Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/577
2025/127
11 Şubat 2025
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/577 Esas
KARAR NO : 2025/127
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 05/07/2024
KARAR TARİHİ : 11/02/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; 08.05.2023 tarihinde;...vk ve idaresindeki ancak ...a kayıtlı ,,, plakalı araç ile ...sevk ve idaresindeki ,,, plakalı araçlar kazaya karıştığını ve iş bu kaza sebebiyle müvekkiline ait,...kalı araç hasar gördüğünü, kaza sonrasında taraflarca tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre,,, plakalı araç sürücüsü kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, davaya konu hasar nedeniyle müvekkilinin ... plakalı aracının hasar onarımı kazada tam kusurlu olan ... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olan davalı....rta tarafından tamamlandığını, aracın bu kazadan ötürü değer kaybettiğini ve serviste kaldığı süre boyunca kullanılamadığını, bu kazaya ilişkin elektronik posta yoluyla 18.07.2023 tarihinde sigortaya başvuru yapıldığını, ancak şu aşamada tarafımıza değer kaybı için 30.519,85-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin gerçek zararının ödenmediğini, bu sebeple mağdur edildiğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, müvekkili aracında kaza sonrası meydana gelen değer kaybının, kazada tam kusurlu olan...plakalı aracın sigortacısı ... Sigorta A.Ş tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına göre, “Sigortacı sigortalısının 3.kişilere vermiş olduğu maddi ve bedeni zararlara karşı teminat limitleri dahilinde kalmak kaydıyla, müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunmaktadır.” buna göre kaza neticesinde gerçekleşen değer kaybı da müvekkili aracında ekonomik yönden tespit edilebilir maddi bir zarar kalemi oluşturduğundan, sigorta şirketince bu zararın doğrudan tazmin edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava, talep ve ileride müddeabihi artırma hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak niteliğinde olan alacaklarının şimdilik; Müvekkiline ait araçta meydana gelen, bakiye değer kaybı karşılığı 100,00-TL'nin davalılardan sigortaya başvuru tarihinden itibaren ticari faizi ile tahsiline, aracın tamir süresince kullanılamaması nedeni ile araç mahrumiyetinden kaynaklanan ikame araç bedeli 100,00 TL ' nin davalılar... ve...' dan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile; 03/12/2024 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda iş bu davada talep edilen müvekkilinin 4.480,15-TL değer kaybı ve 3.500,00-TL ikame araç bedeli alacağının belirlenmesi karşısında dava değerini bilirkişi raporunda tespit edilen tutarlara ıslah ettiklerini, bu nedenle 100,00-TL değer kaybı taleplerini 4.380,15-TL ve 100,00-TL ikame araç bedeli taleplerini 3.400,00-TL olmak üzere toplam 7.780,15-TL artırarak dava değerini 7.980,15 -TL olarak ıslah ettiklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak, 7.980,15-TL alacaklarının, değer kaybı yönünden her 3 davalıdan, ikame araç bedeli yönünden sigorta şirketi dışındaki davalılardan; sigorta şirketi yönünden başvuru tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işeyecek faizi ile birlikte alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı..., cevap dilekçesinde; Diğer davalı...n, o tarihlerde nişanlısı olan...'ın eniştesi olduğunu, ...ın ise her gece aşırı alkollü vaziyette evlerine gelerek olay çıkarması sebebiyle aralarında sorunlar baş göstermiş olup şahsın, en son 2023 yılı, Temmuz ayında amcamın ve amcasının oğlunun sahip olduğu iki aracı da yakması sebebiyle nişanı atarak bu şahıstan ayrıldığını, kaza tarihini de kapsayan tarihlerde ise ... ile aramızda alınan hediyeler, takılan takılar ve kazaya karışan araçla iğli tartışmalar yaşandığını ve bu olayda büyüyerek mal mülk kavgasına dönüştüğünü, kazaya karışan araç kaza tarihinde her me kadar adına kayıtlı görünsede gayri resmi gerçek sahibi eski nişanlırı ...'a ait olduğunu, şahsın tartışmalar sırasında evde bulunan eşyalarını aldığı sırada aracın anahtarlarını da haberi ve izni olmadan aldığını ve sonradan öğrendiği üzere kazaya karıştığıını, araç anahtarının alınmasında izninin olmadığı dikkate alındığında meydana gelen kazanın oluşumda da, şahsına kusur akdedilmesinin mümkün olmadığını, davanın reddine karar karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekili, cevap dilekçesinde; Davacıya araç değer kaybı olarak sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını, bu kapsamda davacının müvekkilinden talep edebileceği araç değer kaybı bulunmadığını, davacının araç değer kaybının sigorta şirketi tarafından karşılandığını, Davacının dilekçesinde yer verdiği iddiaları kabul etmediklernii, davacının her ne kadar müvekkili aracının kusuru nedeniyle zararının doğduğunu ileri sürmüş ise de bu konuda herhangi bir delil dosya kapsamında yer almadığını, davanın öncelikle usulden reddine, Kusur raporu, boşta kalma süresine ilişkin rapor ve yukarıda yer verdiği beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Sigorta A.