Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/940
2024/1095
9 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/940 Esas
KARAR NO : 2024/1095
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/10/2024
KARAR TARİHİ : 09/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesinde ; "Aşağıda esasa ilişkin bölümde detaylıca açıklanacağı üzere; Sözleşmeler ve eklerindeki düzenlemelerce, tüm davalılar ile davacı olarak şahsım arasında “bağımlılık ilişkisi” kurulu bulunduğu için davalıların davacı olarak şahsıma karşı “müştereken ve müteselsilen(zincirleme)” sorumlu olduklarını gösterir; 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 21/e maddesi uyarınca,... ihale kayıt numaralı “İzmir Büyükşehir Belediyesi Tam Adaptif Trafik Yönetim, Denetim ve Bilgilendirme Sistemi sinyalizasyon Projesi” işi için dosyaya ibraz edilmiş ve celbi ile dosya arasına alınacak, aşağıda belirtilen işbu dava konusu 29.08.2014, 15.02.2015 ve 27.05.2015 Tarihli sözleşme ve ekleri imzalanmıştı. Şöyle ki; Davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi(Bundan sonra iş sahibi olarak anılacaktır.) ile diğer davalı.... ile ... ortak yatırım(Bundan sonra ana yüklenici olarak anılacaktır.) arasında 29.08.2014 Tarihli sözleşme ve ekleri imzalanmıştı. Davalı iş sahibinin, 29.08.2014 Tarihli sözleşme ve eklerinde davalı ana yükleniciye verdiği yetki ile; Davalı ana yüklenici ile diğer davalı...İletişim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.(Bundan sonra aracı olarak anılacaktır.) arasında 15.02.2015 Tarihli sözleşme ve ekleri imzalamıştı. Davalı ana yüklenicinin, 15.02.2015 Tarihli sözleşme ve eklerinde davalı aracıya verdiği yetki ile de; Davalı aracı ile davacı ... olarak şahsım(Bundan sonra alt yüklenici olarak anılacaktır.) arasında 27.05.2015 Tarihli sözleşme ve ekleri imzalanmıştı. 27.05.2015 Tarihli sözleşme ve ekleri uyarınca, tüm davalılar işi üstlenmemi kabul ettiği ve açık rıza gösterdiği için 29.05.2015 Tarihinde iş sahibi ve ana yüklenicinin ya da temsilcilerinin denetimi ve kontrolü altında, Bayraklı SGK'da iş tanımı “Sinyalizasyon işleri” olarak belirtilmiş olan; Ana yüklenicinin... İşyeri Sicil Numarası altında, davacı alt yüklenici aracı firma olarak çalışanlarımın SGK girişleri yapıldı ve sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek ciddi miktarda masraf yapılıp, sözleşme uyarınca, iş için gerekli olan tüm personel, iş makinası, araç, teçhizat, ekipman, gibi vs. tüm ifaya hazırlık borçlarını tamamlandım. Tüm ifaya hazırlık borçları tamamlandıktan sonra; EK-3'te ibraz edilen, 27.05.2015 Tarihli sözleşmenin 4. madde 3. fıkra ilk cümle “Taşeronun yapacağı işler kendisine “proje” ile müteahhit tarafından iletilecektir.” düzenlemesi gereğince, işin ifa edilebilmesi için davalıların ifa borcu olan “proje teslimini” beklemeye başladım. Proje teslimini beklerken de; 27.05.2015 Tarihli sözleşmenin EK-A 16-18. madde 2. fıkra “Güzergahın tamir edilmesi durumu için gerekli işlemler, işin durumuna göre karşılıklı görüşülerek kararlaştırılacaktır” düzenlemesi uyarınca, 29.05.2015 ile 05.07.2015 Tarihleri arasında, tüm davalıların ya da temsilcilerinin “kontrol, denetim, vs.” yetkileri altında aralıklı noktasal tamiratlar yaptım. Tüm davalılar ya da temsilcileri, alt yüklenici olarak yaptığım noktasal tamirat işlerine onay verdiği ve yapılan işlerin faturalandırılması istendiği içinde hem davalıların, hem de şahsımın muhasebe kayıtlarında bulunan; “İBB sinyalizasyon projesi kısmi muhtelif hizmet bedeli” fatura açıklaması altında, 30.06.2015, 14.08.2015 ve 31.08.2015 Tarihli 3(üç) adet fatura düzenledim. Lakin; “Gerçekte; Davalılar, sözleşme gereğince, işin ifa edilebilmesi için davacı olarak şahsıma karşı projeleri teslim etme borcunu yerine getirememiş ve ifa imkansızlığı içine düşmüşken;” Kötü niyetli olarak, gerçeklere aykırı “iş alanına gitmememiz” gerekçeli İzmir Karşıyaka... Noterliği 4 Ağustos 2015 Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi