mahkeme 2024/222 E. 2025/764 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/222

Karar No

2025/764

Karar Tarihi

9 Eylül 2025

T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/222 Esas
KARAR NO : 2025/764
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 11/03/2024
KARAR TARİHİ : 09/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1368 adet pay ile davalı... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır yurtdışında ikamet ettiğini, Türkiye'ye sık sık ziyaret etme imkanı olmadığından ortağı olduğu davalı şirketin genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarına katılamadığını, şirketin mali durumu hakkında bilgi sahibi olmadığını, davalı şirket"... Cad. No:... Gaziemir/İZMİR" adresinde bulunan taşınmazı 01/06/1993 tarihinde kiraladığını, mülk sahipleri dava dışı ... Limited Şirketi ve müvekkilin annesi ... bu taşınmazı servis-bakım-satış istasyonu olarak kullanılması için kiraya verdiğini, müvekkili yurt dışında iken bilgisi dışında davalı şirketin ortağı dava dışı...'nin taşınmaza zarar verdiğini, bunu duyan mülk sahipleri hemen suç duyurusunda bulunmuş ve Bornova... Noterliği 07/02/2019 tarihli... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide ederek sözleşmeyi feshetmiş ve davalı şirket ise yine müvekkilinin bilgisi dışında, kiralanana yapılan faydalı masraflar nedeniyle 250.000,00USD talep ettiğini, mülk sahiplerinin yaptığı suç duyurusu ile İzmir CBS ... numaralı soruşturma dosyası açıldığını, davalı şirketin taşınmaza zarar vermesi nedeniyle ayrıca mülk sahipleri tarafından İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesi... D.İş dosyası ile tespit yapıldığını alınan bilirkişi raporunda, taşınmazın zemin kaplamalarının söküldüğü, iç kapıların yerinden çıkarıldığı, dış cephe giydirme cephelerinin söküldüğü, iç duvarların bir kısmının kırıldığı, yapılmış olan alçıpan bölmelerin yıkıldığı, dış cephe camekanların söküldüğü, tuvaletlerin yerinden söküldüğü, duvarlarda boya badana hasarlarının olduğu, yıkıntı malzemelerinin taşınmazda bırakıldığı bu zararların giderim bedelinin 130.000,00-TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkili yurtdışında ikamet ettiğinden davalı şirket ve dava dışı diğer ortağının yaptığı zararlardan haberdar olmadığını, davalı şirketin mülk sahipleri ile orta yolu bulmak yerine kiralanana zarar vermeyi tercih ettiklerini bu şekilde haksız fiili ile şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, müvekkilinin dava dışı ortağa ulaşamadığını kar paylaşımı dahi yapılmayan faaliyet durumu bilinemeyen şirket ortaklığının artık müvekkili için çekilmez hale geldiğini, şirketin kamu borçları sebebiyle müvekkilinin şahsi hesabına bloke işleminin yapıldığını, bilindiği üzere ortağın şahsi sorumluluğunun öncesinde şirketin malvarlığından kamu borcunun tahsilinin gerektiğini, müvekkilinin şahsi sorumluluğuna gidilmiş olması şirketin malvarlığının bu borçları karşılamadığı kanaatini uyandırdığını, müvekkilinin sorumluluğunu yerine getirerek kamu borçlarını ödendiğini, dava dışı ortağın da davalı şirkete herhangi bir emek göstermediğinin ortaya çıktığını, şirketin mali durumu hakkında müvekkilinin sağlıklı bilgi sahibi olamadığından, kar dağıtımı da yapılmadığından kamu borçları nedeniyle müvekkilinin şahsi hesabına bloke konulması ortaklar arasında bilgi ve fikir alışverişi olmadığını ve şirkette yaşanan pay devri durumundan dahi haberdar olmadığını, müvekkilinin şirkete olan güven ve inancının sarılmasının haklı bir sebep olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalının defterlerinin incelenmesi ile şirketin mali durumunun tespit edileceğini, şirketin çalışmasının devamı ortakların kazanç sağlanması söz konusu olmadığından müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının uzun yılladır yurt dışında bulunuyor olması ve Türkiye'yi sık sık ziyaret edememesinin yönetim kurulu toplantılarına katılmamasının asla bir haklı neden olmadığını, davacı yan şirketin ortağı olduğu tarihte de yurt dışında bulunduğunu bu nedenle şirket işlerini takip için vekiller tayin ettiğini, diğer ortağın kiracı olarak bulunduğunu binaya ilişkin faydalı masraflar nedeniyle 250.000 USD'nin talep edilmiş olmasının son derece doğru ve sorumlu bir davranış olduğunu, şirket kira sözleşmesi ile hüküm altına alınan bir hakkını kullandığını, diğer ortak şirketin tüm vergi borçlarını yapılandırdığını ve kendi imkanlarıyla ödeme gayreti içerisinde olduğunu, davacı yan şirketin 14/10/2019 tarihli genel kuruluna davet edildiğini, ancak bu toplantının kendi kusuru ile gerçekleşmemesine neden olduğunu, belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haklı nedene dayalı limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışında ikamet ettiğini, bu nedenle şirketin genel kurul ve yönetim kurulu toplantıları ile mali durumu hakkında bilgi sahibi olmadığını, dava dışı diğer ortak ile müvekkilinin iletişiminin bulunmadığını, davalı şirketin kiraladığı faaliyet alanında demirbaşlara zarar verdiğini ve şirketin kar payı dağıtmadığını iddia etmekte, davalı vekili davacının kendi kusurundan ileri gelen sebeplerle ortaklıktan çıkamayacağını, davacının genel kurula davet edildiğini ve vergi borçlarının yapılandırıldığını savunmaktadır.
