mahkeme 2022/162 E. 2023/742 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/162

Karar No

2023/742

Karar Tarihi

12 Ekim 2023

T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/162
KARAR NO : 2023/742
DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 22/02/2022
KARAR TARİHİ : 12/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/01/2019 tarihinde... idaresindeki ... plakalı motosikletin yaya olarak ilerleyen müvekkiline çarptığını, motosiklet şoförünün kusurlu olduğunu, motosikletin davalı ... adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin yaralandığını ve hastaneye kaldırıldığını, müvekkilinin tedavilerinin İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi ve İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinde devam ettiğini, müvekkilinin 6 ay işe gidemediğini, tek başına kendi ihtiyaçlarını gideremediğini, bakıma muhtaç bir şekilde eşinin desteğiyle yaşadığını, müvekkilinin kazadan sonra şikayetçi olduğunu, bunun üzerine... aleyhinde İzmir ... Çocuk MAhkemesinin...Karar sayılı dosyasından ceza aldığını ve kararın kesinleştiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zorluklar yaşadığını, davalı ... şirketine başvuruda bulunulduğunu, teklife herhangi bir cevap verilmeden 16/07/2021 tarihinde taraflarına 26.812,33-TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin müvekkilinin mağduriyetini gidermediğini belirterek 1.000,00-TL maddi tazminatın 02/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve 50.000,0-TL manevi tazminatın 02/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'tan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından ödeme tarihindeki verilere göre davacının zararı karşılandığından müvekkili şirketin poliçe teminatı kapsamında sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddi karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafa davalı ... tarafından ödeme gerçekleştirildiğini, kaza ile ilgili olarak sürücü ...'ın tek kusurlu olmadığını, davacının da kusuru göz önünde alındığında ayrıca kaza neticesinde oluşan bedeli zararın azlığı göz önünde bulundurulduğunda ödenen miktarın gereğinden fazla bir miktar olduğunu ortada olduğunu, davacının taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddi karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-... nezdinde ... plakalı araca ait olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası,
3-02/01/2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağı,
4-İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... Soruşturma sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan trafik alanında uzman bilirkişinin 20/06/2019 tarihli kusur raporu,
5-İzmir... Çocuk Mahkemesinin ...Karar dosyası,
6-Davacı ...'nin 02/01/2019 tarihli trafik kazasında yaralanması sebebiyle İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları,
7-Davacıya ait olarak İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen Sağlık Kurulu Raporları,
8-Davacı ... TC Kimlik numaralı ...'ye ait iş yeri sicil dosyaları ve hizmet döküm cetvelleri, davaya konu 02/01/2019 tarihli yaralamalı trafik kazasında ... TC Kimlik numaralı ...'ye ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin olarak bulunan kayıtlar,
9-Trafik alanında uzman bilirkişinin 23/05/2022 havale tarihli raporu,
10-Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'nin vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 09/08/2022 tarihli maluliyet raporu,
11-İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 08/05/2023 havale tarihli maluliyet raporu,
12-Aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 04/09/2023 havale tarihli raporu,
13-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 02/01/2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde yaya konumunda iken yaralanan ...'nin vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise yaralanması sebebiyle davacı ...'nin sürekli iş göremezlik oranının ne kadar olduğu ve maluliyet oranı kapsamında davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı bedelinin ne kadar olduğunun belirlenmesi neticesinde, belirlenecek sürekli iş göremezlik tazminatı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi, davacının yaralanması sebebiyle uğradığı manevi zarar açısından ise 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde; ''Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.'' şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır.
Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmak için yasada öngörülen süre mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde de bu süre 2 yıl olarak öngörülmüştür. Kaza sonucu dava açarak zararlarının giderilmesini isteyecek kişiler bu iki yıllık süre içinde dava açmak zorundadır. Her halükarda ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı zaman aşımına uğrar. Burada bir istisna vardır. O da eğer failin trafik kazası ile sonuçlanan eylemi aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil ediyorsa ve bu suç için ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörülmüş ise tazminat davası açma süresi de ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süresine uzar. Bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrasının 2. cümlesinde ''Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.'' şeklinde ifade edilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, ''işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur'', aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, ''bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı'', aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, ''işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun'un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 'Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar' başlıklı 92. maddesinde:
''Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler'' hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/b. maddesinde yer alan "İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna'' ilişkin hükümdür.
Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır.
Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.
Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.
Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. 14/04/2016 günü yapılan ve 26/04/2016 tarihinde 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile;
6704 Sayılı Kanunun üçüncü maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesi değiştirilmiş, değişik; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanun'un 4. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
''g)Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
h)İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,
ı)Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler''in de teminat dışı olduğu düzenlenmiştir.
İş Hukukunda ve Sosyal Güvenlik Hukukunda "sürekli iş göremezlik" olarak adlandırılan bedensel zararlara "kalıcı sakatlık" denildiği gibi, Yargıtay kararlarında ve Adli Tıp Kurumu raporlarında "beden gücü kaybı" veya "çalışma gücü kaybı" ya da "meslekte kazanma gücü kaybı" da denilmektedir. Sürekli iş göremezlik durumu kendi içinde sürekli kısmi iş göremezlik ve sürekli tam iş göremezlik olarak ikiye ayrılmaktadır.
Sürekli kısmi iş göremezlik hâline giren kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı durumda olanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir.
Sürekli tam iş göremezlik, beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeyecektir. Bu nedenle tazminat yüzde yüz oranı üzerinden hesaplanacak, giderek başkasının yardımıyla yaşamını sürdürmesi zorunluluğu varsa, ayrıca tazminata bakıcı giderleri de eklenecektir.
Geçici iş göremezlik tazminatı ise, haksız fiil neticesinde yaralanan kişinin, yaralanması neticesinde gördüğü veya göreceği tedavi süresince, sağlıklı iken elde ettiği ancak yaralanması sebebiyle tedavisi tamamlanana kadar mahrum kaldığı gelirlerinden ibarettir. Geçici iş göremezlik tazminatı açısından hak talep edilebilmesi için, bahsedildiği üzere kişinin gelir getirici bir işte çalışması ve yaralanması neticesinde tedavi süresinde gelirlerinden mahrum kalması şarttır.
Türkiye Noterler Birliğine müzekkere yazılarak kazaya karışan araca ait ruhsat ve tescil belge ve bilgileri dosya arasına alınmıştır.
Her ne kadar davalı ... vekilince cevap dilekçesi sunulmuş ise de, davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi ve ekleri ile tensip tutanağını içerir ön inceleme duruşma gününü bildirir tebligatın 14/03/2022 tarihi itibariyle usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından cevap dilekçesinin 27/04/2022 tarihi itibariyle mahkememize sunulmuş olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317/2. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize sunulmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin dava dilekçesinde iddia edilen tüm vakıaları inkar etmiş sayılması ile birlikte süresinde sunulmayan cevap dilekçesinin beyan dilekçesi olarak değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın trafik alanında uzman bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 02/01/2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2019/44019 Soruşturma sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan trafik alanında uzman bilirkişinin 20/06/2019 tarihli kusur raporu, İzmir... Çocuk Mahkemesinin ... Karar dosyası ile sair deliller göz önünde bulundurularak, dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı araç sürücüsü... ile yaya konumunda bulunan ...'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hangi maddelerini ihlal etmek suretiyle dava konusu olan ve 02/01/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasının oluşumuna sebebiyet verdikleri hususu belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, trafik alanında uzman bilirkişi 23/05/2022 havale tarihli raporunda sonuç olarak, ...'un maliki olduğu ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/1-B maddesini ihlal ettiğini ve yaya ...'nin 68/1-C maddesini ihlali ettiğini mütalaa etmiştir.