Ş. vekili, cevap dilekçesi ile;...plakalı araç müvekkili şirket nezdinde ... poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 04/03/2023-04/03/2024 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limitinin kaza tarihi itibari ile araç başına 120.000,00-TL olduğunu, Müvekkili sigorta şirketi tarafından davacıya ait aracın onarımı için 27/06/2023 tarihinde davacıya 27.250,00-TL ve tedarik firmalarına toplamda 31.474,80-TL olmak üzere toplamda 58.724,82 TL maddi hasar tazminatı ödendiğini, tazminata hükmedilmesi halinde ödenen tutarların poliçe limitinden tenzilinin gerektiğini, poliçe limitini bildirmelerinin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, değer kaybı hesaplamasının maddi olaya uygun olarak yapılması gerektiğini, araç kilometresi yüksek ise veya daha önce benzer hasarlara maruz kaldı ise değer kaybından söz edilemeyeceğini, somut olayda dava konusu aracın kazadan önceki halinin değerli/orijinal/kazaya uğramadığı/değişeni olmadığına ilişkin herhangi bir delil dosyada mevcut olmadığını, değer kaybına konu araç modeli ve kilometresi dikkate alındığında bu durumdaki aracın değişmeyen parçası, boyalı olmayan yanı olamayacağı bir karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla değer kaybı bedelinin genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 03/12/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. sayılı dava dosyasında, yukarıda arz edilen hususlarla,
Trafik kuralları ihlali yönünden:
... plaka sayılı davalı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/b ve 56/c maddelerini ihlal ettiği, kazanın oluşunda tamamen Etken Olduğu,
... plaka sayılı davacı araç sürücüsü ... kazanın oluşunda Etken kural ihlali olmadığı, görüş ve kanaatine varılmıştır.
Değer kaybı bedeli yönünden:
... plaka sayılı ....3 M.JET 75 EMOTION E4 CL2 2010 model kamyonetin 23.06.2023 riziko tarihi itibarıyla dava konusu olaya bağlı olarak iş bu rapor tarihi itibarıyla piyasa rayiçlerine göre benzer kazası dikkate alınarak 35.000,00 TL reel değer kaybı meydana geldiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Somut olayda davalı...igorta A.Ş. kazada kusurlu olan... plaka sayılı otomobilin ... numaralı poliçesi kapsamında, düzenleme tarihi itibarıyla KZMM Sigortasını tanzim eden şirket olup, ... plaka sayılı araçta meydana gelen zararı (Sn. Mahkemenin takdir edeceği kusuru oranında) sigortacısının sorumluluk riski ve K.T.K 85/1 ve 91 kapsamında 35.000,00 TL. olarak hesaplanan değer kaybı bedelinden poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olduğu, ancak dosya kapsamında yer alan finansal evrak kaydına göre davalı sigorta şirketi tarafından davacı vekiline 11.08.2023 tarihinde 30.519,85 TL ödenmiş olduğu, bu nedenle 4.480,15 TL olarak hesaplanan bakiye değer kaybı bedelinden sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
Davacı Vekili tarafından davalı sigorta şirketinin....com elektronik posta adresine 18.07.2023 tarihinde ihbar başvurusu yapıldığı, elektronik postaların aynı gün adresine teslim edildiği, nihai kararın takdiri Sn. Mahkemeye ait olmak üzere davalı sigorta şirketinin 31.07.2023 tarihi itibarıyla -ödenmeyen borç miktarı bakımından- temerrüde düşeceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
İkame araç bedeli yönünden:
... plaka sayıl....3 M.JET 75 EMOTION E4 CL2 2010 model kamyonetin makul onarım süresi 7 gün olarak belirlenmiş olup, 23.06.2023 riziko tarihi itibarıyla kiralama bedelinin 500,00 TL. mertebesinde olduğu, arz ve izah edilen hususlara bağlı ikame araç bedeli 3.500,00 TL olarak hesaplanmış olup, nihai kararın takdiri Sn. Mahkemeye ait olmak üzere diğer davalıların riziko tarihi itibarıyla söz konusu bedelden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan değer kaybı zararının ve ikame araç zararının tahsili talepli maddi tazminat davasıdır.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur dağılımı, davacıya ait araçta oluşan değer kaybı zararı oluşup oluşmadığı, davacıya ait aracın onarımda geçen sürede kullanılamaması nedeniyle zarar oluşup oluşmadığı ve bu zararların davalılardan tahsilinin gerekip gerekmediği, davalı Burçin Demir'in işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır.
Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
3-Dava konusu uyuşmazlıkta davalılar arasında zarar verdiği ileri sürülen aracın sigortacısı olan ... Sigorta Anonim Şirketi'nin de bulunduğu ve uyuşmazlıkta sigorta hukuku uygulanacağı, bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen sigorta hukukunun uygulanacak olması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve bu itibarla uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi görev alanına girdiği değerlendirilmiştir.
4-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
Somut olayda, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin, davalı ...'e ait ... plaka sayılı aracın 04/03/2023-04/03/2024 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu, kaza tarihi 08/05/2023 itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk üst sınırının 120.000,00-TL olduğu görülmüştür.
5-Davalı ... tarafından dava konusu ... plaka sayılı aracın gerçekte kendisine ait olmadığı ve aracın rızası dışında eski nişanlısı...arafından alındığı sırada kazanın gerçekleştiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, araç malikinin karine olarak kabul edilen işleten sıfatının bulunmadığının ispatı için taraflar arasında üçüncü kişileri de bağlayacak güçte bir sözleşmenin varlığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, varsa kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği hususları önem arzetmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça aracın gerçekte sahibinin... olduğu savunulmuş ve bu hususta tanık deliline dayanılmış ise de, motorlu taşıtın işletilmesi bir tehlike sorumluluğu da barındırdığından kayden malikin zarar görenlere karşı sorumluluğunun ortadan kaldırılabilmesi için aracın gerçek işleteninin sorumluluğuna ilişkin delillerin üçüncü kişileri de bağlayacak güçte ve kesinlikte olması gerekmektedir. Davalı tarafça bu hususta yalnızca tanık deliline dayanıldığı, aracın kira veya ariyet yoluyla 3.kişiye teslim edildiğine dair yazılı ve kesin nitelikte bir delil gösterilmediği, bu haliyle davalının işleten olarak sorumluluğunun devam ettiği değerlendirildiğinden davalının husumete yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
6-Haksız fiil sorumluluğunun tespiti bakımından öncelikle zarara sebebiyet veren trafik kazasının gerçekleşmesinde tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkememizce kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamında toplanan deliller çerçevesinde kusur durumlarının ve kural ihlallerinin tespiti için adli trafik bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 03/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu trafik kazasının oluşumunda davalı araç sürücüsü ...ın KTK'nın 52/b ve 56/c maddesine yönelik kural ihlali gerçekleştirmesi nedeniyle kazanın oluşumunda etken olduğu, davacı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda etken kural ihlalinin bulunmadığına dair görüş bildirildiği görülmüştür.