Davalı şirketin ortaklık yapısı incelendiğinde, davacının 1368, dava dışı...' nin 2952 adet pay sahibi olduğu ve... nin şirketi münferiden temsile yetkili olduğu Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen yazı cevapları ile sabittir.
Delil olarak dayanılan;
-Mahkememizin...Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; dosyamız davacı tarafından davalı şirketin 25/11/2019 tarihli genel kurul kararının iptalinin talep edildiği, iddia olarak genel kurul çağrısının ve ilanın usulüne uygun yapılmadığının ileri sürüldüğü, mahkememizce yapılan yargılamada, davacı ortağın kayıtlı adresine ilanın tebliğ edildiği, genel kurul kararlarının iptalini gerektirir hukuka aykırılık bulunmadığı, kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiği,
Mahkememizin iş bu kararına karşı, davacı tarafça istinaf talebinde bulunulmuş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 14/03/2024 tarih ve ... Karar sayılı ilamı ile, " Davalı şirket tarafından ticaret sicil gazetesinde 14.10.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının yeterli çoğunluk sağlanamadığı için 25.11.2019 tarihinde şirket mekezinde yapılacağı, şirkete ait finansal tablolar ile yıllık faaliyet raporu ve kar dağıtım önerisinin genel kurul toplantısından en az on beş gün önce şirket merkezinde incelemeye hazır bulunacağı ilan edilmiş ve davacının şirket nezdinde kayıtlı adresine 06.11.2019 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla bildirim yapılmış olması karşısında, davacının adresinin şirket kayıtlarında bildirilen adres dışında başkaca bir adres olduğuna dair davacı tarafından şirkete her hangi bir bildirimde bulunulmamış olması nedeniyle çağrı usulüne ilişkin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılığın bulunmadığın kabulü isabetlidir. yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda şirket ana sözleşmesinde özel bir nisabın ön görülüp görülmediği gözetilerek, ibra edilecek olan yönetim kurulu üyeleri oy yoksunu olduğundan yönetim kurulu üyesi olan ortağın oyunun nisabın bulunup bulunmadığı değerlendirilmesinde hesaba katılmaksızın, kalan oylar yönünden ibra için gerekli ve yeterli oy nisabının sağlanıp sağlanmadığının ve hisse devrine ilişkin noter tarafından onaylanmış yazılı devir sözleşmesinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğinden İDM tarafından yapılan inceleme ve araştırma eksik olup, eksik inceleme ile karar verilemeyeceğini, açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından taraflardan sorulup ilgili noterlik ve ticaret sicilinden hisse devir sözleşmesi ile şirketin temsile yetkili yönetim kurulu üyleri, pay dağılımını ve genel kurulla ilişkin tüm kayıtlar getirtilip gerekiyorsa şirket uygulamaları alanında uzman bir birkişiden rapor alınarak, anılan ilke ve esaslar değerlendirilmek suretiyle yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik koşullarının ayrı ayrı irdelenmesi suretiyle varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırıldığı dosyanın... sırasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda;
"Her ne kadar davacı tarafından yurt dışı adresinin davalı şirketçe bilindiği halde çağrı ilanın iş bu adres yerine yurt içi adresine tebliğ edilmiş olması ile yine tebligatın, tebligat kanunun hükümlerine uygun olarak yapılmadığı iddiası ile çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığı beyan edilmiş ise de, davacının toplantıdan önce vekili aracılığı ile davalı şirkete tebliğ edilmek üzere keşide edilen ihtarnamede ve yine davalı şirketçe keşide edilip de davacının vekiline çıkartılan ihtarnamede, davacı adresi yurt dışı adresi olarak belirtilmiş ise de, iş bu ihtarnamedeki adreslerin davalı şirkete adres değişikliği bildirimi niteliğinde olmadığı, bu nedenle davalı şirketin, davacının bildirdiği ve sicilde kayıtlı olan son adresine çıkarttığı tebligatın usulüne uygun olduğu ve yine şirket tarafından ortaklarına çıkartılacak tebligatların posta kanunu hükümlerine tabi olduğu ve davacıya yapılan iadeli taahhütlü tebligatın da iş bu kanun hükümlerine uygun olarak yapıldığı, bu nedenle çağrının usulüne uygun olduğu,
Her ne kadar davacı tarafından yurt dışı adresinin davalı şirketçe bilindiği halde çağrı ilanın iş bu adres yerine yurt içi adresine tebliğ edilmiş olması ile yine tebligatın, tebligat kanunun hükümlerine uygun olarak yapılmadığı iddiası ile çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığı beyan edilmiş ise de, davacının toplantıdan önce vekili aracılığı ile davalı şirkete tebliğ edilmek üzere keşide edilen ihtarnamede ve yine davalı şirketçe keşide edilip de davacının vekiline çıkartılan ihtarnamede, davacı adresi yurt dışı adresi olarak belirtilmiş ise de, iş bu ihtarnamedeki adreslerin davalı şirkete adres değişikliği bildirimi niteliğinde olmadığı, bu nedenle davalı şirketin, davacının bildirdiği ve sicilde kayıtlı olan son adresine çıkarttığı tebligatın usulüne uygun olduğu ve yine şirket tarafından ortaklarına çıkartılacak tebligatların posta kanunu hükümlerine tabi olduğu ve davacıya yapılan iadeli taahhütlü tebligatın da iş bu kanun hükümlerine uygun olarak yapıldığı, bu nedenle çağrının usulüne uygun olduğu" şeklinde gerekçe ile davanın reddine karar verildiği,
-İzmir CBS' nin...soruşturma numaralı dosyası incelendiğinde; davalının faaliyetini yürüttüğü işyerinin kiraya vereni tarafından davalı şirket temsilcisi hakkında demirbaşlara zarar verildiği iddiası ile soruşturmanın yürütüldüğü, soruşturma sonucunda şikayete konu kiralananın kira müddetinin başlangıç tarihi olan 01.06.1993 tarihinden beri şüphelinin yetkilisi olduğu şirket tarafından kullanıldığı, kullanımdan kaynaklanan hasarlar dışında şüphelinin kiralanana zarar verdiğine dair herhangi bir belge veya mahkemeden alınmış tespit kararı sunulmadığı, bu surette atılı suçun işlendiğine dair salt şikayetçi iddiasından başka şüpheli hakkında kamu davasını açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden davalı şirket temsilcisi hakkında 08/03/2021 tarihinde (delil tespitinin yaptırıldığı tarihten sonra) KYOK kararının verildiği ve kararı itiraz üzerine kesinleştiği,
görülmüştür.
Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de 6102 sayılı TTK’nın 638. maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır. Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı TTK’nın 638. maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. 6102 sayılı TTK’nın 638/1. maddesi “şirket sözleşmesi ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması belirli şartlara da tabi tutulabilir” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir. Şirket sözleşmesi ile ortaklara tanınan çıkma hakkı, hukuki açıdan onlara tanınmış bozucu yenilik doğuran bir haktır. Ortak bu hakkını kullanıp çıkma iradesini ortaklığa ulaştırdığında çıkma gerçekleşir, ayrıca bu beyanın şirket tarafından kabulüne gerek yoktur. Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı TTK’nın 638/2. maddesinde yer alan “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir. Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur.
6102 sayılı TTK'nın 638. maddesi gereğince açılan limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin olan işbu davayı ortak, haklı sebeplerin varlığı halinde açabilir. Bilindiği üzere limited şirketlerde, şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamıştır. Buna göre; haklı nedenler somut olayın özelliğine göre ortaya konulup değerlendirilmek durumundadır. Taraflar arasındaki anlaşmazlıkların niteliği, şirket ortağının ortak sıfatının devamında yarar kalmaması gibi haller, limited şirket ortaklığından çıkma gerekçesi olarak gösterilebilecektir.
Toplanan deliller ve dinlenen tanık anlatımları ile celp edilen Ticaret Sicil kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı ortağın şirketin faaliyetini yürüttüğü adreste demirbaşlara zarar verdiğine yönelik yürütülen soruşturmanın KYOK kararı ile kesinleştiği, davacı yurt dışında yaşadığını bu nedenle şirketin genel kurulu ve yönetim kurulu kararları ile mali durumu hakkında bilgi sahibi olamadığını iddia etmesine rağmen mahkememizin... Esas sayılı dosyasında belirtildiği üzere gelen kurul toplantılarına ilişkin çağrının usulüne uygun yapıldığı ve bu yönde mahkememizce verilen ilk kararında istinaf ilamının gerekçesi nazara alındığında kesinleşen maddi vakıa sonucu davalı şirket tarafından davacıya bilgilendirmenin yapıldığı, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/1 ve (2) bentleri uyarınca, her ortağın, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebileceği ve belirli konuda inceleme yapabileceği, genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkemece bu hususta karar verilebileceği, kar payı dağıtımının yapılmamasının ayrı bir davanın konusunu oluşturduğu, davacının haklı nedene ilişkin dava dilekçesinde başkaca iddiasının da bulunmadığı görülmekle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Reddine,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcının (615,40 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/09/2025
Katip...
¸e-imzalıdır

Hakim...
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim