Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1380
2025/195
11 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1380
KARAR NO: 2025/195
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 19/11/2021
NUMARASI: 2019/405 Esas - 2021/798 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 11/02/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ; 07/11/2015 günü saat 19.00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile Viranşehir istikametinden, Diyarbakır istikametine doğru seyri sırasında olay mahalli T kavşağa geldiğinde, seyir istikametine göre yolun solundan .. Mahallesi istikametinden gelerek kavşağa giriş yaparak doğrultu değiştirip sola dönüş yaparak Diyarbakır istikametine doğru seyretmek isteyen sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyonet ile çarpıştıklarını, çarpışma sonucu ... plakalı kamyonette yolcu olarak bulunan müvekkili ...'nın yaralandığını, müvekkilinin yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasında müvekkilinin maddi zararının karşılanması için İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2016/784 esas numarasıyla dava ikame edildiğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2016/784 esas numaralı dava dosyasında müvekkilinin maluliyet durumunun tespiti için dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna gönderildiğini, Kurul 09.02.2018 tarih ve 2894 sayılı raporu ile müvekkilin maluliyetinin oluşmadığını bildirdiğini, işbu rapora yapılan itirazın mahkemece kabul edilmeyerek karar verilmiş olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle her iki eli de bilek hizasından kırılmış olduğunu, kendisine plak ve vida ile tedavi uygulandığını ancak müvekkilin bu süreçte tedavisine azami dikkat etmesine rağmen ne ağrıları kesildiğini ne de her iki elini rahatça kullanabildiğini, müvekkil durumunun tespiti ve raporlanması için Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesine müracaat ederek rapor talebinde bulunmuş olduğunu, 17.01.2019 tarih ve ... nolu hasta/rapor numaralı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporunda müvekkilin sürekli tüm vücut fonksiyon kaybının %19 belirlediğini, anılan raporda da görüleceği üzere müvekkilin sağlık durumu her geçen gün daha da kötüye gitmekte ve iyileşmesi mümkün olmadığını, tazminatın ödenmesi istemiyle davalı sigorta şirketine tüm evraklarla birlikte başvuruda bulunulduğunu ancak başvurulara herhangi bir cevap vermediğini, tüm bu nedenlerle 50,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının, davalıların temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmemiş olduğundan dava ikame etme hakkı bulunmadığını, kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının, yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu marifetiyle özürlülük ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda tespit ettirilmesi gerektiğini, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan-yapılacak ödemelerin müvekkili şirketin sorumluluğundan tenziline, tazminat oranı ve miktarının tespiti için yukarıdaki hususlar tamamlandığında aktüer bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/784 Esas sayılı dosyası ile hüküm kurulmuş, mahkemece verilen kararda kalıcı iş göremezliğin bulunmadığı tespit edildiğini, bakıcı ve geçici tazminat yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, mahkeme kararında davacının maluliyetinin bulunmadığı açıkça tespit edildiğini, kesin hüküm sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketiin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, sağlık kurulu raporlarının yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, kaldı ki kesin hüküm teşkil eden kararda da görüleceği üzere davacının maluliyetinin bulunmadığını, geçici iş göremezlik giderinden müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağı, kaza tespit tutanağından ve dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere davacı kaza sırasında araç içerisinde yolcu olarak bulunduğunu, dava konusu olayda hatır taşımasının olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, tespiti halinde TBK. 51. ve 52. maddeleri uyarınca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber mahkemece faize hükmedilmesi halinde, faiz başlangıç tarihi dava tarihi ve hükmedilecek faiz türü yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kabulü ile 83.824,01-TL sürekli iş göremezlik tazminatının, temerrüt tarihi olan 30/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı yana verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;hükme esas alının bilirkişi raporunda müvekkil yönünden asgari ücretler esas alınarak tazminat hesabı yapıldığını, karar tarihinden kısa bir süre sonra ülkemizde uygulanmakta olan yasal asgari ücretlerde ciddi oranlarda artışlar meydana geldiğini, bu kapsamda müvekkilin talebi mümkün tazminatında ciddi eksiklik oluşmuş olduğunu, yerel Mahkemece yeni belirlenecek asgari ücretler beklenerek hüküm kurulmasının daha hakkaniyetli olacağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, maluliyet raporuna itirazlarının bulunduğunu, Karayolları Trafik Kanunu 99. maddede atıf yapılan başvuru evrakları ve ilgili yönetmeliklerin düzenlenmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminata hükmedilmesi durumunda müvekkili şirketin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1. ve Trafik Poliçesi Genel Şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının tüm maddi tazminat taleplerinden müvekkil şirketinin ibra etmiş olduğunu, haklarından feragat ettiğini ve buna ilişkin kesin hüküm mevcut olduğunu, feragat ve kesin hüküm bulunmasına rağmen huzurdaki davanın açılması ve davanın kabulüne karar verilmesinin haksız olduğunu, ibranamede görüleceği üzere davacının sürekli iş göremezlik tazminat talebi dahil maddi tazminat taleplerinden ve bu taleplere ilişkin dava açma hakkından feragat ettiğini, öncelikle davacının huzurdaki davanın konusu talebe ilişkin ibra ve feragati bulunduğundan, müvekkil şirket yönünden davanın reddi gerektiğini, Mahkemece, davacının maluliyetinde gelişen durum bulunduğu belirtilerek kesin hüküm değerlendirmesi yapılmadığını ancak alınan raporda kişinin maluliyetinde artış bulunup bulunmadığına ilişkin irdeleme yapılmadığı gibi bu hususa ilişkin açık bir tespit de yer almadığını, raporda uygulanan yönetmelik de hatalı olduğundan işbu ATK raporunun hükme esas alınması ve maluliyet artışı meydana geldiğinin kabulünün mümkün olmadığını, ZMSS olan müvekkil şirketin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün %80 oranında kusurlu olmasına rağmen %100 kusur oranı üzerinden hatalı olarak hüküm kurulduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından; 07/11/2015 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalı ... Sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç ile davalı ... Sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının yaralandığı ve bu yaralanma nedeniyle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2016/784 esas sayılı dosyasında geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep edildiği, sürekli maluliyetinin bulunmadığından davalı ... Sigorta hakkında geçici işgöremezlik ve bakıcı giderine hükmedildiği, davalı ... Sigorta hakkında sulh olunduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2016/784 esas sayılı dosyasında aldırılan ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 09/02/2018 tarihli raporunda; ...’nın 07.11.2015 tarihinde maruz kalmış olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için 8 yıllık zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. (HGK'nın 15.11.2000 gün ve 2000/21-1609, 2000/1699 E.K. sayılı kararı, 4.Hukuk Dairesinin 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 E.K. sayılı kararı). Mahkemece hükme esas alınan 29/04/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor içeriğine göre davacının tedavisinin devam edip etmediği, gelişen durum, artan maluliyet bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden maluliyet tespiti yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince davacının kaza tarihinden sonra trafik kazasına bağlı olan maluliyet durumunda "zaman içerisinde gelişen bir durum olup olmadığı" yönünde açıkça tespit veya değerlendirme içeren rapor alınmaksızın karar verilmesi eksik inceleye dayalı olmuştur. Bu durumda, kaza nedeniyle davacının gördüğü tüm tedavilere ilişkin belgelerin ilgili kurum ve kuruluşlardan temin edilerek, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan davacıda bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2016/784 esas sayılı dosyasında aldırılan ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 09/02/2018 tarihli raporu incelenerek; davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavisinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alındıktan sonra, gelişen durumun olup olmadığı da dikkate alınarak, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi ve zamanaşımı defi hakkında karar verilmesi gerekirken bu araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda haksız fiil halinde müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş ; müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişkisi ise 62.maddede düzenlenmiştir. Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Davalılar zarara sebebiyet veren aracın işleteni ve sürücüsü olduğuna göre aleyhlerine dava açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Kabule göre de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda rapor tarihi itibariyle geçerli 2021 yılı asgari ücret üzerinden değerlendirme yapıldığı, aynı yıl içerisinde karar verilmiş olması nedeni ile davacının asgari ücret artışının beklenmesine yönelik istinafı yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-a-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince REDDİNE, b-) Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı ile davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.