mahkeme 2023/118 E. 2024/453 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/118
2024/453
21 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/118 Esas
KARAR NO : 2024/453
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 17/08/2021
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Taraflar arasında Batılimanı...Köyü Aliağa İzmir’de bulunan gümrüksüz açık sahanın kiralanmasına ilişkin Temmuz 2019 dan bu yana 31.07.2019 tarihli kira sözleşmesi gereğince kiralama ilişkisi bulunduğunu, davalı tarafın kiralama hizmeti nedeniyle davacı şirkete uygulamakta olduğu ücret tarifesinin sözleşmenin 3.1 maddesi gereği ilk 30 gün için her bir ton başına 0,02.USD, 30 günden sonraki günler için her bir ton başına 0,04.USD olduğunu, yine emtianın sözleşmenin 3.2 maddesi gereği liman ile açık saha arası nakliye, açık sahada yapılacak figüre, yükleme ve kantar tartımı bedelleri toplamı her bir işlemde gerçekleştirilen ton başına 2.USD, emtianın herhangi bir sebepten dolayı Batılimanı sahası dışına çıkarılması halinde açık sahada yapılan figüre, yükleme ve kantar tartımı bedelleri toplamı her bir işlemde gerçekleştirilen ton başına 3.USD olacağını, ne var ki uygulanan bu tarifenin 06.10.2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğe aykırılık teşkil ettiğini, davalının davacı yana aralarındaki kira ilişkisine istinaden ancak açıkça yasaya aykırı bir şekilde faturalar düzenlediğini, söz konusu faturalara konu hesaplama oranlarına mail ve noter kanalıyla itiraz edildiğini, döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı kararın 8.maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesinin zorunlu olduğunu, dolayısıyla taraflar arasında USD üzerinden akdedilen gümrüksüz açık alan kira sözleşmesi tarife bedelinin 02.01.2018 tarihli TCMB efektif satış kuru (USD kuru 3,7776.TL) üzerinden 2 yıllığına yeniden belirlenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Davaya konu sözleşmenin genel itibarıyla karma bir sözleşme olup ağırlıklı olarak bir hizmet sözleşmesi olduğunu, yine kararlaştırılan ücret incelendiğinde ücretin tonaj üzerinden belirlendiğini, klasik kira sözleşmesinin tipik özelliği olan gün ya da ay üzerinden zamansal ya da hasılata dayalı bir bedel tespitinin söz konusu olmadığını, davacının ilk başta davasını sözleşme ilişkisini kira olarak yorumlayarak Sulh Hukuk Mahkemesinde ikame ettiğini, Sulh hukuk Mahkemesinin ise sözleşmede kira sözleşmesi kapsamı dışında kalan düzenlemelerin olduğu, davanın da bu kısma ilişkin olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verdiği, dosyanın gönderilmiş olduğu İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesinin de görevsizlik kararı vererek dosyanın uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla istinafa gönderildiğini, İzmir BAM...Hukuk Dairesi... K. 18.01.2023 tarihli ilamı ile uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 31.07.2019-31.12.2019 tarihleri arasında geçerli olduğunu, sözleşmenin 3.1 maddesine bakıldığında sözleşme bedelinin ilk 30 günden sonra 0,04.USD bedel üzerinden ücretlendirilmesi gerekirken çok daha düşük bir bedel üzerinden ücretlendirme yapıldığını, bu durumda davalının sözleşmeden kaynaklı alacağının bulunduğunu, yine sözleşmenin 4.maddesinde görüldüğü üzere her ay geciktirilen bedeli % 6 sı oranında gecikme cezası öder, ceza bedeli ifa ile birlikte istenebilir dendiğini, davacının geç ödeme yapmış olduğu tarihler için ceza da ifa ile birlikte isteneceğinden davacı taraftan bu anlamda alacağın bulunduğunu, açıklanan nedenlerle menfaat şartı nedeniyle davanın öncelikle usulden reddine, yazılı sözleşmeli dönem için sözleşme döviz üzerinden kararlaştırılsa da TL üzerinden dövize endeksli olmaksızın ödemelerin sözleşmenin çok altında yerine getirildiği, bu anlamda yazılı sözleşmesel dönemden davalının alacağı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu dönemde yapılan ödemelerin dövize endeksli olduğu Mahkemece kabul edilecek olursa söz konusu karma sözleşme ve ağırlıklı hizmet sözleşmesi olması nedeniyle ilgili tebliğ çerçevesinde dövizle kararlaştırma yasağından bağışık olduğunun tespitini, davalının davacıdan olan alacaklarının gerek cezai şart gerekse eksik alınan sözleşme bedelleri olarak hesaplanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Kira sözleşmesi, Kartal... Noterliği'nin 24/03/2021 tarihli... yev. nolu ihtarnamesi, arabuluculuk Son tutanağı, faturalar, ticari defter kayıtları, bilirkişi, Keşif, Yemin, Tanık, Yargıtay ve İstinaf Kararları ile