzim edilen tutanaklar, müteveffa...'ün yaşı, taraflar açısından hüküm altına alınan maddi tazminat miktarları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ...in müteveffanın annesi olduğu, evladı olan müteveffanın eksikliğini daha yoğun bir şekilde hissedeceği, evladını kaybeden bir annenin tazminat miktarı ne kadar olursa olsun acısının bir nebze dahi hafifleyemeyeceği, olay tarihinde gebe olduğu ve karnındaki evladını da kaybettiği, ancak dava konusu trafik kazasının vukusu açısından tarafların kusur durumları dikkate alındığında müteveffanın %75 oranında asli ve tam kusurlu, davalı ...ın ise %25 oranında tali kusurlu olması karşısında, tarafların sosyal ve ekonomik durumları da dikkate alındığında davalı...ın mahvına sebep olabilecek bir manevi tazminatın hakkaniyete uygun düşmeyeceği düşüncesiyle, davacı ...açısından 25.000,00-TL, davacı ...nın ise ağabeyini kaybetmesi hasebiyle yaşadıkları üzüntünün yoğunluğunun yanında, yaşı itibariyle durumun vahametini tam olarak kavrayabilecek yaşta olmaması, ayrıca dava konusu trafik kazasının vukusu açısından tarafların kusur durumları dikkate alındığında müteveffanın %75 oranında asli ve tam kusurlu, davalı...'ın ise %25 oranında tali kusurlu olması karşısında, tarafların sosyal ve ekonomik durumları da dikkate alındığında davalı...'ın mahvına sebep olabilecek bir manevi tazminatın hakkaniyete uygun düşmeyeceği düşüncesiyle 7.500,00-TL manevi tazminat takdir edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin... Karar sayılı dosyası, 19/05/2016 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı, davalı ... Anonim Şirketi nezdinde...plakalı araca ait olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, 19/05/2016 tarihli trafik kazası nedeniyle davacı tarafından yapılan başvuruya ilişkin dilekçesi ve dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakı, hasar dosyası ve başvuru neticesinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar,...plakalı araca ait trafik tescil kayıtları, davacılar ile muris...'e ait nüfus kayıtları, İzmir .... Noterliğinin 21/07/2016 tarih ve... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi, İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin...Karar sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan soruşturma dosyası ile içeriklerinde yer alan kusur raporları, desteğin vefatı nedeniyle davacılara ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin SGK kayıtları, taraflara ait sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanakları, İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Şube Müdürlüğü müzekkere cevabında yer alan 2016 yılı cenaze ve defin giderlerine ilişkin kayıtlar, İzmir İl Müftülüğü müzekkere cevabında yer alan 2016 yılı cenaze ve defin giderlerine ilişkin kayıtlar, aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 02/03/2021 havale tarihli raporu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin 17/04/2024 tarihli... Karar sayılı ilamı, aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 04/11/2024 havale tarihli raporu, davacı vekili tarafından sunulan 28/02/2025 havale tarihli kısmi feragat dilekçesi ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 19/05/2016 tarihinde meydana gelen ölümlü ve yaralamalı trafik kazası neticesinde davacılar desteği...'ün vefatı nedeniyle davacıların muris...'ün desteğinden mahrum kalıp kalmadığı, murisin vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan davacılar için destekten yoksun kalma tazminat bedelinin ayrı ayrı belirlenmesi ve belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı bedellerinin davalılardan müştereken ve mütelsilen tahsili ve davacıların...'ün vefatı nedeniyle yaşadıkları manevi zorluklar nedeniyle talep ettikleri manevi tazminat bedellerinin davalı ...'den tahsili taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... Noterliğinin 21/07/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde...'ün 19/05/2016 tarihindeki vefatı neticesinde terekesinin 2 pay kabul edilerek 1 payının ...'e, 1 payının ...'e ait olduğunun tespit edildiği, İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin...Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda trafik kazası tespit tutanağında yer alan tespitler kapsamında dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde sanık ...'in tali, müteveffa...'ün aslı kusurlu olduğunun kabulü neticesinde sanık ...'in sabit olan bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesi neticesinde kesinleştiği, dava konusu trafik kazasının müteveffa yaya...'ün %75 oranında asli, araç sürücüsü ...'in %25 oranında tali kusuru neticesinde meydana geldiği, davacı vekilinin 28/02/2025 havale tarihli dilekçesinde davalı sigorta şirketi ile yapılan sulh neticesinde sadece maddi tazminat talepleri yönünden davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, davalı ... Anonim Şirketi vekili 27/02/2025 havale tarihli dilekçesi ile davacı yapılan dilekçeye ekli protokol uyarınca maddi tazminat uyarınca sulh olunduğunu, ödeme yapıldığını, feragati kabul ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmakla maddi tazminat talepleri yönünden davanın feragat sebebiyle reddine, feragatin taraflar arasında yapılan sulh çerçevesinde davacı tarafa yapıla ödeme kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafın haklılığının kabul edildiği kanaatiyle harç ve yalnızca maddi tazminat taleplerine yönelik olarak yapılan yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline, manevi tazminat talepleri açısından ise tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacılar ile müteveffa arasındaki akrabalık ilişkileri, kusur durumları ve sair hususlar gözetilerek davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak neticeten açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarih ve 2024/29 Esas 2024/226 Karar sayılı kararı gereğince reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,
1-Maddi tazminat taleplerinin feragat sebebiyle REDDİNE,
2-Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,
a)Davacı ... yönünden talebin KISMEN KABULÜNE, 25.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 19/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
b)Davacı ... yönünden talebin KISMEN KABULÜNE, 7.500,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 19/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı ...'e velayeten davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla;
Maddi tazminat talepleri yönünden; alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında yatırılan 343,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 271,80‬-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Manevi tazminat talepleri yönünden;
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 2.220,07-TL karar ve ilam harcından, 343,60-TL peşin harcının mahsubu ile bakiye 1.876,47-TL karar ve ilam harcının davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 103,00-TL elektronik tebligat, 152,00-TL normal tebligat, 474,40-TL posta masrafı, 2.050,00-TL bilirkişi ücreti, 29,20-TL başvurma harcı, 343,60-TL peşin harç, 7.275,00-TL Adli Tıp Kurumu fatura ücreti olmak üzere toplam 10.427,2‬0-TL yargılama giderinin maddi tazminat taleplerine yönelik yargılama gideri yapıldığı göz önünde bulundurularak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
5-Davalı ... tarafından yapılan 130,90-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... Anonim Şirketi tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Maddi tazminat talebi yönünden; Davacı ...'in kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 600,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine,
8-Manevi tazminat talepleri yönünden;
a)Davacı ...'in kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 25.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacı ...'e verilmesine,
b)Davacı ...'e velayeten ...'in kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 7.500,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacı ...'e velayeten davacı ...'e verilmesine,
9-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne, davalı ... vekili ile davalı ... Anonim Şirketi vekilinin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/04/2025

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim