mahkeme 2022/842 E. 2025/322 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/842
2025/322
8 Nisan 2025
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/842 Esas
KARAR NO : 2025/322
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/10/2022
KARAR TARİHİ : 08/04/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacı vekilinin dava dilekçesinin özeti: 13/02/2020 tarihinde davalı ...'ın sürücülüğünü yaptığı... plakalı aracın davacıya çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. İlk olarak Torbalı Devlet Hastanesi'ne kaldırılan davacı yapılan muayenesinde operasyon gerektiği ve operasyon şartlarının olmadığı gerekçesi ile Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiği, Kazanın oluşumunda ...aç sürücüsü davalı...lup; aracın maliki ... Beton İnşaat Madencilik Nakliye San.Tic. AŞ., sigorta şirketi ise ... Sigorta A.Ş. olduğu, Kaza neticesinde müvekkilin yaralanması nedeni ile davalı hakkında "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan dava açılmış; Torbalı .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin... K. Sayılı dosyası ile görülen davada,... sübut bulan taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırıldığı, davacı sağ ayak bileğinde açık kırık olması nedeni ile sevk edildiği Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyata alınmış, 24 gün hastanede yatttiği, davacı kırık nedeni ile 3 ameliyat geçirmiş ve bileğine 2 platin takıldığı, davacı uğramış olduğu maddi -manevi zararın giderilmesi ve acılarının bir nebze hafifleyebilmesi için Mahkeme başvurarak işbu davayı açma zorunluluğu doğduğu, . fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile haksız fiil neticesinde müvekkilde meydana gelen üzüntü, acı ve keder nedeniyle 70.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan ... Beton İnşaat Madencilik Nakliye San.Tic. AŞ.; 5.000,00-TL maddi tazminatın (belirsiz alacak olup bedensel zarar iş güçü kaybı vs.) (fazlaya ilişkin talep hakkımız saklı kalmak kaydı ile sonradan artırılmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep ettiği. Davalı... Sigorta A.Ş. vekilin cevap dilekçesinin özeti: davalı sigorta şirketi nezdind... plakalı araç için düzenlenen 09.10.2019-09.10.2020 vade tarihli... no’lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi bulunmaktadır. Kaza tarihi itibari(13.02.2020) ile ölüm ve sakatlanma teminat limiti 390.000,00 TL dir 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası genel şartları’na göre hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosu esas alınır. bu sebeple hesaplamanın TRH 2010 tablosuna göre yapılmasını ve %1.8 teknik faiz kullanılması, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri sosyal güvenlik kurumu sorumluluğundadır. bu nedenle geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri bakımından davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığı, kusur oranlarının tespiti için Hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden Hem De Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını, davacının maluliyetinin Adli Tıp Üçüncü İhtisas kurulu tarafından, 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı resmi gazete'de yayımlanan erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik doğrultusunda belirlenmesini, davacının söz konusu olaydan dolayı SGK kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti, aktüer hesaplamalarının müsteşarlık nezdinde tutulan aktüerler Siciline kayıtlı aktüerler tarafından yapılması, Yine genelgede tazminat hesaplamalarında asgari TRH 2010 Kadın ve Erkek Mortalite Tablolarının, teknik faiz oranlarının kullanılması gerektiği, Yukarıda da açıklandığı üzere davalı şirkte temerrüde düşmemiştir. Bu nedenle de davalı şirket KTK md.99/1 gereği müvekkil sigorta şirketi bakımından temerrüt halen söz konusu değildir Başvuruya Konu Ulaşım masrafı vd. dolaylı zararlara İlişkin Talepler Belgesi Olmayan Dolaylı Zararlardan Olup, Söz Konusu Talepler KZMSS Poliçesi Teminat Kapsamı Dışındadır. Davalı şirket aleyhine hüküm kurulması halinde yasal faiz üzerinden hüküm kurulmalıdır. açıklanan sebeplerle; Öncellikle dava şartı eksikliğinden davanın reddine, Her halükarda haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davacı vekili, tarihli ıslah dilekçesi ile;
Talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Davalı ...vekilin cevap dilekçesinin özeti: Zarar görenin ,zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içerisinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Usule uygun olarak yapılmış bir başvuru bulunmadığı için kanunda aranan dava şartı gerçekleşmemiştir. Bu nedenle davanın usulden reddini talep ederiz. Söz konusu taleplerin kabulü anlamına gelmemekle birlikte var olan alacaklar zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekmektedir. İddia edilen olaya ve iddia edilen kazaya ilişkin müvekkilin hiçbir kusuru bulunmamaktadır. Bu noktada kaza tespit tutanağındaki kusur oranının kesinlikle kabulü mümkün değildir. Müvekkilin kusuru bulunmaması sebebi ile sorumluluğundan bahsedilemez. bu kapsamda ,kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden Hem De Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ederiz Davacıya SGK'dan herhangi bir surette ödemede ( geçici iş göremezlik ödemesi, maluliyet nedeniyle peşin sermaye geliri bağlanması vb.) bulunup bulunulmadığının tespiti davacının maluliyet iddiasına dayanak olacak herhangi bir rapor bulunmamaktadır. ,fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla Öncelikle dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddine ;aksi durumda davanın esastan reddine; yargılama harç giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER: Kaza tespit tutanağı, poliçe, Torbalı...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ceza yargılaması dosyası, davacının görmüş olduğu tedavilere ilişkin hastane kayıtları, hasar dosyası, maluliyet raporu, kusura yönelik bilirkişi raporu
Tarafların kusur durumlarının tespiti yönünden adli trafik bilirkişiden alınan 13/03/2023 tarihli rapora göre; " Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından Bilirkişinin uyacağı rehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum i. bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır. Bu hali ile;
... plaka sayılı davalı araç sürücüsü...2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/a-b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile etken olduğu.
Davacı yaya...2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 68. Maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumunda araç sürücüsüne göre az da olsa hatası ile etken olduğu. Hususundaki görüş ve kanaatimin nihai kararın takdiri makamınıza ait olmak üzere saygılarımla." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 06/09/2023 tarihli rapora göre;
"A) Davalı sürüc...’ın %25(yüzde yirmi beş) oranında kusurlu,
B) Davacı yaya...’ın %75(yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
İTÜ öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 16/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda ; Davalı sürücü... % 25 oranında kusurludur. Davacı yaya ... % 75 oranında kusurludur." şekline rapor sundukları görülmüştür.
Aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 25/09/2024 tarihli rapora göre; " 13.02.2020 tarihinde yaralanan ...’ın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 41.243,67 TL olduğu, -Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 693.995,34 TL olduğu, Davacının toplam maddi tazminat alacağı 735.239,01 TL olup, olaydaki %75 oranında kusurunun indirilmesi sonrası bakiye maddi tazminat alacağının ise 183.809,75 TL’ye tekabül ettiği Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 410.000,00 TL olduğu kanaatiyle, Manevi tazminatın Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 10/02/2025 tarihli ek rapora göre; 13.02.2020 tarihinde yaralanan ...’ın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 41.243,67 TL olduğu, -Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 875.116,06 TL olduğu, Davacının toplam maddi tazminat alacağı 916.359,73 TL olup, olaydaki %75 oranında kusurunun indirilmesi sonrası bakiye maddi tazminat alacağının ise 229.089,93 TL’ye tekabül ettiği davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 410.000,00 TL olduğu kanaatiyle, Manevi tazminatın Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş gücü kaybı, geçici iş gücü kaybı ve manevi tazminatın davalılardan tahsili talepli maddi ve manevi tazminat davasıdır.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı, davacının kaza nedeniyle sürekli maluliyet ve geçici iş gücü kaybı meydana gelip gelmediği, bu tazminat kalemlerinden dolayı davacının talep edebileceği maddi tazminatın miktarı ve yine davacının yaralanması nedeniyle araç işleteni ve sürücüsünden talep edebileceği manevi tazminat miktarının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.
