mahkeme 2021/1466 E. 2023/2462 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1466
2023/2462
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2021/1466
KARAR NO: 2023/2462
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 23/03/2021
NUMARASI: 2019/1116 Esas - 2021/273 Karar
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketinin sigortalısı olan ...’un 19.07.2011 tarihinde ... plakalı araç ile seyir halinde iken ... plakalı aracın çarpması neticesinde motosikletten düşerek yaralandığını, kaza tespit tutanağından anlaşıldığı üzere davalı ... AŞ.’ne ZMSS sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğunu, kazada yaralanan ...’un müvekkil şirkete başvurarak tedavisini yaptırdığını, trafik kazası nedeni ile sigortalıya 6.553,81 Euro ödeme yapıldığını ve işbu davanın %75 kusura denk gelen kısmı için açıldığını, bu tedavi masrafını davalıların ödemekle yükümlü bulunduğunu ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek 4.915,35 Euro maddi tazminatın fiili ödeme tarihindeki kur değeri üzerinden TL karşılığının davalı SGK’dan temerrüt tarihi olan 02.06.2017 tarihinden itibaren, davalı ... AŞ.’den poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile dava tarihinden itibaren kamu bankalarınca Euro cinsinden bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görev ve zamanaşımı itirazından bulunarak müvekkili kurumun trafik kazaları sonucu oluşan tedavi giderlerinin ödenmesinin 2012/5 sayılı genelgenin birinci maddesinde düzenlendiğini ayrıca Karayolları Trafik Kanununda 04.04.2015 tarih 6645 sayılı yasanın 60. Maddesi ile yapılan değişik ve konu hakkındaki yönetmeliğin 4/1 ve geçici 1/1 maddeleri ile 2012/5 sayılı genelgenin birinci maddesinde genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde karşılanacağının hüküm altına alındığını ve müvekkil kurumunun tedavi giderleri nedeni ile oluşan sorumluluğunun sınırının belirlendiğini bu kapsamda yasal düzenleme dikkaet alınarak trafik kazaları nedeni ile oluşan tedavi, tıbbi malzeme, ilaç, refakatçi ve yol giderlerinin müvekkil kurum tarafından karşılandığını ancak müvekkil kurum tarafından karşılanmayan iş göremezlik, manevi-maddi tazminat talepleri ve bakıcı giderleri yönünden ise sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiğini, müvekkil kurum kayıtlarında yapılan incelemede davacının tedavisi için müvekkil kuruma fatura edilen tedavi giderlerinin müvekkil kurum tarafından ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlara ilişkin sorumluluğu; sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranı ile sınırlı olduğunu, tedavi giderlerinin tamamı, davadan önce yapılan Kanun değişikliği ile zorunlu trafik poliçesi kapsamından çıkarılmış, Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi ile; trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmalara ilişkin tedavi taleplerinin mağdurun SGK’lı olup olmaması önemsenmeksizin Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmesi gerektiğini, davacının faiz istemi yasaya aykırı olup hiçbir hukuki temeli bulunmadığını, sigortalısının sorumlu olduğu yasal faizden sorumlu olacağı hususu tartışmasız olduğunu, davanın müvekkili şirket yönünden reddine,Mahkeme aksi kanaatte ise; dosyanın kusur tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Tedavi giderleri toplamı 3.276,90 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki kur değeri üzerinden TL karşılığının 02/06/2017 tarihinden itibaren bankaların Euro cinsinden bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile davalı SGK'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Diğer davalı ...A.Ş yönünden davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; trafik kazalarına bağlı acil hal teşkil eden tedavi giderlerinden özel veya devlet hastanesi ayrımına gidilmeksizin ve SUT konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın ve kusur oranına bakılmaksızın tüm tedavi giderleri SGKnın karşılaması gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından yapılan kusur değerlendirmesinin hatalı olup dava dışı sigortalıya çarpan ... plakalı araç sürücüsü kazanın meydana gelmesinde %75 kusurlu olduğunu, KTK 84. maddesinde asli kusur sayılan hallerin belirtildiğini, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü h) kavşaklarda geçiş önceliğine uymama ve manevraları düzenleyen genel şartlara uymama asli kusurlarını ihlal ettiğini, bu sebeple asli kusur değerlendirilirken kusur oranı %75 olması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerleşmiş yargı içtihatları