Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/928
2026/232
4 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2025/928
KARAR NO:2026/232
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:18/12/2024
NUMARASI:2023/330 Esas - 2024/988 Karar
DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ:04/02/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Dava 12/04/2014 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı ...'un sürücüsü olduğu ... plakalı traktörün kaza yapması neticesinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası nedeniyle uğradığı bedensel zarara ilişkin iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminatın davalı işleten ... ve davalı Güvence Hesabı'ndan tahsiline ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kısmen kabulüne,82.720,97 TL maddi tazminatın davalı işleten ...'dan 12/04/2014, davalı Güvence Hesabı'ndan dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile;25.000,00 TL manevi tazminatın 12/04/2014 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı işleten ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili, davalı Güvence Hesabı vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 27/06/2024 tarihli artırım dilekçesi verildiğini, mahkemece ıslah olarak değerlendirme yapmış ise de bu hususta Yargıtay Hukuk genel Kurulu Kararına atıf yapılarak artırım dilekçe verildiği belirtilmiş olmasına rağmen, mahkemece ıslah olarak değerlendirilmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını,davalı yana ait araç da ticari araç olmasına rağmen, temerrüt faizi olarak ticari faize hükmedilmeyişinin de hatalı olduğunu, manevi tazminatın müvekkilin mağduriyetine gidermeye yeterli olmayıp Yargıtay yerleşik kurallarına aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı Güvence Hesabı
vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işverenin kusurundan müvekkili kurumun sorumlu tutulamayacağını, kurumun, hiçbir şekilde sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yalnızca araç sürücüsünün kusurundan sorumlu tutulabileceğini, teknik faiz uygulanması gerektiğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, hatır taşımasının varlığı halinde hesaplanacak tazminatta indirime gidilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde, bu hususaı da ayrıca indirim sebebi olacağını, SGK tarafından yapılan geçici işgöremezlik ödemelerinin mahsup edilmediğini, müvekkili kurumun geçici işgöremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, söz konusu talep ıslahın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça üç defa ıslah yapılmış olduğundan,ilk ıslah sonrası ıslah işlemlerini kabul etmediklerini, müvekkili kurum aleyhine karar verilmesinin ancak dava tarihinden yasal faize hükmedilebileceğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına ATK 3. İhtisas Dairesi’nden erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış sağlık raporu alınması gerektiğini, araç işleteni veya sürücünün, davacıya yapmış olduğu ödeme bulunmakta ise bu ödemenin güncel değerinin hesaplanan tazminattan mahsubu gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesince gerekçesiz bir karar verildiğini,bilirkişi raporunun dava konusu olay hakkında düzenlediği raporda kusurlu olarak tespit edilen; işveren şirket ve araç sürücüsünün dava dışında olduklarını, geriye kalan tek kusurlu olan tarafın ise davacı taraf olup, kusurlu olmasına rağmen dava konusu olayda hiç bir kusuru olmayan davalı müvekkili aleyhine işbu davayı açtıklarını, davaya konu aynı trafik kazası nedeniyle aleyhine dava açılan davada,dava konusu olayla hibir ilgisi olmayan davalı müvekkili ...'a hiç bir kusur atfedilmediğini, müvekkili ... aleyhine açılan davanın tümüyle reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 29/03/2023 tarih, 2022/1379 Esas ve 2023/583 Karar sayılı kararı ile " ...Tazminat hesabına etkili unsurlardan birisi olan asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olup; aynı davada, asgari ücretin artması halinde bunun mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Hatta davacının ilk asgari ücrete göre yapılan hesaba itiraz etmemesi, o günkü verilerin doğru olduğuna inandığı içindir. Bu durum sonraki gelişmeler nedeniyle asgari ücretlerde gerçekleşen artışlardan kaynaklanan hakkını istemesine engel olamaz. Hüküm tarihine en yakın asgari ücret esas alınarak zarar miktarı tespit edilmelidir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/8419 E. 2017/6601 K., 2021/20414 E. 2022/3521 K. )Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Davalı vekilinin hesaplama yöntemine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince ceza dosyasında alınan raporlar ile yetinilerek davalıların ve davacının kusura ilişkin itirazları nedeniyle delilleri toplanarak tazminatın dayandığı trafik kazasında tarafların kusur oranlarını belirleyen kusur raporu alınmadan, davacının yolcu olduğu bu nedenle kendisine sürüş kusuru verilmeyeceği şartları var ise müterafik kusur indirimi yapılacağı gözetilmeden, hatır ve müterafik kusur şartları bulunup bulunmadığı tartışılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır... davacının maluliyetinin %60'ın altında olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanmış olmasının, maluliyet oranına bir etkisi olmayacağından bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir... davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması nedeniyle davacının bedel arttırım talebinden başka bir kez de ıslah hakkı bulunduğundan bu doğrultuda karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya kapsamına alınan Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin 2018/678 sayılı dosyasında SGK tarafından davalılar aleyhine rücu davası açıldığı anlaşılmaktadır.Buna göre SGK tarafından rücuya tabii ödeme yapıldığı ve buna ilişkin açılan davanın devam ettiği anlaşıldığından eldeki dava ile ilgisi olması halinde iş mahkemesi davasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi, iş mahkemesi kararı kesinleştiğinde sonucuna göre hesaplanan tazminattan mahsubu için ek rapor alınması ve davalı sigortanın sorumlu olduğu poliçe limiti dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6239 Esas ve 2020/8492 Karar sayılı kararı). Manevi tazminat miktarının tarafların kusur durumu tam olarak saptandıktan sonra değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle manevi tazminata ilişkin istinaf yerindedir..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesinde faizin türü; davalı Güvence Hesabı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesinde ıslah zaman aşımı, faize ilişkin istinaf talebi bulunmadığından karşı taraf lehine bu hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Daire kararımız ile tazminat hesaplama yöntemi ve KTK'nın 98. maddeye ilişkin istinaf talepleri bakımından esastan değerlendirme yapılarak karar verilmiş olması nedeni ile aynı yöne değinen istinaf yerinde görülmemiştir.KTK'nın 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.Davalı ... ... plakalı traktörün maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından kullanılması bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Mahkemece davalı... yönünden gerekçeli kararda işleten sorumluluğu açıklanmadan karar verilmesi doğru olmamış ise de netice itibariyle işleten sıfatıyla sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur.Daire kararımız doğrultusunda İlk derece mahkemesi tarafından İTÜ Trafik Kürsüsünde seçilen 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan kusur raporunda dava dışı işveren ... Şti.’nin,...’daki Cezaevi mevkiindeki şantiyelerinde bulunan mallarının taşınması işinde çalışacak olan işçilerin (bu arada davacı ...’ın) kendileri binmek isteseler de, traktöre binmelerine, tehlikeli koşullarda yolculuk etmelerine izin vermemesi gerekirken, bu hususa riayet etmediği, çalışanlarına karşı etkin denetim ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmediği, çalışanların güvenli çalışma şartlarını oluşturmadığı, bu eksikliğin, olayda, takdiren % 40 oranında ... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ...’un, güvenli bir şekilde sevk ve idare etmekle yükümlü bulunduğu traktöre, nizamlara aykırı olarak davacı işçi ...’ı bindirdiği ve traktörde tehlikeli koşullarda yolculuk eden işçiler (... dahil) bulunduğunu dikkate alarak gerekli özeni göstermediği, tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde seyrettiği, bu hatalı sevk ve idaresinin, olayda, takdiren % 30 oranında, tehlikeleri idrak edecek ve trafik kurallarını bilecek yaşta olan davacı işçi ...’