mahkeme 2023/1102 E. 2025/325 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1102
2025/325
8 Nisan 2025
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/1102 Esas
KARAR NO : 2025/325
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 08/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Müvekkil ... şahıs firmasına sahip tacirdir. Müvekkil işletmesinde banyo ürünleri (batarya, lavabo vb), vitrifiye ürünleri ve seramik vb. gibi birçok ürün yelpazesinden oluşan ürünlerin satışını yapmaktadır. Davalı şirket ise dekorasyon işleri yapan ve ''...'' markası ile iç mimarlık hizmeti veren şirkettir. Davalı ile müvekkil arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde ekte sunulacak faturalarda yazılı ürünlerin satışı dolayısıyla müvekkilce düzenlenen; 28/09/2023 tarihli... numaralı 930.00-TL bedelli, 04/10/2023 tarihli ... numaralı 49.278,54-TL bedelli- 04/10/2023 tarihli ... numaralı 2.788,00-TL bedelli irsaliyeli elektronik faturalardan doğan alacaklar davalı tarafından farklı zamanlarda kısmi ödeme şeklinde ödenmiş ancak işbu itirazın iptali davasına konu olan bakiye alacak ödenmemiştir. Faturalar dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Davalı şirket, müvekkilden satın almış olduğu malların bedelini 11/10/2023 tarihinde 25.000,00-TL, 21/10/2023 tarihinde 10.000,00-TL olarak ''...AŞ CARİ HESABA MAHSUBEN' açıklaması ile müvekkilin ...'da bulunan TR... banka hesabına ödemiş, ancak kalan 17.996,54-TL bakiye alacağı ödememiştir. İlgili dekontlar ektedir. İşbu hususun ispatı açısından müvekkile ait banka hesap hareketlerinden de görüleceği üzere ödemelerin eksik yapıldığı açıktır. Tarafların aralarında 3 adet faturada alım-satım yaptıkları ilk tarih olan 28/09/2023 tarihinden bugüne kadar olan tarihlerde müvekkilin... bulunan banka hesap hareketlerinin celbini sayın mahkemeden talep etmekteyiz. Malların teslim edildiği ise müvekkilin düzenlemiş olduğu faturalar ile sabittir. Müvekkil, satmış olduğu ürünleri fatura suretleri ile birlikte fatura düzenlenme tarihleri olan günde davalının Güzelbahçe'de bulunan iş yerine teslim etmiş, bu ürünleri iş yeri çalışanı... teslim almıştır. İşbu elektronik faturaların altında Not olarak ''irsaliye yerine geçtiği'' ve teslim eden ve alanın isimleri açıkça belirtilmiştir. Müvekkil tarafından bakiye Borcun tahsili amacıyla İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket vekilince 23/11/2023 tarihinde ''Takibe dayanak olarak gösterilen konu faturaları, fatura içeriklerini kabul etmemekteyiz. Müvekkilin karşı taraf alacaklıya ödeme emrinde belirtilen sebepten (ve başkaca sebeplerden), belirtilen miktarda (ve başkaca miktarlarda) borcu bulunmamaktadır. Bu sebeple takibe, takibe dayanak faturalara, fatura içeriklerine, borca, faize, faiz oranlarına ve borcun diğer fer'ilerine yani BORCA TÜMDEN İTİRAZ EDİYORUZ.'' şeklinde kötü niyetle itiraz edilmiş ve icra takibi haksız bir şekilde durdurulmuştur. Borçlu (davalı), vekili aracılığı ile icra müdürlüğüne verdikleri itiraz dilekçesinde, "... konu faturaları, fatura içeriklerini kabul etmemekteyiz” demek suretiyle itiraz etmiştir. Davalı şirketin, müvekkilin düzenlemiş olduğu e-fatura olan ve bir suretlerinin mal teslimi ile birlikte çalışan ...simli şahsa verdiği faturalara ilişkin süresi içerisinde herhangi bir itirazı olmamıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü açıkça düzenlenmektedir. Davalı taraf, malların kendisine teslim edilmesine ve kendi adlarına düzenlenen 3 adet fatura tarihinden sonra iki farklı zamanda müvekkile banka yoluyla para ödemiş ve bu faturalara veya içeriklerine herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Ancak davalı tarafça icra takip dosyasında fatura içeriklerine itiraz edilmesi ve borcun varlığının kabul edilmemesi, basiretli tacirden beklenmeyecek ölçüde hayatın olağan akışına aykırı, müvekkilin alacağına kavuşmasını engelleyici bir durumdur. Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk şartı olması sebebiyle 30/11/2023 tarihinde İzmir Arabuluculuk Bürosuna ... arabuluculuk dosya nuamarası ile müvekkil adına başvuru yapılmış olup, davalı taraf davet mektubu kendisine tebliğ edilmesine rağmen 19/12/2023 tarihindeki arabuluculuk görüşmelerine katılım sağlamamış, dolayısıyla yapılan görüşmelerde anlaşma imkanı sağlanamamıştır. Tutanağın örneğini dilekçemiz ekinde sunmaktayız. Islak imzalı sureti ise mahkemenize ayrıca sunulacaktır. Davalı taraf, tanzim edilen faturalar ve banka hesap hareketlerinden de sabit olan, bakiye kalan borçların tahsiline ilişkin açılan icra takibine müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla haksız olarak itiraz etmiştir. Bu nedenlerle sayın mahkemeden itirazın iptalini talep etme zaruretimiz hasıl olmuştur. Davalının kötüniyetli olarak yapmış olduğu itiraz sebebiyle, % 20′den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini de talep etmekteyiz.
Davamızın kabulü ile ilgili icra dosyasındaki itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, Davalının haksız ve kötüniyetle yaptığı itirazı nedeniyle İİK ilgili maddeleri kapsamında hükmolunacak alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine,
Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
Uyuşmazlık; faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacıya borcu bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
İİK'nın 67/1 maddesi: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan FATURA içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davanın konusu itibariyle Mutlak Ticari Davalardan olmadığı, ancak davalının ticari ortaklık, davacı ...'ün ise İzmir Ticaret Siciline kaydının bulunmadığı ancak İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği'nde 25.05.2023 tarihinden itibaren kaydının bulunduğu ve devam etmekte olduğu, durumunun faal olduğu, Urla Vergi Dairesi mükellefi olduğu ve 2024 yılı itibariyle 1. Sınıf tüccar olarak Bilanço Usulüne göre defter tutmakta olduğu mahkememizce yapılan tacir araştırmasından anlaşılmaktadır.
TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır düzenlemesi gereği, davaya konu borç ilişkisinin davacı ve de davalı tarafın tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması nedeniyle eldeki davanın Nisbi Ticari Dava olduğu değerlendirilmiş ve mahkememizin görev alanında kaldığı anlaşılan dosyada yargılamaya devam olunmuştur.
Faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacıya borcu bulunup bulunmadığının tespiti için tarafların ticari defterlerinin incelenmesi gerekmekte olup, davacı vekilinin hazır bulunduğu ancak davalı şirket temsilcisi ya da vekilinin hazır bulunmadığı 2 nolu celsede davacı vekilinin yüzüne karşı, hazır bulunmayan davalı tarafa ise adrese tebliğ marifetiyle ticari defter ibrazı için kesin süre verilmiş ve ihtaratta bulunulmuş olmasına rağmen davacı ve davalı yanlarca ticari defterlerin ibraz olunmadığı yahut defter adreslerinin bildirilmediği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin yargılamanın son celsesinde müvekkilinin talimatı nedeniyle verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmamış olduklarını beyan ettiği görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında ispat yükü davacı yan üzerindedir.
Davacı tarafa usulüne uygun ihtaratla verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerin yahut defter adresinin bildirilmemiş olması ve de delil avansının yatırılmamış olması, böylelikle davacının iddiasını ispat yükünü yerine getirmemiş olması nedeni ile davanın reddi yönünde aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.Davanın REDDİNE,
2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın, peşin alınan 307,34-TL'den mahsubu ile eksik kalan 308,06-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 08/04/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.