mahkeme 2023/1954 E. 2024/55 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1954
2024/55
18 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1954
KARAR NO: 2024/55
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 01/02/2023
NUMARASI: 2021/343 Esas - 2023/76 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 10/10/2013 tarihinde ... sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı bulunan ... plakalı araçta yolcu konumunda iken yaşanan trafik kazası neticesinde müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğundan oluşan zarardan da davalının kusur oranında sorumluluğunun bulunduğunu, bu kapsamda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 98.494,75 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu ... plakalı aracın 02/11/2012-2013 tarihlerini kapsar şekilde ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, davacı tarafından kaza tarihinin dava dilekçesinde bildirilmediğini, kazanın oluş şekli ile tarihine ilişkin bir netlik olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen red kararının sebebi, davacının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, 30.12.2014 tarihinde açılan dava, 2014/1507 E. sayısıyla görüldüğünü ve Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, karara esas alınan İTÜ Bilirkişi Heyeti raporunda davacının ve sürücü eşit oranda %50 kusurlu bulunduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kararın, kolluktaki ifadelerle bilirkişi raporunun çelişkili olması sebebiyle kaldırıldığını, davacı asilin isticvap edilmesi de belirtildiğini, bunun üzerine dosya 2021/343 E. numarasını aldığını ve yargılamanın yeniden başladığını, davacının ve araçtaki tanığı ...'in beyanlarının talimat yoluyla alındığını ve Mahkemece, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor düzenlenmesi istendiğini, her ihtimalde, ister davacının kolu dışarıda, isterse içeride olsun, sürücünün kusursuz olmadığının açık olduğunu, ilk karara esas alınan İTÜ Bilirkişi heyeti raporunun müvekkilinin kolunun dışarıda olduğu ihtimaline binaen hazırlandığını ve bu ihtimalde dahi sürücüye %50 kusur izafe edildiğini, zira sürücünün, taşıdığı yolcuların güvenliğinden sorumlu olduğunu, koltukların sökülerek yolcuların bu şekilde taşınması ve istiap haddinin aşılmasının doğrudan sürücüye yüklenmesi gereken bir kusur olduğunu, dilekçelerinde bu hususu defalarca belirtmiş olsalar da, Yerel Mahkeme kararına esas alınan ATK raporunda bu iki hususa hiçbir şekilde değinilmediğini, İTÜ raporunun hükme esas alınması gerektiğini, ATK raporunda istiap haddi ve yolcu güvenliğinin sağlanmamasının hiçbir şekilde tartışılmadığını, davacının Yerel Mahkeme kararı sebebiyle hem tazminatına kavuşamadığını, hem de davalı tarafa vekalet ücreti ödemek durumunda kaldığını, kendisinin kocası tarafından terkedildiğini, çocuklarına çevresinden aldığı yardımlarla bakmaya çalıştığını, kendisi ATK raporunda da tespit edildiğini üzere %28.2 oranında malul olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 08/04/2021 tarih, 2019/833 Esas ve 2021/688 Karar sayılı kararı ile " ...Davacı dilekçesi içeriğinden davacının geçici bakıcı gideri talep ettiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas Ege Üniversitesi Adli Sağlık Kurulu, Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği doğrultusunda yaptığı maluliyet belirlemesinde davacının olay tarihindeki yaşına göre %27 oranıda, rapor tarihindeki yaşına göre %28,2 oranında malul kaldığını belirlemiş, bakıcı giderine ihtiyaç bulunup bulunmadığı değerlendirme konusu yapılmamıştır. Çelişki ve belirsizlik oluşturacak şekilde iki ayrı maluliyet oranı içeren geçersiz olan maluliyet raporu esas alınarak karar verilmiş olması doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken, davacı asilin isticvap edilerek (adresi il dışı ise talimat yolu ile) olayın nasıl meydana geldiği, kolunun araç içine düşmesi ile mi yoksa pencereden dışarı çıkıp traktör kasasına çarpma sonucu mu kırıldığı, araçtaki oturma pozisyonu, ayakta ise kendisi dışında kaç kişinin ayakta olduğu kendisinin ayaktaki bulunduğu kısım ile ilgili olayın aydınlatılmasına yönelik beyanının alınması ve sonrasında tüm bilgi ve belgelere göre kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için genişletilmiş heyetten oluşan Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması; Kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan "Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı kalıcı işgöremezlik durumu ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı, davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması; Maluliyet raporu alınması ve kusur oranının değişmesi halinde kalıcı işgöremezlik ve tespiti halinde geçici bakıcı ihtiyacı halinde aktüerya uzmanından ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi olmalıdır..." gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına dair karar verilmiştir.Mahkemece davacı asil isticvap edilmiş ve olayın meydana gelişi ile ilgili olarak "...araç içinde bir takım koltukların söküldüğü için seyir sırasında sehpada oturduğunu, çarpmanın etkisi ile araç içerisinde tutunmuş olduğu koluna darbe geldiği için kolunda üç adet kırık meydana geldiğini, dolayısıyla kolundaki hasarın araç içinde düşmekten meydana gelmediği, pencereden dışarı çıkma neticesinde de olmadığını...kolunun kesinlikle dışarıda olmadığını, kaza anında ayakta olmadığını...." beyanda bulunmuştur.Ege Üniversitesinden alınan raporda,"...Şahısta olaya bağlı gelişen birden fazla arıza olması nedeniyle Balthazard Formülü uygulandığında; şahsın 10.10.2013 tarihli trafik kazasıyla illiyeti kurulan yaralanmaları nedeniyle meydana gelen Meslekte Kazanma Gücündeki Azalma Oranı olay tarihindeki yaşına göre %27 ve rapor tarihindeki (17.09.2021) yaşına göre de %29.,2 olarak bulunmuştur. Tıbbi iyileşme süresinin 4 ay olarak kabulünün uygun olacağı, ancak varsa iş göremezlik/istirahat rapor sürelerinin göz önünde bulundurulmasının daha uygun olacağı mütalaasına varılmıştır. Şahsın kazaya bağlı yaralanması nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığı, geçici olarak yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin 3 hafta olarak kabulünün uygun olacağı kanaati..." belirtilmiştir.ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, "...Mevcut verilere göre, Sürücü ...’nın, yönetimindeki “...” plaka sayılı minibüs ile Denizli yönünden Manisa yönüne seyri sırasında olay yeri Buldan Orman Deposu mevkiine gelip, ön ilerisinde aynı yöne seyretmekte olan bir traktörü geçişi sırasında, aracının cam kenarında ve ayakta yolculuk yapmakta olan ...’in, dışarıya çıkarmış olduğu sağ kolunun traktöre bağlı römorka çarpması sonucu meydana gelen dava konusu kazada, kazanın oluşu üzerine etken hatalı herhangi tutum ve davranışı görülmediğinden,atfı kabil kusuru yoktur. Davacı ..., sürücü ... yönetimindeki “...” plaka sayılı minibüste, cam kenarında ve ayakta, kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde, sağ kolu dışarıda kalacak biçimde gayri nizami bir şekilde yolculuk yapması sonucu, minibüsün, ön ilerisinde aynı yöne seyretmekte olan bir traktörü geçişi sırasında sağ kolunun traktöre bağlı römorka çarpması neticesi meydana gelen dava konusu kazadaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla kusurludur." kanaati belirtilmiştir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; Davacının, olay akabinde hastaneye ilk giriş kaydında yaralanma sebebinin yüksekten düşme olarak yazıldığı; davacının Buldan Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde ayakta olup açık olan cam kenarında ayakta durduğundan kolunun minibüs şoförünün solladığı traktörün kasasının koluna çarptığını ifade ettiği; Denizli Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde ayakta yolculuk yapmakta olduğunu minibüs şoförünün traktöre çarptığını ve kolunun bu kaza ile kırıldığını beyan ettiği; davacının isticvap beyanında ise araç içinde bir takım koltukların söküldüğü için seyir sırasında sehpada oturduğunu, çarpmanın etkisi ile araç içerisinde tutunmuş olduğu koluna darbe geldiği için kolunda üç adet kırık meydana geldiğini beyan ettiği görülmektedir. Davacının Buldan ve Denizli Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadeleri ile isticvap edilmesi üzerine verdiği ifadesinde olayın meydana gelişini farklı anlattığı ve çelişkili olduğu, Hazırlık Soruşturmasının takipsizlik ile sonuçlanmış olması nedeni ile ceza mahkemesinde kesinleşen maddi olgu bulunmadığı, ATK maluliyet raporunun da davacının Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesine göre düzenlenmekle birlikte davacıya yüklenen olay ve kusura ilişkin illiyet bağının ispat edilemediği, iddia edilen olayda kolu kırılan davacının olayın oluşunu çelişkili olarak anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sonuç olarak dava dilekçesinde kazanın nasıl meydana geldiğine ilişkin açıklama ve dayanılan maddi vakıa bulunmadığı, dosyada bulunan delillere göre davacının yaralanmasının nasıl gerçekleştiğini, yaralanması ile sigortalı araç sürücüsünün eylemi arasında illiyet bağını ve dava dışı sürücünün kusurunu ispat edemediği anlaşıldığından Mahkemece açıklanan gerekçe ile minibüs sürücüsünün kusurunun olmadığı davacının tam kusurlu olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.