Dava dilekçesinde bedensel zarardan kaynaklanan iş gücü kaybına dair anlatımda bulunulmakla birlikte talep edilen maddi tazminat kalemlerinin açık bir şekilde gösterilmediği anlaşıldığından mahkememizce taleplerin somutlaştırılması hususunda davacı vekiline süre verilmiş, davacı vekilinin 17/01/2023 tarihli beyan dilekçesiyle talepler geçici ve sürekli iş gücü kaybı, tedavi giderleri ve kazanç kaybı olarak açıklanmış ise de dava dilekçesinde davacının tedavi gideri zararı bulunduğuna dair bir anlatım ve talebin yer almadığı, dava dilekçesinde dava konusu edilmeyen bir hususun talep dilekçesiyle dava konusu haline getirilemeyeceği gözetilerek inceleme maddi tazminat talebi yönünden geçici iş gücü kaybı ve sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan maddi tazminat istemleri çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
Yargılamanın 08/04/2025 tarihli 13 nolu son celsesinden 1 hafta önce daval... vekili Av.... tarafınan vekillikten çekilme dilekçesi sunulmuş ise de davalı...n dosyada yatırılmış bir gider avansının bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 81/1. Maddesinde "Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur.", 82/1. Maddesinde ise "İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder." hükümlerinin düzenlendiği, davalı ...ekilinin istifa dilekçesi sunduğu ancak dilekçenin tebliği için gerekli masrafın dosyaya yatırılmadığı gibi duruşma tarihi itibariyle de 2 haftalık yasal sorumluluğun devam ettiği anlaşıldığından yargılamanın salt davalı vekilinin istifa dilekçesinin tebliğ prosedürüne uygun davranılmamış olması nedeniyle sürüncemede bırakılmasının davacının aleyhinde mağduriyet yaratacağı, o celse için duruşma talik edilmiş olsa dahi davalı vekilinin istifa dilekçesinin tebliğ giderlerini yatırıp yatırmayacağının belirsiz olduğu gibi mahkememizce bu yönde davalı vekiline çıkartılacak ihtarın tebliği için dahi bir davalı gider avansının bulunmadığı, davacı avansından veya diğer taraf gider avanslarının davalı... ve vekili arasındaki vekillik ilişkisinin sona ermesine dair iş ve işlemlerde kullanılamayacağı gözetilerek davalı vekilinin istifa dilekçesinin tebliğinin sağlanması süreci beklenilmeksizin yargılamaya son verilmiştir.
3-Dosya kapsamının incelenmesinden 13/02/2020 tarihinde davacının yaya olarak karşıdan karşıya geçtiği sırada davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı...Beton İnşaat Madencilik Nakliye Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin işleteni olduğu ve davalı ...Sigorta Anonim Şirketi nezdinde sigortalı olan...plaka sayılı aracın davacıya çarpması suretiyle trafik kazası gerçekleştiği, ... plaka sayılı aracın davalı ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde 09/10/2019-09/10/2020 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk sınırının 410.000,00-TL(tedavi ve sürekli maluliyet ayrı ayrı olmak üzere) olduğu görülmüştür.
4-Dava şartları ve ilk itirazlar yönünden yapılan incelemede;
Maddi zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakınının davalı şirkete gönderildiği, evrakın teslim tarihine dair bir kayıt bulunmamakla birlikte başvuru evrakının davalı şirket tarafından sunulan hasar dosyasında evrak kayıt tarihi bulunmaksızın sunulduğu, bu itibarla talebin davalı şirkete ulaştığına dair kayıt yer almadığı dikkate alınarak bu husus davacı lehine yorumlanmış ve dilekçe tarihi 22/09/2020 tarihinde yazılı başvurunun gerçekleştirildiği, talep dilekçesinde davalı şirkete 15 günlük ödeme süresi tanındığı ve 08/10/2020 tarihinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü, KTK 97. Maddesinde düzenlenen özel başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.
Daval... vekili tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş olup, dava konusu kaza nedeniyle davacının vücudunda yaralanma oluştuğu, taksirle yaralama suçuna vücut veren eylem nedeniyle tazminat istemlerinde de 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği, kaza tarihi 13/02/2020 ile dava tarihi 14/10/2022 arasında 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin sona ermediği gözetilerek zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.
5-Mahkememizce kaza tespit tutanağı, poliçe, Torbalı ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı ceza yargılaması dosyası, davacının görmüş olduğu tedavilere ilişkin hastane kayıtları, hasar dosyası, maluliyet raporu, kusura yönelik bilirkişi raporu ve aktüerya bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
6-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
90. Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi,...n zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
7-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden...n Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
8-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı noktasındadır.
