Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1042
2025/206
11 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/1042
KARAR NO: 2025/206
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 14/02/2024
NUMARASI: 2023/627 Esas - 2024/123 Karar
DAV : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 11/02/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.07.2018 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün asli ve tam kusuru ile davacıların desteği olan oğulları İsmail Küçüksayacıgil'in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiğini, dava öncesinde davalı Güvence Hesabına yapılan başvuru sonrasında ... numaralı hasar dosyasının açıldığını ve davacı baba ...'e 53.334,00 TL davacı anneye 77.930.00 Tl. olmak üzere toplam 131.264,00 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığını, ancak ödenen işbu tazminatlarla müvekkillerinin destek zararının karşılanmadığını belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik anne ... için 5.000.00 TL ve baba ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000.00 TL, destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla sorum tuluklarının kaza tarihindeki ZMMS sigorta poliçesi limiti 360.000.00 TL ile ve kazaya karışan ve sürücü plakası tespit edilemeyen araç sürücünün kusuru oranında olduğunu, maktulün anne ve babasına toplam 131.264.00 TL tazminat ödemesinin 13.06.2019 tarihinde yapıldığını ve sorumluluklarının yerine getirildiğini, hesaplamanın 01.06.2015 tarihinden itibaren geçerli olan Yeni Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın kabulü ile, Davacılardan anne ... için 27.262,78 TL ile Davacılardan baba ... için 22.305,01 TL destekten yoksun kalma tazminatının 13/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun başvuru sahibine ibraname mukabilinde ödemede bulunarak kazadan kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olup, başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, müterafik kusur indirimi uygulandığında ödeme tarihi itibariyle bakiye çıkmayacağını, kaza neticesinde vefat edenin otopsi raporu incelendiğinde kafa bölgesinde yoğun darbe ve yaralanma mevcut olup meydana gelen trafik kazasında müteveffanın ölümünde etkili olduğunun kaçınılmaz olduğunu, kaza tespit tutanağında kask durumu belirsiz olsa da aldığı darbelere bakılırsa kask takılmadığının ortada olduğunu, bu nedenle müterafik kusur incelemesinin resen de olsa yapılması gerektiğini, müterafik kusur uygulandığında ödeme itibariyle bakiye çıkmayacağını, bu nedenle müterafik kusur indirimi tartışılmadan, ceza dosyasının son akıbetleri dosyaya kazandırılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, hesaplanan tazminat tutarından yetiştirme giderine ilişkin indirim yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 12/09/2023 tarih, 2021/1318 Esas ve 2023/1459 Karar sayılı kararı ile " ...Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde 14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bu nedenle davalı vekilinin TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılmasına ilişkin istinaf talebi yerinde ancak 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanarak bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması için hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Davanın destekten yoksun kalma tazminatı olması nedeni ile maluliyet raporu alınmasını gerektirir bir durum olmaması nedeni ile davalının bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılmış olduğundan bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir. Davadan önce Güvence Hesabına yapılan başvuru neticesinde kısmi ödemenin yapıldığı 13/06/2019 tarihinin faize başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık yoktur..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin önceki kararına davalı tarafından verilen istinaf dilekçesinde kusur, müterafik kusur ve aktürerya raporunda yetiştirme giderinin düşülmesi gerektiği belirtilerek istinaf talebi bulunmadığından davacı lehine bu hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta dosyada bulunan ve davacı vekilinin imzasını taşıyan "Makbuz İbraname" başlıklı belgede açıkça fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla imzaladığından kayıtsız şartsız bir ibranın bulunmadığından davacının eldeki davayı açabileceği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu da yerinde değildir.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.385,97 TL harçtan peşin alınan 1.274,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.111,88 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.11/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.