uyarınca, mezkur davada görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup , mezkur davanın öncelikle görev yönünden reddi gerektiğini, zamanaşımı def'i yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, 7036 sayılı yasanın 4.maddesinde, müvekkili kurum aleyhine açılacak davalarda müvekkil kuruma yazılı olarak başvuru yapılmasının ön koşulu olduğunu, Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere, yurt dışında yapılacak olan tedavileri kapsamadığı, ayrıca trafik kazasına bağlı tedaviler için sağlık hizmeti sunucuları tarafından Kuruma fatura edilen tedavi giderlerinin Kurum tarafından ödendiğini, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) "4.4 Yurt Dışında Tedavi" maddesinde belirtilen hükümleri de kapsamadığı anlaşıldığını, "Trafik Kazalarına Bağlı Tedavi Giderleri" konulu 2012/5 sayılı Kurumun Genelgesi 1.maddesi 5.fıkrasında "Yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamını yabancı ülkelerde sürdürmeleri halinde yurtdışında verilen tedavi hizmetlerinin bedeli Kurumca karşılanmayacağını, T.C. Uyruklu kişilerin yurt dışı tedavileri ise Kurumun ilgili mevzuatı çerçevesinde yürütülecektir. " denildiğini, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde davacının Kurumdan talep edilebilir bir alacağı bulunmadığını, sigorta şirketlerinin Karayolları Trafik Yasasının 98. maddesi dayanak yapılarak müvekkili kurumdan rücuen talepte bulunması söz konusu olamayacağını, trafik poliçeleri haricindeki diğer poliçelerden (özel sağlık sigortası poliçesi gibi) Kuruma herhangi bir prim aktarımı yapılmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince trafik sigortası poliçelerinden Kuruma aktarılan katkı payı dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu sona erdiği açıkça belirtilmediğini, öncelikle kazalı sigortalının Türk vatandaşı olup olmadığının araştırılması ve davacı şirketin kamu kurumu niteliğinde (Almanya'da SGK' ın görevini üstlenen bir kurum ya da şirket olup olmadığı) sosyal sigorta kapsamında kazalı sigortalının tedavi giderlerini karşılayıp karşılamadığı hususunun araştırılması gerektiğini, yerleşmiş içtihatlar uyarınca , trafik kazalarından kaynaklı tedavi giderlerinin teminat altına alınıp alınmadığı hususunun sözleşme ve ekleri getirilmek suretiyle değerlendirilmesi, tedavi giderlerinin teminat altına alındığının tespiti durumunda trafik kazasının ne şekilde gerçekleştiğini, sigorta şirketinin selefi konumundaki kişinin, yasa gereği SGK'nın sorumluluğunu üstlendiği (haksız fiil faili, işleten, trafik sigortacısı gibi) bir zarar sorumlusundan trafik kazasından kaynaklı dava ve talep hakkının olup olmadığını, var ise kazanın gerçekleşmesinde kusur durumunun ne olduğunu, sigortalının da kazanın gerçekleşmesinde kusur ve/veya müterafik kusurunun olup olmadığı hususlarının tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklığa kavuşturulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, Yerel Mahkemece bu incelemeler de yapılmadan dosya karara çıkarıldığını, yukarıda belirtili amir mevzuat hükümleri hiç dikkate alınmadan, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla , yukandaki amir hükümlerden de anlaşılacağı üzere, SGK'nın ödeme sorumluluğu sadece SUT hükümleri ve Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi kapsamındaki belgeli tedavi giderleri ile sınırlı olduğunu, karar bu yönü ile de hukuka aykırı olduğunu, ve kaldırılması gerektiğini, itirazları uyarınca dosyanın sosyal güvenlik mevzuatı ile SUT konusunda uzman başka bir bilirkişi heyetine tevdii ile yeniden rapor alınmasına, karar verilmesini talep edildiyse de Yerel Mahkemece bu talebi karara dahi bağlanmadığını, ayrıca, davayı kabul anlamına gelmemek üzere . yabancı para birimi üzerinden hüküm kurulması ve toplam 3.276,90 EURO'nun fiili ödeme tarihindeki kur değeri üzerinden TL. karşılığının 02.06.2017 tarihinden itibaren bankaların EURO cinsinden bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile davalı SGK'dan alınmasına karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olduğu kabul anlamına gelmemek üzere, 5502 sayılı yasanın 36.maddesi hükmünü amir olmasına rağmen usul ve yasaya aykırı olarak harçlara hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen tedavi giderinin rücu istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava, rücuan tazminat istemiyle açılmış olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açacak idi ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Sigortalı gerçek kişi tarafından davalı ZMMS sigortacısı