mahkeme 2023/672 E. 2025/770 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/672
2025/770
9 Eylül 2025
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/672 Esas
KARAR NO : 2025/770
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/08/2023
KARAR TARİHİ : 09/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "...Müvekkilin, davalı tarafa toplam 118 m3 beton teslim etmiş olmakla, karşılığında 14.03.2023 tarihinde ...sayılı 84.000,00-TL bedelli ve yine 20.03.2023 tarihli... sayılı 122.500,00-TL bedelli faturasını düzenleyerek davalı tarafa gönderdiğini; Davalı tarafın da 27.03.2023 tarihinde müvekkile 122.500,00-TL banka havalesi ile ödeme yaptığını; Müvekkilin müteaddit defalar talep etmesine rağmen davalı tarafın, ilk düzenlenen 84.000,00-TL fatura bedelini ödememiş olduğunu; T.C. İzmir..:İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, Davalı tarafın ödeme emrine süresi içerisinde itiraz etmesi sonucunda takibin durduğunu; Arabuluculuk Bürosuna... numara ile başvurulmuş ve arabuluculukta yapılan 04.07.2023 tarihindeki son oturumda anlaşma sağlanamadığı tutanağa geçirilmek suretiyle son tutanak düzenlenmiş olduğunu belirterek; itirazın iptali ile davalı taraftan davacı müvekkilin 84.000,00-TL alacağı olduğuna ,Davacı müvekkilin alacağına takip tarihinden itibaren reeskont avans oranında faiz işletilmesine, Davalı taraf yetki itirazının kaldırılmasına, davalı taraf itirazı haksız ve kötüniyetli olmakla %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, Davalı tarafın yargılama giderleri ile ilam vekalet ücretinden sorumlu olmasına karar verilmesini "talep ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa dair başlatılan icra takibine yapılan İtirazın İptaline ilişkindir.
Uyuşmazlık; faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Takibe dayanak fatura içeriğinin 48 m3 C30/37 beton imalatına ilişkin olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Borca itiraz dilekçesinde borçlu/davalının İcra Dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmektedir:
İİK 67. maddesinde yetkili icra dairesi gösterilmemiştir. İcra takibinde yetki kurallarının düzenlendiği 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrasına göre “Para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.” Eş söyleyişle yetkili icra dairesi ve mahkeme HMK’nun yetkiye dair genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilecektir.
HMK'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı)
Bu kurallar nazara alındığında icra takibinin alacaklı şirketin merkezi olduğu gerek vekaletname gerekse fatura içeriğinden anlaşılan İzmir İcra Dairesinde açılmış olması yetki itirazının haklı olmadığı anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır:
Mahkememizce aldırılan 03/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Dosya içeriği ve ekleri ile davacı tarafa ait 2023 ve 2024 yılları ticari defterleri ile bağlı kayıtları incelendiğinde, aşağıda belirtilmiş olan hususlar tespit edilmiştir. Davacı taraf , incelemeye esas 2023,2024 yılları hesap dönemlerinde e-defter mükellefi olup, süresinde oluşturulmuş defter-i kebir ve yevmiye defterleri beratları ile basılı defterleri olan Envanter defterleri tarafıma ibraz edilmiştir. Ticari defterlerin açılış tasdiklerinin TTK 69. ve VUK 220. ve 225.maddelerinde öngörülen yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu tespit edilmiştir. Defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Defterleri, kayıtları yönünden birbirini doğrulayacak şekilde istikrarlıdır. Defterlerin delil niteliğinin nihai takdiri Yüce Makamınıza aittir. 12.05.2023 takip tarihi itibarı ile davacı tarafa ait ticari defterlerde, davalının 84.000,00.-TL borçlu olduğu kayıtlıdır. GİB cevabi yazısı ekinde, yalnızca davacı tarafa ait Form Bs dökümleri gönderilmiş olup; davalı tarafa ait Form Ba dökümleri mevcut değildir. Davacı tarafa ait bildirimler incelendiğinde, 2023 yılı hesap döneminde, 2 adet belge ile davalı tarafa KDV hariç 175.000,00-TL tutarında mal/hizmet teslimi yaptığını, kendi vergi dairesine beyan ettiği görülmüştür. Makamınızca, davacının faiz talebinin yerinde görülmesi halinde, 12.05.2023 takip tarihinden 15.08.2023 dava tarihine kadar işlemiş reeskont avans faizi, aşağıdaki tablo ile sunulduğu şekilde hesaplanmıştır. ¸
Yapılmış olan tespitlerin hukuki nitelendirmesi ve nihai takdiri Yüce Makamınıza ait olmak üzere saygılarımla arz ederim." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Belirtelim ki;
Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
4- Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
5- Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Talimat mahkemesince (İstanbul... ATM) davalı şirkete ihtarat içeren tebligatın 17.06.2024 tarihinde tebliğine rağmen Davalı Tarafın ticari defter ve belgelerinin belirlenen gün (27.06.2024) ve saatte (15:00) ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği ve bu nedenle davalının ticari defterleri ile ilgili olarak raporda bir irdeleme bulunmadığı görülmüştür.
Davacı tarafın ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle sahibi lehine delil teşkil ettiği gözetilerek davacının davalıdan takibe konu faturadan kaynaklanan 84.000,00-TL (asıl alacak) tutarınca alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu fatura alacağını doğruladığı ve davalının usulüne uygun ihtar içerir tebliğe rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan hususların yine kendi lehine delil kabul edilebileceği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının icra takibinde 1.434,90-TL işlemiş faiz talebi olduğu görülmüş ise de, dava dosyasında davacı tarafından davalıya gönderilen ve davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarname bulunmadığından takip talebinde işlemiş işlemiş faiz yönünden talep olunan tutarlar için itirazın iptali talebi reddolunmuştur.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ KISMEN İPTALİNE, takibin 84.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren Avans Faizi işletilmesine, Davacının FAZLAYA İLİŞKİN TALEBİNİN REDDİNE,
2- Alacak likid nitelikte görüldüğünden İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak miktarının % 20'si oranında hesaplanan 16.800,00-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 5.738,04-TL harçtan peşin alınan 1.007,34-TL nin mahsubu ile bakiye 4.730,70-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan Başvurma Harcı, Peşin Harç ve Vekalet Harcından oluşan toplam 1.315,59-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yapılan 4.500,00-TL bilirkişi ücretinin ve 1.625,00-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 6.125,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 09/09/2025
Katip ...
E imza
Hakim...
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.