mahkeme 2022/898 E. 2023/837 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/898
2023/837
20 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/898 Esas
KARAR NO : 2023/837
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/11/2022
KARAR TARİHİ : 20/10/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacının keşidecisi olduğu iddia olunan bonoya istinaden davacı aleyhinde Denizli ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, yetki, borca ve imzaya itiraz ettikleri, itirazlarının Denizli ... İcra Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında incelendiği, yetki itirazlarının kabul edildiği, bunun üzerine davalının talebi ile icra dosyasının İzmir ... İcra Müdürlüğüne gönderildiği ve ... esas sayılı sırasına kaydedildiği, takip kapsamında çıkartılan ödeme emrinin muhtara tebliğ edilerek takibin kesinleştirildiği, takibe dayanak bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı, takibin kötü niyetli olduğu, öncelikle takibin durdurulmasına, aksi kanaat halinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi, yargılama neticesinde ise davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının olduğu, yetkili mahkemenin Denizli Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde davaya konu bono üzerinde bulunan imzayı inkar ettiği, davacı tarafın icra hukuk mahkemesinde görülen şikayet davasında imza inkarında bulunmadığı, bu sebeple davacı tarafın artık senetteki imzaları kabul ettiği, bununla birlikte söz konusu bono da yer alan imzaların davacıya ait olduğu, yapılacak imza incelemesi neticesinde bu hususun daha da netlik kazanacağı, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, sahtelik iddiasına dayalı kambiyo senetlerinden kaynaklanan takip sonrası menfi tespit isteğine ilişkindir
DELİLLER:
-Denizli ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosya sureti,
-İzmir ... İcra Dairesinin ... sayılı dosya sureti,
-Konak Belediye Başkanlığının Hukuk İşleri Müdürlüğünün 22/02/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Davacının mahkememizde alınan imza ve yazı örnekleri ,
-... Hastanesinin 21/02/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Şeydişehir Kaymakamlığının 28/02/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Vakıfbank T.A.O'nin 19/06/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Seferihisar Noterliğinin ... yevmiye sayılı işlem aslı,
-Bilirkişi...'ın 22/07/023 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;Davalı şirketin İzmir ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında davacı aleyhinde 19/01/2022 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı, davacının iş bu davada takip dayanağı senet sebebiyle davalıya borçlu olmadığı, senet üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığı iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği, davalının ise mahkemenin yetkisine itiraz ettiği, uyuşmazlığın alacak talebi yönünden dava şartı zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, söz konusu bono da yer alan imzaların davacıya ait olduğu, davacının icra hukuk mahkemesine bildirdiği itiraz ve şikayetlerinde imza inkarında bulunmadığı, mahkemece yapılacak imza incelemesi neticesinde bu hususun netlik kazanacağını savunduğu, taraflar arasında mahkememizin yetkili olup olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın dava şartı zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı, senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı, davacının takip konusu senet ve bu senetten kaynaklanan borç sebebiyle sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, takibe konu alacağın davacıdan talep edilip edilemeyeceği, davacının menfi tespit isteminin yerinde olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür.
Dava konusu uyuşmazlığın kambiyo senedi niteliğindeki bonodan kaynaklandığı, tarafların sıfatı ve dava konusu uyuşmazlıkta iddianın ileri sürülüş biçimi ve savunmanın kapsamına göre mutlak ticari dava olduğu ve mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından davanın dava şartı zorunlu arabuluculuk nedeniyle usulden reddi talep edilmişse de Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 04/06/2020 tarih ve 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı ilamı ile işbu dava tarihi itibariyle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verildiğinden davalının usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiş ve mahkememizce reddedilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın takip sonrası menfi tespit isteğine ilişkin olduğu, 2004 sayılı İİK'nun 72/8 maddesi uyarınca takibin yapıldığı yer mahkemesi olarak mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Dava konusu İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının Ege Güçlendirme Özel Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Tic. Ltd Şti, takip borçlusunun ... , takip konusunun 60.000,00 TL asıl alacak, 20.876,30 TL faiz alacağı, 180,00 TL komisyon olmak üzere toplam 81.056,30 TL alacak, takip dayanağının 60.000,00 TL bedelli, 22/03/2018 tanzim, 03/06/2019 vade tarihli bono olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacının sahtelik iddiasına ilişkin olarak davacının mahkememiz huzurunda ayakta, oturarak ve çömelerek imza ve yazı örneklerinin alındığı, ayrıca davacıya dava konusu senedin düzenlenme tarihine yakın olacak şekilde imza ve yazı örnek asıllarının bulunduğu kurum ve kuruluşları bildirmek üzere imkan tanındığı, davacının bildirdiği ilgili kişi ve kurumlardan belge asıllarının temin edildiği, dosyanın Adli Tıp Uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 22/07/2023 tarihli raporunda, inceleme konusu alacaklısı ... Güçlendirme Özel Eğit. Hizm. San. ve Tic. Ltd. Şti., borçlusu ... Aydınlatma Kamera Güvenlik Ses Işık... olan, 22/03/2018 tanzim ve 03/06/2019 ödeme tarihli, yazı ve rakamla 60.000TL. meblağı içeren, senet aslı üzerindeki borçlu imzalarının ...'nın eli ürünü olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davacının takip ve davaya konu bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, bu iddia karşısında davalı konumda bulunmasına rağmen ispat külfetinin alacaklı olan davalıda olduğu, davalının söz konusu bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunu ispat etmesi gerektiği, davalının buna ilişkin olarak herhangi bir delil sunmadığı, mahkememizce sadece davacı tarafından sunulan delillerle sınırlı olarak inceleme yapıldığı, bu kapsamda yapılan incelemede 22/07/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre söz konusu imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı tarafından Denizli ... İcra Hukuk Mahkemesine davacının kambiyo hukukundan kaynaklanan itiraz ve şikayetinde imza inkarında bulunmadığı ve böylece davacının imzayı kabul ettiği savunulmuş ise de davacının yasal süresi içerisinde takip hukukundan kaynaklanan itirazlarında imza inkarında bulunmamasının genel mahkemede sahtelik ve imza inkarında bulunmasına engel teşkil etmediği, bu savunmanın yerinde olmadığı, ayrıca mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının mukayeseye elverişli imzalarının incelenmek suretiyle rapor tanzim edildiği, davacının tatbike medar imzaları ile istiktap suretiyle alınan imzaları ve takip ve dava konusu bonodaki davacıya atfen atılan imzanın çıplak gözle birbirinden farklı olduğunun mahkememizce de tespit edildiği, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasının yargılamaya katkı sağlamayacağı, buna göre davacının sahtelik iddiasını ispat ettiği ile takip ve dava konusu bono sebebiyle davalıya borçlu olmadığının kabulü gerektiği, iddianın ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalının takip ve dava konusu bononun lehtarı olduğu, söz konusu bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, bu sebeple söz konusu bonoya istinaden takip başlatmasında davalının kötüniyetli olduğunun ve davacının kötüniyet tazminat talebinin yasal koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği değerlendirilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı tarafından takip konusu alacağın %10'u oranında davalının para cezasına mahkum edilmesi talep edilmiş ise de, söz konusu talebin takip hukukuna ilişkin olduğu ve icra hukuk mahkemesinde ileri sürülen borca itirazlarda haksız çıkmanın yasal sonucu olduğu, genel mahkeme niteliğini haiz mahkememizce söz konusu yaptırımın uygulanmasının yasal olarak olanaklı olmadığı anlaşılmakla davacının bu talebi reddedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyası ve takibe dayanak bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Davacının kötüniyet tazminat talebinin kabulü ile takip çıkış miktarı olan 81.056,30 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 16.211,26 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
3-Davacının davalı hakkında para cezası uygulanmasına ilişkin talebin REDDİNE,
4-Alınması gerekli 5.536,95 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 1.384,24 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 4.152,71 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 1.384,24 TL peşin harç, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 363,50 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 3.028,44 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
8-Kararın kesinleşmesinden sonra Konak Belediye Başkanlığı, Konak İlçe Nüfus Müdürlüğü, Seydişehir Tapu Müdürlüğü, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O, Gazibulvarı Şubesi, Seferihisar Noterliğinin cevabı yazıları ekinde bulunan belge asıllarının mercilerine İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/10/2023
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.