mahkeme 2023/465 E. 2024/455 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/465
2024/455
21 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/465 Esas
KARAR NO : 2024/455
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 04/07/2014
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Asıl borçlu ...San. ve Tic. A.Ş. İle ... Bankası TAŞ arasında yapılan genel kredi sözleşmesine istinaden adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, davalıların bu sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğunu, alacaklıya karış sorumlulukları bulunduğu kredi borçlarının ödenmemesi üzerine borçlu şirkete ait kredi hesabının 05/04/2001 tarihinde kat edildiğini, buna ilişkin durumun İzmir ... Noterliğinden gönderilen... yevmiye numaralı ihtarname ile taraflara bildirildiğini, ancak yapılan bildirime rağmen söz konusu borcun ödenmediğini, bu nedenle İzmir ... icra müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçluların takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bu nedenlerle ile, davalıların itirazının iptalini, davalıların %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; öncelikle aynı alacak için İktisat Bankası tarafından İzmir... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve müvekkilleri tarafından borç ödenerek kapatıldığını, borç ödendikten sonrada müvekkillerinin taşınmazlarına konulan hacizlerde kaldırıldığını, borç ödenmemiş olsa dahi İİK'ya göre takip zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından müvekkilleri aleyhine aynı nitelikte başka icra takipleri de yapıldığını, bu takiplere de itiraz edildiğini, ancak aradan 15 yıla yakın süreler geçtiği için sürece ait belgelerin bir kısmına ulaşmanın mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, dava ve takip kötü niyetli açılmış bulunduğundan davacının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası, banka kayıtları, kredi sözleşmesi, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce verilen19/06/2018 tarih ve ... Esas ... sayılı karar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin 04/05/2023 tarih ve...Karar sayılı ilamıyla; "...Dava, genel kredi sözleşmesine istinaden davalı kefiller aleyhine başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/10/2019 tarih ... alacakları ile ilgili zamanaşımı hususunda;Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/10/2019 tarih ve ... Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, bu aşamada uyuşmazlık konusu itibariyle “Fon alacağı” kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun çeşitli hükümlerinde “Fon alacağı” kavramı kullanılmıştır. Bu kavram 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na özgü ve Fon’un birden çok alacağını içeren bir üst kavramdır (Tekinalp, Ünal: Banka Hukukunun Esasları, İstanbul 2009, s. 300). Ancak Fon alacağı kavramı, Fon’un alacaklı sıfatı bulunan tüm hâller bakımından müşterek bir kavram olarak kullanılmamaktadır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu sisteminde Fon alacağının; birbirinden farklı türde alacakları bünyesinde barındıran bir üst kavram olmasının yanı sıra özel bir hukuki rejime de tabi olduğu anlaşılmaktadır. Zira Kanun’da Fon alacağı olarak nitelenen alacakların takip ve tahsiline ilişkin olarak özel himaye araçlarına yer verilmiş, ayrıca genel hükümlerden ayrılarak uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu itibarla Fon alacağı kavramının aynı zamanda hukuki bir statüyü ifade ettiği, sadece bu statü içerisinde yer alan alacakların Kanun’un öngördüğü özel himaye rejimine tabi olabileceği anlaşılmaktadır.
Fon alacağı kavramının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun çeşitli hükümlerinde kullanılmasına ve hukuki bir statü ifade edip, kapsamında yer alan alacaklar açısından özel bir himaye rejimi sağlamasına rağmen, Fon alacağının ne olduğu ya da hangi alacakları kapsadığı hususunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Dolayısıyla Fon alacağı kavramına yüklenen anlamın ve kapsamın belirlenmesi, gerek özel himaye rejiminin uygulanması, gerekse alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi bakımından önem arz etmektedir.
