mahkeme 2025/1267 E. 2025/1347 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1267
2025/1347
12 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2025/1267
KARAR NO: 2025/1347
DAVA: Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
KARAR TARİHİ: 12/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından sigortalandığını, 25/10/2021 tarihinde kimliği belli olmayan firari sürücü sevk ve idaresindeki davalı şirketin işleteni olduğu ... plakalı araç ile kazaya karıştıklarını, maddi hasar meydana geldiğini, sigortalının işbu kazayı ihbar ettiğini, ve eksper neticesinde sigortalı araçta 41.268,96TL maddi hasar tespit edildiğini, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere tam ve asli kusurlu olduğunu, bedelin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, kazaya karışan aracın ... tarafından kiralandığını, davanın ...'ya ihbar edilmesini istediklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur oranlarının tespiti için dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesine sevk edilmesini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı tarafından açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Uzun süreli ismiyle kira sözleşmesi bulunsa da bunun 3.kişileri bağlayacak güçte olup olmadığının tespiti gerektiği, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediğine bakılması gerektiğini, 3.kişileri bağlayacak güçte olması için de adi yazılı şekilde yapılmasının yeterli olmayacağını, resmi kanal veya noter vasıtasıyla yapılması gerektiğini, yapılan kira sözleşmesinin ticari sicile işlenmesi gerektiğini, davalının davadışı TİKTAK ile aralarında araç kiralama sözleşmesi sadece sözleşmenin taraflarını bağladığını, 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olmadığını, bu sözleşmenin daha öncesinden bilinmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise HMK 124/4 gereği taraf teşkilini sağlayabilmeleri için kendilerine süre vermesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 06/11/2024 tarih, 2024/2268 Esas ve 2024/1875 Karar sayılı kararı ile " ...Somut uyuşmazlıkta, ... plakalı aracın kayıt malikinin ... A.Ş. olduğu , aracın ihbar olunan tarafından dijital ortamda aplikasyon üzerinden kayıt açılarak 24/10/2021 tarihinde fiilen teslim aldığı, davaya konu trafik kazası 25/10/2021 tarihinde meydana gelmiştir. Dosya kapsamında bulunan mevcut delillere göre ... plakalı aracın maliki olan davalı tarafından ihbar olunana uzun süreli olarak kiralandığı somut delillerle ispat edemediği anlaşıldığından mevcut delil durumuna göre davalı ... A.Ş'nin işleten sıfatı devam etmektedir. Bu nedenle davanı pasif husumet yokluğundan reddin karar verilmesi doğru olmamıştır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Yargılama aşamasında davalı vekili tarafından 13/03/2025 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde adi yazılı 02/06/2021 tarihli Uzun Süreli Araç Kiralama Sözleşmesi sunulmuştur. Sözleşmenin incelenmesinde kiracının ... A.Ş, kiralayanın ... A.Ş olduğu, ...plakalı aracın 24 aylık süre için kiralandığı görülmüştür. Mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler de gözönünde bulundurularak, davalı ile dava dışı ... A.Ş arasındaki kiralama sözleşmesi dikkate alınarak, taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedellerinin ödenip ödenmediğinin, gerektiğinde davalı malik ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin belirtilen bu deliller ile fatura ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/09/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.