Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/714
2024/1089
4 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/714 Esas
KARAR NO : 2024/1089
DAVA : Yabancı mahkeme kararının tenfizi hükmüne dair yargılamanın iadesi
DAVA TARİHİ : 30/07/2024
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı...Uluslararası Nakliyat Oto. Serv. Tic. Ltd. Şti vekili ihtiyati tedbir talebini içerir yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki akdedilen 18/05/2010 tarihli "akaryakıt alım satım" konulu sözleşme uyarınca ticari ilişkiye başlandığı, müvekkil şirket tarafından bahse konu ticari ilişki dolayısı ile yükümlülük altında bulunulan ödemelerin banka havalesi ve çek ile ödenmek suretiyle eksiksiz yerine getirilmiş olduğunu, asıl alacaklı tarafın müvekkil şirket olduğu iş bu somut olayda her türlü hile ve desise ile Avusturya Mahkemeleri nezdinde karar alındığını ve bu kararın mahkememizce tenfiz edildiğini, hile teşkil eden lk olayın, sahte sözleşmenin imzalanması, bununla karar verilmesine yol açılması ve bu sahte sözleşmenin ilk yargılama sırasında varlığı bilinmesine rağmen, sırf Türk Hukuku'nun hükümlerinin uygulanmasından kaçınabilmek, müvekkil şirketin adil yargılanma ve savunma haklarını gereği gibi kullanmasının engellenmesi maksadıyla bunun ibraz edilmemesi olduğunu, üstelik bu ibra etmeme halinin kasten Sayın mahkemeye karşı da gerçekleşmiş olduğunu, tarafın esasa etki eden ikinci hilesi, sahip olmadığı bir alacağı Avusturya Mahkemesi'nde ilam altına aldırıp, bunu sayın mahkemede tanıtmış olmasıdır, bunu aslında hileli sözleşme ile Avusturya'yı yetkili kılarak yapan M-Oil alacaklı sıfatının resen nazara alınarak bir itiraz olduğunu bu nedenle de davanın reddi gerekeceğini, bu suretle yargılama boyunca gizlediğini, tarafın hükme doğrudan etki eden diğer bir hilesinin iflas durumunun gizlenmesine ilişkin olduğunu, vekil ile temsilin zorunlu olduğu bir davada, vekil tayin edecek ücreti temin edemeyen, adli yardım talebi de reddedilen müvekkil tarafın gıyabında yürütülen yargılama sebebiyle adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmış olması ve var olmayan bir vekalet ilişkisi içerisinde eş deyişle sahte avukat vasıtası ile yargılamanın yürütülmesi, tebligatların sahte avukatlara yapılmış olması da hile ve desise ile yürütülen yargılamanın bir diğer görünümü olduğunu, tüm bu hile ve desiselerin mevcudiyeti sonrasında, Avusturya Mahkemesi'nin kendisini yargılamaya yetkili görüp, müvekkil kendi usul hukuku hükümlerine göre tek bir delil bile sunamadan mahkum ettiği kararın dayanağı olan sahte sözleşmeye yönelik şirket yetkilisi tarafından yapılan ikrar sonrasında taraflarınca, mahkeme nezdinde yargılamanın yenilenmesi kanun yoluna başvuruda bulunduklarını, ancak somut olayda sahtelik ve hukuka aykırılıkların bu denli yoğun olmasına karşılık mükerrer ödeme, sahtelik, temlik sebebiyle sıfat yokluğu hususu başta olmak üzere hiçbir olası iddialarının muhtemelen revizyon yasağı nedeniyle mahkememiz yargılamasında ele alınmadığını, incelenmediğini, gelinen aşamada, defaatle alacaklı konumunda olduğunu iddia eden tarafın mükerrer ödeme talebinde bulunduğu 30/05/2024 tarihi itibariyle taraflarına ulaşan cevabi ihtarname yazısı ile sabit olduğunu, bu nedenle yasal süresi içerisinde taleplerini yinelemek zarureti hasıl olduğunu, Avusturya Mahkemesi müvekkilin borçlu olduğuna hatalı olarak karar verirken ilk olarak... isimli davalı şirket yetkilisinin yetkili olmadığını kabul ettiğini, akabinde paranın iflas masasına intikal etmediğinden bahisle hüküm kurduğunu, mahkememizin ... E. Sayılı dosyası ile yürütülen yargılama sonrasında verilen red kararı gerekçesinde de:"Yine alacağın temlik edildiği ve temlik alacaklısına ödeme yapıldığı iddiasının, Avusturya Styer Bölge Mahkemesince yapılan yargılama sırasında savunma olarak ileri sürüldüğü, mahkemece ödemenin yetkisiz kişiye yapıldığı gerekçesiyle savunmaya itibar edilmediği..." şeklinde