yasal her türlü delil suretleri delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi incelemesi sonucunda 05/07/2023 tarihli düzenlenen bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenin ara kararı kapsamında dosya içeriğine sunulan davacı yana ait yasal defter ve dayanak belgeleri içeren flash bellek dahilinde ve davalı yana ait yasal defter ve dayanağı muavin kayıtlar üzerinde yapılan tetkik ve değerlemeler dahilinde -Davacının yasal defter ve dayanağı muavin kayıtları ile davalı yana ait yasal defter ve dayanağı belgelerin ( 2019-2020-2021 dönemlerine ait) tetkikinde, her iki tarafın kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, 5.478,43.TL lık alacak bakiyesi haricinde taraflar arasında borç/alacak yönünden herhangi bir ihtilafın bulunmadığı,
-Davacının iddia ettiği şekli ile davalı tarafından sözleşme kapsamında verilen kiralama hizmeti nedeniyle tahsil edilen hizmet bedelinin USD (Amerikan Doları) olarak belirlendiği/hesaplandığı, bu hususun Türk Parasını koruma kanunu hakkındaki 32 sayılı karara ilişkin tebliğe aykırı olduğu belirtilerek davacı ile davalı arasındaki Ücret Tarifesinin atanacak bilirkişi marifetiyle yeniden belirlenmesi talebinin taraflar arasındaki esas dava konusunu oluşturduğu,
-Dava konusu talebe esas olayda davacı ve davalı arasındaki hizmet ilişkisine konu (sözleşmenin 3.2.maddesinde liman ile açık arasındaki nakliye, açık sahada yapılacak figüre, yükleme ve kantar tartım bedelleri yönünden) işlemlerde dolar/USD veya TL olmak üzere hangi para cinsinden veya tekniğinden hareketle davalının davacı yana verdiği ve vereceği hizmetin ne şekilde olacağı/hesaplanacağı ve davacının iddia ettiği şekli ile bahse konu 32 sayılı karara ilişkin tebliğ yönünden taraflar arasında imza altına alınmış ve yaklaşık 3 yıl süre ile uygulanmış sözleşme içeriği usul ve esasların tetkiki, benzer işlerdeki teamül ve uygulamaların ne olduğu veya nasıl uygulanması gerektiği yönünde dosyaya katkıda bulunacak konusunda uzman hukukçu ve deniz işletmeleri ve liman hizmetleri konusunda çalışan, görev yapan teknik bilirkişi ilavesi ile dava konusu hususta karar vermeye elverişli bir rapor tanzimin ve görüş bildirmenin mümkün olabileceği kanaatine varılmış olup takdir sayın Mahkemenindir.
Durum Saygı ile Sayın Mahkemeye arz olunur..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi incelemesi sonucunda 06/12/2023 tarihli düzenlenen bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenin ara kararı gereğince dosyaya katılan teknik bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler dahilinde:
Davacının davalı ile itiraza konu ettiği dönemlerin ve bu dönemlere ilişkin faturalar ile her bir faturanın ne iş, işlem, hizmet için düzenlendiği hususlarının tek tek ayrıntılı. Biçimde tablolaştırılarak faturanın düzenlendiği tarihteki yasal defterlerle de uyumlu matrah ve KDV sütunlarına esas hesaplamanın nasıl yapıldığı ile davacının iddia ettiği şekli ile söz konusu faturalar içeriği işlemlerin TL olarak (fatura içeriği yapılan işleme yönelik bedellerdeki değişiklikler dikkate alınmak suretiyle) düzenlenerek tablolar halinde dosyaya ve heyetimize sunulması durumunda taraflar arasındaki çalışmanın döviz cinsinden ne olduğu ve TL olarak ne olması gerektiği hususlarında bir çalışma ve evrak tanzim edilerek dosyaya ve tarafımıza sunulmadığından başkaca inceleme yapmak, görüş bildirmek mümkün olmamış, bu evrakların sunulması durumunda görüş bildirilebileceği kanaatine varılmış olup takdir sayın Mahkemenindir.
Davacının dava dilekçesi içeriğinde de davalıdan talep ettiği hususun ne olduğu yönünde de bir netlik ve bu yönde çalışılmış ve kanıt niteliğinde belge de sunulmamış olup takdir sayın Mahkemeye aittir.
Durum Saygı ile Sayın Mahkemeye arz olunur..."şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi incelemesi sonucunda 05/03/2024 tarihli düzenlenen bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenin ara kararı doğrultusunda bu kez yapılan tetkik ve değerlendirmeler kapsamında:
Heyetimizce sayın Mahkemeye sunulan asıl ve ek rapor kapsamında yer alan tetkik ve
görüşlerimizde herhangi bir değişiklik olmayıp bu kez yapılan incelemelerde de; davacı ile davalı arasında 2019 yılında başlayıp 2021 yılı içerisinde sona eren bir ticari çalışma olduğu, 2021 yılından sonrasında dava tarihinden ize kadar geçen süreç içerisinde herhangi bir çalışmanın olmadığı/devam etmediği göz önü alındığında geçen süreç için Tefe — Tüfe veya başka bir metot ile hesaplama yapmak mümkün olmamıştır.
