Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1454
2025/236
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1454
KARAR NO: 2025/236
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 12/04/2022
NUMARASI: 2020/476 Esas - 2022/277 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; .
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 19.05.2015 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek trafik tanzim ve bilgi işaretlerine çarpıp yamaç bölgeden ilerleyerek aydınlatma diğerine çarpması ile tek taraflı ölümlü maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza sonucu ...'un kazada vefat ettiğini, müvekkillerin uğradığı maddi zararlar için, fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla,..'un desteğinden yoksun kalan Eşi ... için şimdilik 100,00 TL kızı ... için şimdilik 100,00 TL oğlu ... için şimdilik 100,00 TL olmak üzere toplam 300- TL maddi tazminatın davalının temerrüte düştüğü tarihten işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan müşterek ve müteselsilen tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma geçerli bir başvuru yapılmadığını, 6704 sayılı Kanun gereği başvuru şartı yerin getirilmeksizin açılan davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddini, destek şahsın kurusuna denk gelen destek tazminatı talepleri trafik sigortası teminatı kapsamında olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müteveffanın kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, aksi takdirde kazaya ilişkin kusur oranını tespitinin ATK tarafından yapılmasını, davaya konu destekten yoksun kalma tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, müvekkili sigortanın sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacının temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile destekten yoksun kalma tazminatı olarak davacı ... için 209.813,36 TL'nin, davacı ... için 12.993,95 TL'nin ve davacı ... için 12.993,95 TL'nin olmak üzere toplam 235.801,26 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine " karar verilmiş; 18/05/2022 tarihli tashih şerhi ile "... davacı ...'a 2 kere tazminat hükmedildiği ve 12.993,95 TL tazminat alacaklısının davacı ... olduğu anlaşılmış olup, maddi hata oluşması nedeniyle"İş bu asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile destekten yoksun kalma tazminatı olarak davacı ... için 209.813,36 TL'nin, davacı ... için 12.993,95 TL'nin ve davacı ... için 12.993,95 TL'nin olmak üzere toplam 235.801,26 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine" hükmün bu şeklinde tashihine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın ferisi niteliğinde olan vekalet ücreti yönünden mahkeme kararının hatalı olduğunu, vekalet ücretinin her bir davacı için ayrı ayrı hesaplanması gerekirken toplam tazminat miktarı üzerinden tek vekalet ücreti hesaplandığı, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, olay tarihi olması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; başvuruya konu bu tazminat talebi zamanaşımına uğramış olduğunu, destek şahsın kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri trafik sigortası teminatı kapsamında da olmadığını, nitekim bu husus gerek trafik sigortası genel şartlarında, gerekse Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler ile yasal olarak da düzenlendiğini, ... Sigorta A.Ş. tarafından davacılara tazminat ödemesi yapıldığı takdirde, davacılara zarara sebebiyet veren sürücünün mirasçıları olmasından dolayı, yapılan ödeme oranında ... Sigorta A.Ş. tarafından rücu edileceğini, bu nedenle davacıların alacaklı - borçlu sıfatları birleşeceğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, istiap haddi ve müteveffa sürücünün alkollü olup olmadığı belirlenerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 19.09.2015 günü müteveffa sürücü ... ve idaresindeki ...plakalı otomobil ile Ağlı ilçesi istikametinden Şenpazar yönüne doğru seyir halinde iken, kaza mahalline geldiği esnada, direksiyon hakimiyetini kaybederek seyre göre sağ taraftan yol dışı kalması sonucu dava konusu ölümlü kaza meydana geldiği, davacıların eldeki davayı açarak destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği, ... plakalı aracın 05.11.2014/05.11.2015 tarihlerini kapsar şekilde davalı ... şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre açılan tazminat davalarının temyiz taleplerini inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel 13.02.2023 tarih, 2021/10033 E. ve 2023/1688 K. sayılı kararında "... Somut olayda da; davacıların desteği, kusuru sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmiş; davacılar destekten yoksun kalan sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuştur. Davacıların üçüncü kişi konumunda olduğu, işleten (veya sürücü) yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı ..., işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı ... zararın