Taraflarca kaza tespit tutanağında anlatımı yapılan kaza oluş şekline ilişkin bir itiraz ve farklı bir kaza oluşu iddiası bulunmadığından keşif yapılmasına gerek görülmemiş, kaza tespit tutanağı dikkate alınarak adli trafik bilirkişiden rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 13/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davacı yaya...ın KTK'nın 68.maddesine yönelik kural ihlali nedeniyle alt düzeyde kusurlu, davalı araç sürücüsü...n ise KTK'nın 52/a-b maddelerine yönelik kural ihlali nedeniyle kazanın oluşumunda etken kural ihlali bulunduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Rapora karşı davacı vekili ve davalı taraf vekilleri tarafından itirazlar ileri sürülmüştür.
Mahkememizce dosya kapsamı ve itirazların incelenmesinde, kaza tespit tutanağında davacı ...Ş'a kusur izafe edilmemesine rağmen mahkememize sunulan bilirkişi raporunda davacının kural ihlali bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, Torbalı ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında da bilirkişi raporu alınmamakla birlikte kaza tespit tutanağına atıfla davalı araç sürücüsünün tam kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğine yönelik hüküm kurulduğu, buna göre kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğu anlaşıldığından kusur dağılımına ilişkin çelişkiyi giderir ve itirazları karşılar kusur raporu düzenlenmesi için dosya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdi edilmiş, dosyaya sunulan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 09/06/2023 tarihli kusur raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davacı yaya ...Ş'ın %75 oranında, davalı araç sürücüsü ...Ğ'ın ise %25 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirilmiştir.
ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce sunulan kusur raporuna karşı hem davacı tarafça hem de davalı taraflarca itirazlar ileri sürülmüştür.
Dosya kapsamının incelenmesinde kaza tespit tutanağı, ceza mahkemesinin kusur dağılımına yönelik kabulü, mahkememize sunulan bilirkişi raporu ve ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda gösterilen kusur dağılımları arasında önemli ölçüde çelişkiler bulunduğu anlaşılmakla raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve kazanın oluşumundaki kusur dağılımının tespiti için İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmış, dosyaya sunulan 16/01/2024 tarihli heyet raporunda kazanın oluşumunda davacı yaya ...Ş'ın %75 oranında, davalı araç sürücüsü ...Ğ'ın %25 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı davacı vekili ve davalı taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı itirazlar ileri sürülmüştür.
Mahkememizce dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve alınan bilirkişi raporları birlikte incelendiğinde;
Kaza tespit tutanağına göre davacının yaya olarak karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı yolda bir yaya geçidinin bulunmadığı, kaza tarihine en yakın tarihli Temmuz/2019 tarihli sokak cadde fotoğrafında kaza mahallinde yaya geçidi uyarı levhası ve yaya geçidi yatay çizgilerinin bulunmadığı, orta refüj kısmında bir boşluk bulunmakla birlikte yolun bu kesiminin yayaların geçişi için ayrıldığını gösterir işaret, yazı ve benzeri bir ibarenin gerek araçlar için gerekse yayalar için yer almadığı, Haziran 2021 tarihli cadde fotoğraflarında ise kaza yerinde bir yaya geçidi levhası ve yatay yaya geçidi çizgilerinin yapıldığı, kaza mahallinin mevcut durumu itibariyle keşif yapılmasının uyuşmazlığın çözümünde fayda getirmeyeceği, kaza tespit tutanağı ve kaza sonrasında çekilen kaza mahalli fotoğraflarında açık bir şekilde kaza sırasında davacının geçiş yaptığı yol kesiminde bir yaya geçidinin bulunmadığının görülebildiği ve bu doğrultuda dosya üzerinden yapılan kusur incelemesinin yeterli olacağı dikkate alınarak keşif yapılmasına gerek görülmemiş, kaza tarihi itibariyle davacının yaya olarak karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı yol kesiminde bir yaya geçidinin bulunmadığı, yolun orta kısmında bir boşluk bulunduğu, bu boşluk dışında kalan yerlerin ise çit veya engelsiz olup yeşil alan niteliğinde olduğu, davacı tarafça davacının geçiş yaptığı kısmın yaya geçidi niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de orta refüjde yayaların veya küçük tekerlekli araçların geçişini kolaylaştırmak amacıyla boşluk bırakılmasının o yol kısmını yaya geçici niteliğine