mahkeme 2025/254 E. 2025/187 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/254
2025/187
11 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2025/254
KARAR NO: 2025/187
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 04/11/2024
NUMARASI: 2023/722 Esas - 2024/1028 Karar
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 11/02/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta edilen ... plakalı araç, 30.03.2022 tarihinde davalının işleteni olduğu ... plakalı aracın çarpmasına maruz kalarak ağır şekilde hasarlandığını, hadise mahallinde tutulan ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağına göre ... plakalı aracın olayda % 33,3 kusurlu bulunduğunu, söz konusu hadise sebebiyle müvekkili şirkete sigortalı ... plakalı araçta müvekkili şirket tarafından yaptırılan ekspertiz sonucu 950.000,00 TL hasar tespit edildiğini, bu hasar miktarının 13.06.2022 tarihinde sigortalanan vasıta sahibine 950.000,00 TL olarak ödendiğini, müvekkili şirkete sigortalı ... plakalı araç kazada pert olduğundan davalıya rücu edilen tazminatta sovtaj bedeli olan 280.000,00 TL ve davalıya alt aracın Trafik sigortacısı şirketten tahsil edilen 50.000,00 TL davalıya rücu edilen tazminattan mahsup edildiğini, davalı ... plakalı aracın maliki/olması sebebiyle müvekkili şirkete sigortalı araçta meydana gelen hasardan aracının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kasko tazminatını ödeyen müvekkili şirket, sigortalısının hukukuna halef olduğundan bu kanuni halefiyete dayanılarak davalı aleyhine Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takibin davalının mesnetsiz itirazı ile durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın sigortalısı olduğu ... plakalı aracın, dava dışı ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu meydana geldiğini, bu çarpmanın sonucu olarak da dava dışı ... plakalı araç da müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, bu kazada müvekkiline izafe edilecek hiç bir kusur olmadığını, kaza tespit tutanağında da davacı tarafın sigortalısı olduğu ... plakalı araca asli kusur izafe olunduğunu, kaza tespit tutanağında müvekkiline izafe olunan tali kusur da hatalıdır ve iddia edilen "emniyet şeridinde duraklama" hususu doğru olmadığı gibi kazaya da bir etkisi olmadığını zira kaza tespit tutanağında iddia edildiği şekliyle dahi emniyet şerinde bulunan bir araca arkadan çarpıldığında çarpılan aracın kusuru olmayacağını, hele çarpılan aracın, zincirleme şekilde müvekkilinin aracına çarpmasında müvekkiline izafe edilecek hiç bir kusur olmadığını, kazaya ilişkin soruşturma dosyasında alınan müvekkilin ifadesinde belirtildiği üzere aracın duraklamadığını, müvekkiline yönelik kusur iddiasının gerçeğe tamamen aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne, davalının Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 183.948,63 TL alacak yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren 170.944,83 TL asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte takibin devamına" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılamaya konu trafik kazasında müvekkil davalıya izafe edilecek kusur bulunmadığını, davacı tarafın gerek kazayı anlatımı gerekse müvekkile izafe olunan kusur oranı gerçeği yansıtmadığını, yerel mahkeme dosyası ile maalesef gerekli ve yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan sadece kaza tespit tutanağının bir benzeri mahiyetinde hazırlanan 07/07/2024 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak hatalı bir karar verildiğini, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine rapor alınması için gönderilmesi gerektiğini, müvekkilin aracının durduğuna ve emniyet şeridinden sağ şeride aracın sarktığına dair hiç bir delil, ifade beyan olmamasına rağmen olayı bu şekilde tanımlamak, müvekkilin aracının arkasında bir araç daha olduğunu, davacının sigortalısının aracının arkadan müvekkilin arkasında ki araca çarptığını ve müvekkilin aracının kazanın oluşuna dair hiçbir illiyet bağı ve neden sonuç ilişkisi olmamasına rağmen bu şekilde bir kusur dağılımında görüş bildirmek dosya kapsamına ve bilirkişi yeminine aykırı olduğunu, bu kazada müvekkile izafe edilecek hiç bir kusur olmadığını, kaza tespit tutanağında da davacı tarafın sigortalısı olduğu ... plakalı araca asli kusur izafe olunduğunu, kaza tespit tutanağında müvekkile izafe olunan tali kusur da hatalıdır ve iddia edilen "emniyet şeridinde duraklama" hususu doğru olmadığı gibi kazaya da bir etkisi olmadığını, zira kaza tespit tutanağında iddia edildiği şekliyle dahi emniyet şerinde bulunan bir araca arkadan çarpıldığında, çarpılan aracın kusuru olmayacağını, çarpılan aracın, zincirleme şekilde müvekkilin aracına çarpmasında müvekkile izafe edilecek hiç bir kusuru olmadığını, durum bu kadar açıkken, bilirkişinin müvekkile sırf kusur oranı çıkarmak amacıyla, dosya kapsamına açıkça aykırı şekilde emniyet şeridinde meydana gelen kazayı sağ şeride taşırmaya ve müvekkilin durduğunu iddia ederek ve bunların da ötesinde müvekkilin arkasında bir araç daha olduğunu hiç dikkate almadan ve davacı tarafın "arkadan çarptığını" dikkate almamak kabul edilemeyeceğini, davalının davranışları ve aracının konumunun meydana gelen kaza ile hiç bir bağlantısı, neden sonuç ilişkisi kesinlikle olmadığını, müvekkilin aracından bağımsız, arkasında ki araçların sebebiyet verdiği kaza sebebiyle müvekkil sorumlu tutulmayacağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Aynı Yasa'nın 115/1. maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK' nın 11/1. maddesine göre, Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek " Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr, " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davalarında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Somut olaya bakıldığında; davacının kasko sigortalısı olan dava dışı ... San ve Dış Tic. Ltd. Şti. tüzel kişi tacir, sigortalı ... plakalı aracın ise çekici olduğu, davalı gerçek kişinin maliki olduğu kazaya karışan ... plakalı aracın ise çekici olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında davalının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca varsa davalının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davalının tacir olup olmadığı değerlendirilerek eğer davalı tacir ise davacının sigortalısının da tüzel kişi tacir olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.3. ve 355. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiş; Daire kararının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenme konusu yapılmamıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-HMK'nın 353/1-a.3. ve 355. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Dosyanın, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Daire kararının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazları hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.