hüküm tesisine gidildiğini, oysaki daha sonra celbedilen tüm resmi belgelerle sabit olduğu üzere,... yetkili olduğu gibi, her türlü hile ve desiseye müracaat etmekten kaçınmayan davalı tarafın mükerrer ödeme talebinde bulunduğunun görüldüğünü, eş deyişle somut olay özelinde uyuşmazlık konusu paralar aslında davalıya intikal ettiğini, ancak davalı bunu orada kullandığı fiktif kayıtlarına yansıtmayarak hileli davranışlarda bulunduğunu, Türkiye'de yapılan Türk Bankalarında karşılığı olan ödemelerin Avusturya şirketinin kayıtlarında gösterilmemesi, hile ile bir hüküm elde edildiğinin bariz kanıtı olduğunu, üstelik ödeme alan şahsın Türkiye'de hâlen dahi işlem yapmaya yetkili müdür olarak görülmesine karşın, Avusturya'da iflâstan kaynaklı farklı kayıtların oluşturulmuş olması, hilenin “gizleme” suretiyle de yapıldığının bir kanıtı olduğunu, tüm bu hile ve desiselere müracaatın da mükerrer ödeme talebinde bulunmak maksadıyla olduğu; söz konusu iddiaların ise ...AŞ. tarafından gönderilen cevabi ihtarnameyle hiçbir kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde ispatlandığının izahtan vareste olduğunu, bu durum nazara alındığında böyle bir kararın tenfizine karar verilerek icrasının sağlanması Türk kamu düzenini (maddi ve usuli yönlerden) bozacağı, hiçbir hukuk düzeninin bir alacağın ikinci kez ödenmesine cevaz vermeyeceği dolayısı ile, mahkememiz yargılaması esnasında da bu durum karşısında kayıtsız kalınamayacağı kanaatinde olduklarını, kaldı ki, kamu düzenine ilişkin iddiaları yönündeki incelemelerin, davanın esasına girme yasağından - revizyon yasağı- istisna tutulması gerektiği kanaatinde olduklarını, aksi hal, kamu düzeninin olağan amacı, sebebi ve mahiyeti ile bağdaşmayacağını, neticeten, HMK m 375 / h ve ç bentlerinde düzenleme altına alınan "Aleyhine hüküm verilen müvekkil tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması" ve/veya "lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması" sebepleri doğrultusunda yargılamanın yenilenmesi kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu, arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak nedenlerle; lehine karar verilen tarafın hileli davranışları nedeniyle haksız ve hukuka aykırı bir yargılama cereyan ettirilmesi ve kararın bu şekilde tesisine neden olunması, aleyhine hüküm verilen müvekkil tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesin en sonra ele geçirilmiş olduğunun anlaşılması hasebiyle işbu yargılamanın yenilenmesi isteminin süresinde de bulunduğu nazara alınarak; öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takibinin HMK m 389 vd hükümleri uyarınca teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulü ile İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında yeniden yargılama yapılmasına, neticede ilk kararın kaldırılarak, hileli davranışlar, mükerrer tahsilat talebi ve diğer arz edilen nedenlerle tenfiz talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
CEVAP : Karşı taraf davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Sayın mahkemece de yakınen bilindiği üzere taraflar arasındaki ihtilaf yıllara sari olup, işbu tanıma tenfiz dosyası, mahkemece 3 ayrı kez karara bağlanıp 3 kez Yargıtay aşamasından geçmek suretiyle kesinleştiiğini, halihazırda, davalı yanın, sözkonusu yabancı mahkeme kararına ilişkin borcu ödeme gücü bulunmadığı gibi,...AŞ isimli dava dışı şirkete yaptığı perdeli işletme devrine istinaden ... AŞ nin gerek devralan ve gerekse perdenin aralanması teorisi gereğince borçtan sorumlu olduğunu, hal böyleyken, davalının işbu talebinin, mesnetsiz ve tamamiyle ... Esas sayılı dosyasının karar aşamasında olup, kararı ve tahsilat aşamasını geciktirmek üzere tasarlanmış bir talep olduğunu, aynı doğrultuda ... E sayılı dosya üzerinden aynı sebeplerle davalı tarafından yargılamanın iadesi yoluna başvurulduğunu ve taleplerinin reddedildiğini, işbu davada davalı yanın aynı sebeplerle tekrar yargılamanın