Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1584

Karar No

2025/239

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2024/1584
KARAR NO:2025/239
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:21/03/2024
NUMARASI:2022/360 Esas - 2024/248 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:13/02/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 03.02.2022 günü saat 15.00 sıralarında Ataşehir/... Mah. ... sokağını dönerken aracı kullandığı sol taraftan müvekkili ...'ye çarptığı, müvekkilinin her iki bacağı ve sağ ayağının çarpma ile araç altına aldığı ve ezildiğini, kaza nedeni ile ameliyat olduğunu ve her iki bacak ve ayağına platin takıldığını, bakıma muhtaç hale geldiğini, uzun bir süre yatarak tedavi gördüğünü, bu dönemde müvekkilin %100 malul hale geldiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/34708 soruşturma numaralı dosyasından alınan rapora göre davalı sürücü ...'ın meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu, müvekkili ...ü'nün ise kusurunun olmadığının tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin trafik poliçesi kapsamında zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik trafik kazasında yaralanarak beden gücü kaybına uğrayan davacının tedavi için yapılan ulaşım masraflarının, bakıcı masraflarının, geçici ve süreli maluliyet nedeniyle sürekli iş göremezlik/güç kaybı tazminat 10.000 TL maddi tazminat tutarı belirlenerek davalı sürücü yönünden olay tarihinden sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılardan tahsiline ayrıca 80.000 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalı sürücüden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili nezdinde ... plakalı aracın ZMMS sigortası ile sigortalı bulunduğunu, kaza tarihi itibarı ile teminatın, poliçede belirtilen limitler ve araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, kusur bakımından sorumluluğu kabul anlamına kesinlikle gelmemekle birlikte, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik tedavi giderleri ve bakıcı giderleri poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, davacı yanın iddia ve taleplerinin Mahkemece haklı bulunması durumunda, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin tazminat bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini, usule ilişkin olarak yapılan itirazlar neticesinde davanın usulden reddine, esasa verdikleri cevaplar neticesinde davacı tarafın tüm talepleriyle birlikte davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ın vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın maddi tazminat taleplerini delillendirmediğini, bir adet fatura sunmuşsa da faturanın davacı için bir ispat vasıtası sunulmadığını, dava değeri itibariyle davacının tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, öncelikle kazanın davacının beyan ettiği şekilde meydana gelmediğini ve davalının karşıdan karşıya geçmek için aniden yola atlayarak kazaya sebebiyet verdiğini, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, trafik kazası ertesinde İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesi 2022/453 Esas dosyası ile kamu davası açıldığını, davacının tazminat taleplerini somutlaştırması ve delillendirmesi gerekmekte iken bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, davacı taraf dilekçesinde manevi tazminat talep ettiğini, öncelikle müvekkilinin kusuru bulunmaması nedeniyle anılan taleplerini müvekkile yöneltmesinin mümkün olmadığını, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere davanın müvekkil lehine kasko poliçesi düzenlemiş olan ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarına, İstanbul Anadolu 25.Asliye Ceza Mahkemesi 2022/453 Esas dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılmasına, davanın usule ilişkin itirazları doğrultusunda öncelikle usulden mahkemece aksi kanaate olunması halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile Davacının 1.500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 137.459,63 TL sürekli iş göremezlik tazminatı 2.251,80 TL bakıcı gideri, 19.776,28 TL tedavi gideri olmak üzere (tedavi gideri yönünden davalı sigorta şirketinin 500,00 TL ile sınırlı olmak üzere) toplam 160.987,71 TL maddi tazminatın davalı Turgut yönünden 03.02.2022 olan kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacı tarafa verilmesine, 2-Manevi Tazminat yönünden davanın kabulü ile 80.000 TL tazminatın kaza tarihi olan 03.02.2022 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Turguttan alınarak davacı tarafa verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kaza nedeni ile müvekkilinin maluliyetinin hesaplanandan daha fazla olduğunu, Sigorta şirketi tarafından sunulan rapora göre müvekkilinin maluliyetinin % 19 olduğunun görüldüğünü, davalı sürücü ...'