Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1299
2025/191
11 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2022/1299
KARAR NO:2025/191
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:24/03/2022
NUMARASI:2018/1369 Esas - 2022/228 Karar
DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ:11/02/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/05/2016 tarihinde davalılardan ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı minibüsün karşıdan karşıya geçmeye çalışan küçük ...'a çarptığını, kaza nedeniyle 15 yaşındaki küçüğün hayati tehlike geçirdiğini, maluliyetinin oluştuğunu ayrıca tedavi süresinde de iş gücü kaybına neden olduğunu, kazadan dolayı sürekli iş gücü kaybı ve geçici iş gücü kaybı sebebiyle davacı küçük ... için fazlaya dair hakları saklı tutularak 1.000,00 TL maddi tazminata karar verilmesi ayrıca 150.000,00 TL'de manevi tazminata karar verilmesini, anne baba içinde ayrı ayrı 75.000,00 er TL'den toplam 150.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini, maddi tazminattan araç sürücüsünün ve ZMSS olan ... Sigortanın sorumlu tutulmasını, manevi tazminattan ise sürücü ve ... sigortacısı ... Sigortanın müteselsilen sorumlu tutulmasının, hükmedilecek bedellere de şahıs yönünden kaza tarihinden itibaren sigortalar yönünden bildirim tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usulü yönünden dava dilekçesinde açıklanması gereken ve mevcut olması gereken hususların yer almadığı nedeniyle davanın usul yönünden reddi gerektiğini, kazada da müvekkili sürücünün herhangi bir kusuru bulunmadığını, bu nedenle davanın da reddi gerektiğini kaldı ki davacının uğramış olduğu bir zararın bulunmadığını, tamamen iyileştiğini, çalışmasına ya da okumasına engel bir durumun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın kaza tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortası olduklarını ancak davanın zaman aşımına uğradığını, iki yıllık dava açma süresinin dolduğunu, ayrıca küçüğün maluliyete uğramadığı, herhangi bir vücut fonksiyonu kaybının söz konusu olmadığını, kazadaki tüm kusurunda küçükte olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili de cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın kaza tarihinde tüm oto sigorta poliçesi ile müvekkili tarafından teminat altına alınmış bulunduğunu, ihtiyari mali sorumluluk sigortasının zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limiti üzerinde kalan miktarla ve kendi poliçesinin teminat limitiyle sınırlı olduğunu; öncelikle kusurun araştırılması gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi sürücünün kusurunu kabul etmediklerini ayrıca küçüğün kazadan dolayı maluliyete uğrayıp uğramadığının da tespitinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, " Davacı tarafın maddi tazminat talebinin Reddine, Davacı tarafın manevi tazminat talebinin Kısmen Kabulü ile, Kazadaki kusur oranları sebebiyle de bir miktar indirim yapıldıktan sonra davacı... için 10.000,00 TL, diğer davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 2.000,00'şer TL olmak üzere toplam 14.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... AŞ'den müteselsilen tahsiline, bu tahsilat yapılırken ...'den yapılacak tahsilatlarda kaza tarihi olan 23/05/2016'dan itibaren sigorta şirketinden yapılacak tahsilatlarda ise dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,Fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi raporunda, müvekkiline tali ve %25 oranında kusur yükletildiğini, kazanın meydana gelişi itibariyle, müvekkilinin hiç bir kusuru bulunmadığını, bu kusuru kabul etmediklerini mahkemeye bildirerek, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, mahkemece bu taleplerinin karşılanmadığını, müvekkili ...’nın beden gücü kaybı ile ilgili Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporun, bilime ve maddi gerçeklere aykırı ve tam teşekküllü Lütfi Kırdar Şehir Hastanesinin 24/11/2016 tarihli heyet raporuyla da çelişkili olduğunu, mahkemece eksik ve hatalı rapora itibar edilerek, yıllarca tedavi gören müvekkilinin beden gücü kaybının “% 0” olduğunun kabulünün maddi gerçeğe ve vicdana aykırı olduğunu, müvekkilinin öğrenci olduğundan bahisle iş gücü kaybına dayalı maddi tazminat verilemeyeceğine dair kararın hukuka aykırı olduğunu, bakıcı, tedavi ve yol giderlerine de hükmedilmediğini, mahkemece takdir edilen manevi tazminatın, müvekkillerinin çektikleri elem ve acıya hukuken karşılık vermekten çok uzak olduğunu, mahkemece davalı ... ve sigorta şirketi için, kazaya neden olan ticari aracın işleteni olmadığından bahisle ticari faiz uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına dava dilekçesine ekli engelli sağlık raporunda herhangi bir yönetmelik belirtilmediği anlaşılmakla hükme esas alınamayacağından, raporlar arasında çelişkiden söz edilemeyeceğinden bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez. Dava dilekçesinde bakıcı, tedavi ve yol giderleri bakımından usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığından mahkemece bu yönde karar verilmemiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün % 75, davacı yayanın ise % 25 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/553 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre sürücü asli derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir. ... plakalı kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte minibüs olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine rağmen yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların düşük olduğu; aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda takdiren davacı ... lehine 15.000,00 TL, diğer davacılar lehine ayrı ayrı 3.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.Bu nedenle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,Buna göre:1-Davacı tarafın maddi tazminat talebinin REDDİNE,2-Davacı tarafın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile Davacı ... için 15.000,00 TL, diğer davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 3.000,00'şer TL olmak üzere toplam 21.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... A.Ş.'den müteselsilen tahsiline,Kabul edilen manevi tazminatlara davalı ... bakımından kaza tarihi olan 23/05/2016'dan itibaren; davalı sigorta şirketi bakımından dava tarihi olan 20/11/2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,Fazlaya dair manevi tazminat talebinin REDDİNE,3-Alınması gereken 1.434,51 TL ilam harcından baştan alınan 1.028,07 TL'den mahsubuyla bakiye 406,44 TL harcın davalılar ... ve ... AŞ'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 4- Davacılar tarafından yapılan 4.402,24 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gereğince, 612,23 TL' sinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den alınıp davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına 5-Karar tarihindeki AAÜT gereğince, reddedilen maddi tazminat için hesaplanan nispi vekalet ücreti maktu vekaletin altında kaldığından ve esasen hükmedilecek vekalet ücreti de asıl alacağı geçemeyeceğinden 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp, kendisini vekil ile temsil ettiren her üç davalıya eşit olarak paylaştırılmasına, 6-Manevi tazminat yönünden hesaplanan 21.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... Sigorta A.Ş ve davalı ...'den müteselsilen alınıp davacılara verilmesine; reddedilen manevi tazminat yönünden de 21.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalı ... ve ... AŞ.'ye verilmesine, 7- Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN;1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 89,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... ve ... A.Ş.'den tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.