mahkeme 2025/1574 E. 2025/1277 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1574
2025/1277
3 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2025/1574
KARAR NO:2025/1277
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:10/04/2025
NUMARASI:2024/399 Esas - 2025/252 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:03/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı araç arasında 21/11/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında müvekkilinin aracını kullanamaması ve tamirde geçen süreler sebebiyle zarara uğradığını, tutulan kaza tespit tutanağına ve tramer kayıtlarına göre davalının maliki olduğu araç sürücüsünün asli kusurlu bulunduğunu, kaza sonucu müvekkiline ait araçta meydana gelen araç mahrumiyet bedeli, değer kaybı bedeli ve eksik hasar bedeli miktarlarının tam olarak belirlenemediğini iddia ile müvekkiline ait araçta meydana gelen kusuru oranına göre şimdilik 100,00-TL araç mahrumiyet bedeli/ikame araç bedeli, 100 TL değer kaybı bedeli ve 100 TL eksik hasar bedeli olmak üzere toplamda 300 TL bedelin temerrüt tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içinde açılmadığını belirterek zamanaşımı itirazında bulunmuş, müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın ...'na ... aracılığıyla online kira sözleşmesi ile 20.11.2023 tarihinde kiralandığını, kiralanan araç, ... nezdinde iken uyuşmazlık konusu kazaya karıştğını, Bu nedenle öncelikle kazanın aracı kiralayan ... isimli şahsa ihbarını talep ettiklerini, kiralanan aracın kullanımı ve kazaya karışmasından müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek davanın husumet yokluğu nedeniyle müvekkil şirket açısından reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da kaza tespit tutanağı ile belirlenen ve taraflara atfedilen kusur oranlarını kabul etmediklerini, müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, davacının değer kaybı ve mahrumiyet kaybının işbu davaya konu kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini, davanın kasa anında ...A.Ş. tarafından sigortalı olduğunu, davacının taleplerini sigorta şirketine yöneltmesi gerekirken müvekkiline yöneltmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın usulden reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uğradığı zararın, uzman eksper bilirkişi tarafından yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu tam ve kesin olarak belirlenebileceğini, huzurdaki davanın açılmış olan icra takibine ilişikli olarak açılmamış, müvekkilinin zararlarının mahkeme huzurunda objektif olarak tespit edilmesi gerektiğinden belirsiz alacak davası olarak açıldığını, müvekkilinin alacağının belirli olsa idi itirazın iptali davasının açılmasının müvekkile %20 icra inkar tazminatı kazandıracağından bahisle yargılama neticesinde müvekkilin daha yüksek bir meblağa ulaşacağının da açık olduğunu ancak müvekkilinin alacağının belirli olmadığından huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, kusur oranına göre; hasar gören aracın bilirkişi tarafınca araçtaki hasarın durumu, resim, fatura ve dosyada mevcut diğer belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde hesaplanan aracın hasar miktarı belirlenerek hesaplanması gerektiğini, müvekkilin uğradığı zararın, uzman eksper bilirkişi tarafından yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu tam ve kesin olarak belirlenebileceğini, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak usul yönünden bir hukuki engel taşımadığının açıkça ortada olduğunu, Yerel mahkemenin verdiği kararın gerçekle ilgisi olmadığı ve hukuk kurallarıyla bağdaşmadığının açık olduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda:Açılan davada; HMK'nın 107.maddesine göre belirsiz alacak davası olduğu açıklanarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacının hasarlı olan aracını kullanamaması nedeniyle kazanç kaybı talep edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2019 tarih, 2017/17-1099 E. ve 2019/460 K. sayılı kararında "Somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği, aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla değer kaybının miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir.Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır." yönünde karar verilmiştir.Somut uyuşmazlıkta davadan önce davacı tarafından davadan önce icra takibi başlatmış ise de davayı itirazın iptali davası olarak açmamıştır.Dava itirazın iptali olarak açılması halinde dahi kazanç kaybının tespiti, yapılacak yargılama sırasında bilirkişi incelemesi sonunda belli olacaktır. Bu halde takip miktarını aşan kısım için ek dava açılabileceği gibi itirazın iptali davasının da ıslah ile "belirsiz alacak" davasına dönüştürülmesi olanaklıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/9185 E. - 2021/2184 K. sayılı kararı). Bu durumda eldeki dava, itirazın iptali olarak açılmadığına göre açılan davanın belirsiz alacak davası açılabileceği ve davacının elde ki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğuna kuşku yoktur. İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine kararı verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından,vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/09/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.