iadesi yoluna başvurduğu görülmekle, taleplerinin dinlenemeyeceğini ve davanın reddi gerektiği düşüncesinde olduklarını, yargılamanın iadesi, HMK 375. maddede sınırlı şekil ve şartlarda mümkün olup, somut olayda yargılamanın iadesi şartlarının oluştuğundan bahsedilemeyeceğini, davalı, dilekçesinde MÖHUK 55. maddeye dayanarak, tüm yargı sürecindeki savunmaları ile açıkça çeliştiğini ve borcu ikrar ettiğini, öte yandan MÖHUK 55, yabancı mahkemede yapılan yargılamadan sonra ortaya çıkan ödeme/itfal hallerine ilişkin bir düzenleme olmaklax somut olaya uygulanamayacağını, ek olarak, konu temlikname yeni ortaya çıkan ve yargılama sırasında davalının elinde olmadığı için ibraz edilemeyen bir belge de olmadığından bu açıdan da yargılamanın iadesine konu edilecek bir husus olmadığını, davalı yan, tüm yargı süreci boyunca dile getirdiği savunmasından, işbu dilekçe ile uzaklaştığını, tamamen çelişkili bir beyan ile, aslen borcun varlığını kabul ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davalının iddiasının dinlenip, yargılamayı gerektireceği düşünülse dahi, davalı yan, borçlu olmadığı iddiası ile İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava ikame etmiş ise de, tüm defter ve belgeleri incelendiğinde davacının taleplerinin ve davanın reddine hükmedilmiş olup, davalının borçlu olduğunun hüküm altına alındığını, bu incelemeler sırasında, davalı tarafından verilen ve tahsili gerçekleştirilen tüm çeklerin incelendiği, ödemesi gerçekleştirilen çeklerin borçtan mahsup edilmesine rağmen, davalının halihazırda müvekkil şirkete borçlu olduğuna hükmedildiğini, aslen, davalı tüm bu iddialarını anılı mahkemede de iddialarına dahil etmiş ise de konuya ilişkin yargılamanın yapıldığını ve taleplerinin reddedildiğini, davalı yanca, yargılamanın iadesi talepli dilekçede ileri sürülen diğer iddiaların HMK da düzenlenmiş ilgili hükümler kapsamı dahilinde kalmadığı, elinde olmayan ve sonradan ele geçirilen bir delil ve belgeye de dayanmadığı, önceki yargılamanın iadesi başvurusunda değerlendirilip reddedilen bir konuda benzer dilekçe ile yargılamanın iadesinin talep edilemeyeceği, keza beyanlarının savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu gibi, tanıma tenfiz yargılamasında revizyon yasağı ilkesine de aykırılık teşkil ettiği, 2016 yılından bu yana devam eden yargılama süreçlerinde ileri sürülmemiş iddiaların tabiri caiz ise dilekçeye doldurulmuş olması karşısında dinlenemeyeceği kanaatinde olduklarını, davalı şirketin faal olmadığını, hakkında verilen tanıma tenfiz kararı icra takibine konu edilmiş olmakla İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibinin semeresiz kaldığını, nitekim, davalının piyasa borçlarından kurtulmak amacıyla şirketi devrettiğini, tüzel kişiliği perdelemek suretilye kanuna karşı hile yoluna başvurduğunu, konunun mahkemenin... Esas sayılı dosyası üzerinden halihazırda derdest olduğunu, özetle, yargılamanın iadesi koşullarını taşımayan somut olaya ilişkin olarak taleplerin reddine karar verilerek yargılama gideri ve avukatlık ücretlerinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER :Yargılamanın yenilenmesi talep eden davacı vekili iddiasını ispata yönelik olarak; Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... E. Sayılı Dosyası, Avusturya Steyr Bölge Mahkemesinin 29.04.2016 Tarihli ...Sayılı Kararı, Davacı İle Aralarındaki Ticari İlişkiye Dayanak Olan 18.05.2010 Tarihli Sözleşmenin Onaysız Örneği, Beyoğlu ... Noterliği’nin 07.07.2010 Tarihli Ve... Yevmiye Numaralı Temliknamesi, Karşıyaka... Noterliği’nin 27/05/2024 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi, Beyoğlu... Noterliği’nin 30/05/2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi yazı, İzmir... İcra Müdürlüğü’nün... E. Sayılı Dosyası, müvekkili şirkete ait ticari defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tanık, yemin, yerleşik yargıtay içtihatları ve sair yasal her türlü delile dayandığı görülmüştür.
Karşı taraf davalı vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...K sayılı dosyası, Bilirkişi Raporu ve Gerekçeli Karar, Yargıtay .. HD 25.11.2013 tarih, ... K sayılı kararı, yüksek mahkeme kararları, bilirkişi incelemesi, keşif ve sair yasal delillere dayandığı görülmüştür.
Mahkememizin yargılamanın iadesi istenen ... Karar sayılı dosyasının tetkikinde; davacı ... vekili tarafından davalı ... aleyhine 05/10/2016 tarihinde Avusturya Cumhuriyeti Stayn Bölge Mahkemesinin 29.09.2016 tarih v... numaralı kararına ilişkin tanıma ve tenfiz davası açıldığı, mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, mahkememizin 15/06/2022 tarih ...arar sayılı ilamı ile, davanın kabulü ile Avusturya Cumhuriyeti Steyr Bölge Mahkemesi'nin 29/04/2016 tarih ve... numaralı kararının tanınması ve tenfizine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay'ın düzeltilerek onama kararı ile 31/05/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizin... Karar sayılı dosyasının tetkikinde; yargılamanın iadesini talep eden davalı ... vekili tarafından 08/02/2024 tarihinde davacı ... aleyhine mahkememizce 15/06/2022 tarih ... Karar sayılı ilamı ile verilen yabancı mahkeme kararının tenfizi hükmüne dair yargılamanın iadesi talebinde bulunduğu, mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, mahkememizin 08/05/2024 tarih...Karar sayılı ilamı ile, yargılamanın iadesi sebepleri bulunmadığından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın İstinaf edildiği, dosyanın İstinaf aşamasında olduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME :Dava; mahkemenin tanıma ve tespit hükmüne ilişkin yargılamanın iadesi ile tespit hükmünün kaldırılması istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Mahkemenin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 15/06/2022 tarih... Karar sayılı ilamı ile tespitine karar verilen Avusturya Cumhuriyeti Stayn Bölge Mahkemesinin 29.09.2016 tarih ve... numaralı kararında hükmolunan alacağın iş bu tensibine karar verilen mahkemede görülen dava tarihinden önce veyahutta iş bu yargılama sırasında şirket yetkilisi tarafından dava dışı faktoring şirketine temlik edilip edilmediği , temlik edilmiş ise iş bu alacağı temlik alacaklısı faktoring şirketine ödenip ödenmediği, ödenmiş ise iş bu duruşmada kararın tenfizine engel mahiyete olup olmadığı, iş bu husustaki belgenin gerek tenfizine karar verilen mahkemede ki yargılama sırasında ve gerekse de mahkememizde görülen tespit dosyası yargılaması sırasında ileri sürülüp sürülmediği, ileri sürülmüş ise iş bu belgenin yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen davacı tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen ancak kararın verilmesinden sonra ele geçirilen belgelerden olup olmadığı, iş bu durumun yargılamanın iadesi sebebi olarak kabul edilip edilemeyeceği ile davalı alacaklının tenfizi isteminin, hükmün verildiği mahkemede yapılan yargılama sırasında mahkemenin yargı yetkisi hususunda mahkemeyi yanıltıcı şekilde hileli davranışlarda bulunup bulunmadığı, bu durumun yargılamanın iadesi sebebi olarak kabul edilip edilemeyeceği iş bu nedenle tenfizine karar verilen hükmü kanunun emredici nitelikteki hükümlerine aykırı olup olmadığı iş bu sebeple mahkememizin tenfiz hükmünü kaldırılarak tenfiz talebinin reddine karar verilmesi gerekip gerekmeyeceği noktalarında toplanmıştır.
