Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/376
2025/137
12 Şubat 2025
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/376
KARAR NO : 2025/137
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 24/06/2024
KARAR TARİHİ : 12/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; Davacı... İnş. San. Tic. A.Ş. ile davalı tacir arasında 2022 yılından bu tarihe kadar ticari nitelikte doğal taş alım-satım ilişkisi bulunduğunu, davalı taraf yetkililerince girilen siparişler ile talep edilen ölçü ve ebatlarda doğaltaş istemi mail ortamı üzerinden davacı şirketin pazarlama ve satış departmanına iletildiğini, davacı şirketin pazarlama ve satış departmanının ise planlama ve üretim departmanlarına siparişleri ileterek davalı tarafın talep ettiği doğal taşlara ait üretim faaliyetleri başlatıldığını, davalı tarafın siparişine uygun olarak hazırlanan doğaltaşların davacının Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde bulunan fabrikasından kamyonlara yüklenerek davalı tarafa ait Aliağa OSB 'de yer alan adrese nakledildiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, taraflar aralarında 2022 yılından bu yana yukarıda bahsedildiği şekilde doğaltaş sipariş, üretim teslimi ve bedelinin ödenmesi hususlarında süregelen bir ticari ilişkinin devam ettiğini, davalı tarafa ait ... numaralı siparişler üzerine hazırlanan crema royal ex 1,5 cm türü doğal taşların taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının fabrikasında hazırlanarak davalı tarafın adresine gönderildiğini, sevkiyat sonrasında davacıyı muhasebe departmanı tarafından 28.10.2023 tarihli ... sayılı faturaları tanzim ettiğini, fatura içeriğinde, taraflar arasında ürün bedeli olarak kararlaştırılan bedelin, teslim edilecek olan ürünün cinsinin, miktarının ve teslim edilme tarihinin yer aldığını, davacı muhasebe/finans departmanı ile davalı tarafın aynı departman yetkilileri arasında fatura tarihinden sonra yapılan görüşmede cari hesap mutabakatı yapıldığını, davalı taraf yetkililerinin borçlu olduğu tutarı fatura tarihinden itibaren bildiğini, borç bedelinin davalı tarafın ticari defter kayıtlarında da yer aldığını, taraflara ait ticari defterler incelendiğinde davalı tarafın davacıya borçlu olduğunun cari kayıtlarda yer aldığını, taraflar arasında süre gelen ticari alım satım ilişkisi gereğince faturalarda belirlenen ürünlerin davacı tarafından yüklenerek ekte yer alan e-sevk irasliyelerinde yazılı plakalı kamyonlar vasıtasıyla taşınarak davalı tarafın gösterdiği yere teslim edildiğini, durumu gösterir sevk irsaliyesi davacının taşımayı yaptırdığı nakliye firması tarafından düzenlenerek taraflara teslim edildiğini, teslimata ilişkin olarak E-sevk irsalyeleri ve tarafların ticari defterlerinde kayıtlar yer aldığını, davacının edimlerini tam ve eksiksiz ifa etmiş olmasına rağmen davalı tarafın faturalarda belirlenen ödemeleri dava tarihine kadar yapmadığını, bunun üzerine davacı şirket yetkilileri tarafından davalıya elektronik poısta ve telefon yoluyla defalarca ödeme talebinde bulunulmasına rağmen her 2 fatura bedelinin de dava tarihine kadar davacıya ödenmediği, davalı tarafça ödeme yapılmadığı gibi her defasında farklı bahaneler ileri sürülürek ve başkaca siparişlerden kaynaklı bir takım iddialardan söz edilerek ödeme yapmaktan kaçınıldığını, davacı şirketin pazarlama-satış ve muhasebe departmanı çalışanlarının ödeme hususunda ilerleme kaydedememesi üzerine davalı aleyhinde 27.04.2024 tarihinde İzmir/Aliağa Arabuluculuk Bürosuna TTK M.5/A gereği Ticari Dava Şartı Arabuluculuk Başvurusu yaptıklarını, davalı taraf ile arabuluculuk safhasında yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafın temerrüde düştüğü tarih olarak en geç arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren davacının alacağına faiz uygulanması gerektiğini, davacının sözleşmeye konu faturaları ödeme günü döviz cinsinden veya fiili ödeme günündeki kur üzerinde TL olarak davalı taraftan tahsil etmek üzere tanzim ettiğinin anlaşıldığını, Türk Borçlar