tamamından sorumlu olacağından, davacı davalı ... şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK., 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas - 411 karar; YHGK., 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 karar; YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar). Eldeki dosyada, sigorta şirketine karşı açılan davada İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davacıların desteği kendi kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet verdiğinden, davacıların davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davaya konu kaza 24.08.2010 tarihinde meydana gelmiş olup, bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Yasa ve Genel Şartlar hükümleri ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşiklik kazanan içtihatlarına göre; davacıların talebinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı gözetilerek, davacıların davalıdan destek tazminatı talep etme hakkı bulunduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir." yönünde karar verilerek uyuşmazlığın çözümünde poliçe tarihindeki yasal mevzuat ile ZMMS Genel Şartlarına göre değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmıştır. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.02.2023 tarih, 2021/10040 E. ve 2023/2123 K., 23.02.2023 tarih, 2022/16941 E.- 2023/2335 K., 20/04/2022 tarih, 2021/15379 E.- 2022/7547 K., 08/02/2022 tarih, 2021/13342 E.- 2022/1821 K. sayılı kararları) Yukarıya aktarılan güncel Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatlarına göre somut uyuşmazlıkta, ZMSS poliçesinin başlangıç tarihi 05.11.2014 olup kaza 19.09.2015 tarihinde gerçekleşmiş ve trafik sigortalı aracın işleteni ve sürücüsü vefat etmiştir. Bu halde davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe tarihinde yürürlükte bulunan 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatlarına göre belirlenecektir. 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacılar, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararlarını talep edebilecektir.Davacılar talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir. Bu durum karşısında; davacılar, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, desteğin kazadaki kusuru ve müterafik kusuru davacılara yansıtılamayacağından davalı ... zarardan sorumlu olduğundan davacıların destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu doğrultuda davalı vekilinin kusura, müterafik kusura, davacıların alacaklı borçlu sıfatları birleştiğine ilişkin istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuştur. HMK'nın 319.maddesine göre savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada davalılar vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürmediğine ve davacı tarafından açık muvafakati bulunmadığına göre istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'inin nazara alınması olanaklı değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince gerekçede " Davalı ... şirketine ihtarname ve gerekli belgelerle birlikte dava öncesinde 24.09.2017 tarihinde ihtar edildiği dosyadaki teslim belgesinden anlaşılmaktadır. Buna göre; 24.09.2017 tarihinin 8 iş günü sonrası olan 05.10.2017 tarihi temerrüt başlangıcını teşkil edecektir." açıklamasına yer verildiği halde hüküm fıkrasında dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmadığından istinaf talebi yerinde görülerek hüküm düzeltilmiştir.İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı maddi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davacıların maddi tazminat talepleri bakımından ayrı ayrı olmak üzere kabul edilen kısım için davacılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından bu yöne değinen istinaf itirazı yerindedir. Bu nedenle; davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-İş bu asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile destekten yoksun kalma tazminatı olarak davacı ... için 209.813,36.-TL nin, davacı ... için 12.993,95.-TL nin ve davacı ... için 12.993,95.-TL'nin olmak üzere toplam 235.801,26 TL'nin 05.10.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 2-Karar harcı 16.107,58-TL'nin peşin ve ıslah ile alınan 874,40-TL'nin mahsubu ile kalan 15.233,18-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 928,80-TL peşin, başvuru ve ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 2.040,05-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince yapılan hesaplamaya göre davacı ... için 33.570,14 TL, davacı ... için 12.993,95 TL ve davacı ... için 12.993,95 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı ödenmesine, 6-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacılar vekili ile davalı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-a)İstinaf aşamasında tarafından yapılan 89,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, b)İstinaf aşamasında tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.