noter kanalı ile şahsıma 05.08.2015 Tarihinde tebliğ edildi ve davalılar, 27.05.2015 Tarihli eser sözleşmesini tam ve asli kusurlu olarak tek taraflı haksız fesih ettiler. Hal böyle olunca; İzmir... Noterliği 11 Ağustos 2015 tarih ve ...yevmiye numaralı cevabi ihtarnamem ile sözleşme uyarınca, borcun ifa edilmemesinden doğan müspet(olumlu) zararım, sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek yaptığım masraflar, gibi vs. miktar kalemlerinin ödenmemesi nedeniyle zarara uğradığımı, bundan dolayı da tazminat yükümlülüklerinin doğduğu, gibi vs. nedenlerle de fazlaya ilişkin haklarım saklı olduğunu belirten cevabi ihtarnamem noter kanalı ile davalılara 12.08.2015 Tarihinde tebliğ edildi ve davalıları temerrüde düşürdüm. 27.05.2015 tarihli eser sözleşmesine dayalı alacağımın kesin hesaplar yapılıp, muaccel olup-olmadığına bakmaksızın sözleşme tarihinden itibaren 5(yıl) dolmadan, 20.05.2020 tarihinde tahkim davasını açtım ve süreleri kestim ve hakem heyetinin 03.02.2023 tarihinde uyuşmazlığın esasını çözmeden usulden karar verdi ve karar 19.09.2024 tarihinde kesinleşti.Hakem heyeti kararı kesinleşme tarihi esas alınıp, TBK'nun 158. madde uyarınca, 60 (altmış) günlük ek süre içinde hakem heyeti kararına konu usul eksikliklerini işbu davada, davacı olarak giderdiğim için mahkemenizce, işbu yeni açılan davada önceki dava tarihi esas alınıp, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve çözümlenmesine karar verilmesini talep ederim. Konuya ilişkin örnek olarak, yukarıda belirtilmiş ve ibraz edilmiş; Yüksek Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları ile vs. diğer içtihatlarında da; “Davalı, sözleşmenin ifasını kendi kusuru ile imkansız hale getirip, davacıya zarar verdiği için; Davacının, denkleştirici adalet ilkesine göre hesap edilip, bulunacak doğan gerçek ve güncel müspet(olumlu) zararının, müspet(olumlu) zarar kadar da doğan müspet(olumlu) zarar tazminatının, doğan menfi(olumlu) zararının, gibi vs. alacak kalemlerinin verilmesi gerektiği....” açıklanıp, belirtilmiş olduğundan ve Yüksek Yargıtay'ın içtihatlarındaki aynı konudaki görüşü istikrarlı olup, yukarıda belirtmiş olduğum kararları da aynı yönde olduğundan ve yukarıdaki açıkladığım nedenlerle; Mahkemenizce, davacı olarak şahsımın denkleştirici adalet ilkesine hesap edilip, bulunacak, doğan gerçek ve güncel müspet(olumlu) zararının, müspet(olumlu) zarar kadar da doğan müspet(olumlu) zarar tazminatının, doğan menfi(olumlu) zararının ve ödenmeyen fatura alacağının, vs. alacak kalemlerinin bilirkişi rapor tarihinden itibaren avans faizi oranı üzerinden temerrüt faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen(zincirleme) sorumlu davalılardan TAHSİLİNE ve vekalet, bilirkişi, vs. Ücret, yargılama gideri, gibi vs. tüm giderlerin davalılar üzerinde BIRAKILMASINA karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı Büyükşehir Belediyesi vekili cevap dilekçesinde, "Davacının Belediyemiz ve diğer davalılar aleyhine fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açmış olduğu alacak davasını kabul etmiyoruz. Aşağıda açıklayacağımız sebeplerle müvekkil idare yönünden öncelikle husumet, zamanaşımı ve aynı konuda davacı tarafından açılmış olan dosyarun halen derdest olması sebebiyle usulden ve esastan davanın reddi gerekmektedir.Şöyle ki; Davacı taraf işbu davada ileri sürdüğü aynı iddia, konu ve talepler ile aynı taraflar aleyhine İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açmıştır. Bu dosyada verilen 06.06.2023 tarih...sayılı kararın gerekçe kısmında;“Tahkim süreci devam ederken Mahkememiz nezdinde tahkim sürecinin sona erdirilmesi ve açılan davanın kabulünün istenebilmesinin mümkün olup olmadığı yönünden yapılan incelemeye göre tarafların karşılıklı iradeleri ile tahkim yolunun öncelikli olarak kabul edildiği ve bu sürecin henüz sona erdirilmediği hususu dikkate alındığında iş bu davanın açılabilmesi için gerekli dava şartının oluşmadığının kabulü gerektiği ve davanın aynı konuda devam eden tahkim süreci olduğu dikkate alınarak derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava dosyasında davalı olarak gösterilen İzmir Büyükşehir Belediyesi, ....'nun davacı ile davalı ... İletişim A.