aleyhine eldeki davanın açılması halinde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğundan, sigortalının halefi sıfatıyla davayı açan davacı sigorta şirketi yönünden de asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Davalı SGK vekilinin göreve ilişkin itirazları yerinde değildir.2918 Sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.Somut uyuşmazlıkta yaralamalı trafik kazası 19.07.2011 tarihinde gerçekleşmiş, dava 23/10/2019 tarihinde açılmış, arabuluculuk başvurusu ise 18/07/2019 tarihi son tutanak ise 23/10/2019 olduğundan dava tarihi itibariyle 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.Kaza nedeniyle kaza tespit tutanağında, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsüne KTK 53/1-b maddesi gereğince sola dönüş kuralına riayet etmediğinden kusurlu, davacı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı aracın sürücüsüne ise KTK 52/1-a araçların hızın kavşaklara yaklaşırken azaltmadığından kusurlu olduğu tespit edilmiş ancak asli tali kusurdan sözedilmemiştir. Mahkemece aldırılan kusur raporunda aynı kural ihlallerinden her iki sürücüye de %50 şer oranında kusur belirlenmiştir. Bu durumda kaza tespit tutanağı ile Mahkemece aldırılan kusur raporunun birbiri ile örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü anlaşılmakla davacı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 83/son maddesi (6098 sayılı TBK m. 99) hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Yabancı para borcunda faiz işletilmesine ilişkin 4/a maddesinde "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." hükmü düzenlenmiştir.Kabule göre, Yukarıda ifade olunan yasal düzenlemeler de göz önünde bulundurulduğunda, yabancı para borcunun alacaklısı olan davacı tarafın, fiili ödeme günündeki kur üzerinden talepte bulunma hakkına sahip olduğu gözetilerek ve davacının talebiyle de bağlı kalınarak karar verilmesinde ve ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğinden oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/1715 E. ve 2016/6513 K.sayılı kararı). 13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan değişiklikle "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı..." hükmüne yer verilmiş; 6111 Sayılı Yasanın Geçici 1.maddesinde de "Bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin de SGK tarafından karşılanacağı..." hükmü getirilmiştir.Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten, sürücü ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.Sosyal Güvenlik Kurumu' nun tedavi giderlerinden Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki sorumluluğuna ilişkin hüküm, Danıştay 10. Dairesinin 05/10/2010 tarih, 2007/7391 Esas ve 2010/7354 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece hükme esas alınan doktor bilirkişi raporuna göre, yukarıda izah edildiği üzere 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderleri yurt içinde olanlardan SGK sorumlu olduğu, yabancı uyrukluların Türkiye'de geçirdiği trafik kazası nedeniyle yurt dışında devam eden tedavilerinin SGK sorumluluğu kapsamında olmadığı gözetildiğinde, davacı vekili zarar gören 3.kişinin Alman vatandaşı olduğunu ve yurt dışında devam eden tedavi giderlerinin de talep edildiği halde raporlarda Türk vatandaşı gibi değerlendirilerek ve belgeli belgesiz tedavi gideri ayrımı yapılmadan mahkemece kusur oranına göre talep edilen miktarın yarısına karar verilmesi doğru olmamıştır.Davacı kazanın sonuçlarından dolayı Almanya'da almış olduğu tedaviler ve yapılan ödemeler ile ilgili belgelerin tercümelerini sunmuş olup, bu durumda Mahkemece, dosya konusunda uzman hesap bilirkişisine tevdi edilerek, tedavi belgeleri ve yapılan ödemelerin davacının yaralanması ile ilgili olup olmadığı, ödemelerin 6111 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce veya sonra yapılıp yapılmadığı ve miktarları ile ilgili rapor aldırılarak, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacının davalı Sosyal Güvenlik Kurumundan rücuen talep edebileceği tedavi gideri bulunup bulunmadığı hususunda yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15.10.2019 tarih, 2017/664 Esas ve 2019/9408 Karar sayılı kararı).Yine Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesine göre, davalı idare SGK harçtan muaf olup harçtan sorumlu tutulmaması gerekirken mahkemenin aksi yönde karar vermesi doğru olmamıştır. Bu yöne değinen davalı SGK vekilinin istinaf itirazı yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı vekili ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.