Kanunu’nun 99. maddesi ve Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun birlikte değerlendirmeye alındığında, alacaklı, seçimlik hakkını fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası olarak ödenmesini talep ettiği durumda alacak tahsil edilene kadar, yabancı para alacağı olarak değerlendirileceğinden, söz konusu alacağa, vade tarihinden, fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletileceğini, Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 4/a'ya göre de; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” hükmünü ihtiva ettiğini, bu nedenle davalı taraf aleyhine davacının fatura alacaklarına devlet bankalarının Amerikan Doları cinsinde açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranının uygulanmasına karar verilmesinin gerektiğini, davacı şirketin pazarlama satış ve muhasebe departmanı çalışanlarının mail ve telefon görüşmeleri vasıtasıyla defalarca talep edilmesine rağmen davalı tarafın fatura bedellerini ödememesi, ardından yapılan arabuluculuk başvurusunda da anlaşma sağlanamaması sebebiyle, davacının alacağına kavuşması ve uğradığı zararın tazmini için işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer yüksek menfaatinin bulunduğunu ve yine tüm dosya kapsamından haklılığının yaklaşık ispat seviyesinin üzerinde kendilerince ortaya konulduğunu, böylece HMK'da düzenlenmiş İhtiyati Tedbir Şartlarından yaklaşık ispat koşulunun dava dilekçesi ve eklerinde yer alan belgelerin tetkiki suretiyle sübut ettiğini, davalı tarafın yalnız davacı ile değil piyasadaki bir çok firma ile haksız biçimde ödeme yapmamak nedeniyle dava ve icra takiplerine maruz kaldığını, firma yetkililerinin muhataplarına cevap vermediği ve/veya tüm borçlarını inkar etmek suretiyle alacaklılarını zarara uğrattıklarını, arabuluculuk sürecinde dahi şirket yetkililerine ulaşmakta güçlük çekildiğini, devamlı surette yeni toplantı günleri talep ederek sürecin uzatılmasına ve oyalanmaya çalışıldığını, bunun neticesinde de ilk toplantının ancak 20 gün sonra icra edildiğini, bu hususların hepsi birlikte değierlendirildiğinde dava sonunda davacı haklı çıksa dahi para alacağına kavuşamama tehlikesinin bulunduğunu, davalı tarafça kasten, ihmalen alacaklıları zararına hareket edebileceğini, davalı tarafın aktif mal varlığını azaltarak aczine neden olabileceğini, ya da kötüleşen finansal durumunu ağırlaştırmak suretiyle davacının hakkını elde etmesini önemli ölçüde zorlaştırabileceğini, hatta tamamen imkansız kılabileceğini beyan ederek dava sonuna kadar mahkemece Uyap sorgusu sonucunda tespit edilecek davalı tarafa ait menkul, gayrimenkul mal varlıklarının tescilli bulunduğu dairelerdeki kayıtlara, işbu malların dava sonuna kadar 3. kişilere devrinin önlenmesi gayesiyle Davalıdır,Devredilemez şerhi tesisini ve yine davalı tarafın sorgu sonucu tespiti yapılarak Banka ve diğer kredi kuruluşlarındaki TL ve yabancı para mevduat hesapları ile alacaklarına işbu tutarların kaçırılmasını ve 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla Bloke Etmek yoluyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbir tesisini istediklerini beyan ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla taraflar arasındaki alım-satım ticari ilişkisinden doğan ve 28.10.2023 tarihli ...sayılı faturalarda gösterilen bedellerin toplamı olan 34.927,40 USD (Amerikan Doları)'nın ara buluculuk son tutanak tarihinden başlamak üzere Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte işleyecek faizi ile birlikte (fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden) davalı taraftan tahsili ile davacıya ödenmesine, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalı tarafın Uyap sorgusu ile tespit edilecek taşınır, taşınmaz mal varlıkları kaydına ''Davalıdır, Devredilemez'' şerhi konulması ve bankalardaki hak, alacaklarına dava sonuna kadar -teminat alınmaksızın- ya da uygun görülecek teminat karşılığında, bloke konulmasına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini davacı adına vekaleten talep etmiştir.
Cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılmış işbu dava, hukuksal dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz bir dava olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı yan tarafından iddia edilen hususların hiçbirini etmediklerini, 6100 sayılı HMK'nın "Genel Yetkili Mahkeme" başlıklı 6.maddesi ile genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun hüküm altına alındığını, davalı şirketin merkezinin "...Mah. ... Sk. No: ... Aliağa İZMİR" adresi olduğunu, Aliağa ilçesi, Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi çevresinde kaldığından Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararı uyarınca Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresi Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi olarak belirlendiğinden, işbu davada da görevli ve yetkili mahkemenin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, belirtilen yasal düzenlemeler göz önüne alındığında, davanın yetkili olmayan bir mahkemede açıldığını, bu nedenle, işbu davada yetkili mahkemenin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan bahisle yetkisiz mahkemede açılan davanın usulden reddini talep ettiğini, davacı tarafından davalı şirket aleyhine ikame edilmiş olan işbu dava hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz bir dava olduğunu, davanın ve davacının dava dilekçesinde mevcut iddiaları kabul etmediklerini, davalı şirket ...Taş Seramik A.Ş. ile davacı firma arasında süregelen ticari ilişki doğrultusunda muhtelif tarihlerde davalı şirket tarafından davacı... Mermer İnşaat Sanayi ve Tic A.Ş.’den ürün satın alımı gerçekleştiridiğini, davalıya ayıpsız olarak teslim edilen tüm ürünlerin bedeli ise davacı firmaya eksiksiz olarak ödendiğini, her ne kadar davacı yan işbu dava konusu 28.10.2023 tarihli... numaralı fatura bedellerinin müvekkil şirket tarafından ödenmemiş olduğunu iddia etmekteyse de dava konusu 28.10.2023 tarihli... numaralı faturalara konu "5... Tile" toplam 33 palet ürün taraflar arasındaki anlaşma ve ticari teamüle uygun olmayan bir biçimde, hatalı ürün ve hatalı paketleme kaynaklı olarak davalı şirkete ayıplı teslim edildiğini, söz konusu ürünlerin davalıya ait fabrikaya ulaşması sonrasında bahsi geçen ürünlerin özelinde davalı şirket yetkililerince inceleme yapıldığını, ürünlerin taahhüt edilen nitelikleri ve firma standartlarını karşılamadığını, ürünlerde ve paketlemelerde hata olduğunun tespit edildiğini, işbu tespitin neticesinde, davalı şirket tarafından davacı firmaya gönderilen 06.11.2023 tarihli e-posta ile 5000-0555-0 18 x 36 in ... Tile toplam 33 palet üründen 8 paletin (Lot.:...) kasa ebatlarının uygun olmadığının ve rework gerektiğinin, 25 palet (Lot....) – için ürün seleksiyonun ve kasa ebatlarının uygun olmadığının, 33 palet ürünün hepsi için ürünlerin anlaşmaya ve taraflar arasındaki ticari uygulamaya aykırı olarak LPN kodu olmadan ulaştırıldığının ve her palet üzerinde LPN kodlarının mutlaka bulunması gerektiğinin bildirildiğini ve her iki lot da reddedilerek iade alınmasının talep edildiğini, ürünlerdeki ve paketlemedeki hatalar ve eksikliklere ilişkin fotoğrafların da aynı e-posta içeriğinde davacı firmaya iletildiğini, sonraki süreçte davacı şirket personelleri tarafından davalıya ait fabrikaya gelindiğini, ürünlerde mevcut ayıpların görülmüş olmasına rağmen herhangi bir rework, onarım, düzeltme işleminin uygulanmadığını, ürünlerdeki ve paketlemelerdeki hataların giderilmediğini, ilgili ürünlerin de iade alınmadığını, hatta davacı şirket personelinin, davacı firma yönetiminden "söz konusu kasalara müdahale edilmesin" şeklinde talimat aldığını belirttiğini, herhangi bir işlem yapılmadığını, satıcı ayıptan doğan yükümlülüğünü yerine getirmek adına hiçbir çaba sarf etmediğini, davalı şirketin 6.11.2023 tarihinde yapmış olduğu ayıp bildirimine ve ürünlerin iade işlemlerine ilişkin sürecin başlanmasının talep edilmesine rağmen, davacı yanca ayıptan doğan yükümlülükleri yerine getirilmediğini, bu