Hemen belirtilmesi gerekir ki; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Fon alacağına yüklediği hukuki statü, temel hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamaları bünyesinde bulundurduğu için Fon’un hangi alacaklarının “Fon alacağı” kapsamında olduğunun sadece kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu dışındaki şekli anlamda kanunlarla da Fon alacağı ihdas edilmesinin önünde bir engel bulunmamakla birlikte alt düzenleyici işlemlerle özel himaye rejimine tabi Fon alacağı ihdas edilemeyecektir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Fon alacağı için öngördüğü özel himaye rejiminin en önemli parçalarından birisi oldukça uzun bir zaman dilimini kapsayan zamanaşımı süresidir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesi; “Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır” hükmünü haizdir. Buna göre, anılan madde ile tanzim edilen zamanaşımına ilişkin düzenleme münhasıran 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacakları bakımından uygulama kabiliyeti bulacak ve bu Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Fon’un yetkilerinin ve görevlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan doğması, başkaca kanunlardan kaynaklanan alacakların dolaylı olarak bu Kanuna ilişkin zamanaşımı süresine tabi olduğu sonucunu doğurmaz. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesinde tanzim edilen zamanaşımı süresi münhasıran bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi olup, Fon’un tahsil yetkisini haiz olduğu alacaklara ilişkin genel bir zamanaşımı süresi belirlememektedir. Başka bir deyişle şekli anlamda başkaca kanunlarla bir alacağa Fon alacağı hukuki statüsünün verilmesi mümkün olmakla birlikte, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu dışındaki bir kanunla tanzim edilen Fon alacağı, Kanun’un açık hükmü karşısında zamanaşımına ilişkin özel himaye rejiminden yararlanamayacaktır.
Bu aşamada 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacaklarının kapsamının belirlenmesi gerekmektedir. Zira zamanaşımına ilişkin düzenlemenin uygulanabilmesi için Fon alacağı hukuki statüsünün 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda tanzim edilmesi gerekli olmakla birlikte, bu durum Fon alacağı kavramının kapsamını doğrudan tek başına belirlememektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu sisteminde iki grup alacağa Fon alacağı hukuki statüsü tanınmıştır. Bunlarda birincisi Kanun’un açıkça Fon alacağı statüsü tanıdığı alacaklardır. İkincisi ise Kanun’da bu statünün bulunduğuna dair açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, bu alacakların Fon alacağı olduğu işin mahiyetinden anlaşılan alacaklardır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu, bir alacağı Fon alacağı olarak kabul etmişse bu alacaklar, Kanun’un açık hükmü karşısında Fon alacağı statüsünü iktisap etmektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 108/4. ve 132/8. maddeleri Fon alacağı statüsünün bu şekilde oluşumuna ilişkindir (Tekinalp, s. 301).
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun açıkça Fon alacağı statüsü tanıdığı bir diğer düzenleme ise Kanun’un 132/8. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde; “Bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması hâlinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon alacağı hâline gelir ve bu alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edilir” hükmünü haizdir. Ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesi uyarınca Fon’un kendisine devredilen bankanın, alacaklarını devralması hâlinde, bu alacaklar Fon alacağı niteliği kazanmakta ve Fon alacaklarına ilişkin himaye rejimi tatbik kabiliyeti bulmaktadır. Zira Fon, hisselerinin çoğunluğu veya tamamı kendisine intikal eden bir bankanın; gerekli görülen hâllerle sınırlı olmak üzere, mali bünyenin güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması için gerektiğinde, alacaklarını veya zararlarını devralmaya yetkilidir (m. 107/5-b.5). Bu alacaklar Fon tarafından devralındıkları tarih itibariyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacağı statüsünü kazanmakla birlikte aynı Kanun’un 141. maddesinde tanzim edilen özel zamanaşımı himayesinden yararlanabilmektedir.
Bu itibarla yukarıda bahsedilen Fon alacakları 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklandığı için anılan Kanun’un 141. maddesi gereğince bu Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak uygulanacaktır. Aslında bu düzenleme ilk olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan önce yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na 12.12.2003 tarihli ve 5020 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen ek 3. maddeyle getirilmiştir. Bu düzenleme ile söz konusu Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi, anılan Kanun’a eklenen ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinden itibaren yirmi yıl olmuştur.
01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesinde de mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun ek 3. maddesine benzer bir hükme yer verilerek 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu düzenlenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 16. maddesinde, “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir.” hükmü getirilerek 141. maddede öngörülen yirmi yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olması sağlanmıştır. Bu düzenleme ile yirmi yıllık zamanaşımının ilk defa öngörüldüğü 26.12.2003 tarihi itibariyle dolmuş olan zamanaşımı süreleri yeniden canlandırılmış olmaktadır.
Buna karşılık Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu kuralı, ilk kez 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle getirildiği için söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte henüz zamanaşımı süresini doldurmamış tüm Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzamıştır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 16. maddesi ise 26.12.2003 tarihinden önce zamanaşımı süresini dolduran alacaklara ilişkin zamanaşımı süresini yeniden canlandırarak yirmi yıla uzatmaktadır.