Ş. arasında imzalanan Taşeron Sözleşmesinde herhangi bir taraf sıfatlarının olmadığı, davalıların bu dava dosyası yönünden sorumluluklarına ilişkin olarak taşeron sözleşmesinde herhangi bir hususun tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bunun yanında davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme tarihinin 27/05/2015 tarihli olduğu, davacının İzmir... ATM'ne başvuru tarihinin 06/10/2020 olduğu, davalı ... İletişim A.Ş. Tarafından taşeron sözleşmesinin tek taraflı feshedildiğine ilişkin ihtarnamenin 04/08/2015 tarihinde düzenlendiği, bu sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıkların belirtilen tarihten itibaren TBK Md. 147/6 hükmü uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve yapılan başvurunun ayrıca Mahkememizde açılan davanın bu süre geçtikten sonra açıldığı görülmekle davanın süresinde olmadığı anlaşılmış, aynı zamanda istemin bu haliyle de incelenemeyeceği görülmüş, davanın reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” denilerek, davacının aynı konu ve taleplerle açtığı dava tahkim sürecinin sona ermemiş olması, husumet ve zamanaşımı yönlerinin tamamı gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Davacı İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.06.2023 tari...sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarih ... Esas ...Karar sayılı kararı ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarih ...Karar sayılı kararına karşı da temyiz yoluna başvurulmuştur. Kararlar dilekçemiz ekinde sunulmaktadır. Davacı her ne kadar dava dilekçesinde aynı taraflara aynı konu ve taleplerle açmış olduğu bir dava dosyası olduğundan ve aleyhine sonuçlandığından bahsetmemiş ise de, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.06.2023 tarih... Esas sayılı dosyası incelendiğinde işbu dava ile aynı konuda ve aynı taleplerle aynı davalılara açılmış olduğu görülecektir. Bu sebeplerle öncelikle işbu dosyanın yine derdestlik sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davacı ile müvekkil idare arasında hiçbir sözleşme veya başkaca bir hukuki ilişki bulunmadığından davanın müvekkil idare yönünden husumet yokluğundan reddi gerekmektedir. Davacı bu sözleşme kapsamında yüklenici tarafından alt yüklenici olarak bildirilmediği gibi, müvekkil idare ile davacı arasında başkaca bir sözleşme de imzalanmamıştır. Davacı taraf her ne kadar bu ihale kapsamında iş yapmış olduğunu bu sebeple müvekkil idarenin de sorumlu olduğunu iddia etmekte ise de, dava dilekçesinde yalnızca davalı aracı olarak belirttiği...İletişim Hiz. San ve Tic. A.Ş. ile sözleşmesi olduğunu belirtmekte, alt yüklenici olarak müvekkil idare nezdinde çalıştığına ilişkin sözleşme veya herhangi bir bildirimden bahsetmemektedir. Ayrıca davacı dilekçesinde oldukça ayrıntılı şekilde açıklanan ve davalı...İletişim Hiz. San ve Tic. A.Ş. ile aralarındaki sözleşme gereği yürütülen tahkim süreci de anlatılmıştır. Müvekkil idare tahkim yargılamasında taraf olmadığı gibi, konu ile ilgili herhangi bir bilgimiz de bulunmamaktadır. Bu sebeplerle müvekkil idare ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığından davanın müvekkil idare yönünden husumetten reddi gerekmektedir. Davacını talepleri zamanaşımına uğramış olduğundan bu yönden de davanın reddi gerekmektedir. Davacı taraf diğer davalı...İletişim Hiz. San ve Tic. A.Ş. ile 27.05.2015 yılında eser sözleşmesi imzaladığını belirtmiş olup dava dilekçesindeki iddialara göre davacı ve davalı...İletişim Hiz. San ve Tic. A.Ş. arasındaki sözleşmeye göre yapılması gereken işler 2015 yılında yapılmış ve yine bu taraflar arasındaki sözleşme de 04.08.2015 tarihinde fesih ile sonlanmıştır. Yukarıda belirtmiş olduğumuz üzere müvekkil idare ile davacı arasında alt yüklenicilik veya başkaca herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığından, dava dilekçesinde belirtilen davacı ile davalı...