Davacı vekili ile davalı ... vekilinin trafik alanında uzman bilirkişinin 23/05/2022 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen 02/01/2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının... Soruşturma sayılı dosyası içeriğinde yer alan trafik alanında uzman bilirkişinin 20/06/2019 tarihli kusur raporu ve trafik alanında uzman bilirkişinin 23/05/2022 havale tarihli raporunda yapılan tespit ve belirlemelerin uyumlu olduğu ve aynı doğrultuda düzenlendiği, keza İzmir... Çocuk Mahkemesinin... Karar dosyasında davacının asli, dava dışı...'ın ise tali kusurunun kabulü doğrultusunda hüküm cihetine gidildiği anlaşılmakla ayrı ayrı reddi doğrultusunda ara karar tesis edilmiştir.
Dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen 02/01/2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının...Soruşturma sayılı dosyası içeriğinde yer alan trafik alanında uzman bilirkişinin 20/06/2019 tarihli kusur raporu ve trafik alanında uzman bilirkişinin 23/05/2022 havale tarihli raporu doğrultusunda, dava konusu trafik kazasının davacı ...'nin %75 oranında asli, dava dışı...'ın ise %25 oranında tali kusuru neticesinde meydana geldiği kabul olunarak yargılamaya devam olunmuştur.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmeli, buna göre; 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 sonrası ile 01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir.
Dosyanın Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Rapor Birimine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı ...'nin 02/01/2019 tarihli trafik kazasında yaralanması sebebiyle İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, 02/01/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan ''Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'' hükümleri çerçevesinde tespit edilerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'nin vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 09/08/2022 tarihli maluliyet raporunda sonuç olarak, ...'nin davaya konu 02/01/2019 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen sol tibia plato kırığına bağlı gelişen kişinin özürlülük oranının %3 olarak bulunduğunu ve tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 161 gün olarak kabulünün uygun olacağını mütalaa etmiştir.
Davacı vekilinin davacının Ekim ayı sonunda gireceği ameliyatın gerçekleşmesi akabinde epikriz raporlarını mahkememize sunulması akabinde dosyanın Adli Tıp Kurumuna tevdi talebinin kabulüne, davacı vekiline davacının Ekim ayı sonunda gireceği ameliyata ilişkin tüm evrakları mahkememize sunmak üzere gelecek celseye kadar süre verilmiş, davacı vekili tarafından bahsi geçen belgeler verilen süre içerisinde mahkememize sunulmuştur.
Davalı ... vekilinin davacı vekilinin 21/11/2022 havale tarihli beyan dilekçesi ile ekinde sunulan epikriz raporuna karşı itirazlarının, davacı vekili tarafından 21/11/2022 havale tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan epikriz raporunun davacının dava konusu trafik kazasında yaralanmasına bağlı olarak geçirdiği ameliyata ilişkin olduğunun beyan edildiği, bu kapsamda bahse konu evrakların sunulmasının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.
Dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp İhtisas Kuruluna tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı ...'nin 02/01/2019 tarihli trafik kazasında yaralanması sebebiyle İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'nin vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 09/08/2022 tarihli maluliyet raporu, davacı vekilinin 21/11/2022 havale tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan Başkent Üniversitesi Zübeyde Hanım Hastanesi tarafından düzenlenen 08/11/2022 tarihli epikriz raporu ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, 02/01/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan ''Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'' hükümleri çerçevesinde tespit edilerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 08/05/2023 havale tarihli maluliyet raporunda sonuç olarak, ...'nin tüm vücut engellilik oranının %3 olduğunu ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileğini oy birliği ile mütalaa etmiştir.
Davacı vekili ile davalı ... vekilinin İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 08/05/2023 havale tarihli maluliyet raporuna karşı itirazlarının, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'nin vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 09/08/2022 tarihli maluliyet raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 08/05/2023 havale tarihli maluliyet raporunun aynı tespit ve belirlemeleri içerdiği, birbirini doğruladığı anlaşılmakla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'nin vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 09/08/2022 tarihli maluliyet raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 08/05/2023 havale tarihli maluliyet raporu ve davacıya ait olarak İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen Sağlık Kurulu Raporları dikkate alınarak; dava konusu trafik kazasında yaralanması neticesinde davacı ...'nin vücut bütünlüğünde meydana gelen sürekli iş göremezlik oranının %3 olduğu kabul olunarak yargılamaya devam olunmuştur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin 1. fıkrasına 09.06.2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile eklenen hüküm ile, "b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,
c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,...” hesaplanacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.