ın kazanın meydana gelmesinde % 100 kusurlu olduğunu, kusur yönünden yapılan tespitlerin doğru olduğunu, bakıcı giderinin 3 aylık olarak hesaplandığını, oysaki müvekkilinin yaklaşık 9 ay bakıcı yardımı aldığını, bu nedenle eksik hesaplandığını, tedavi giderlerinin SGK dan talep edildiğini ancak talebin reddedildiğini, özel hastane tedavi giderlerini SGK ödemeyecek ise kazaya sebep olan sigorta şirketi ve/veya sigortalının ödemesi gerektiğini, kararın tedavi masrafları yönünden bozulması gerektiğini, ıslah dilekçesini sunduktan sonra 5. celsede yerel mahkemece ıslah dilekçesi ekinde ödeme dekontlarını sunmalarına rağmen "davalı sigorta şirketinden 03.06.2022 tarihinde yapılan 12.760,20 TL ve 79.653,88 TL'lik ödemelerin hangi alacak kalemleri için yapıldığının ve bu ödemelere ilişkin aktüerya raporunun gönderilmesi" istendiğini, ıslah için taraflarına süre verildiği hatırlatılarak talep ettiği evrakların istenmesinin hatalı olduğunu, öncelikle kendilerine ıslah için süre verip sonrasında ise ıslah dilekçelerini ve taleplerini boşa düşürecek derecede karar aldığını, bu işlemin hakimin tarafsız ve bağımsız olması ilkesine aykırı olduğunu, Sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler dekontta açık olarak ne için ödendiği yazmadığı için TBK'nın 101. maddesinin " Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır." hükmünü içerdiğini, davalı sigorta şirketine ıslah dilekçesinin 16.10.02023 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının ıslah dilekçesinde yer alan alacak kalemlerine yaptıkları mahsup işlemine itiraz etmediğini, yapılan ödemennin tedavi giderlerine mahsup edilerek kalan tedavi giderlerinin davalı ...'dan tahsilinin talep edildiğini, ek istinaf dilekçesi ile; sigorta şirketine kayıtlarında mevcut olduğu üzere davadan önce başvurulduğunu, davadan arabuluculuk sürecinde de haberdar olan davalı sigorta yönünden faizin dava tarihinden itibaren başlıyor olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın maddi zarar talepleri konusuz kalmış olup reddi gerektiğini, zira; davacı tarafın müvekkil şirkete başvurusu üzerine ... nolu hasar dosyası kapsamında müvekkili şirketçe uzman eksperler tarafından alınan rapora istinaden 92.414,08 tl tazminat ödendiğini, bunun üzerine davacı tarafça müvekkil şirketin ibra edildiğini, işbu ödemeyi almakla davacı vekili sözü geçen kazaya müteallik her türlü hak, dava ve alacaktan şirketin zimmetini tamamen, kesin olarak ibra ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda öncelikle ödeme tarihine göre hesaplama yapılarak ödemenin yeterliliği değerlendirilmeli, yetersiz bulunması halinde rapor tarihindeki verilere göre yeniden yapılacak hesaplamada önceki ödemeler yönünden faiz güncellenmesi yapılarak bakiye tazminatın tespit edilmesi gerektiğini, ancak dosyanın bu yükümlülüğe aykırı şekilde, ek rapora gönderilmeden karara bağlandığını, bu yönden de hükmün bozulmasını talep ettiğini, KTK ve yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının eksik inceleme niteliğinde olduğunu, tespit edilen maluliyet oranının da hatalı olduğunu, %15 oranında bir maluliyetin kabulü mümkün olmayıp, söz konusu bilirkişi raporunun yasal mevzuata ve bilimsel gerçekliklere aykırı tespitler içerdiğini, davacının ağır kusurunun varlığı halinde müvekkil şirkete yöneltilen zarar talebine ilişkin illiyet bağı kesileceğini, yaralanan ve/veya maluliyetinin olduğunu iddia eden davacının müterafik kusurunun varlığı halinde davacı lehine hükmedilecek tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacı tarafın müterafik kusurunun varlığı halinde müterafik kusurlu olup, emsal kararlar gereğince maluliyete yönelik olarak %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ancak işbu hususlar araştırılmadan dosyanın karara çıkarıldığını, kusur bakımından sorumluluğu kabul anlamına kesinlikle gelmemekle birlikte, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinin poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, dolayısıyla müvekkil şirketin bu sayılan kalemleri ödemesi gibi bir sorumluluğu bulunmadığını, geçici ve sürekli iş göremezlik ödenekleri sosyal güvenlik kurumunun sorumluluğunda olduğunu, hükme esas alınan hesaplama raporunun fahiş ve hatalı tespitler içerdiğini, ek rapor alınması gerekirken hüküm kurulması hukuken yerinde olmadığını, belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 11.11.2022 tarihli bilirkişi raporu'nda müvekkili ...'