Bu nedenle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 16. maddesinde yer alan “…zamanaşımı ve…” ibaresi 12.09.2014 tarihli ve 29117 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.06.2014 tarihli ve... K. sayılı kararı ile borçlunun zamanaşımına uğramış alacaklarının yeniden canlandırılması ve bu suretle yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göre doğmuş ve tahakkuk etmiş olan zamanaşımı def’ini ileri sürme hakkının geçmişe yönelik olarak elinden alınmasının hukuka olan güven duygusunu zedelediği ve hukuk güvenliği ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Bu durumda 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacakları için 26.12.2003 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak ancak anılan tarih itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Başka bir deyişle anılan Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tespiti için öncelikle 26.12.2003 tarihi itibariyle alacağın tabi olduğu genel zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir. Eğer anılan tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise bu Fon alacağına yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak, buna karşılık öngörülen zamanaşımı süresi dolmamış ise her hâlde zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır.
Hemen belirtilmesi gerekir ki; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesi uyarınca devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline gelen alacaklarda yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı devir tarihi itibariyle tespit edilmelidir. Banka alacağı devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline geldiği için bu tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak buna karşılık alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi henüz dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. " şeklinde karar verilmiştir.
...Bankası Türk AŞ ile dava dışı asıl borçlu ... Gıda .. A.Ş arasında akdedilen 07/04/2000, 03/05/2000, 04/05/2000, 04/05/2000 tarihli genel kredi sözleşmelerinde davalıların kefil olarak yer aldıkları anlaşılmıştır. Fona devredilen banka tarafından İzmir... Noterliğinin 09/04/2001 tarihli ihtarnamesi ile hesap kat edilmiştir. Davalılar aleyhine 27/06/2013 tarihinde alacağın tahsili için ilamsız icra takibi yapılmıştır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun 15.03.2001 tarihli 198 sayılı kararı ile yönetim ve denetimin TMSF na devredilen... Bankası T.A.Ş nin alacağının 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan mülga 4389 sayılı Bankalar Kanununa 26.12.2003 tarihli, 25328 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5020 sayılı Yasanın 27. maddesi ile eklenen ek 3. maddesi ile getirilen değişiklik sonucu zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı, 20 yıllık süre dolmadan 27/06/2013 tarihinde icra takibi yapıldığı buna göre zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Buna göre mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Mahkemece... Bankası TAŞ tarafından asıl borçlu ve davalılar aleyhine yapılan İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasının celbi için yazılan müzekkereye bila ikmal yanıt verilmiş ise de, bu dosyanın celbi sağlanarak bu dosya ile eldeki davaya konu icra dosyasındaki alacağın aynı alacağa ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi, aynı alacağa ilişkin yeni bir takip yapıldığının anlaşılması halinde İİK’nun 68/1 maddesi uyarınca aynı asıl alacak için ikinci bir takip yapılmasının mümkün olmadığının, ortada geçerli bir takibin bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır. (Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)
İcra takip dosyalarının aynı asıl alacağa ilişkin olmadığının anlaşılması halinde ise dava açılmasından önce yapılan ödeme iddiaları değerlendirilerek, yapılan ödemeler ve takibin Türk Parası üzerinden yapıldığı dikkate alınarak, bankacı bilirkişiden denetime elverişli, hüküm kurmaya uygun rapor alınıp, deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde olmamıştır." gerekçesi ile kaldırılmıştır.
İstinaf kaldırma kararı sonrasında mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan incelemesi sonucunda dosya bankacılık konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, Bilirkişiden alınan 08/01/2024 tarihli rapora göre; "...Sayın Mahkemenin ara kararı çerçevesinde yapılan incelemelerin ayrıntıları yukarıda açıklanmış olup, bankanın dosyaya sunulu kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda;
Dava dışı... Gıda Dağ. San ve Tic. A.Ş fona devredilen... Bankası T.A.Ş arasında 07.04.2000 düzenleme tarihli 1000.000-USD, 03.05.2000 düzenleme tarihli 65.000.-USD, 04.05.2000 düzenleme tarihli 53.420-USD ve 04.05.2000 düzenleme tarihli 12.000-USD limitli Genel Kredi Sözleşmeleri akdedilmiştir.
Davalı ...’nin kefalet limiti 230.420-USD,
Davalı ...’nin kefalet limiti 53.420.-USD
Davalı ...’in kefalet limiti 100.000-USD olarak belirlenmiştir
Sözleşmelere istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete Döviz kredileri kullandırılmış, kredilerin ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek davalılara ihtarname keşide edilmiş ve temerrüde düşmüşlerdir.
İhtar sonrası davalılar aleyhine İzmir ... İcra Dairesinin ...syasından 186.533.50-USD üzerinden takibe başlanmış, 14.06.2001 tarihinde müteselsil kefil... tarafından icra dosyasına yatırılan 103.287-USD ‘nin 99.564.-USD tutarının kredilere mahsubu sonrası kalan toplam: 265.354.16-USD tutar sehven 265.354.16- TL olarak İzmir ... İcra Dairesinin ...syasında takibe konu edilmiş, davalıların itirazları üzerine takip durmuştur.
Açılan İtirazın iptali davası çerçevesinde , Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin 38.3 madde hükmü doğrultusunda değişen temerrüt faiz oranları ve Takdiri Sayın Mahkemede olmak üzere USD ve icra takip dosyasındaki talebin TL olması nedeniyle TL olarak yapılan hesaplamalar sonucunda davalı müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin sorumlu oldukları tutarlar aşağıdaki gibi tespit edilmiştir.
26.06.2013 Takip Tarihi itibariyle :
... Yönünden
Takipteki Alacağın USD olarak değerlendirilmesi halinde:
99.440.14-USD Asıl Alacak
167.420.38-USD İşlemiş faiz
266.860.52-USD Toplam
Banka Alacağı tespit edilmiştir.
Takipte talep edilen faiz alacağının tespitimizin altında olması edeniyle faiz alacağı yönünden taleple bağlı kalındığında:
99.440.14- USD Asıl alacak
165.489.11-USD İşlemiş faiz
264.929.25-USD Toplam
Takipteki Alacağın TL olarak değerlendirilmesi halinde :
192.466.39-TL Asıl alacak
320.304.17-TL İşlemiş faiz
424.37-TL Masraf
513.194.93-TL Toplam
Banka alacağı tespit edilmiştir.
İcra Takip dosyasında TL olarak talebin 99.440.68-TL Asıl alacak, 165.489.11-TL İşlemiş faiz ve 424.37-TL masraf olmak üzere toplam: 265.354.16-TL olduğu ve tespitimizin altında olması nedeniyle taleple bağlı kalındığında :
99.440.68- TL Asıl alacak
165.489.11-TL İşlemiş faiz
424.37-TL Masraf
265.354.16-TL Toplam
Banka alacağından tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
...Yönünden:
Takipteki Alacağın USD olarak değerlendirilmesi halinde:
53.420.00- USD Asıl alacak
92.596.03 -USD İşlemiş faiz
146.016.03-USD Toplam
Takipteki Alacağın TL olarak değerlendirilmesi halinde :
103.394.41-TL Asıl alacak
179.219.62-TL İşlemiş faiz
424.37-TL Masraf
283.038.40-TL Toplam
Banka alacağı tespit edilmiştir.
İcra Takip dosyasında TL olarak talebin 99.440.68-TL Asıl alacak, 165.489.11-TL İşlemiş faiz ve 424.37-TL masraf olmak üzere toplam: 265.354.16-TL olduğu ve tespitimizin altında olması nedeniyle taleple bağlı kalındığında :
99.440.68- TL Asıl alacak
165.489.11-TL İşlemiş faiz
424.37-TL Masraf
265.354.16-TL Toplam
Banka alacağından tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
... Yönünden :
Takipteki Alacağın USD olarak değerlendirilmesi halinde:
5.515.17- USD Asıl alacak
8.378.28 -USD İşlemiş faiz
13.893.45-USD Toplam
Takipteki Alacağın TL olarak değerlendirilmesi halinde
10.674.61-TL Asıl alacak
16.216.16-TL İşlemiş faiz
424.37-TL Masraf
27.315.14-TL Toplam
Banka alacağından tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı şirketin takip tarihinden itibaren sözleşme hükümleri doğrultusunda davalılar yönünden belirtilen asıl alacaklara yıllık % 27.5 oranında temerrüt faizi talep edebileceği Sonuç ve Kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi ile; davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 265.354,16TL'nin (99.440.68- TL asıl alacak ve 165.913,48-TL kök dava tarihine kadar bu tutara işlemiş faiz olmak üzere) asıl alacak tutarı olan 99.440,68TL'ye işleyecek %27,5 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce istinaf kaldırma kararı toplanan delillerin birlikte incelenmesi neticesinde;
1-Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davalı kefiller aleyhinde başlatılan icra takibine karşı davalılarca ileri sürülen itirazların iptali talebine ilişkindir.
2-Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dosyaya sunulan takip dosyası içeriğine göre İzmir... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile itirazın iptali davasına konu takip dosyasının aynı alacağa ilişkin oldukları anlaşılmıştır.
3-Davacı vekilinin 02/04/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın tam ıslahı yoluna gidilmiş, dava alacak davası olarak ıslah edilmiştir.
4-Davalılar tarafından ıslaha karşı zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de, öncelikle dava şartlarının incelenmesi gerektiğinden zamanaşımı defi incelenmemiştir.
5-Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre itirazın iptali davası olarak açılan bir davanın tam ıslah yoluyla dava alacak davasına çevrilmesi mümkündür.
6-Davanın tam ıslahı, 6100 sayılı HMK'nın 180/1. Maddesinde;
"Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir." şeklinde düzenlenmiştir.
7-İtirazın iptali davası, takiple sıkı sıkıya bağlı bir dava türü olup, her ne kadar temel olarak alacak hakkının elde edilmesine yönelik açılmakta ise de alacak davası ile önemli farklılıklar içermektedir. Örneğin itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun bir icra takibi bulunmalı, takibin itiraz nedeniyle durmuş olması ve 1yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmış olması gerekmektedir. Alacak davasında ise genel hükümlerde yer alan dava şartlarının yerine getirilmesi dışında bir ön şart aranmamaktadır.
Görülmekte olan dava 04/07/2014 tarihinde itirazın iptali davası olarak açılmış, yargılama sırasında 02/04/2024 tarihli ıslah dilekçesi ve ekinde sunulan yeni dava dilekçesi ile davanın tam ıslahı yoluna gidilmiş ve alacak talebinde bulunulmuştur.
"Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan (dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi verir (HMK m. 180). Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (HMK m. 179/1). Bu hâlde dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) tamamının yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için buna davanın tamamen ıslahı denir (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s. 424). Başka bir anlatımla davacı tamamen ıslah ile yeni bir dilekçe vererek davasını baştan itibaren usule müteallik bütün işlemlerini değiştirebilir."(Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin ...hli ilamı)
7155 sayılı Kanun'un 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesine göre konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davaların açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı niteliğinde olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığını taşıyan 18/A maddesiyle, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenleme altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta her ne kadar itirazın iptali davasının açılış tarihi 04/07/2014 ise de, davanın tam ıslahı sonucu talep sonucu ve davanın konusunun değiştiği, ilk dava tarihinde arabuluculuk dava şartı söz konusu olmadığı ancak davanın tam ıslahı sonucu yeni dava dilekçesi verilmesiyle dava dilekçesi de dahil olmak üzere tüm usul işlemlerinin en başından itibaren yapılmamış sayılması söz konusu olduğundan ıslahla beraber ilk kez ileri sürülen alacak talebinin, bu talebin karşı tarafa iletildiği ıslah tarihindeki hukuki duruma göre değerlendirme yapılması gerektiği, davanın tam ıslahı sonrasında dava tarihi yine ilk açılan itirazın iptali dava tarihi olsa da bu durumun davalılara karşı ilk kez ileri sürülen alacak talebini temerrüt dışında dava tarihinde ileri sürülmüş gibi bir sonuç ortaya çıkarmayacağı, buna göre ıslah tarihinde bir miktar alacak isteminin davalılara karşı ilk kez dava yoluyla ileri sürülmesi nedeniyle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi gerektiği halde davacı tarafça doğrudan alacak isteminde bulunulmuş olduğu anlaşıldığından davanın arabuluculuk dava şartına yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın arabuluculuk dava şartına yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin olarak alınan 3.176,85-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 2.749,25-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar yararına takdir edilen 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından posta ve tebligat ücreti olarak sarf edilen 720,25-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.