Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/2228
2025/233
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/2228
KARAR NO: 2025/233
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/03/2024
NUMARASI: 2022/770 Esas - 2024/209 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2025
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 20.03.2020 günü, müvekkilinin, yolcu olarak bulunduğu, davalıya trafik sigortalı aracın seyir halinde iken kapısının açılması ile araçtan düştüğünü, müvekkilinin meydana gelen trafik kazası nedeniyle sürekli maluliyetinin oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.500,00-TL sürekli iş göremezlik, 500,00-TL geçici iş göremezlik, 500,00-TL bakıcı gideri ve 500,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 5.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine aynı taleplerle yapılan başvurunun, Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 31.05.2021 tarihli kararı ile, davacının tamamen kusurlu olduğundan bahisle reddedildiğini, davacı tarafça, yapılan itirazın da İtiraz Hakem Heyeti kararı ile reddedildiğini, aynı taleple açılan eldeki davanın da kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça, dava açılmadan evvel eksiksiz şekilde başvuru yapılmadığını, davacının sürekli maluliyetinin bulunduğunu ve zararını ispatlaması, ayrıca müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlikten kaynaklı zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ... esas sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; dosyamızın davacısı ...'ün dosyamızın davalısı ... Sigorta A.Ş. aleyhine, dosyamıza konu trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebinde bulunduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin ... esas sayılı dosyası ile başvuruyu esastan incelediği, bilirkişi raporu doğrultusunda başvuranın %100 kusurlu olması nedeniyle başvurunun esastan reddine karar verdiği, davacı vekilinin karara itirazını inceleyen İtiraz Hakem Heyeti'nin 31/05/2021 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verdiği, davacının daha öncesinde Sigorta Tahkim Komisyonu ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından esastan karara bağlanan uyuşmazlıkla ilgili dava açamayacağı, kesin hüküm dava şartının bulunmadığı" gerekçesi ile; "Davacının davasının kesin hüküm dava şartı yokluğundan REDDİNE" karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; ilk derece mahkemesince karara dayanak yapılan Sigorta Tahkim Komisyonu kararında, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının doğru hesaplanmadığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin Sigorta Tahkim Komisyonunun sınırlarını aşar nitelikte keşif yapılması, tanık dinlenilmesi...vs gibi delillerin toplanmasını gerektirdiğinden verilen kararın hukuk hakiminin inceleme yapmasını engellemeyeceği hususuna ilişkindir. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece re'sen gözetilmesini gerektirir.(HMK.m.303) Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Bir kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için de, evvelce verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmiş olması zorunludur. Anayasa Mahkemesi'nin 2005/465 nolu başvuru üzerine yaptığı inceleme sonucunda verilen 12/09/2018 günlü kararda; hakem heyeti kararları ile ilgili olarak, kararın mahkemece tebliğ edilmesi gerektiğine hükmedilmiş ve bu kararla aynı mahiyette bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 gün ve 2018/5787 E.- 2018/11726 K. Sayılı kararında; "5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla hakem kararı kendisine verilen mahkeme, hakem kararının kendisine verildiğini ve kararın neden ibaret olduğunu iki tarafa da yazılı olarak tebliğ etmelidir. Her iki taraf hakkında da temyiz süresi ancak bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar." denilerek, sigorta tahkim komisyonu hakem kararlarına karşı istinaf/temyiz süresinin, mahkemesince tebliğinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir. Yargıtay 11. HD. 31/05/2018 gün ve 2018/1476 E. - 2018/4167 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir. Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dosya içerisinde yer alan Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 22.11.2021 tarihli, 2021/174463 sayılı kararının incelenmesinde; davacı tarafından davalı ... aleyhine, davaya konu kaza nedeniyle meydana gelen yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri zararlarının tazmini için talepte bulunulduğu, alınan bilirkişi raporunda, cenaze nakil aracının arka bölümünde yolcu olarak bulunan davacının, araçtan düşerek yaralanmasına neden olan kazada başvuru sahibinin tamamen kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığı gerekçesi ile, başvuru sahibinin sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri taleplerinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafça yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti'nin 12.02.2022 tarih 2022/İHK-7218 sayılı kararı ile, itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, ancak ilk derece mahkemesince tahkim kararın saklamakla görevli mahkemeye gönderilip gönderilmediği, kararın usulünce kesinleşip kesinleşmediği hususlarında inceleme ve araştırma yapılmadığı görülmüştür. Eksik araştırma ve incelemeyle karar verilemez. O halde mahkemece; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından kesin olarak verilen itirazın reddine ilişkin kararın, kararı saklamakla görevli mahkemeye gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise, mahkemece saklama kararı yazılıp yazılmadığı ve yazılmış ise kararın taraflara mahkemece tebliğ edilip edilmediği, bu suretle usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp belirlenmesi, henüz kesinleşmemiş ise talep edilen geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderine yönelik tazminat kalemleri yönünden derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de, davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu'na sürekli ve geçici iş göremezlik ile geçici bakıcı gideri tazminatı için başvurulduğu, eldeki davada ise, söz konusu taleplerin yanı sıra tedavi gideri tazminatı talebinde de bulunulduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin kararının; koşullarının bulunması durumunda ancak sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatı yönünden eldeki dava için kesin hüküm teşkil edebileceği, tahkim kararının; tedavi gideri talebi yönünden eldeki dava için kesin hüküm oluşturmayacağı, hal böyle olunca da ilk derece mahkemesince davacının açıklanan bu talebi yönünden yargılamaya devam edilerek, toplanan ve toplanacak delillere göre tedavi gideri talebine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve tahkim kararının eldeki davada talep edilen tüm zarar kalemleri için kesin hüküm oluşturacağı düşüncesiyle, davanın (tümden) usulden reddine karar verilmesi de hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4. maddesi hükmü gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a/4.madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf eden tarafından peşin yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.