mahkeme 2024/978 E. 2024/871 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/978
2024/871
21 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/978
KARAR NO: 2024/871
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 23/01/2024
NUMARASI: 2022/102 Esas - 2024/43 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eyl.Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 21/05/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ... Sigorta A.Ş.'nin ..., ... ve ... nolu hasar ve rücu dosyalarına istinaden 3.şahsa ödemiş olduğu tazminatın rücuen tahsili amacıyla davalı ... aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla, davalının takibe, asıl alacağa, faize ve ferilerine ilişkin haksız tüm itirazlarının iptaline, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davada rücu şartları oluşmadığını, davacı sigorta şirketi müvekkilinin işleteni olduğu aracı kullanan ...'in olay anında alkollü olduğu iddiasının ispatı gerektiğini, dava dışı ...'in olay yerini terk etmediğini, terk etmiş olsa dahi davacının rücu hakkının olmadığını, sigortacının olay yerini terk hali nedeni ile sigorta ettirene rücu imkanın "bedeni hasara" ilişkin yapılan tazminat ödemelerine münhasıran tanındığını, kazada müvekkilinin maliki olduğu araca atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu, takip öncesi işlemiş faiz oranı ve faiz miktarının fahiş olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulüne; İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında yürütülmekte olan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişinin uzmanlık alanı itibariyle rücu şartları yönünden görüşlerinin yerel mahkemece hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Sigorta Uzmanı ve Adli Trafik bilirkişilerinin uzmanlık alanına giren bir konuda makine mühendisi bilirkişinin görüşünün kabulü mümkün olmadığını, mahkemenin itirazlarını dikkate almadığını, sürücünün olay yerinden ayrıldığı kabul edilse dahi, bu durumun sigorta şirketine rücu imkanı tanımadığını kaldı ki ancak "bedeni hasara" ilişkin yapılan tazminat ödemelerine münhasıran tanındığını, sürücünün alkollü olması, tam kusurlu olması ve olay yerini terk etmesinin tek bir olayda bir arada bulunması durumunda dahi sigortacının rücu imkanı ancak "sürücünün kasıtlı olarak" "kasta yakın ağır kusuru ile" kaza yaptığının ispatı şartına bağlandığını, tazminat miktarı yönünden bilirkişi ek raporu denetime elverişli olmadığını, her iki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan ve bu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkemece, dosya kapsamında dinlenmiş olan tanık ifadelerine, dosyaya sunulan delil ve itirazlara itibar edilmeyerek davanın kabulü yönünde karar tesis edilmesi yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından 3. Şahsa ödenen tazminatın sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Davacı sigortacı, zmss kapsamında hasar gören 3. kişiye sigorta bedelini ödedikten sonra davalı sürücü ...'in kazadan sonra olay yerini terk etmesi nedeniyle ağır kusurlu olduğunu ve hasarın poliçe kapsamında olmadığını iddia ederek kendi sigortalısına karşı eldeki davayı açmıştır. 28.11.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için Kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımı verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukukî işlemin olması gerekir. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevlidir. Somut olayda, davacı ... Sigortaya A.Ş.'ye ZMSS poliçesi ile sigortası bulunan davalı gerçek kişiye ait aracın karıştığı kaza sebebi ile dava dışı 3. kişiye ödenen tazminatın sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle teminat dışı bulunduğunu iddia edilerek davalı sigortalıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe itiraz edilmesi nedeniyle itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmektedir. Davalı sigortalı, 6502 sayılı Kanun’un 3.maddesinin k bendi kapsamında tüketici; sigortalı ile davacı arasındaki sigorta sözleşmesi ise aynı Kanun’un 3.maddesinin l bendi gereğince tüketici işlemidir. Bu durumda uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Daire kararının kapsam ve şekline göre; davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.