İletişim Hiz. San ve Tic, A.Ş. arasındaki sözleşmenin kapsamı, yapılan veya yapılmayanı işler, fesih süreci, tahkim süreci gibi konularda müvekkil idarenin hiçbir bilgisi bulunmamaktadır. Bu sebeplerle davacının müvekkil idare aleyhine olan/olabilecek iddialarını ve taleplerini kabul etmiyor, davanın esastan da reddini talep ediyoruz. Davacının müvekkil idare ile herhangi bir hukuki ilişkisinin bulunmadığı, taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğu İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.06.2023 tarih... sayılı kararında da gerekçeleri ile açıkça ortaya konulmuştur. Bu sebeplerle davacının haksız davasının derdestlik, husumet ve zamanaşımı yönünden usulden ve esastan reddi gerekmektedir." şeklinde talepte bulunduğu görülmüştür.
Davalılar... vekili cevap dilekçesinde; "Davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının öncelikle derdestlik nedeniyle reddi gerekmektedir. Davacı halihazırda İzmir ...Asliye Ticaret mahkemesinin... E. Sayılı dosyası üzerinden, huzurdaki davanın tarafları hakkında alacak talepli dava ikame etmiş, mahkeme yargılama sonucunda 06.06.2023 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Davacı işbu karara yönelik istinaf yoluna başvurmuş ise de istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Davacı bu kez temyiz yoluna başvurmuş olup, dosya halen Yargıtay incelemesindedir. İşbu davanın öncelikle derdestlik nedeniyle reddi gerekmektedir. Davacı tarafça daha önce ikame edilen davada belirtmiş olduğumuz üzere müvekkil şirketlerin işbu davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Müvekkil şirketler dava dilekçesinde belirtilen işin ana yüklenicisi olmadığı gibi davacı ile diğer davalı...İletişim Hizmetleri San. ve Tic A.Ş. ( daha önceki unvanı... İletişim Hizmetleri San. Ve Tic. A.Ş.) (bundan sonra...firması olarak anılacaktır) arasında imza edildiği belirtilen 27.05.2015 tarihli eser sözleşmesinin tarafı olmamıştır. Davacıya ait işyerinin müvekkil şirketlerin İşyeri sicil numarası altında hiç bir zaman herhangi bir kaydı oluşturulmamıştır. Mahkemenizce gerekli görülmesi halinde işbu hususunun tespitini teminen müvekkil şirketlere ait SGK sicil dosyası kayıtların istenilmesini talep etmekteyiz. Dava konusu işin yapımında ne gibi sorunların meydana geldiği, davacı ile diğer davalı...arasında imza edilen 27.05.20215 tarihli sözleşmenin haksız olarak feshedilip edilmediği müvekkil şirketler tarafından bilinmemektedir. Dolayısıyla davacının dilekçesinde iddia ettiği hususların tamamı diğer davalı...firması ile arasındaki ihtilaftan olup, müvekkil şirketlerin bir dahili bulunmamaktadır. Davanın müvekkil şirketler açısından taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddi gerekmektedir. Dava dilekçesi içeriğinden davacının diğer davalı...firması ile imzalamış olduğu eser sözleşmesin 22.maddesinde sözleşme ile ilgili olarak müteahhid ve taşeron firma arasında ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın sulhen halledilmemesi halinde bu anlaşmazlıkların Türkiye'deki tahkim mevzuatına göre yapılacak tahkim yolu ile halledileceği düzenlenmektedir. Nitekim davacının uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesini teminen 2020 senesinde İzmir ....Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. sayılı dosyası ile dava açtığını,hakem kurulunun tayin edildiği, ancak davacının hakem yargılaması sürecinde dava dilekçesini sunmamış ve tahkim yargılaması için takdir edilen gider avansını tayin edilen süre içerisinde mahkemeye yatırmamış olması nedeniyle tahkim yargılamasının usulden reddine karar verilmiş olduğunu, işbu karara yönelik itiraz yoluna başvurduğunu ancak itirazın da, bir aylık yasal süre içerisinde ikame edilmediği gerekçesiyle Yargıtay nezdinde reddine karar verilmiş olduğunu dava dilekçesinde açıkça belirtmektedir.
Hakem yargılamasının usulden reddi nedeniyle bu kez dava yoluna müracaat hakkının doğmuş olduğu yönündeki savı hukuki mesnetten yoksundur. Huzurdaki uyuşmazlığın halen tahkim yargılamasına tabi olması nedeniyle işbu davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmekteyiz. Usule ilişkin husumet ve tahkim itirazına ilişkin itirazlarımıza halel gelmemek ve davayı kabul anlamına gelmemekle; 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 147/6.maddesinde eser sözleşmesinden doğan alacaklarda zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu düzenlenmiştir. Davacı, diğer davalı ... firması ile imzalanan sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu görülmektedir. Davacı işbu sözleşmenin davalı...firması tarafından 04.08.2015 tarihinde haklı nedene dayalı olarak feshedilmiş olduğunu ifade etmekte olup, bu husus dosya içeriğinden de anlaşılmaktadır. Davacının hakem tayini için İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. sayılı dosyası ile başvuruda bulunduğu 06.10.2020 tarihinde işbu davaya konu etmiş olduğu alacağı zaman aşımına uğramıştır. Dolayısıyla mahkemenizce işbu davanın esastan da reddi gerekmektedir. Yukarıda belirtmiş olduğumuz nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın müvekkil şirketler yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. " şeklinde talepte bulunmuştur.
Davalı... İletişim Hizmetleri San. Ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; "Dava dilekçesi’nin tarafımızca incelenmesi ardından davacının somut olayın gerçekliği ile bağdaşmayan iddialarına karşı davanın reddini talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Öncelikle önemine binaen belirtmek isteriz ki; sayın Mahkemeniz nezdinde ikame edilen işbu dava esasen davacının kötü niyetle hareket ederek müvekkil Şirket’e karşı başlattığı hukuki süreçler ile aynı talepleri içermekte olup bu noktada davacının hukuki yararının bulunmadığı ve yalnızca yargıyı meşgul ederek menfaat elde etmeye çalıştığı açıktır. Keza davacının iddiaları daha evvel de inceleme konusu olmuş ve verilen kararlar neticesinde davacının iddialarının mesnetsiz olduğu açıkça ortaya konmuştur. Bu sebeple mesnetsiz davanın tarafımızca kabulü mümkün değildir. Müvekkil Şirket aleyhine iddiaları kabul anlamına gelmemek ile birlikte; Sayın Mahkemeniz tarafından yapılacak değerlendirmede, öncelikle davacının talebin zamanaşımına uğradığından ve davanın başka mahkemede derdest olduğundan aksi kanaatte; taraflar tahkim sözleşmesi yaptığı göz önünde bulundurularak kesinleşmiş bir tahkim sürecinin akabinde işbu davayı açamayağının kabulüne, dava şartı arabuluculuk müessesine başvurusunun olmadığının tespitine ve netice olarak işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. " şeklinde talepte bulunmuştur.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c.maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115.maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra 30/10/2024 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4). maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık özel hukuk hükümlerine tabi olup, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Özel hukuk hükümlerine tabi olan ihtilafta, davanın taraflarından olan davalıların bir kısmi tacir ise de, davacı tacir olmadığı (vergi dairesinden gelen yazı cevabı ve Uyap' tan yapılan sorgulama sonucu) gibi, dava konusu ihtilaf da 6102 sayılı TTK ' da yer alan mutlak ticari davalardan değildir. Bu itibarla davanın görülmesi gereken mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan ve görev hususu resen inceleneceğinden mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davada HMK' nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesine müteakip süresinde müracaat halinde yetkili ve görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi' ne gönderilmesine,
3-HMK'nun 331 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya görevli mahkemede devam edilmesi hâlinde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama giderlerine ilişkin karar verilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/12/2024
Katip...
E imza
Hakim...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.