Durum saygı ile sayın Mahkemeye arz olunur..."şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, sözleşmenin uyarlanması ve sözleşme bedelinin tespiti talepli tespit davasıdır.
2-Davacı tarafça, taraflar arasında imzalanan sözleşmede kararlaştırılan bedellerin USD cinsi olduğunu, sözleşme ile belirlenen tarifenin 06.10.2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğe aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmede belirlenen bedellerin Tebliğ kapsamında değerlendirilerek Türk Lirası olarak yeniden belirlenmesi talep edilmiş, yargılama aşamasında taraf ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan ticari ilişkinin 22/03/2021 tarihinde sona erdiği görülmüş, tarafların alınan beyanlarında dava tarihi itibariyle ticari ilişkinin mevcut olmadığı beyan edilmiştir.
3-Hukuki yarar, bir dava şartı olup davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmektedir.
4- "Bir hususun varlığı veya yokluğu mahkemenin davayı esası bakımından inceleyip, karara bağlamasına engel teşkil ediyorsa, dava şartı söz konusudur. Hukuki yarar ilkesi davanın konusuna ilişkin dava şartlarındandır. Davacının dava açmakta hukuki yararının da bulunması gerekir. İdeal veya müstakbel bir yarar dava açmaya elverişli değildir. Davacının hukuki durumunun derhal tespitinde hukuki yararının mevcut olması gerekir. Başka bir anlatımla, davacının davayı açmakta güncel hukuki yararı bulunmalıdır. Hukuki yarar dava şartıdır ve yargılamanın her aşamasında re’sen gözönünde tutulur (HMK. m.114, 115)." (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas No : 2011/2785 Karar No : 2012/1080)
Tespit davasının sınırları Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin örnek bir kararında aşağıdaki şekilde özetlenmiştir ; "Tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukukî ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir. Diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu hükme bağlanır.
Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukukî ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukukî yararının) bulunması gerekir.
Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için sözkonusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü, tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır.
İşte davacının hukukî ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukukî yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukukî durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Hanağası, a.g.e., s.133 vd.; aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün ve 2011/10-642 E. - 2012/38 K. sayılı kararlarında da, benimsenmiştir.) (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi Esas No : 2018/2360 Karar No : 2018/6370)
5-Somut uyuşmazlıkta, davacı ile davalı arasında 31/07/2019-31/12/2019 Tarihleri arasında yürürlükte kalan ve 04/01/2019-22/03/2021 tarihleri arasında da süren ticari ilişkinin dava tarihi itibariyle sona erdiği ve sözleşmenin dava tarihi itibariyle uygulanmadığı her iki tarafın da kabulündedir. Davacı vekilinin 02/04/2024 tarihli celsede alınan beyanına göre tespit hükmü sonrası ileride alacak davası açılacağı belirtilmiş ise de, davacının doğrudan sözleşme nedeniyle fazla ödenen paranın iadesine yönelik eda davası açma hak ve imkanı olduğu halde, icra kabiliyeti bulunmayan tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 2015/41330 Esas 2018/3080 Karar sayılı 14/03/2018 tarihli ilamında da "Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin bulunması gerekir. Davacı, dava dilekçesi ile davalı ile aralarında imzalanmış olan sözleşmenin süresinin uzadığının tespitini istemiştir. Davacı, eda davası açmış olsa idi eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile bu dava sonucunda verilecek tespit hükmünün aynı olacağı, kesin hüküm etkisi bakımından da hiçbir fark bulunmayacağı açık olup, dava dilekçesindeki istem sonucunun açılacak eda davası ile elde edilmesi mümkün olduğundan, davacının bu tespit davasını açmada hukuki yararı bulunmamaktadır. O halde, mahkemece, davanın bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." şeklinde açıklandığı üzere, davacının görülmekte olan dava ile elde etmeyi istediği sonucu alacak/eda davası ile elde etme imkanı bulunduğu halde dava ve karar tarihi itibariyle yürürlükte olmayan sözleşmede kararlaştırılan USD cinsi bedellerin Türk Lirası karşılığının belirlenmesini talep etmesini gerekli kılan somut bir tehlike veya menfaati bulunmadığı, talep konusu hususta açılacak eda davası ile doğrudan fazla tahsil edildiği ileri sürülen bedelin iadesinin talep edilmesi ile aynı hukuksal korumanın elde edilebileceği ve tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı değerlendirildiğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın hukuki yarara yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın peşin olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, davalı vekilinin duruşmada yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
21/05/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.