Davacı taraf, yargılamanın iadesi talebini içerir dava dilekçesinde, esas itibariyle yargılamanın iadesi talebini, 6100 sayılı HMK'nun 375/1-h maddesinde düzenlenen, lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması sebebine dayalı olduğu, iş bu sebebe ilişkin olarak davalı tarafın, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda Avusturya Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair sözleşmenin sahte olduğu ve sahteliğin davalı tarafça bilinmesine rağmen hile yolu ile yargılamanın görüldüğü Avusturya Steyr Mahkemesi'nde ve Avusturya Steyr Mahkemesi'nin verdiği kararın tanınması ve tenfizine ilişkin yargılamanın görüldüğü mahkememizde gizlendiği ve yine davalı tarafın iflas ettiğini gizleyerek alacağı gerek müvekkilden ve gerekse de dava dışı faktoring şirketinden mükerrer olarak tahsil etmesine karşılık iş bu alacağı üçüncü kez tahsil etmek için talepte bulunduğu ve bu durumu Avusturya Steyr Mahkemesi'nden ve tanıma tenfiz kararını veren mahkememizden gizlemek suretiyle hileli işlemlerde bulunduğu iddiasına dayandırmış ise de;
Her ne kadar davacı tarafça, davalının Avusturya Steyr Mahkemesi'ni yetkili kılan sözleşmenin sahte olarak düzenlendiği ve bu sahteliğin bilinerek mahkemelerin yanıltıldığı iddia edilmiş ise de, iş bu sözleşmenin sahte olarak düzenlendiğine dair kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığı gibi davalı şirket yetkililerince de iş bu sözleşmenin sahte olarak düzenlendiğinin ikrar edilmemiş olması sebebiyle hükme esas alınan sözleşmenin sahte olduğunun iş bu suretle ispat edilmemiş olduğu, halihazırda hukuken geçerli olan ve sahteliği kanıtlanmamış olan belgenin yargılama sırasında ileri sürülmüş olması, hile sonucunu doğurmayacağı, iş bu iddiaya ve sebebe dayalı olarak yargılamanın iadesi talebinde bulunulamayacağı kanaatine varılmıştır.
Yine her ne kadar davacı tarafça, davalı şirket yetkililerinin, şirketin iflasını gizleyerek, gerek davacıdan ve gerekse de dava dışı faktoring şirketinden alacağı mükerrer olarak tahsil etmesine karşın iş bu durumu gizleyerek mahkemeden üçüncü kez alacağın tahsili talebinde bulunduğu iddia edilmiş ise de, iş bu iddianın gerek Avusturya Steyr Mahkemesi'nde ve gerekse de mahkememizce yapılan yargılama sırasında ileri sürülüp değerlendirildiği, davacı tarafça yetkili olmayan şahıslara yapılan ödemeleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, ödeme yapılan şahıslardan ve kurumlardan talep edebileceği, yetkili olmayan şahıslara yapılan ödemenin, davalı şirkete yapılmış olarak kabul edilemeyeceği, bu kapsamda davalı şirket kayıtlarında yer almayan ve hesaplarına aktarılmayan ödemelerin yargı yolu ile talep edilmesinde hileden bahsedilemeyeceğinden, mahkememizce yapılan yargılama sonucunda yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığı kanaatine varılmakla, davanın usulden reddine karar verilerek ile aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere;
Yargılamanın iadesi sebepleri bulunmadığından davanın usulden reddine,
Davacı tarafça peşin harcın mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 04/12/2024
Başkan ...
E imza
Üye ...
eimza
Üye ...
eimza
Katip ...
eimza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.