Danıştay tarafından da ölüm veya bedensel zarardan kaynaklanan maddi tazminat hesaplamalarında TRH 2010 yaşam tablosunun kullanıldığı görülmektedir. Nitekim Danıştay... Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve ... K. sayılı kararında; “..Öncelikle, söz konusu raporda bakiye ömür belirlenmesinde PMF 1931 Hayat Tablosunun esas alındığı görülmektedir.
Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması…” gerektiği belirtilmiştir.
Bu noktada vurgulanmalıdır ki, yaşam sürelerinin tespitinde kullanılan tablolar arasında farklılık bulunması tazminat miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Şöyle ki; PMF 1931 yaşam tablosu cinsiyet ayırımı gözetmeyen bir tablo olup, kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu tabloda yeni doğan bir insanın ömrü ortalama 56,64 olarak kabul edilmiştir. Oysa TRH 2010 yaşam tablosunda çok yerinde olarak kadın ve erkekler için ikili bir ayrıma gidilmiştir. TRH 2010 yaşam tablosunda yeni doğan bir insanın ömrü kadınlarda 78,02, erkeklerde ise 71,93 olarak belirlenmiştir. Her iki tablo karşılaştırıldığında başlangıçta yaşam süreleri arasında 15 ilâ 22 yıl arasında değişen sürelerde farklar doğmakta, orta yaşlarda yaşam süreleri birbirine yaklaşmakla birlikte sonuç olarak muhtemel yaşam ve bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 tablosunda daha az, TRH 2010 tablosunda daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 24/02/2021 tarih ve ... Karar sayılı ilamında aynen; ''...Gerçek zarar miktarı; hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü,... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile ve Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de gözönüne alındığında Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir...'' ibarelerine yer verilmiş ve ölüm veya cismani zarara yönelik olarak tazminat talebi ile ikame edilen davalarda yapılan yargılamalar sırasında desteğin veya hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin TRH-2010 yaşam tablosu esas alınarak belirlenmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.
Yargıtay... Hukuk Dairesinin 10/03/2021 tarih ve ... Karar sayılı ilamında aynen; ''...destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zarar da bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanmalıdır (YHGK., 28.06.1995 tarih, 1994/9-628 Esas, 1995/694 Karar). Ayrıca; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre 60 yaşına kadar aktif devre kabul edilmekte olup, 60 yaşını tamamladıktan sonra pasif devre zararı hesaplanması gerekmektedir.
Eldeki dosyada ise, yerel mahkemece hükme esas alınan 03.07.2019 tarihli ek aktüer raporunda; kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, aktif devre 65 yaşına kadar kabul edilerek tazminatın belirlendiği, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken de, rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zarar da bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanmadığı görülmüş olup, bilirkişi raporu yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamasına uygun ve hüküm tesisine elverişli değildir...'' ibarelerine yer verilerek destekten yoksun kalma tazminatı hesabında kullanılması gereken iskonto oranları belirtilmiştir.
Davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin hesaplanması amacıyla dosyanın aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 02/01/2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı ... nezdinde ... TC Kimlik numaralı ...'a ait ... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ve hasar dosyası, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen 02/01/2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan trafik alanında uzman bilirkişinin 20/06/2019 tarihli kusur raporu, İzmir... Çocuk Mahkemesinin...Karar dosyası, ve trafik alanında uzman bilirkişinin 23/05/2022 havale tarihli raporu, davacı ...'ye ait İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'nin vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 09/08/2022 tarihli maluliyet raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 08/05/2023 havale tarihli maluliyet raporu ve davacıya ait olarak İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen Sağlık Kurulu Raporları, ... TC Kimlik numaralı ...'ye ait iş yeri sicil dosyaları ve hizmet döküm cetvelleri, davaya konu 02/01/2019 tarihli yaralamalı trafik kazasında ... TC Kimlik numaralı ...'ye ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin olarak bulunan kayıtlar ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, güncel Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları doğrultusunda TRH-2010 yaşam tablosunun ve davacılar...'nin muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değerinin uygulanması suretiyle, davacı ...'ye ait vergilendirilmiş gelir hesaplamaya esas alınarak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri ile dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen 02/01/2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan trafik alanında uzman bilirkişinin 20/06/2019 tarihli kusur raporu, İzmir ... Çocuk Mahkemesinin ...Karar dosyası, ve trafik alanında uzman bilirkişinin 23/05/2022 havale tarihli raporu çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde, dava konusu trafik kazasının davacı ...'nin %75 oranında asli, dava dışı...'ın ise %25 oranında tali kusuru neticesinde meydana geldiği yönünde yapılan mahkememiz kabulü ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'nin vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 09/08/2022 tarihli maluliyet raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumu... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 08/05/2023 havale tarihli maluliyet raporuna göre davacı ...'nin vücut bütünlüğünde %3 (üç) oranında sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu dikkate alınarak, davacı ...'nin 02/01/2019 tarihinde gerçekleşen yaralamalı trafik kazasında yaralanmasından dolayı mahrum kaldığı ve kalacağı sürekli iş göremezlik tazminatı alacağının varsa davaya konu 02/01/2019 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle davacı ...'ye dava konusu trafik kazasında yaralanması sebebiyle dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu ve davalı ... şirketine yapılan başvuru sonucunda yapılan rücuya tabi ödemenin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, ödeme günü ile sürekli iş göremezlik tazminatlarının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi ile birlikte hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatından indirilmesi suretiyle hesaplanarak, davaya konu edilen sürekli iş göremezlik tazminatı talebi yönünden davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, aktüerya alanında uzman bilirkişi 04/09/2023 havale tarihli raporunda sonuç olarak, ...'nin geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının SGK tarafından karşılandığını, davacının ödeme tarihi olan 16/07/2021 tarihi itibarıyla sürekli maluliyetten kaynaklı zararı 41.946,89-TL olduğunu, kusur indirimi sonrası 10.486,72-TL olduğunu, davacıya 26.812,33-TL ödeme yapıldığını, bu yöndeki zararının da karşılandığını mütalaa etmiştir.
Davacı tarafça yapılan başvuru neticesinde davalı ... tarafından yapılan ödeme çerçevesinde davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı alacağının dava açılmadan önce karşılandığı anlaşılmakla, sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi (818 sayılı BK'nun 47. md.) hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Dava konusu trafik kazasının meydana geliş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geldiği tarih itibarıyla ülkenin mevcut ekonomik koşulları, trafik kazası neticesinde davacının vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oranı oluşmaması ve davacının geçici iş göremezlik süresi, tarafların kusur durumları, dava açılmadan önce davalı ... tarafından davacıya ödenen maddi tazminat bedeli ile davacının maddi zararının dava açılmadan karşılanmış olduğu ile kazanın meydana gelmesi noktasında davalı ...'un maliki olduğu araç sürücüsünün %25 oranında tali, davacının ise %75 oranında asli kusurlu oluşu, davacının kaza neticesinde vücut bütünlüğünde %3 oranında sürekli araz oluşması (sürekli iş göremezlik oluşmaması), yaralanması neticesinde 162 gün süre ile geçici olarak iş göremez hale gelmesi ile birlikte hak ve nesafet kuralları ile tarafların mevcut ekonomik durumları dahilinde davacı ... lehine 5.000,00-TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı hususunda mahkememiz nezdinde hukuki ve vicdani kanaat hasıl olmuş ve bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