ın, davalı traktöründe tehlikeli şartlarda yolculuk etmek istediği, işveren şirket traktöre binmesini istediyse, bunu reddetmediği, olumsuz koşullarda yolculuk ettiği ve bu halde iyi tutunmadığı, bu suretle, kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı olan hatalı bu davranışının, yaralanması ile sonuçlanan kazada, takdiren % 30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/05/2019 tarih, 2016/13076 E. ve 2019/6001 K. sayılı kararında "...Kabule göre de; davacı, meydana gelen kazada yolcu olup, kusursuzdur. Davacının emniyet kemeri olmadan nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde yolculuk yapması ise sürüş kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmelidir. Emniyet kemeri olmadan yolculuk yapmak gibi hususlar bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlar değildir. Oysa mahkemece hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda; davalı sürücü kazanın meydana gelmesinde %90 kusurlu, davacının da emniyet kemeri takmaması nedeniyle davacı yolcu %10 kusurlu görülmüştür. Mahkemece; öncelikle davacının trafik akışına ilişkin olarak kusursuz olduğu, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu kabul edilerek daha sonra belirlenen tazminattan davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken davalının zarardan %90 kusuruna göre hesap yapan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir." yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/1444 E. ve 2020/3593 K. sayılı kararı).Somut olayda 12/04/2014 tarihinde gerçekleşen tek taraflı trafik kazasında davalı ...'a ait dava dışı ...'un sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araçta davacı yolcu olarak bulunmaktadır.Mahkemece alınan kusur raporunda davacı işçi ...’ın, davalı traktöründe tehlikeli şartlarda yolculuk etmesi nedeniyle % 30 oranında kusur verilmiştir. Davacı yolcu olup, yolcu taşımaya uygun olmayan traktöre binmesi zararın oluşumunu arttırdığından müterafik kusurludur. Yargıtay 4 ve kapatılan 17. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarında müterafik kusur oranı % 20 olarak kabul edilmektedir. Bu durumda kusur bilirkişisi tarafından müteveffa için belirlenen %30 kusurun müterafik kusur olduğu çekişmesizdir.Ne var ki Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereği %20 müterafik kusur yerine %30 kusur indirimi yapılması doğru olmamıştır. Yine mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda meydana gelen trafik kazasında 2918 sayılı KTK hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekirken iş kazası gibi değerlendirme yapılarak kusur oranının belirlenmesi de doğru olmamıştır.Kazaya kusuru ile sebebiyet veren davalıların kusuru kendi arasındaki rücu ilişkisinde önem arz etmektedir. Yolcu olan davacı için sonuca etkili olmadığından davalıların %100 kusur oranı üzerinden tazminat hesabı yapılıp %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir. Bu nedenle davalıların kusura ilişkin istinafları sonuca etkili olmadığından yerinde görülmemiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece hükme esas alınan 25/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda kusur indirimi yapılmaksızın hesaplanan 1.813.786,29 TL tazminattan SGK peşin sermaya değeri olan 58.076,60 TL indirildiğinde 1.755.709,69 TL olan tazminat miktarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında nihai tazminat miktarı 1.404.567,75 TL olacaktır.Davacı vekili 20/10/2020 tarihli bedel arttırma dilekçesi ile maddi tazminat talebini 74.545,81 TL artırarak toplam 75.545,81 TL'ye; 29/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 75.545,81 TL maddi tazminat talebini 7.175,16 TL arttırarak 82.720,97 TL 'ye; 27/06/2024 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 1.128.852,83 TL arttırarak 1.211.573,80 TL'ye çıkartmıştır.Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 Esas ve 2019/8286 Karar sayılı kararında; "...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6162 E. ve 2021/9730 K. sayılı kararı).Dava dilekçesi incelendiğinde davanın HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Bu durumda yukarıdaki Yargıtay ilam içeriğine göre davacının, alacağın miktarının tam olarak belirlenip artırıldıktan sonra bir kez talep ıslah hakkı bulunmaktadır. Bu doğrultuda davacı ıslah ve bedel artırım haklarını kullandığından mahkemece davacı vekili tarafından sunulan 27/06/2024 tarihli bedel artırım dilekçesi yerine 29/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur ve müterafik kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davacı vekili, davalı Güvence Hesabı vekili, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekili, davalı Güvence Hesabı vekili, davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 7.358,42 TL harçtan peşin alınan 1.839,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.518,83 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
c-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.650,67 TL harçtan peşin alınan 1.415,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.235,67 TL harcın davalı Güvence Hesabından tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.