Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/659
2024/1006
4 Aralık 2024
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/659 Esas
KARAR NO : 2024/1006
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/08/2022
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Menderes İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında davacı aleyhinde takip başlatıldığı, takibe dayanak senette bulunan imzanın davacının eli ürünü olmadığı, davacı ile davalı arasında ticari bir ilişki bulunmadığı, senet üzerinde bulunan TC kimlik numarası ve adresin de davacıya ait olmadığını belirterek takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının arabuluculuk şartını yerine getirmediği, görev ve yetki itirazında bulunduğu, davanın hakdüşürücü süre ve zamanaşımına uğradığı, aksi halde mahkemece imza inkarı nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava takip sonrası açılan sahtelik iddiasına dayalı menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-Menderes İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası,
-Takibe dayanak senet aslı,
-Davacının imza ve yazılarına ilişkin belge asılları,
-Bilirkişi...'ın 19/04/2023 tarihli raporu,
-Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 12/06/2024 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davalının Menderes İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davacı ve dava dışı ... aleyhinde 22/01/2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı, davacının iş bu davada takip dayanağı senet sebebiyle davalıya borçlu olmadığı, senet üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığı iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği, davalının ise mahkemenin görev ve yetkisine itiraz ettiği, davanın arabuluculuğa tabi olduğu, hak düşürücü süre itirazı ve zamanaşımı defi nedeniyle davanın reddi gerektiği, senette bulunan imzaların davacının eli ürünü olduğunu savunduğu, taraflar arasında mahkememizin görevli ve yetkili olup olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın dava şartı zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı, davalının hak düşürücü süre itirazının ve zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı, senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı, davacının takip konusu senet ve bu senetten kaynaklanan borç sebebiyle sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, takibe konu alacağın davacıdan talep edilip edilemeyeceği, davacının menfi tespit isteminin yerinde olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür.
Davacının davasını Menderes... Asliye Hukuk Mahkemesinde ikame ettiği, anılan mahkemece 10/08/2022 tarih... sayılı karar ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği, mahkememizin yukarıdaki esasını aldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın kambiyo senedi niteliğindeki bonodan kaynaklandığı, taraflar arasında tüketici işlemi bulunmadığı, tarafların sıfatı ve dava konusu uyuşmazlıkta iddianın ileri sürülüş biçimi ve savunmanın kapsamına göre mutlak ticari dava olduğu ve mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından yetki itirazında bulunulmuş ise de tarafların yerleşim yeri olan Menderes ve Seferihisar ilçeleri ile takibin başlatıldığı yer olan Menderes ilçesinin mahkememizin yargı çevresi içerisinde yer aldığı, mahkememizin dava konusu uyuşmazlıkta yetkili olduğu anlaşıldığından davalının bu usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafından davanın dava şartı zorunlu arabuluculuk nedeniyle usulden reddi talep edilmişse de Yargıtay (Kapatılan)... Hukuk Dairesi'nin 04/06/2020 tarih ve ...5 Karar sayılı ilamı ile işbu dava tarihi olan 10/08/2022 tarihi itibariyle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verildiğinden davalının usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiş ve mahkememizce reddedilmiştir.
Davalı tarafından hak düşürücü süre itirazında bulunulmuş ise de dava konusu uyuşmazlığın menfi tespit isteğine ilişkin olduğu, 2004 sayılı İİK'nun 72 maddesi uyarınca hak düşürücü süreye tabi olmadığı anlaşıldığından davalının bu itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de, zamanaşımı definin borçlu tarafından ileri sürülebilecek ve borcu ortadan kaldırabilecek bir defi olduğu, alacaklı konumunda bulunan davalı tarafından ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından davalının bu defi yerinde görülmemiştir.
Dava konusu Menderes İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının ..., takip borçlularının ... ve..., takip konusunun 40.000,00 TL asıl alacak, 5.380,27 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 45.387,27 TL alacak, takip dayanağının 40.000,00 TL bedelli, 26/05/2014 tanzim , 20/10/2014 vade tarihli bono olduğu anlaşılmıştır.
Davacının dava dilekçesinde takip nedeniyle menfi tespit isteminde bulunduğu ancak dava açılırken senet bedeli üzerinden harcın yatırıldığı anlaşıldığından mahkememizce 14/06/2023 tarihli celsede davacı vekiline takip çıkış miktarı üzerinden harcı tamamlamak üzere kesin süre verildiği, davacı tarafından ara karar gereğinin yerine getirildiği ve harç eksikliğinin giderildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacının sahtelik iddiasına ilişkin olarak davacının mahkememiz huzurunda ayakta, oturarak ve çömelerek imza ve yazı örneklerinin alındığı, ayrıca davacıya dava konusu senedin düzenlenme tarihine yakın olacak şekilde imza ve yazı örnek asıllarının bulunduğu kurum ve kuruluşları bildirmek üzere imkan tanındığı, davacının bildirdiği ilgili kişi ve kurumlardan belge asıllarının temin edildiği, dosyanın Adli Tıp Uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 19/04/2023 tarihli raporunda, inceleme konusu alacaklısı ..., borçluları ... ve... olan, 26/05/2014 tanzim ve 20/10/20214 ödeme tarihli, yazı ve rakamla 40.000TL meblağı içeren, senet aslı üzerindeki borçlu imzalarının davacı ...'in eli ürünü olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davalı tarafından söz konusu rapora itiraz edilmesi üzerine mahkememizce İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesinden de rapor tanzimi istenildiği, anılan dairece düzenlenen 12/06/2024 tarihli raporda da davaya konu senette üst tarafta atılı borçlu imzaları ile ...'in mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacının takip ve davaya konu bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, bu iddia karşısında davalı konumda bulunmasına rağmen ispat külfetinin alacaklı olan davalıda olduğu, davalının söz konusu bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunu ispat etmesi gerektiği, davalının buna ilişkin olarak herhangi bir delil sunmadığı, mahkememizce sadece davacı tarafından sunulan delillerle sınırlı olarak inceleme yapıldığı, bu kapsamda yapılan incelemede 19/04/2023 ve 12/06/2024 tarihli bilirkişi raporlarına göre söz konusu imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı tarafından anılan raporlara itiraz edilmiş ise de mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında davacının mukayeseye elverişli imzalarının incelenmek suretiyle rapor tanzim edildiği, davacının tatbike medar imzaları ile istiktap suretiyle alınan imzaları ve takip ve dava konusu bonodaki davacıya atfen atılan imzanın çıplak gözle birbirinden farklı olduğunun mahkememizce de tespit edildiği, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasının yargılamaya katkı sağlamayacağı, buna göre davacının sahtelik iddiasını ispat ettiği ile takip ve dava konusu bono sebebiyle davalıya borçlu olmadığının kabulü gerektiği, iddianın ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalının takip ve dava konusu bononun lehtarı olduğu, söz konusu bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, bu sebeple söz konusu bonoya istinaden takip başlatmasında davalının kötüniyetli olduğunun ve davacının kötüniyet tazminat talebinin yasal koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği değerlendirilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile Menderes İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin KABULÜ ile 45.380,27 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 9.076,05 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 3.099,92 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 683,10 TL peşin harç ve 91,88 TL tamamlama harcı toplamı 774,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.324,94 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 683,10 TL peşin harç, 91,88 TL tamamlama harcı, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 1.226,50 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 3.282,18 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı tarafından mükerrer yatırıldığı anlaşılan 92,00 TL tamamlama harcının kararın kesinleşmesi beklenmeksizin davacıya İADESİNE,
7-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
9-Kararın kesinleşmesinden sonra dosyamız içerisinde bulunanlar ile mahkememiz kasasına alınan takip ve davaya konu senet aslı, davacının ...ile yapmış olduğu sözleşme aslı, davacının... ile yapmış olduğu sözleşme aslı, davacının ... ile yapmış olduğu sözleşme aslı,...Bankasının 15/03/2023 tarihli yazısı ile mahkememize gönderilen davacının imzasının bulunduğu 26/03/2013 tarih ve 4.650 TL Dekont aslı, Menderes Belediye Başkanlığının 24/11/2023 tarihli yazısı ile mahkememize gönderilen davacıya ait evlenme beyannamesi aslı, Menderes İlçe Nüfus Müdürlüğünün 12/12/2023 tarihli yazısı ile mahkememize gönderilen davacının Kimlik Kartı Başvuru Belge aslı, Menderes İlçe Seçim Kurulunun 29/01/2024 tarihli yazısı ile mahkememize gönderilen davacıya ait Sandık Seçmen Listesinin 6. Sayfanın aslı, Menderes Tapu Müdürlüğünün 12/12/2023 tarihli yazısı ile mahkememize gönderilen davacıya ait (Menderes... Noterliğinin 02/11/2022 tarih ve ... sayılı) vekalet aslı, Menderes... Noterliğinin 20/05/2016 tarih ve...sayılı düzenleme şeklinde vekaletname aslı, Menderes Vergi Dairesinin 13/12/2023 tarihli yazısı ile mahkememize gönderilen davacıya ait Mükellef Dilekçe aslına ilişkin belgelerin mercilerine İADESİNE,
10-Kararın kesinleşmesinden sonra Menderes İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasının mercine İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.