büründürmeyeceği, kaza mahalli fotoğraflarında da görüleceği üzere kaza yerinin trafik ışığı kontrollü kavşağa yakın bir mesafede olduğu, yayaların karşıdan karşıya geçişlerini bu kısımda da gerçekleştirebilecekleri, bu haliyle yayaların öncelikle yaya geçidi olan yerlerde bu yerleri kullanmaları esas ise de KTK'nın 68/b maddesinde yer alan "Ancak, yüz metre kadar mesafede yaya geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir engel teşkil etmemek şartı ile ve yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler." hükmü uyarınca yaya geçidi olmayan yerlerde de yayaların geçiş gerçekleştirebileceği ancak bu durumda yolun trafik durumuna göre motorlu araçların geçişlerine öncelik tanımak suretiyle gerekli dikkate ve özeni sağladıktan sonra geçiş gerçekleştirmeleri gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacının karşıdan karşıya geçişi sırasında öncelikle davalı idaresindeki motorlu taşıtın hız ve yakınlık durumuna göre geçişini tamamlamasını beklemesi gerektiği halde bu hususta gerekli dikkate ve özeni göstermemesi nedeniyle asli kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsü ...Ğ'ın ise yoldaki geçiş hakkı öncelikle kendi sevk ve idaresindeki motorlu taşıta ait olmakla birlikte yerleşim yeri içerisinde yayaların yolda karşıdan karşıya geçiş yapabileceğini öngörerek gerek yol kenarındaki gerekse karşıdan karşıya geçmekte olan yayalara karşı gerekli dikkat ve özeni göstermesi, hızını makul düzeyde azaltması gerektiği halde bu hususlarda yeterli ölçüde dikkatli davranmaması nedeniyle tali düzeyde kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği, kazanın oluş şekli ve ihlal edilen trafik kurallarına göre davacının kusurunun %75 oranında ve davalı araç sürücüsünün %25 oranında gösterildiği ATK ve İTÜ öğretim üyelerinden oluşan heyet raporlarındaki kusur dağılımlarına mahkememizce de iştirak edilerek kazanın gerçekleşmesinde davacı yaya ...Ş asli ve %75 oranında, davalı sürücü ...Ğ ise tali ve %25 oranında kusurlu kabul edilmiştir.
9-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda kaza tarihi 13/02/2020 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Davacının maluliyetinin tespiti yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyete sevk edilmiş, dosyaya sunulan 23/01/2024 tarihli maluliyet raporunda davacının sürekli iş gücü kaybının %13 olduğu, davacının 18 ay süreyle geçici iş göremezlik süresinin bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Maluliyet raporuna karşı davalı taraf vekillerince sair itirazlar sunulmuş ise de itiraz dilekçesinde açık bir hukuka aykırılık ve hatanın gösterilmediği, soyut şekilde davacının ayak bilek hareketlerinde kısıtlılık olmadığı savunulmuş ise de sağlık kurulunca davacının fiziki muayenesi sırasında eklem hareket açıklıklarının ve hareket derecelerinin ölçülerek yönetmelikte belirtilen maluliyet oranlarına göre tespit edilen toplam orana Balthazard Formülü uygulanması suretiyle sürekli iş gücü kaybı oranının tespit edildiği, davalının yürüyebiliyor olmasının maluliyet oranında bir ölçüt olmadığı ve esas itibariyle eklemlerdeki hareket açıklıklarının ve güç kayıplarının maluliyetin tespitinde önem arz ettiği, davalıların itirazlarının yeniden rapor alınmasını gerektirir nitelikte olmadığı gözetilerek davacının %23 oranında sürekli iş gücü kaybına uğradığı ve 18 ay süreyle geçici iş gücü kaybı oluşacağı kabul edilmiştir.
10-Maluliyet durumunun tespiti sonrasında dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 10/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının asgari ücret düzeyinde gelirine, TRH-2010 yaşam tablosunda öngörülen bakiye ömür süresi, %23 maluliyet ve 18 ay geçici iş gücüne ile davalı tarafın sorumluluğunda olan %25 kusur oranına göre 10.310,91-TL geçici iş gücü kaybı ile 218.779,02-TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı olmak üzere toplam 229.089,93-TL maddi tazminat talep edilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Maluliyet raporuna karşı davalı taraflarca itirazlar ileri sürülmüş ise de, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre ve TRH-2010 yaşam tablosunda öngörülen bakiye yaşam süresine uygun olarak, asgari ücret düzeyindeki gelir esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaların yerinde olduğu dikkate alınarak yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiş ve davacının 229.089,93-TL maddi tazminat talep edebileceği kabul edilmiştir.