ın kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de bilirkişi tarafından isnat edilen kusurların hiçbir somut gerekçeye dayandırılmadığını, olay esnasında müvekkilin yokuş yukarı çıktığı da dikkate alındığında hızını azaltmamış olmasının mümkün olmadığını, davacının KTK'nın ilgili hükümlerine aykırı davranmak sureti ile karşıdan karşıya geçmeden önce seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmediğini, kontrolü sağlamadan ve çok hızlı şekilde araç yoluna girip trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü, bu nedenle asli kusurlu olduğunun açık olduğunu, bilirkişilerce belirtilen gerekçeler ve tespitlerin eksik ve hatalı olduğunu, 17.08.2023 tarihli heyet raporunda da bahsedildiği üzere gerçekleşen kaza sonrasında davacının ilk olarak Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne müracaat ettiğini, davacının ve yakınlarının, davacının muayenesine ve ilk müdahalesinin yapılmasına izin vermedikleri, hasta ve yakınlarının ölüm dahil her türlü riskleri kabul edip tedavi ret formunu imzaladıklarını, gerek 17.08.2023 tarihli Heyet Raporu'nda gerek 06.04.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporu'nda davacının tüm vücut engellilik oranının %15 olduğu ifade edilmiş ise de davacı maluliyetin önüne geçmek adına en kritik safhada, yani kazanın hemen ertesinde muayeneyi ve ilk müdahaleyi reddettiğini, gerçekleşen maluliyet bakımından davacının kusuru inceleme konusu yapılmadığını, öncelikle maluliyet oranının gerçeğe uygun bir şekilde tespit edilmesi, ertesinde ise maluliyetinin önüne geçebilmek adına derhal yapılması gereken tıbbi müdahaleleri reddeden ve zararın ağırlaşmasında rol oynayan davacının kusur oranının belirlenmesi suretiyle ek rapor tanzim edilmesi gerekirken ek rapor alınmadan ve bu hususların tespiti yapılmadan eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, davacının hayatının hiçbir evresinde çalışma hayatına sahip olmadığını, çalışma hayatının pasif devresine giren ve kaza tarihinde 74 yaşında olan davacının, hayatının ileri safhalarında da çalışmayacağının açık olduğunu, tazminatın rapor tarihine kadar hesaplandığını, 17.08.2023 tarihli Heyet Raporu ile davacı lehine fazla şekilde hesaplanan tutarların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, gerçekleşen kaza bakımından 100.000,00 TL tutarında tedavi masrafı olduğu ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından bahse konu tutarın ödenmiş olduğuna yönelik herhangi bir belge sunulmadığını, davacının kaza ertesinde ilk tedaviyi reddetmesi nedeni ile kendi maluliyetine sebebiyet verdiğini, tedavi giderlerinin de kendi uhdesinde kalması gerektiğini, davacının pansuman, ulaşım, ortez ve diğer giderlerini müvekkilinden isteyemeyeceğini, davacının manevi tazminat bakımından taleplerinin zenginleşmeye sebep olabilecek derecede fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 03.02.2022 günü saat:15.20 sıralarında, sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki ...plakalı aracı ile, İstanbul İli, Ataköy İlçesinde, ... Mahallesi, ... üzerinde seyir halindeyken ...Sokağa döndüğü esnada aracının sol ön teker kısımlarıyla, ...Sokak üzerinde karşıdan karşıya geçmekte olan yaya ...'ye sol tarafından çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Kaza Tespit Tutanağında davalı sürücünün KTK 52/1-A "aracın hızını kavşaklara, dönemeçlere girerken azaltmamak" kuralını ihlal ettiğinin belirtilmiştir. İstanbul Anadolu C. Başsavcılınca hazırlık aşamasında alınan bilirkişi raporunda; "Şüpheli Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil araç ile ... Sokağı üzerinde seyir halindeyken kaza mahalli olan kavşağa geldiğinde ... Sokağı istikametine sola dönüş manevrasıyla yöneldiği esnada aracın ön kısımlarıyla ... Sokağı üzerinden kavşak girişinde yolun karşısına geçmekte olan yayaya yolun orta kısmında çarptığı nihayetinde kavşak girişinde yolun karşısına kurallara uygun olarak geçmekte olan yayaya ilk geçiş hakkını vermediğinden kazanın oluşumuna esasen neden olduğu ve meydana gelen kazada KTK'nın 53/2. maddesi ile bağlı Yönetmeliğin 109/d maddesinde düzenlenen kurallara riayet etmediği,... KTK'nın 84. maddesinde düzenlenen trafik kazalarında sürücülerin asli kusurlu sayıldığı hallerden; doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kusurunu işlediği..." belirtilerek asli kusur verildiği, davacıya ise kazada kurallara uygun olarak yolun karşısına geçmek için kavşak girişini kullandığından kusur verilmediği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da aynı doğrultuda kanaat belirtildiği görülmüştür. Mahkemece alınan kusur raporunun dosya içindeki bilgi belgelere, kaza tespit tutanağı, olayın oluşuna uygun düştüğü, 2918 sayılı KTK hükümlerine göre değerlendirme yapılarak kusurun belirlendiği nazara alındığında kusura, davacının kusursuz olması nedeniyle davacının ağır