Davalı ...'un ... plakalı aracın maliki olduğu gözetildiğinde, davalı ... yönünden temerrüt olgusunun haksız fiil tarihi itibarıyla vuku bulduğu izahtan varestedir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, ... nezdinde... plakalı araca ait olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası, 02/01/2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... Soruşturma sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan trafik alanında uzman bilirkişinin 20/06/2019 tarihli kusur raporu, İzmir ... Çocuk Mahkemesinin ... Karar dosyası, davacı ...'nin 02/01/2019 tarihli trafik kazasında yaralanması sebebiyle İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları, davacıya ait olarak İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen Sağlık Kurulu Raporları, davacı ... TC Kimlik numaralı ...'ye ait iş yeri sicil dosyaları ve hizmet döküm cetvelleri, davaya konu 02/01/2019 tarihli yaralamalı trafik kazasında ... TC Kimlik numaralı ...'ye ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin olarak bulunan kayıtlar, trafik alanında uzman bilirkişinin 23/05/2022 havale tarihli raporu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'nin vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 09/08/2022 tarihli maluliyet raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'nin yaralanması sebebiyle vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise hangi oranda sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 08/05/2023 havale tarihli maluliyet raporu, aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 04/09/2023 havale tarihli raporu, ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 02/01/2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde yaya konumunda iken yaralanan ...'nin vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise yaralanması sebebiyle davacı ...'nin sürekli iş göremezlik oranının ne kadar olduğu ve maluliyet oranı kapsamında davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı bedelinin ne kadar olduğunun belirlenmesi neticesinde, belirlenecek sürekli iş göremezlik tazminatı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi, davacının yaralanması sebebiyle uğradığı manevi zarar açısından ise 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, dava konusu trafik kazasının sürücü...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile ...Caddesi üzerinde ... istikametine seyir halindeyken .. önüne geldiğinden motosikletinin ön kısımları ile yolun sağından park halindeki aracın önünden karşıya geçmek için çıkan yaya...ye çarpması neticesinde meydana geldiği, kazanın oluşumu ile davacının yaralandığı, yaralanması sebebiyle davacının vücut bütünlüğünde %3 oranında sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin ise 162 gün olduğu, davacı tarafça yapılan başvuru neticesinde davalı ... tarafından yapılan ödeme çerçevesinde davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı alacağının dava açılmadan önce karşılandığı, bu sebeple davacının davalılardan sürekli iş göremezlik talep etme hakkının bulunmadığı, dava açılmadan önce davalı ... tarafından davacıya ödenen maddi tazminat bedeli ile davacının maddi zararının dava açılmadan karşılanmış olduğu ile kazanın meydana gelmesi noktasında davalı ...'un maliki olduğu araç sürücüsünün %25 oranında tali, davacının ise %75 oranında asli kusurlu oluşu, davacının kaza neticesinde vücut bütünlüğünde %3 oranında sürekli araz oluşması (sürekli iş göremezlik oluşmaması), yaralanması neticesinde 162 gün süre ile geçici olarak iş göremez hale gelmesi ile birlikte hak ve nesafet kuralları ile tarafların mevcut ekonomik durumları dahilinde davacı ... lehine 5.000,00-TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı kanaatiyle, davalı ...'un ... plakalı aracın maliki olduğu gözetildiğinde, davalı ... yönünden temerrüt olgusunun haksız fiil tarihi itibarıyla vuku bulduğu da göz önünde bulundurularak, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,
1-Maddi tazminat talebinin REDDİNE,
2-Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 5.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, 45.000,00-TL manevi tazminat bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla maddi tazminat yönünden alınması gereken 269,85-TL nispi karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 174,20-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 95,65-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE irat kaydına,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla manevi tazminat yönünden alınması gereken 341,55-TL nispi karar ve ilam harcın davalı ...'tan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Manevi tazminat yönünden yargılama gideri kullanılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat yönünden yapılan bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalıların kendilerini vekille temsil ettirdikleri göz önünde bulundurularak maddi tazminat yönünden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak manevi tazminat yönünden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 5.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak manevi tazminat yönünden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9/2. maddesi hükmü uyarınca 5.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
9-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
10-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/10/2023

Katip ...
E imza

Hakim ...
E imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim