mahkeme 2014/396 E. 2024/47 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2014/396
2024/47
18 Ocak 2024
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/396 Esas
KARAR NO : 2024/47
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 10.09.2012
KARAR TARİHİ : 18.01.2024
Mahkememizde görülen Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... İnternational Transportation Corporation vekilinin 10.09.2012 harç tarihli dava dilekçesi ile; davalı ... Ltd’nin İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyası ile işletmecisi müvekkili şirket olmasına rağmen geminin işletmecisi olarak ... aleyhine ... IMO numaralı ... isimli gemi hakkında 31.772,90 USD alacağı olduğu gerekçesi ile ihtiyati haciz kararı aldığını, bu kararı İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile takibe koyduğunu ve seferden men kararı uygulattırdığını, müvekkilinin ... Ltd Şti’ne hiçbir borcunun olmadığı gibi, geminin uzun zamandır işletmecisi olduğunu, bu nedenle borcu olmayan parayı ihtirazi kayıt ile icra dosyasına depo etmek zorunda kaldığını, borçlu olmadığı ve davalı yana gemi alacaklısı hakkı vermeyen davalının alacaklı olduğu dahi belli olmayan evraklar nedeniyle müvekkilinin yüklü olan gemisinin haksız ve yersiz yere tutuklandığını, müvekkilinin haciz tehdidi altında bu parayı ödemek zorunda kaldığını belirterek davalı yana ödenen İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yatırılan 57.750,00.-TL’nin davalı tarafa ödenmemesi için dava kesinleşinceye kadar tedbir kararı verilmesini, geminin işletmecisinin müvekkili olması nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, yatırmış oldukları meblağ iadesi haksız tutuklama nedeni ile uğramış oldukları zararların davalının yatırmış olduğu teminattan karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 12.09.2012 tarihinde İİK m.72/3 gereğince İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yatmış olan paranın alacaklıya ödenmemesi için % 20 teminat karşılığı ihtiyati tedbir konmasına karar verilmiş davacı tarafından teminat bedeli olan 11.550 TL’yi 13.09.2012 tarihinde yatırılmakla tedbir kararı uygulanmıştır.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı ... Ltd vekilinin 17.05.2013 tarihli ihtiyati tedbire itiraz talepli cevap dilekçesinde; ... gemisinin ... şirketinden 01.09.2011 tarihli zaman charteri sözleşmesi ile kiraladığını, davacının sözleşmeyi ihlal etmesi nedeniyle İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiği, TTK m.1352/f bendinin 1353 maddesi gereğince ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu kararın İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile derhal infaz edildiğini ve taraflar arasındaki anlaşmaya göre Londra/İngiltere’de süresi içerisinde tahkimin başlatıldığını, icra dosyasına da mahkeme tarafından bilgi verildiğini, geminin maliki/işleteni olan ...’ın husumet yöneltilerek bu işlemin yapıldığını, ancak derdest davanın davacısı olan şirketin 3. kişi olarak dosyaya borcunun tamamını yatırdığını ve hukuken mümkün olmayan menfi tespit davasını açtığını, dava şartı olan hukuki yarar şartının davada bulunmadığını, kaldı ki müvekkili tarafından başlatılan tahkim yargılaması ile müvekkili lehine karar verildiğini, bu kararın tenfizi için dava açacaklarını, davacının HMK m.114/h f. gereğince dava açmakta hukuki bir yararının bulunmadığını, bu nedenle davanın resen reddedilmesi gerektiğini, alınan tahkim kararı ve taraflarca imzalanan taşıma sözleşmelerinin hepsinde geminin donatanı/işleteni ... şirketi olarak görüldüğünü, müvekkilinin gemiyi bu şirketten kiraladığını, ödemeleri bu şirkete yaptığını ve hakem kararının bu şirket aleyhine verildiğini, ... isimli şirketin müvekkiline borcunun olmadığını, İİK m.72 uyarınca borçlu olanın menfi tespit davası açabileceğini ... şirketinin borçlu olduğunu, menfi tespit davasını açan firmanın borçlu firma olmadığını, İİK m.72/3 uyarınca menfi tespit davası açıldığını, parayı asıl borçlu olan ...’ın yatırmış olması halinde tahkim yargılaması yoluna gitmek zorunda kalacağını, bu nedenle 3. kişi olan davacı aracılığı ile paranın yatırıldığını, müvekkili ile ... arasında imzalan taşıma sözleşmesinde Londra tahkim kararının alınması gerektiğini, asıl dava zımnında tahkim prosedürünün başlatıldığını, Türkiye’de tenfiz şeklinde bu kararın tanınması gerektiğini, HMK m.303 uyarınca hakem kararlarının kesin hüküm niteliği bulunduğunu, asıl borçluya karşı verilmiş olan tahkim kararı varken yeniden bir karar verilemeyeceğini, ihtiyati hacze karşı itirazda TTK m.1358/c ve 1371’e göre istihkak iddiası bulunan davacının kararı veren mahkemeden bunu talep etmesi gerektiği, İİK m.72 uyarınca menfi tespit davası açamayacağını, davacı icra dairesinde geminin donatanı olduğunu iddia ettiğini, buna ilişkin sicil yazısının olmadığını, davacı ile donatan arasında kira ilişkisi var ise bu kira ilişkisine dayanarak borcu ödediğini, davacının bu parayı BK m.62 (TBK m.78)’ e göre artık iadesini isteyemeyeceği, geminin seferden men kararının kaldırıldığını, üçüncü kişi lehine ifanın söz konusu olduğunu, BK m.109 (TBK m.127 )’e göre ifada bulunan üçüncü kişi yaptığı ifa ölçüsünde alacaklarının haklarına halef olacağını, davacı geminin maliki olduğunu ispat edemediğini, davacının sunduğu belgede davacı şirketin malik olarak görülmediğini, davacı geminin hem donatanı hem de kiracısı olduğunu beyan ettiğini, bunun çelişki içerdiğini, davacının gemiyle ilgisinin bulunmadığını, ispat külfetinin davacıda olduğunu, İİK m.72/3 uyarınca verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, zaten müvekkilinin tahkim ile davayı kazanması halinde bu kararın tenfiz edilmesi ile infaz edilmesinin sağlanacağını, davacının TTK m.1359 a göre tahkim yoluna başvurmak zorunda olduğunu belirterek davanın reddine, tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 05.06.2013 tarihli replik dilekçesinde; müvekkilinin herhangi bir hukuki menfaati olmaksızın haksız yere donatan adına para yatırdığını ve söz konusu menfi tespit davası açtığı iddia edilmiş ise de bu iddianın doğru olmadığını, geminin işletmecisi olan müvekkilinin söz konusu (İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş) tedbir kararı nedeniyle büyük zarara uğradığını, ihtirazı kayıt ile teminat yatırmak zorunda kaldığını, İzmir ... icra Müdürlüğü’ne bu paranın ihtirazı kayıt ile yatırıldığını, davalının bu parayı çekmek istemesine rağmen İcra Müdürlüğü’nce 11.09.2012 tarihli kararla bu talebin reddedildiğini, davalının bunun üzerine İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası ile şikâyet yoluna gidildiğini, bu şikâyetin reddedildiğini, müvekkilinin işletmesi altında bulunan geminin tutuklanması dışında ayrıca tahkim yoluna da gidildiğini, davalı esas hakkında alacaklı olduğunu iddia ettiği ... aleyhine dava açmadan ve ihtiyati haciz kararını kesin hacze dönüştürmeden tahkim yoluna gittiğini, davalı yan TTK m.1353 ve devamı gereğince alacaklı olduğunu iddia etse de mahkemece verilmiş olan karar tedbir niteliğinde olup bu karara karşı 15 günlük süre içerisinde dava açılması gerektiği, 15 günlük süre içerisinde dava açılmadığından ihtiyati tedbir kararının düştüğü, ihtiyati haciz kararının da kesin hacze dönüştürülmeden tüm taleplerinin reddi ile yatırılan teminatın iadesine karar verilmesini talep ettiğini, Türkiye’de davalının yapmış olduğu işlemlerin haksız olduğunu, davalının tahkim kararı olarak belirttiği kararın dava dışı ...’den alacaklı olduğuna ilişkin karar olup, davalının bu alacağını İngiltere İcra Müdürlüğü vasıtası ile ilgilisinden alması gerektiği, ... gemisi işletmecisi olan müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun olmadığını belirterek dava kesinleşinceye kadar tedbir kararının devamına, davalının her türlü taleplerinin reddi ile müvekkilinin davasının kabulüne, yatırmış olduğu teminatın müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin 31.07.2013 tarihli düplik dilekçesinde; yetkiye, tahkime ve esasa uygulanacak hukuka ilişkin bir anlaşmanın varlığı halinde türk mahkemesinin yetkisi başlıklı TTK m.1356 gereğince esasa ilişkin davanın kanuni süresi içerisinde açıldığını, tahkim de davanın görüldüğünü, bu konuda bu davanın tenfizi için İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin ... Esas sayılı dosyasının açıldığını, tahkim sonucunda verilen kararın kesinleştiğini, kesin hüküm teşkil ettiğini, hakem kararlarının HMK m.303 gereğince kesin hüküm niteliğinde bulunduğunu, davacının dava açmakta HMK m.114/1-h bendine göre hukuki yararının bulunmadığını, davanın reddinin gerektiğini, geminin donatanının ... olduğunu, esas hakkında da davacının vermiş olduğu vekâletnamenin ... adına olduğunu, vekâletteki ismin vekâlet aslında bulunan ... isimli şirketle aynı olmadığını, bu vekâletname ile davanın takip edilmesinin mümkün olmadığını, davacının icra dosyasında geminin hem donatanı hem de kiracısı olduğunu beyan ettiğini, ispat külfetinin davacıda olduğunu, ihtiyati tedbir kararının İİK m.72/3 bendine göre verildiğini, bu tedbirin değerlendirilmesinin yTTK m.1358/c, 1370 ve 1371’e göre yapılması gerektiğini, tahkim şartını bertaraf etmeye yönelik açılan bu davanın hukuki menfaatten yoksun olduğunu, geminin üzerindeki ihtiyati haczin devam ettiği düşünülse davacı menfi tespit davası açsa dahi TTK m.1359 gereğince tahkim davasına bakan kurulun bu konuda karar vermeye yetkili olacağını, tahkimin de müvekkili lehine sonuçlandığı için alacağını tahsil edebileceğini belirterek tedbir kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
Dava; dava konusu olan geminin işletmecisi olduğunu iddia eden davacının İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’ne verilmiş olan ... D.İş sayılı dosyasındaki ihtiyati haciz kararının kaldırılması için yatırılan teminatın üçüncü kişi olan müvekkilince ödenmesi nedeniyle davalıya ödenmemesi ve haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğramış olduğu zararın davalının yatırmış olduğu teminattan karşılanmasına ilişkindir.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
Davacının dosyaya ibraz etmiş olduğu gemi kiralama sözleşmesi, Rusya ve Türkçe tercümesi ile İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyası, İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E.- ...K. sayılı dosyası, İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası incelenmiştir.
İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.iş sayılı dosyasının incelenmesi ile; ihtiyati haciz talep eden ... Ltd’nin 05.09.2012 harç tarihli talebi ile müvekkilinin ... IMO numaralı ... gemisinin donatanı/işleteni ... ile arasında 01.09.2011 tarihli zaman esaslı charter sözleşmesi yapıldığını ve bu sözleşmenin uzatıldığını, son olarak 02.04.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 aylığına 03.07.2012 tarihine kadar bu sözleşmenin uzatıldığını, karşı taraf donatanı/işleteni ...’ın ... gemisini müvekkiline denize ve yüke elverişli olarak üç aylığına kiraladığını, belirlenen ücreti peşin olarak ödendiğini, 51.000,00 USD kira ücretinin 31.05.2012 tarihinde karşı tarafa ödendiğini, geminin sefere çıkabilmesi için 15.06.2012 tarihinde gemiye 15.750,00 USD tutarında yakıt aldığını, geminin yük almak için Novorossisk/Rusya Limanına gittiğini, 20.06.2012 tarihinde yükün gemiye yüklendiğini, 21.06.2012 tarihinde Rus Liman İdaresi’nin gemi üzerinde yaptığı incelemede geminin donanımının kontrol edilmesi ile geminin limandan ayrılmasına izin verilmediğini, seferden men edildiğini, müvekkilinin çok defa sefere devam etmesi için karşı tarafı uyarmasına rağmen cevap alamadığını, 21.06.2012 tarihinden itibaren sözleşmenin 9 ve 12. maddesine dayanarak kira dışı tuttuğunu, sözleşmenin 9. maddesinin a bendi geminin seferden men edilmesi ve/veya geminin kusuru sebebiyle istenilen sefere çıkamaması, kaptan veya diğer gemi adamlarının sözleşmede belirtilen hizmetleri yerine getirmemesi hallerinde geminin kira dışı kalacağının hükmedildiğini, bu durumun aleyhine haciz istenilen tarafa bildirilmesine rağmen gemiye elverişsiz durumda olmamasının belirtilmediğini, akabinde Rus makamlarının geminin sefere devamına izin vermesine rağmen, geminin sebepsiz yere sefere çıkmadığını, bunun üzerine müvekkilinin charter sözleşmesini fesih ettiğini, TTK m. 1352/f bendi gereğince geminin kullanılması ve kiralanmasından doğan alacakların deniz alacağı olduğu yTTK m. 1353/4 gereğince ihtiyati haciz sebebi teşkil ettiğini, 21.06.2012 - 27.06.2012 tarihleri arasında kira dışı tutulan zamana ilişkin peşin ödenen kira ücreti olan 10.234,00 USD, geminin kira dışı zamanda tükettiği yakıt bedeli olan 1.894,20 USD, 27.06.2012’ den 01.07.2012’ye kadar peşin ödenen kira ücreti olan 7.344,00 USD ve gemiye tedarik edilen ve fakat geminin sefere çıkmaması nedeni gemide kalan yakıt ücreti 12.300,70 USD olmak üzere toplam 31.772,90 USD zararın tazmini için geminin ihtiyati haczini talep ettiklerini belirtmiş, Mahkemece toplanan delillerle 05.09.2012 tarihinde ihtiyati haciz talep edenin talebinin kabulü ile ... IMO numaralı ... isimli gemi üzerine Aliağa’da bulunması ve girmesi halinde uygulanmak üzere alacaklı 31.772,90 USD karşılığı olmak kaydı ile TTK m. 1352/f ve 1353 gereğince 10.000 ÖÇH karşılığı 15.000,00 USD teminat ile ihtiyati haciz kararı verildiği, bu kararın İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icraya konulmuştur.
İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesiyle; takip alacaklısı ... Limited vekilinin İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.iş sayılı dosyasındaki ihtiyati haciz kararına dayanarak ... IMO numaralı ... gemisinin ihtiyaten haczi ile seferden men edilmesini talep ettiği, 10.000 ÖÇH karşılığı 15.000,00 USD teminat yatırdığı, geminin 05.09.2012 tarihinde haczedildiği, bunun üzerine üçüncü kişi olduğunu beyan eden ... vekilinin 10.09.2012 tarihinde İcra Müdürlüğü’ne başvurarak ihtirazı kayıtla ihtiyati haciz miktarı olan 31.772,90 USD karşılığı 57.750,00 .-TL’yi geminin donatanı ve işletmecisi sıfatıyla dosyaya yatırdığı, gemi üzerindeki seferden men kararının kaldırılmasını talep ettiği ve men kararının 10.09.2012 tarihinde kaldırıldığı, alacaklı vekilinin yatırılan teminat bedelinin ödenmesini talep etmesi üzerine 11.09.2012 tarihinde İcra Müdürlüğü’nün verdiği kararla üçüncü şahıs ...’ın İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında dava açması nedeniyle tedbirin mahkeme tarafından incelenmesi ve yatırılan paranın ihtiyati haczi talep edene muvafakat edilmediğinden talebin reddine karar verildiği, bu talebin reddi üzerine İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E.- ... K. sayılı kararla ihtiyati haciz talep eden tarafın icra müdürlüğü işlemini şikâyet ettiği, bu şikâyetin değerlendirilmesiyle talebin reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Mahkememizce 15.09.2022 tarihli celsede mahkememize ait ... E. sayılı dosyasının sonucunun beklenildiği ancak henüz sonuçlanmadığı, bu dosyada davacı olarak yer alan ... Ltd.’in davalı ... IMO numaralı ... Gemisi Donatanı ...'a tebligatın yapılamadığı ve dosyanın işlemden kalktığı, dolayısıyla bu davanın beklemesinin derdest dosya için yargılamanın uzamasına sebebiyet vereceği belirlendiğinden bilirkişi incelemesi yapılarak dosyada rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi olarak Dr. ... Dr. ... ve ...’dan 22.02.2023 tarihinde asıl ve 01.06.2023 tarihinde ek rapor alınmıştır. Bilirkişilerin vermiş olduğu 22.02.2023 tarihli asıl raporda, davacı tarafından ileri sürülen talepler ile davanın niteliğine ilişkin tespit ve değerlendirmelere göre 12.09.2012 tarihli tensip tutanağında davanın niteliği menfi tespit davası olarak tespit edilerek İİK m. 72 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verildiği, bu tespite göre 10.09.2012 tarihli dava dilekçesinin netice ve talep bölümünde yer verilen “borcu olmadığının tespiti ” ifadesinin yer aldığı ayrıca davacının haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğramış olduğu zararların tazmini herhangi bir miktar belirtmeksizin- de talep ettiği, ayrıca, dilekçenin dava bölümünde “menfi tespit — istirdat” ifadelerine yer verdiği, davalı tarafından verilen 17.05.2013 tarihli cevap dilekçesiyle de ihtiyati hacze konu geminin dava dışı ... şirketinden kiralanmasından kaynaklanan ihlâller nedeniyle bu şirkete karşı ihtiyati haciz kararı alındığı, bu ihtiyati haciz kararının da yine taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olarak tahkim yoluyla tamamlayıcı prosedürünün yürütüldüğü, aleyhine ihtiyati haciz kararı alınan, bu karar icra edilen ve tahkim yoluyla tamamlayıcı işlemleri yapılan tarafın bu davadaki davacı olmadığı, ayrıca bu hususun, taraflar arasındaki çekişmeli de bulunmadığı, buna göre, davanın davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile haksız ihtiyati haciz nedeniyle tazminata yönelik bir dava olduğu, menfi tespit davalarında, hukuki yarar dava şartının özel olarak tespiti ve ispatı gerektiğinden, kendisine karşı herhangi bir alacak iddiasında bulunmayan kişiye karşı açılan bir menfi tespit davası -esas itibarıyla haklı olsa dahi- hukuki yarar dava şartından yoksun olduğunun kabul edildiği, O hâlde, davalının davacıya karşı herhangi bir alacak talebinde bulunmadığı konusunda taraflar arasında dahi hiçbir tereddüt olmadığına göre, davalıya karşı yöneltilen menfi tespit davası bakımından hukuki yarar dava şartının gerçekleşmediği, nitekim Yargıtay’ın kararlarında, icra takibinin tarafı olmayan üçüncü bir kişi tarafından menfi tespit davası açılabilmesi için o icra takibi bakımından kendisine de ödeme emri tebliğ edilmiş ve böylece hukuki durumunun tartışmalı hâle getirilmiş olması gerektiğinin belirtildiği, davacının ileri sürüldüğü diğer bir talep olan ihtiyati haciz dosyasına yatırılmış olan “meblağın iadesi” talebi de ayrıca değerlendirildiğinde, İhtiyati haciz dosyasına yapılan ödemenin, borçlu olunmayan bir dosya için üçüncü kişi sıfatıyla yapılan ve esasen TTK m. 1371 uyarınca ihtiyati haczi kaldırmayı amaçlayan bir ödeme olduğu, bu ödeme ile ilgili icra dosyasında borçlu olan dava dışı ... ve hesabına yapılmış bir ödeme niteliğinde kabul edilmesi gerektiği, İcra dosyasında yatırılan paranın akıbeti, ancak ilgili dosyanın tarafları arasında görülen bir davada karara bağlanabileceği, yani ilgili icra dosyası ve devamında yürütülen tahkim prosedürü neticesinde dosya alacaklısı ve borçlusu bakımından yapılan tespitlere göre hareket edilmesi zorunlu olduğu, ilgili uyuşmazlığın tarafı olmayan kişilerce menfi tespit ve devamı olarak istirdat talepleriyle bu sonuca gidilmesi mümkün olmadığı, bu nedenle, davacının iadesini talep ettiği tutar bakımından taraf sıfatının olmadığının belirlendiği, söz konusu paranın davacı tarafından icra dosyasına ödense dahi bu paranın o icra dosyasının alacaklısı nam ve hesabına yapılan bir ödeme olduğundan bu iddiayı sadece ilgili alacaklı ileri sürebileceğinin kabul edilmesi gerektiğini, nitekim icra dosyasının alacaklısı ve borçlusu arasında bu hususların incelenerek karara bağlandığı ve tenfiz aşamasında olan bir tahkim yargılamasının da yürütülmüş olduğu da dosyada yer alan bilgi ve belgelerle anlaşıldığı, sonuç olarak davacı tarafından ileri sürülen diğer bir talep olan “haksız tutuklama nedeni ile uğramış olduğu zararların karşılanması” talebi de değerlendirilmesi halinde bu talep ile ileri sürülen davanın niteliğine, davalı tarafından haksız bir şekilde alınan ihtiyati haciz kararından zarar gördüğünü iddia eden davacı tarafından TTK m. 1361 uyarınca açılmış bir tazminat davasını da talebine eklediği, şöyle ki davacının dava dilekçesinin netice ve talep bölümünde bu talebi de - herhangi bir miktar belirtmeksizin- ileri sürdüğü esasen ileri sürülen bu zarar miktarına davacı tarafından icra dosyasına yatırılmak zorunda kaldığı ve bir önceki paragrafta değerlendirilen miktar da dahil edilebileceği, zira davacının haksız bir ihtiyati haciz söz konusu ise, bundan ortaya çıkan zararı en aza indirgeyebilmek için icra dosyasına bir miktar para da ödemek zorunda kalmış olabileceği, bu miktara, davacı tarafından ileri sürülen ve ispatlanabilecek diğer zararların da istenebileceği, ancak, herhangi bir miktar belirtmeksizin sadece zararların tazmini şeklinde bir talep sonucunun, HMK m. 119/1f’na uygun olmadığı, (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C. H, İstanbul 2001, s. 1607 vd). Bu halde, açık bir tazminat talep edilmesi için HMK m. 119/2f uyarınca (HGK, 10.10.2019, 2018/999, 2019/1049) ve esas taraflar arasındaki yargılamanın akıbetine göre haksız bir ihtiyati haciz söz konusu ise, davacının bu ihtiyati hacizden kaynaklanan zararı tespit edilerek sonuca gidilmesi gerektiği belirlendiğinden;
1-Davacı tarafından ileri sürülen menfi tespit talebi bakımından hukuki yarar dava şartının sağlanamadığı,
2- Davacı tarafından ileri sürülen ödenen miktarın iadesi talebi bakımından taraf sıfatının bulunmadığı; ancak, bu talebin tazminat talebi içerisinde ve tazminat talebinin bir unsuru olarak değerlendirilmesinin de mümkün olduğu,
3- Davacı tarafından ileri sürülen haksız ihtiyati hacizden kaynaklı tazminat talebinin HMK uyarınca netleştirilmesi gerektiği ve TTK m. 1361 uyarınca ve ihtiyati hacze esas alacağa ilişkin yapılan yargılamalar neticesinde değerlendirilebileceği belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekili 13.03.2023 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkili tarafından kiralanmış bir geminin bulunduğunu, davalının ise donatana tebligat dahi yapmadan ihtiyati haciz kararı doğrultusunda geminin seferden men ettirdiğini, Liman Başkanlığı tarafından geminin işletmecisi ve kiracısı olan müvekkiline bildirildiği, davalıya halen bir tebligat yapılamadığı, müvekkilinin dava açmakta hukuki yarar bulunduğunu, geminin seferden men edilmesi ile her bir gün ödenecek liman ücreti ve yakıt ücreti ve diğer ücretlerin müvekkili tarafından karşılanmak zorunda olduğunu, bilirkişilerin de belirttikleri üzere dava dışı ... nam ve hesabına yapılmış ve bir ödeme kabul edilemeyeceği, müvekkilin seferden men tehditi altında bu parayı ödemekten başka çaresi kalmadığını, müvekkilinin herhangi bir miktar belirtmemiş olmasının HMK m. 119’a uygun olmadığının belirtildiği, geminin ihtiyati haciz ve seferden men tehtidiyle kaç gün bu şekilde kalacağı, günlük işletme maliyeti ve yolculuğun zamanında bitirilememesi nedeniyle oluşacak olan toplam zararın dava sırasında belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalı ile dava dışı üçüncü kişiler arasında halen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında derdest bir tenfiz davasının bulunduğunu, bu davanın bekletici mesele yapılmasını belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekilinin 13.03.2023 tarihli beyan dilekçesinde; davacının menfi tespit davası bakımından hukuki yararı bulunmadığı, davacı tarafından ödenen miktarın iadesi bakımından taraf sıfatı bulunmadığı, ancak bu talebin tazminat içerisinde değerlendirilebileceği, tazminat talebini de netleştirmediği belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce davacı tarafın itirazları dikkate alınarak bilirkişilerden 01.06.2023 tarihinde ek rapor alınmıştır. Bu ek raporda; davacı tarafından ileri sürülen menfi tespit davasında hukuki yararının bulunduğu iddiası incelendiğinde dava dışı ...'a karşı başlatılan icra takibine konu olan borcun bu takibin tarafı olmayan ve bu yönde iddiası da olmayan davacı tarafından takibin sona erdirilmesi amacıyla ödendiği, davacının bu takip nedeniyle uğradığı zararın da tespit edilemediği, davacının iddia ettiği zararın araştırılarak değerlendirilebileceği, menfi tespit davası olamayacağı, zaten davalının davacıya karşı herhangi bir alacak iddiasının bulunmadığı bu nedenle menfi tespit davasının hukuki yararının bulunmadığının belirlendiği, yine davacının diğer itirazı olan net bir tazminat miktarı belirtilmeksizin dava açılamayacağı halde davacı bu zararın hesabının yapılamadığını ileri sürmesinin de abesle iştigal olduğunu, itiraz konusunda asıl raporda yapılan tespitler ve gerekçeler hatırlatıldığında HMK m. 119/1f gereğince açık bir tazminat talebinin belirlenmesi ve HMK m. 119/2f gereğince hareket edilmesi haksız ihtiyati haciz söz konusu ise ihtiyati hacizden kaynaklanan zararın tespit edilerek sonucuna göre hareket edilmesi gerektiği, hiçbir bir miktar belirtilmeksizin dava açılmasının mümkün olmadığı, bekletici mesele hususunda takdirin mahkemeye bırakıldığı, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 25.07.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu, müvekkilinin geminin işleteni olması nedeniyle zarara uğradığını, teminat mektubunun müvekkilinin ödemesinin zorunlu kalması nedeniyle bu teminatın iadesinin istediklerini, ödemek zorunda kalınan teminatın en az zarar kapsamında bulunduğunu, bu durumun zaten açık olduğunu, geminin kaç gün ve saat seferden men edildiğini, taşıdığı yüke ilişkin meydana gelen zararın o esnada belirlenemeyeceğini, bekletici mesele konusunda takdirin mahkemeye bırakıldığını, belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekilinin 20.07.2023 tarihli beyan dilekçesinde; ek rapordaki tespit ve değerlendirmenin davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini belirtmiştir.
Bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere davacı tarafa HMK m. 119/2f uyarınca dava dilekçesinde belirtmemiş olduğu zarar miktarını açık bir şekilde talep sonucu açıklaması için süre verilmiştir.
Davacı vekili 16.10.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; icra dosyasına ihtiyati haczin kaldırılması için 31.772,90 USD karşılığı 57.750,00 TL yatırdıklarını bu paranın iadesi için dava açtıklarını, ayrıca kabul edilen tedbir talepleri ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasının takibin durması için % 20 tutarında 11.550,00 TL teminat yatırdıklarından dolayı bu miktarın da zarar kapsamında değerlendirilmesini istediklerini, toplam 69.300,00 TL olduğunu, davalı ... Ltd.’in geminin maliki olmadığını, ...'a karşı bir alacağı varsa bunu tahkim veya açacağı genel mahkemelerde dava ile ispatlaması gerektiğini, müvekkili kira işletmecisi olup borçtan sorumlu olmadığını, günlük geminin 750 USD’ye kiralandığını, 5 günlük kira parasının 3.750,00 USD olduğunu, kur farkından doğan alacaklarını, saklı kalmak kaydıyla ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile alacağını tahsilini istediğini, beyan etmiştir.
Davacı tarafın HMK m. 119/2f gereğince süresi içerisinde açıklamış olduğu taleplerin, Volcao Standart hacim Gemi Kiralama Sözleşmesi hükümlerine istinaden davacı ile gemiyi kiralayan ... arasındaki kira sözleşmesi hükümleri incelenerek ve aynı zamanda dosyada mevcut İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasındaki ihtiyati haciz kararına göre ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı ve haksız ihtiyati haciz olup olmadığı ve varsa zararı ve buna ilişkin zararın oluşup oluşmadığı konularında ek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişilerden 17.11.2023 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; davacı vekili tarafından deniz ticaretinin özel nitelikli olduğu ve özel hükümlerin uygulandığını belirterek genel hukuk ilkelerinin uygulanamayacağını iddia etmiş ise de; TTK m. 1350 vd ve TTK m. 1351 e göre “(1) Bu Kısımda özel olarak düzenlenmeyen hususlarda, İcra ve İflas Kanunu hükümleri, 936 ncı madde ile 937 nci maddenin birinci fıkrasında öngörüldüğü şekilde uygulanır.” Hükmünde yer aldığı üzere menfi tespit davası gibi konularda TTK m. 1350 vd da düzenlenmeyen hallerde deniz ticaretini ilgilendiren bir konu olsa dahi İİK m. 72 vd hükümleri uygulanacağından davalı tarafından kendisine karşı alacak talebinde bulunulmamış ve borçlu olarak yer almayan davacının menfi tespit davası açmakta aktif dava ehliyeti olmadığı kanaatinin değişmediğini, davacı vekilinin müvekkillerinin nasıl bir dava açması gerektiğini belirtmediğine yönelik iddialarının ise davacının başvurabileceği hukuki yolların bulunduğu, ancak bu konuda bilirkişilerin davacı vekiline yol göstermek yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı vekilinin icra tehdidi altında icra dosyasına ödeme yapan kişinin menfi tespit davası açmaktan başka çaresi olmadığına ilişkin iddiaları değerlendirildiğinde; davacının icra tehdidi altında olmadığı, davacının menfi tespit davası açmasının hukuken mümkün olmadığı, bu durumda takip alacaklısına karşı menfi tespit davası açılamayacağı, ancak deniz icra hukukunda bu hale ilişkin ayrı ayrı yolların düzenlendiği, davacının 16.10.2023 tarihli zarar açıklaması bakımından teminat olarak yatırdığı 57.750,00 TL nin iadesi ile ek olarak tedbir talebi kapsamında yatırılan 11.550,00 TL ve 3.750,00 USD yakıt, kumanya ve mürettebat ücreti talep ettiği, davacı tarafından davalıya ödenen bedellerin olmayıp, bu bedellerden 57.750,00 TL ve 11.550,00 TL ilgili dosyalarda teminat olarak beklediği, davacının haklı olduğunun tespit edilmesi halinde kendisine iade edilecek olup, iade haricinde aynı miktarın ayrı bir zarar kalemi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, yakıt, kumanya ile mürettebat ücretine ilişkin zarar kalemlerine yönelik ödeme belgeleri ile delillerin sunularak zararın ispat yükünün davacıya ait olduğunu, ancak herhangi bir delil ve belge sunulmadığı, ayrıca davanın başında ileri sürmediği zarar kalemlerini ileri süremeyeceği, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı ihtiyati haciz dosyasında bu davanın davalısı ... Ltd şirketini ... a karşı ... gemisi üzerinde 05.09.2012 tarihinde 31.772,90 USD karşılığında ihtiyati haciz kararı verildiği, kararın İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 05.09.2012 tarihinde icra edildiği, taraflar arasındaki charter sözleşmesi kapsamında LMAA – Miktarı Düşük Talepler Prosedürlerine uygun olarak Londra'da tahkim