kusur nedeni ile illiyet bağının kesildiğine, yaya olan davacının müterafik kusuru bulunmadığı gibi ispatlanmadığından müterafik kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Davacının kaza anında götürüldüğü hastaneden imza vererek ayrılmak sureti ile özel hastanede tedavi görmeye devam etmesi nedeni ile zararın arttığına ilişkin istinafların dayanağı bulunmadığından, kazaya uğrayan kişinin dilediği sağlık kuruluşunda tedavi olma hakkı bulunduğundan müterafik kusura ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının muayenesi yapılmak sureti ile tüm tedavi belgeleri incelenmek ve illiyet bağı kurulmak sureti ile düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Sigorta aktüer hesabında hesaplamaya esas alınan %19 oranındaki maluliyetin hangi yönetmelik uygulanmak sureti ile ve nasıl belirlendiği belli olmadığından usulüne uygun olarak düzenlenen ATK maluliyet raporu ile çelişki oluşturmayacaktır. Davacı ...'nün ev hanımı olduğu gözetildiğinde, bu olay sebebiyle maluliyete uğramasına rağmen kendi evi hizmetlerinde aktif çalışmasını devam ettireceği ve kendi evi hizmetlerinde çalışması karşılığı sarfetmesi gereken mesainin parasal değerleri yasal asgari ücretlerin net tutarının altında olamayacağından yasal asgari ücretlere göre değerlendirme ve hesaplama yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı sigorta şirketinin tedavi gideri teminatı kapsamında poliçe limiti ile geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatından sorumluluğu bulunduğundan tazminat taleplerinin teminat dışı olduğuna ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları). ATK 2. İhtisas Kurulu raporunda davacının "Sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı ancak iyileşme süresi içerisinde 3 ay bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği" belirlemesi doğrultusunda 3 ay için geçici bakıcı gideri hesaplaması doğrudur.Dava dilekçesinde açıklama bulunmadığı ve davacının fizik tedavi giderleri için belge de sunulmadığından tedavi bedeline ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Davalı tarafından zararın kısmen karşılanması halinde, yapılan ödemenin tazminat hesabı sırasında mahsup edilmesi gerekliliği açık olmakla birlikte, ödemenin dava sırasında olması halinde, bulunan tazminat miktarından dava tarihinden sonra yapılan ödeme güncelleştirilmeksizin tenzil edilmelidir. Dosya kapsamına göre; davalı sigorta şirketi ile davacılar vekili arasında dava açılmadan önce yapılan ödemeye bağlı olarak 24/03/2021 tarihli ibraname düzenlendiği, ibranameye göre 79.653,88 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 12.760,20 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 92.414,08 TL'nin davacı vekiline ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili yapılan ödemeyi kabul etmektedir. Ödeme dekontlarında açıklama yazmasa dahi davacı vekilinin imzasını da taşıyan ibraname içeriğinden sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri ödemesi yapıldığı ödeme tutarlarının ibranamede yazılı tutarlar olduğu açık olup bu nedenle davacı vekilinin TBK'nın 101. maddesine göre hakkı doğmadığından yapılan ödeme tedavi giderlerine mahsup edilmeyecektir. Davacı vekiline kendi talebi üzerine ıslah için süre verilmiş olduğundan, davalı sigorta şirketinin ıslah dilekçesine itiraz etmediği, mahkemenin ıslah dilekçesini boşa çıkardığı yönündeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. İbraname fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak imzalanmış olması nedeniyle makbuz hükmünde olacağından KTK'nın 111.maddesi gereğince ibranamenin iptali şartları oluşmamış olduğundan davalı sigorta vekilinin ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılması gerektiğine ve ibra ile borcun sona erdiğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davadan önce sigorta şirketine başvuru yapılması üzerine ibraname düzenlendiği dosya kapsamı sabittir. Ancak davacı vekili yargılama süresince başvuru dilekçesini dosyaya sunmadığı ve bunun sonucu davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihini ispat edemediğinden dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasınında isabetsizlik bulunmamaktadır.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a.Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b.Alınması gereken 16.461,87 TL harçtan peşin alınan 1.287,69 TL'nin mahsubu ile bakiye 15.174,18‬ TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,c.Alınması gereken 10.997,07 TL harçtan peşin alınan 1.130,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.867,07‬‬ TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.13/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim