mahkeme 2024/636 E. 2024/698 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/636
2024/698
2 Ağustos 2024
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/636
KARAR NO : 2024/698
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/08/2024
KARAR TARİHİ : 02/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili mahkememize verdiği 01/08/2024 tarihli dava dilekçesinde; ...tiv Petrol Gıda Teks. Hiz. İnş. San. Ve Tic. Ltd.Şti ile Davalı Torbalı Belediye Başkanlığı arasında yakıt alım satım ticari ilişkisi söz konusu olduğu ve bu ilişkiden dolayı davalının, müvekkiline yüklü miktarda borçlu olduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine davalı hakkında 06/06/2024 tarihinde Torbalı İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından kötü niyetli olarak süre kazanmak amacıyla işbu takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacınon her ne kadar icra takibini borcu bulunmadığını itiraz ederek durdursa da davacının müvekkil Şirkete yüklü miktarda borcu bulunduğunu, müvekkil şirketin uzun yıllardır piyasada tanınmış bir şirket olup yaptığı her bir işlemi kayıt altına aldığını, bu takibe konu ticaret unvanı altında düzenlenen muhtelif faturalar içerisinde belirtilmiş ve bu belgeler karşı tarafa iletildiğini, davalının elektronik ortamda iletilen bu muhtelif faturalara karşılık herhangi bir itirazda bulunmadığını, icra takibinin dayanağının faturalar da irsaliye olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre, "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." davalının, faturaların kendisine ulaştığı tarihten itibaren kanunda belirtilen süre içerisinde itiraz etmemesi, faturada belirtilen mal ve hizmet sunumlarının karşılığının doğruluğunu ikrar ettiği anlamına geldiğini, nitekim, bu hususun Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da sabit olduğunu, Yargıtay... Hukuk Dairesi... E,...18 T; "Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. ve fatura sebebiyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Senetle ispat zorunluluğuna dair HMK 200 vd. maddelerdeki düzenlemelerin sonucu olarak hukuki işlem niteliğinde olan ödeme olgusunun kural olarak yazılı delille veya diğer kesin delillerle ispatlanması gerekir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacının düzenlemiş olduğu fatura davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davalı KDV iadesi için faturayı 3.000,00 TL bedelle satın aldığını bildirdiğine göre, itiraz edilmeyerek kullanılan faturanın gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığı ve talep edilebilecek alacak bulunmadığı konusunda ispat külfeti davalı taraftadır. Vergi hukuku ilkelerine göre değerlendirme yapan bilirkişi raporu ile davalının ispat külfetini yerine getirmiş olduğu kabul edilemez. Davalının itiraz etmeyerek kullandığı fatura bedeli alacakla ilgili olarak, ödeme yaptığını ispatlamakla yükümlü olduğu halde dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesi...K, 30.05.2016 T; "...faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek kullanan kimse, bu faturanın ticari defterlerine kaydı gereken bir belge olduğunu, mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ticari defterlerine kayıt etmemiş olsa bile kesin delil sayılan ticari defterlerinde kayıtlı olması gereken bir belge olduğu için ticari defterleri de aleyhine kesin delil olacağından, fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalının ticari defterleri incelenmemiş olsa bile ticari defterlerine kayıt edilmiş sayılan belge olduğu ispatlandığı takdirde artık mal veya hizmet alınmadığını ispat yükü faturayı kabul ederek kullanmış olan taraftadır." gerek Kanun maddesinden gerekse de Yargıtay kararlarından görüleceği üzere, faturayı teslim aldıktan sonra süresi içerisinde itiraz etmeyen davalının faturanın geçerli bir sözleşmeye dayanarak düzenlendiğini kabul ettiğini, müvekkil şirket tarafından düzenlenen fatura içerisinde hizmet, miktar ve tutar açık bir şekilde yer almakta olup, faturanın ne amaçla düzenlendiğinin sabit olduğunu, müvekkil şirketin davalıya ticari iş sonucu oluşan borcunu ödemesi için azımsanmayacak kadar süre vermiş olsa da davalı/borçlu borcunu ödemediğini, müvekkil şirketin borçlunun borcunu ödemeyeceği durumu sabit olunca davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalı tarafından müvekkil şirketin iyi niyeti suistimal edilerek icra takibine itirazda bulunarak takibin durdurulduğunu, bu kötü niyetli itirazın iptali gerektiğini, hal böyleyken dava dilekçesi ekinde mevcut faturalara davalı yasal süresi içerisinde itiraz etmeyerek kabul etmiş olsa da faturalara dayalı icra takibinde kötü niyetli olarak borca itirazda bulunduğunu, davaya konu işbu faturalar davalının ticari defter ve kayıtlarında yer almakta olup taraf defter ve kayıtları üzerinde yapılacak olan inceleme neticesinde davalının haksız olduğu netlik kazanacağını, dava öncesinde 25/06/2024 tarihinde itirazın iptali dava şartı arabuluculuğa başvurulmuş olup 16/07/2024 tarihinde ANLAŞAMAMA yönünde son tutanak düzenlendiğini, davalı/borçlu tarafından hem icra takibinin açılmasına sebebiyet verilmiş hem de süresi içinde haksız olarak itiraz edilerek dosya durdurulmak suretiyle takibe konu ücreti ödemekten imtina edildiğini, müvekkil şirketin alacağına kavuşamamış olması nedeniye büyük zarara uğradığını, bu şekilde kötü niyetle hareket eden davalı/borçlu açısından, davaya konu icra takibindeki itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi için Mahkeme’ye başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, ... Fatura numaralı 15.11.2023 tarihli 1.535.248,46 TL bedelli ...Fatura numaralı 15.12.2023 tarihli 1.479.136,83 TL bedelli,...Fatura numaralı 27.12.2023 tarihli 843.605,04 TL bedelli,...Fatura numaralı 30.11.2023 tarihli 1.419.738,29 TL bedelli, ... Fatura numaralı 31.12.2023 tarihli 1.651.737,78 TL bedelli faturalardan kaynaklı toplamda 5.882.299,03 TL alacağı bulunduğunu, bu alacak, karşı tarafla defalarca kez görüşülmesine rağmen yaklaşık 8 aydır ödenmediğini, takibe dayanak faturaların, davalı Belediyeye bildirildiğini, Belediye tarafından Damga vergileri alındığını, Belediye muhasebesine kaydedildiğine dair müvekkile ekte sunulu "Mahsup Alındısı" belgeleri verildiğini, dolayısıyla Belediye bünyesinde de müvekkilin alacaklarının kaydedildiğini, bu makbuzlara ilişkin Belediye tarafından müvekkile verilen ve mutabakat anlamındaki alındı belgeleri ekte sunulmuş olup; bu belgelerin müvekkile verilmesinden itibaren yaklaşık 8 ay geçtiğini, müvekkilinin, karşı tarafla ödeme hususunda sürekli görüşmesine ve alınan ödeme sözlerine rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine karşı taraf hakkında piyasa araştırması yapmış olup karşı tarafın ekonomik zorluk içerisinde olduğunu, alacaklılarına yüklü miktarda borcunun olduğunu ve ödemelerini yapmadığını, icra takiplerine maruz kaldığını, süreci uzatmak için takiplere itiraz ettiğini aynı zamanda belediye bünyesindeki malların satıldığı bilgisine ulaştığını, bu sebeplerle işbu dava kapsamında öncelikli olarak ekte sunulu faturalardan kaynaklı 5.882.299,03 TL'lik borç için ihtiyati haciz talep etme zorunluluğu doğduğunu, İİK'nın 257. Maddesi, "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." şeklinde olup bu madde hükmünden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için; Alacağın rehinle teminat altına alınmamış olması gerektiği, Vadesi gelmiş bir alacağın bulunması gerektiği, Alacağın para alacağı olması gerektiği, Alacağa ilişkin ve ihtiyati haczin yapılmasını haklı gösterecek delillerin bulunması gerektiği, İhtiyati haciz talebinde bulunan alacaklının mahkemeye teminat yatırması gerektiği, şeklinde şartların oluşması gerektiği belirlendiğini, müvekkilinin alacağı rehinle temin edilmediğini, vadesi gelmiş bir para alacağı olup borçlunun yüklü miktarda borcun, fatura tarihlerinden sonra uzunca süre ödenmemesi ve belediye mallarının satılması, ihtiyati haciz kararı verilmesi hususunda haklı gösterecek delillerin bulunduğunu gösterdiğini, bahsedilen nedenlerle borçlu hakkında yapacakları icra takibi için, borca yeter tutarda taşınır taşınmaz malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını istemek zorunluluğu doğduğunu, bu sebeple Mahkememizin belirleyeceği teminatı yatırmak suretiyle ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek, öncelikli olarak yukarıda arz edilen sebeplerle borçlunun 5.882.299,03 tl'lik borcuna yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarına ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulü ile davalı/borçlu tarafından Torbalı İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı icra takibine haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olarak yapılan itirazın iptaline, takibin talep edilen bedel üzerinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı’na hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalıya tebligat yapılmamıştır.
DAVA:
Dava satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Davacının, davalı belediyeye giyim malzemesi sattığı, bu malzemeye ilişkin olarak davalı adına fatura düzenlediği, davalının faturaya konu borcu ödememesi üzerine davalı aleyhinde takibe giriştiği, davalının takibe itirazı üzerine iş bu davayı ikame ettiği, uyuşmazlığın satım sözleşmesinden kaynaklandığı, davalı belediyenin kamu kurumu olduğu, dava konusu uyuşmazlık bakımından davalının tacir sayılan kişilerden olmadığı, somut olayda her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava söz konusu olmadığı gibi TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir mutlak ticari dava niteliğindeki bir uyuşmazlıktan da söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacının dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine,
3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması durumunda kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına ( İHTARAT YAPILAMADI),
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluklarında dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.02/08/2024
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.