yargılaması yapıldığı, ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin ihtiyati haczi tamamlayan merasimine uygun olarak bu belgelerin sunulduğu (TTK m. 1376 ve İİK m. 264 ) tahkim yargılamasında ... Ltd lehine karar verildiği, bu kararın tenfizi talebinin İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında dava edildiği, ancak yargılama gideri yatırılmadığının davanın usulden reddedildiği, davacı vekilinin 16.10.2023 tarihli beyan dilekçesinde davalı ... Ltd in deniz alacaklısı olduğunu iddia ettiği şirketin ... olduğu, bu şirketin geminin maliki değil donatanı / işleteni olduğu, TTK m. 1369 karşısında geminin ihtiyati haczinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğünü, ihtiyati haciz yargılamasında da davacının bu geminin maliki değil işleteni olduğu ve gemiyi charter party sözleşmesiyle ticari olarak kullandığı, ancak ... tarafından geminin denize elverişli hale getirilmemesi iddiası ve bu iddiaya dayalı kabul ve TTK m. 1353 / 4f uyarınca ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu, oysa alacağın deniz alacağı niteliğinde olmasının tüm gemilerin ihtiyati haczini mümkün kılmadığı, TTK m. 1369 gereğince deniz alacakları sebebiyle TTK m. 1352 ye dayanılarak ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için bu geminin deniz alacağından sorumlu olanların maliki olduğu gemi olması veya alacağın gemi rehini, ipoteği veya gemi üzerinde ayni nitelikte bir hak bulunması halinde geminin mülkiyet ve zilyetliğine ilişkin olması durumunda istenebileceği, bu durumda ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi halinde İİK m. 265/2f uyarınca ihtiyati haciz dosyasına itirazın ileri sürülmesi gerektiği, ayrıca bu hukuka aykırı ihtiyati hacizden 3. Kişinin zarar görmesi halinde haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan bir tazminat davasında değerlendirilmesi gerektiği, ancak bu davanın kapsamı içerisinde ileri sürülen iddia ve taleplerle bağdaşmadığı ve görüşlerde herhangi bir değişiklik olmadığı belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 12.12.2023 tarihli beyan dilekçesinde; bilirkişi heyetinin ek raporunu kabul etmediklerini, menfi tespit davası açamayacaklarına ilişkin görüş bildirdiklerini, müvekkilinin konulan seferden men kararından doğrudan etkilendiğini, icra tehdidi altında borç yatırdığını, bu yüzden menfi tespit davası açtıklarını, dolayısıyla bilirkişilerin görüşlerinin hatalı olduğunu, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasındaki ihtiyati haciz kararını incelediklerini TKK m. 1352 de ki ve TTK m. 1369 da ki şartların gerçekleşmediğini ve ihtiyati haczin hukuka aykırı olduğunu bildirmelerine rağmen teminatların zarar kalemi olarak kabul edilemeyeceğini, icra dosyasına icra tehdidi altında yatırılan 57.750,00 TL'nin o tarihteki 31.772,90 USD'ye tekabül eden miktar olduğunu, müvekkilinin zarara uğradığını, bu miktarlarda hem faiz hem de kur zararlarının bulunduğunu belirterek taleplerini tekrar etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 05.12.2023 tarihli beyan dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre;
Mahkememizce alınan 22.02.2023, 01.06.2023 ve 17.11.2023 tarihli asıl ve ek raporlarda, davacının hem dava hem de bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde bildirmiş olduğu talepler ve uğradığını iddia ettiği zararlardan dolayı açılan menfi tespit davası değerlendirilmiş ve yapılan incelemede davacının açtığı menfi tespit davasının şartlarının oluşmadığı, İİK m. 72 de yer alan menfi tespit davasının şartları değerlendirildiğinde;
Davacının dilekçesinin sonuç kısmında yer alan “geminin işletmecisinni müvekkili olması sebebiyle davalı ... Ltd ye bu yönde bir borcu olmadığının tespiti ve yatırmış olduğu meblağın taraflarına iadesi ve haksız tutuklama nedeniyle uğramış olduğu zararların karşı yan tarafından yatırılmış olan teminattan karşılanması ” talebinde bulunduğu belirlenmiştir.
Bu talebin menfi tespit ve istirdat olarak yapıldığı dava dilekçesinin başlık kısmında da yer almıştır. Davalı taraf ise; ihtiyati hacze olan geminin dava dışı ... Şirketinden kiralanmasından kaynaklanan ihlaller (geminin denize elverişli olmaması ) nedeniyle ihtiyati haciz kararının alındığını ve sözleşme hükümlerine uygun olarak tahkim yargılamasının yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Aleyhine ihtiyati haciz kararı alınan ve bu kararı icra eden ve tahkim yoluyla tamamlayıcı işlemleri yapılan tarafın bu davadaki davacı taraf olmayıp, dava dışı ... ile davalı ... Ltd arasında tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı belirlenmiştir.
Menfi tespit davasında hukuki yararın dava şartı olduğu, kendisine karşı alacak iddiasında bulunmayan kişiye karşı dava açmakta hukuki yararın bulunmadığı, hem doktrin de hem de yargı kararlarında kabul edilmiş olup, somut olayda da davacıya karşı ileri sürülmüş bir alacak talebi olmadığı halde borçlu yerine icra dosyasına teminat yatırmasında ve bu teminata istinaden borçlu olmadığını ileri sürmesinde hukuki yararı bulunmadığı belirlenmektedir. Davacının talebi ihtiyati haciz dosyasına yatırmış olduğu “meblağın iadesi” niteliğinde, TTK m. 1371 gereğince dava dışı ... ve hesabına ihtiyati haczi kaldırmaya yönelik bir ödeme olup, taraflar arasında yürütülen tahkim prosedüründe uyuşmazlığın çözüme kavuştuğu ve bu dosyadaki davacı ... Limited’in aleyhine tahkim yargılamasına başvurduğu, ... gemisi donatanı ...’dan “24,552.75 ABD Dolarını 28 Haziran 2012 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işleyecek yıllık %4,5 (yüzde dört buçuk) oranında faizi ile birlikte ödemesine” tahsiline ve yargılama giderlerine hükmedildiği belirlenmiştir. Bu halde davacının tahkime konu olan uyuşmazlıkta taraf olmadığı anlaşılmaktadır. İcra dosyası ve devamında yürütülen tahkim prosedüründe taraf olmayan davacının menfi tespit ve istirdat talebinde bulunması mümkün değildir. Bu halde bilirkişilerin raporlarında da belirtmiş olduğu başka hukuki yollara başvurarak yatırmış olduğu teminatı talep etme hakkı bulunmaktadır. Ancak yargılamada tarafa yol göstermek veya başka hukuki yolların bulunduğunu belirtmek mümkün değildir.
Dolayısıyla davacının açtığı menfi tespit davasının dava şartı yokluğundan dolayı reddi gerekmektedir. Davacının diğer talebi olan dilekçenin talep kısmında yer alan yatırmış olduğu meblağın iadesiyle haksız tutuklama nedeniyle uğramış olduğu zararların teminattan karşılanmasını talep etmiş olup, dilekçesinde bu zararlarının ne olduğunu açıklamamış olması ve alınan 22.02.2023 tarihli raporda da böyle bir zararın bulunduğunu iddia etmekle birlikte ispat edilemediği belirtildiğinden davacının bu talebinin de yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davacının bilirkişi raporuna itirazında haksız ihtiyati hacze ilişkin olarak beyanda bulunmasıyla 28.09.2023 tarihli ... nolu celsede zarar miktarını açık bir şekilde belirtmesi için bir haftalık kesin süre verilmiş ve davacı vekili 16.10.2023 tarihli dilekçesiyle haksız ihtiyati haciz sebebiyle davacının İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına 10.09.2012 tarihinde borçlu adına 31.772,90 USD karşılığı yatırılan teminat bedeli olan 57.750 TL ile mahkememizin 10.09.2012 tarihli tensip tutanağının 10. Maddesinde yer alan davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yatırılacak paranın tedbiren % 20 teminatla (11.550,00 TL) alacaklıya ödenmemesi için verilen tedbir kararı ile yatırılan bu bedel ve geminin kira sözleşmesi gereği 5 günlük kira zararı 3.750 USD (yakıt, kumanya ve mürettebat bedeli) yi talep ettiği belirlenmiştir.
Bu zarar kalemlerinden 57.750,00 TL ve 11.550,00 TL’nin davacı tarafından davalıya ödenmiş bedeller olmayıp, ilgili dosyalarında teminat olarak beklediği, davacının bu taleplerinin zarar kalemleri içerisinde değerlendirilemeyeceği, zira, davanın konusunu oluşturan menfi tespit davasına ilişkin ileri sürülen bu taleplerin menfi tespit kapsamında istenemeyeceği belirlenmiştir.
Yine yakıt, kumanya ve mürettebatla ilgili ödemelerin ise, dava dilekçesinde ileri sürülmediği ve fakat yapılan açıklamayla ileri sürüldüğü, HMK m. 119/1f'ya uygun olarak talepte bulunulmadığı, kaldı ki bu talepleri açıklayıcı ve ispat edici belgelerin ve bilgilerin de sunulmadığı belirlenmiştir.
Ayrıca tahkim yargılamasında tahkim talebinde bulunan dava dışı ... Limited'in 02.04.2013 tarihli tahkim kararıyla aleyhine tahkim yargılaması yapılan ... IMO no’lu ... gemisi donatanı ...’dan 24.552,75 USD ve yargılama giderlerinden geminin denize elverişli hale getirilmemesinden dolayı alacaklı olduğu belirtilmiş olup, somut olayda ihtiyati haciz talep eden tarafın haklı olduğu da tespit edilmiştir.
Davacının ihtiyati haciz kararına istinaden dosyaya sunmuş olduğu teminatlar dışında zarar kalemlerinin ispatlanamadığı ve bu taleplerin de menfi tespit davasına konu edilemeyeceği, dolayısıyla davacının zarar iddiasının da ispatlanamadığı belirlenmiş olmakla; davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;
Davacının şartları oluşmayan ve ispatlanamayan davasının reddine,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın dava açılışında alınan 857,60 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 430,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya ödenmesine,
Yargılama giderlerinin davacının üzerine bırakılmasına,
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına davalıya verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/01/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.