11-Davacı vekili 12/03/2025 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerini 229.089,93-TL'ye yükseltilmiş ve kaza tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi uygulanmasını talep etmiştir.
Kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçe teminatı sürekli iş göremezlik zararı yönünden 430.000,00-TL ve tedavi giderleri yönünden de ayrıca 430.000,00-TL olduğu, hükmedilen tazminatların poliçe teminatları sınırlarında olduğu anlaşıldığından ayrıca daha az bir sorumluluk miktarı belirlenmemiştir.
Tazminat miktarına davacı tarafça dava öncesinde yazılı başvuruda bulunulduğu ve davalı sigorta şirketinin 08/10/2020 tarihinde temerrüde düştüğü gözetilerek 08/10/2020'den itibaren, araç sürücüsü ve işleteni yönünden ise kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Davacı tarafça değer artırım dilekçesinde hükmedilecek tazminata en yüksek mevduat faizi uygulanması talep edilmiş ise de dava dilekçesinde açık bir şekilde "yasal faiz" uygulanmasının talep edildiği, davalıya ait aracın ticaret şirketine ait olması nedeniyle ticari amaçlı kullanıldığı ve ticari faiz talep edilebileceği ancak dava dilekçesinde yasal faiz talep edilmekle davacının bu yönde ıslahta bulunmadan farklı bir faiz türü uygulanmasını talep edemeyeceği gözetilerek tazminatlara yasal faiz uygulanmıştr.
12-Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; Manevi tazminat bir zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Mahkememizce davacı ...Ş'ın %23 oranında sürekli maluliyeti ve 18 ay geçici iş gücü kaybıyla sonuçlanan trafik kazasına ilişkin gerçekleştirilen yargılamada, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, davacının yaşı, maluliyetinin boyutu ve maluliyetin günlük hayatını etkileme derecesi, paranın alım gücü birlikte değerlendirilerek, her ne kadar kaza davacının asli kusuruyla meydana gelmiş ise de gerek oluşan maluliyetin boyutu gerekse kaza tarihinden sonraki yıllarda artan enflasyon ve fiyatlardaki artış oranlarına kıyasla yasal faiz miktarının düşük nitelikte kalmasının hükmedilecek tazminat miktarının tatmin niteliğini hafiflettiği hususları birlikte değerlendirilerek manevi tazminat davasının tam kabulü ile 70.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
13-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de ,"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan istinaf ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat davasının KABULÜNE, 10.310,91-TL geçici iş gücü kaybı ve 218.779,02-TL sürekli iş gücü kaybından kaynaklanmak üzere toplam 229.089,93-TL maddi tazminatın, davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumluluğu tedavi ve sürekli maluliyet poliçe limitleri sınırları olan 410.000,00-TL poliçe limitlerini aşmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına davalı ...ğ ve...Beton İnşaat Madencilik Nakliye Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden kaza tarihi 13/02/2020, davalı... Sigorta Anonim Şirketi yönünden temerrüt tarihi 08/10/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Manevi tazminat davasının KABULÜNE, 70.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi 13/02/2020'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...ğ ve...Beton İnşaat Madencilik Nakliye Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.430,83-TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.280,82-TL ile ıslah harcı olarak alınan 3.827,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 16.603,83-TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin harcın yalnızca 10.541,31-TL'lik kısmıyla sorumlu tutulmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı yararına takdir edilen 36.654,39-TL. vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL. vekalet ücretinin davalılar ...ğ ve...Beton İnşaat Madencilik Nakliye Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.280,82-TL. ile ıslah harcı olarak yatırılan 3.827,00-TL toplamı 5.107,82-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL. başvuru harcı ile 1.129,00-TL posta ve tebligat ücreti, 10.000,00, TL bilirkişi ücreti, 1.500,00-TL Adli Tıp Kurumu fatura bedeli, 1.160,00-TL Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi maluliyet raporu bedeli toplamı 13.869,70-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin aleyhine hükmedilen dava değeri dikkate alınarak yargılama giderinin yalnızca 10.623,59-TL'lik kısmıyla sorumlu tutulmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.360,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacının ve davalı...vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.