Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/431
2025/140
13 Şubat 2025
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2024/431 Esas
KARAR NO : 2025/140
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/05/2024
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin peynir, yoğurt, tereyağı gibi süt ve süt ürünlerinin satışını yapmakta olduğunu, davalı ile müvekkili arasında peynir, süt ve süt ürünleri satışından kaynaklanan ticari bir ilişkinin söz konusu olduğunu, bu ticari ilişkiden doğan alacaklarının tahsili amacıyla İzmir ... İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış olup davalı borçlu tarafından yapılan takibe borç yönünden itiraz edildiğini, davalı yanca yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili ve davalı yan arasında mal alım-satımından kaynaklı ticari ilişki mevcut olup davalı tarafın da sözleşmesel ilişkiye bir itirazı bulunmadığını, müvekkilinin davalıya 32 adet teneke tulumunu 97.170,00-TL bedelle sattığını fakat davalı tarafından bu ürünlere karşılık ödeme yapılmadığını, davalı tarafın 13.11.2023 tarihli borca itiraz dilekçesinde her ne kadar malların bedeline ilişkin ödemeyi müvekkiline yaptığını, müvekkilinin kendisine malları teslim etmediğini ileri sürmüş ise de bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkiline ait malların ...lan soğuk hava deposundan alındığını, müvekkili tarafından malların tesliminin davalıya sağlandığını, davalı tarafından mallara ilişkin ödemenin ise müvekkiline yapılmadığını, iş bu dava öncesinde dava şartı olarak taraflarınca arabuluculuğa başvurulmuş olup anlaşma sağlanamadığından iş bu davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu, takip konusu alacağın likit ve muayyen bir alacak olup, takibe haksız yere itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verildiğinden davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, iş bu nedenlerle davalının haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, müvekkili alacaklının alacağını temini bakımından; gerek borçlu tarafa kesilen faturanın varlığı ve bu faturaya itiraz edilmemiş olması gerek borçlu tarafın takibe itiraz ederken ödemeye ilişkin hiçbir belge sunmaması ve taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisini inkar etmemesi dikkate alındığında, haricen edinilen bilgilere göre borçlunun yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ileride verilecek kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak müvekkilinin alacağını güvence altına almak için borçlu-davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini. arz ve izah edilen ve re'sen takdir edilecek sebeplerle, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulüne, davalının mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının yatırılacak teminat mukabilinde ihtiyaten haczine karar verilmesine, davalı borçlunun İzmir .... İcra Müdürlüğünün... E. Numaralı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ile takibin devamına, itirazın haksız itirazı ve alacağın likit olması sebebiyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
Uyuşmazlık; faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacıya borcu bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce aldırılan 21/11/2024 Tarihli bilirkişi raporunda; "..İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyası, ekleri ve davacının ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, gerekçeleri detaylı gibi, takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davacının sayın Mahkemenin incelenmesini istediği döneme ait ticari defterlerini sunduğu ve bahsi geçen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna göre; 6762 sayılı eski TTK'da belirtildiği haliyle “Kati Delil” olma niteliğinin aksine 6102 sayılı yeni TTK'nın atfiyla, 6100 sayılı HMK'nın 222.md.sine göre “Takdiri Deli?” sayılacağından delil niteliği hususunda takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, Tarafların iddia ve savunmaları ile birlikte (ki dosya kapsamında cevap dilekçesine rastlanılamamaktadır) dosya kapsamı kül halinde dikkate alınarak incelendiğinde davalı yanca yer bildiriminde bulunulmadığından salt davacının ticari defter kayıtları irdelenerek yapılan incelemeye göre, takip tarihi itibariyle davacının davalı yandan 97.170,00 TL tutarında alacaklı olduğu, alacağın dayanağının ise 23/10/2023 tarih ve ... nolu faturadan kaynaklandığı görüş ve kanaati hasıl olmaktadır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davanın konusu itibariyle Mutlak Ticari Davalardan olmadığı, ancak davacı ...'in Gaziemir Vergi Dairesi vergi mükellefi olduğu ve 01-03.2024 vergi beyannamesini Bilanço Hesabı esasına göre verdiği, davalı ...'nın ise Ege Vergi Dairesi mükellefi olduğu, defter ve kayıtlarını Bilanço Hesabı tutmakta olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle gerek davacının gerekse davalının tacir olduğu kanaatine varılmıştır.
TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır düzenlemesi gereği, davaya konu borç ilişkisinin davacı ve de davalı tarafın tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması nedeniyle eldeki davanın Nisbi Ticari Dava olduğu değerlendirilmiş ve mahkememizin görev alanında kaldığı anlaşılan dosyada yargılamaya devam olunmuştur.
İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan FATURA içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
Davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu fatura alacağını doğruladığı, davalının ise defter ve kayıtlarını sunmamış olduğu, Davalı Tarafın ticari defter ve belgelerinin belirlenen gün ve saatte ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği ve bu nedenle davalının ticari defterleri ile ilgili inceleme yapılamadığı görülmüştür.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu fatura alacağını doğruladığı ve davalının usulüne uygun ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan hususların yine kendi lehine delil kabul edilebileceği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek davanın kabulü yönünde aşağıdaki karara hükmolunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.Davanın KABULÜ İLE;
Davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasından icra takibine yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 97.170,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren Avans Faizi işletilmesine,
2- İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacağın % 20'si oranında hesaplanan 19.434,00-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 6.637,68-TL harçtan peşin alınan 1.169,78-TL'nin mahsubu ile bakiye 5.467,90-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13,14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5- Davacı tarafından yatırılan 1.169,78,00-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücretinin ve 848,00-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 4.348,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 13/02/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.