sebeple davalı tarafından davacı firmaya 27.05.2024 tarihinde yeniden e-posta gönderilerek dava konusu faturaların konusu 33 palet malın standartlara uygun olmadığı için kullanılmadığını ve iade işlemlerinin başlatılması için bir kez daha talepte bulunulduğunu, ancak davacı firma tarafından ayıptan doğan yükümlülükler ile ilgili yine herhangi bir işlem yapılmadığını, davacı şirketin ayıptan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacı şirket söz konusu ayıplı ürünlere ilişkin hukuki yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi davalı şirkete ayıplı olarak teslim edilmiş olan ürünlerin bedelinin kendilerine ödenmesi talep ettiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmünün bulunduğunu, dava konusu faturaların konusu olan ürünlerde ve paketlemelerinde hatalar bulunduğunu, ürünlerin taahhüt edilen niteliklere aykırı ve ayıplı olduğundan davacı şirketin ifa borcunu gereği gibi yerine getirmediğini, bu çerçevede satıcı taraf olan davacının ayıba karşı tekellüf borcu söz konusu olduğunu, davalı şirket tarafından Türk Ticaret Kanunu madde 23/1-c hükmü gereği ayıp bildirim sürelerine uyularak davacı yana ayıp bildiriminde bulunulduğunu, 28.10.2023 tarihli ürünlerin davalınını fabrikasına girişi 30.10.2023 tarihinde gerçekleşmiş, toplamda 33 palet ürün olduğundan ve kasaların açılarak ürünlerin incelenmesi oldukça vakit alıcı bir işlem olduğundan gerekli incelemenin olabilecek en makul sürede tamamlandığını ve teslimden itibaren 8 günlük süre içinde de davacı firmaya hem sözlü hem de yazılı bildirimlerde bulunulduğunu, ayıp halinde kanun koyucu alıcı tarafa çeşitli seçimlik haklar tanıdığını, bu haklardan birinin de alıcının satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkı olduğunu, Davalı şirket de yasadan doğan bu hakkını kullandığını ve fatura konusu ürünlerin kabul edilmediğini bildirerek iade işlemlerinin başlatılmasını davacı firmadan talep ettiğini, davacı tarafın ise ayıptan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı firmanın, ürünleri tedarikçilerden satın aldıktan sonra kendi müşterilerine satışını ve teslimini gerçekleştirdiğini, ancak belirtilen ürünlerin davalıya standartlara uygun olmayan bir şekilde teslim edilmesi nedeniyle, davalının bu ürünlerin satışını gerçekleştiremediğini, netice itibariyle zarara uğradığını, ayıplı ürünlerin yapılan tüm yazılı ve sözlü bildirimlere rağmen davacı firma tarafından iade alınmaması sebebiyle fatura konusu ürünlerin halen davalı şirkete ait ...Mahallesi... Aliağa Organize Sanayi Bölgesi Aliağa/İZMİR adresinde bulunan fabrikada kullanılmadan, gönderildiği şekliyle bekletilmekte olduğunu, davalının depolama maliyetine de katlanmak durumunda kaldığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca, ifa isteminde bulunan tarafın kendi borcunu ifa etmiş olması gerektiğini, yine Türk Borçlar Kanunu uyarınca, ayıbın bildirilmiş olması kaydıyla, ayıptan doğan def’i hakkı ortadan kalkmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 231/1 maddesinde de ".... Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz." düzenlemesinin yer aldığını, somut davada, davacının, dava konusu faturalar ile bedelini talep ettiği ürünleri ayıpsız bir şekilde teslim etmediğini, davacının taraflar arasındaki anlaşmaya, yasaya ve ticari teamüle uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ürünleri ayıpsız olarak teslim edimini ifa etmediğini, bu nedenle de ayıplı olarak kendisine teslim edilmiş olan ürünlere dair davalının ödeme yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, davalı müvekkilin ayıptan doğan defi hakkını ileri sürerek işbu haksız davanın reddini istediklerini, öte yandan, davayı ve davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı taraf ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında, dava konusu faturalara konu olanlar dışındaki birtakım siparişler neticesinde, davacıdan ihraç kayıtlı olarak alındığını, daha sonra yurtdışına ihraç edilen ancak yurtdışındaki müşterinin standartlara uygun bulmayarak chargeback düzenlediği ürünlerin bedeli, ürünlerin üreticisi/tedarikçisi olarak davacı firmaya yansıtıldığını, ancak davacı tarafından sorumlu olduğu ödemelerin yapılmadığını, davalı müvekkilin davacıdan alacak olduğu tutarlar da ödenmemiş olduğundan, davalının, davacı firmadan olan alacakları bakımında takas defi ileri sürdüklerini, davacı yan tarafından dava dilekçesinde 28.10.2023 tarihli,... sayılı faturalardan kaynaklı alacak talebinde bulunulmuşsa da dava dilekçesi ekinde 06.08.2022 tarihli,... no'lu faturanın dosyaya sunulduğunu, söz konusu faturanın dava dilekçesinde talep edilenler ile ilgisinin olmadığını ve dava dilekçesindeki taleplere delil olamayacağını beyan ederek öncelikle işbu davanın yetki itirazı doğrultusunda yetkisizlik nedeniyle usulden reddine ve dosyasının yetkili mahkeme olan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine'ne gönderilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise, dava konusu ürünlerin paketlenmesi ayrıca ürünlerin içeriğindeki hata, standart dışılık ve ayıp hususundaki beyanları doğrultusunda fatura konusu ürünler üzerinde davalı şirkete ait... Mahallesi ... Aliağa Organize Sanayi Bölgesi Aliağa/İZMİR adresindeki fabrikada içerisinde doğaltaşlar hususunda uzman bir mühendis ile doğaltaş üretimi hususunda tecrübe ve bilgi sahibi bir sektör bilirkişisinin de yer aldığı bilirkişi heyeti ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına, davacı tarafından haksız ve yersiz olarak açılan işbu davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmıştır.
Davalı yanca yetkisizlik ilk itirazı ileri sürülmekle birlikte süresinde ileri sürülen iş bu itiraz kapsamında dosya tahkikata geçmeden evvel bu yönden öncelikli olarak ele alınması gerektiği değerlendirilerek yapılan incelemesi neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 5 vd maddelerinde yetki hususunun düzenlendiği, genel yetkili mahkemenin söz konusu yasanın 6. maddesi kapsamında davalının yerleşim yeri olduğu, bununla birlikte ilişki sözleşmesel bir ilişki olduğundan adı geçen yasanın 10. maddesine göre ifa yerinin de varma yeri olan davalı yerleşim yeri olduğu bunun yanında ilişkinin davalı yanca kabil edildiği ve davacının isteminin de para alacağı olduğu göz önüne alındığında ise 6098 sayılı yasanın 89/1 maddesi kapsamında yetkili yerin ise davacının yerleşim yeri olduğu göz önüne alınarak yapılan araştırma ve inceleme sonucunda Uyap sistemi üzerinden tarafların yerleşim yerlerine ilişkin kayıtlar dosya arasına kazandırılmakla birlikte davacı adresinin ...Kayapınar/Diyarbakır, davalı adresinin ise Aliağa/İzmir olduğu ve dolayısı ile söz konusu davanın ya davacı adresinde ya da davalı adresinde açılması gerektiği bu kapsamda davacı yanca bir başka yer Mahkemesi olan Mahkememiz huzurunda bu dava açıldığından yetki tercih hakkının kullanılmakla haklı itiraz kapsamında bu hakkın davalı yana geçtiği ve itirazın süresinde sunulduğu görülmekle uyuşmazlığın bu aşamadan sonra yetkili yer olan Karşıyaka ticaret Mahkemeleri tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden yetkisizlik kararı verilmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1- Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE ve yetkili Mahkemenin KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
2- Karar kesinleşince ve talep halinde dosyanın yetkili KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine,
3- 6100 sayılı HMK'nın 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dosyanın yetkili Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine (ihtarat yapıldı)
4- Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine ve ancak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise şartlar oluşacağından yargılama giderlerinin mahkememizce değerlendirilmesine,
5- Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 12/02/2025
Katip...
E imza ¸
Hakim ...
eimza¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.