Rapora karşı davalılar tarafından sair itirazlar ileri sürülmüş ise de, taraflarca müştereken olarak düzenlenen ve aksi savunulmayan kaza tespit tutanağına göre dava konusu kazanın davalı araç sürücüsünün aracın davacıya ait araca arkadan çarpması nedeniyle gerçekleştiği, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamındaki bilgilere göre davalının asli ve %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
7-Davacının kaza sonucu oluşan değer kaybı zararının ve kazanç kaybı zararının tespiti için otomotiv konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 03/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle davacıya ait aracın hasar onarım bedelinin KDV dahil 71.373,72-TL olduğu, aracın rayiç değerinin 280.000,00-TL olduğu, onarımın ekonomik olduğu, aracın 35.000,00-TL değer kaybına uğrayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporuna karşı davalı taraf vekilleri tarafından itirazlar ileri sürülmüş ise de, davacıya ait aracın kaza tarihi itibariyle mevcut rayiç değeri modeli, Km'si ve meydana gelen hasar nedeniyle onarım gören parçaları itibariyle 30.000,00-TL değer kaybı zararının piyasa rayiçlerine göre makul ve dosya kapsamına uygun bulunmakla rapora karşı itirazlar yerinde görülmemiş ve davacıya ait aracın kaza nedeniyle 30.000,00-TL değer kaybına uğradığı, dava öncesi sigorta şirketinin ödemesi olan 30.519,85-TL'nin mahsubu sonrası bakiye değer kaybı zararının 4.480,15-TL olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafça aracın onarımda geçen sürede kullanılamamasından dolayı ikame araç zararı talep edilmiştir. Mahkememizce alınan 03/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kaza sonucu oluşan hasarların 7 gün süre içerisinde onarılabileceği, onarım süresince günlüğü 500,00-TL bedel ile aynı nitelikte bir aracın kiralanabileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacıya ait aracın gördüğü hasar ve onarımlar itibariyle 7 günlük onarım süresinin ve 500,00-TL günlük araç kiralama bedelinin dosya kapsamı ve piyasa rayiçlerine uygun olduğu, yerleşik yargısal uygulamada aracın onarımında geçen sürede farklı bir araç kiralanmamış olsa dahi zarar görenin kendisine ait aracın kullanılmaması nedeniyle bir maddi zararının oluştuğunun kabul edildiği, buna göre davacının 7 gün boyunca aracından faydalanamamış olması nedeniyle toplam 3.500,00-TL zararının oluştuğu kabul edilmiştir.
8-Davacı vekilinin 03/01/2023 tarihli değer artırım dilekçesiyle dava değeri değer kaybı zararı yönünden 4.480,15-TL'ye, kazanç kaybı zararı yönünden 3.500,0-TL'ye yükseltilmiştir.
Davalı... Sigorta Anonim Şirketi yönünden yalnızca değer kaybı zararı yönünden talepte bulunulmuş olup, sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu kaza tarihi itibariyle 120.000,00-TL ile sınırlı olup, dava öncesinde 27.250,00-TL davacıya hasar ödemesi, 31.474,80-TL parça tedarik şirketlerine ödeme ve 11/08/2023 tarihinde davacı tarafa 30.519,85-TL değer kaybı zararı ödemesi yapmış olmakla toplam 89.244,65-TL ödemede bulunarak poliçe limitinden eksilme gerçekleştiği ancak bakiye poliçe limiti olan 30.755,35-TL'nin davalıdan talep edilen değer kaybı zararını karşılamaya yeterli olduğu gözetilerek davanın her üç davalı yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Davalı araç maliki ve sürücüsünün faiz sorumluluğu kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinin ise temerrüt tarihinden itibaren başlamaktadır. Kaza tarihi 08/05/2023 olup hükmedilen tazminat alacaklarına davalı araç maliki... ve sürücü ...yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş, davalı... Sigorta A.Ş.'ye 18/07/2023 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğu ve 8 iş günü sonunda 29/07/2023'te temerrüt gerçekleştiği gözetilerek temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
9-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
A-4.480,15-TL Bakiye değer kaybı zararından kaynaklanan maddi tazminatın, davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumluluğu bakiye poliçe limiti aşılmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına... Sigorta Anonim Şirketi yönünden temerrüt tarihi 29/07/2023, davalıla...yönünden kaza tarihi 08/05/2023'ten itibaren yasal faiz işletilmesine,
B-3.500,00-TL ikame araç zararından kaynaklanan maddi tazminatın davalılar...lsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına kaza tarihi 08/05/2023'ten itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin olarak alınan 427,60-TL ile ıslah harcı olarak alınan 132,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 54,93-TL harcın davalılar...tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 7.980,15-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin aleyhinde hükmedilen miktar dikkate alınarak yalnızca 4.480,15-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 132,87-TL toplamı 560,47-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin yalnızca 306,04-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına,
5-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı, 579,00-TL posta ve tebligat ücreti, 7.000,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 8.006,60-TL yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin aleyhinde hükmedilen miktar dikkate alınarak yalnızca 4.495,00-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ...in yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.